Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

silaucan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
1,962
Aldığı Beğeniler
7
zeynocuğum aktardığın değerli bilgiler için sağol.....
bilhassa yatılı okulda okumak zorunda bırakılan bir neslin varlığından bahseden satırları üzülerek okudum,aile ortamında okumaları gerekirken maddi imkansızlıklar sebebiyle yatılılarda okuyan gelecek neslimiz var....acı..

ayrıca ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar ve halkın çaresizmiş gibi bunları seyretmesi gerçekten üzücü.....Avrupa birliği hikaye,sen kendi ayakların üzerinde güçlü durabiliyor musun,mesele bu......
 

zeyno

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,699
Aldığı Beğeniler
6
Konum
Gümüşhane
Takım
Galatasaray
Bu kültür kolay oluşmadı, minare yaptırma­yan yerden bitmiş sanır, bu kültürün arkasında dört yüz yılın birikimi, yüzlerce marka var, bi­zim bir Ülker'imiz, bir Efes'imiz, bir de Galatasarayımız var, yüzlercesine ihtiyaç var. işte OYAK Türk ekonomisini ele geçirdi. Tek bir markası yok. On yıl sonra, Türkiye siyasetini or­du, Türk ekonomisini bütünüyle OYAK yöneti­yor olacak! Yani, Ali Ağanın danası gibi Avru­pa sokaklarında dolaşacağız!

Türkiye yirmi-otuz milyonluk ülke olsaydı, hiçbir sorun yaşanmayacaktı, bu koca değir­mende öğütülüp, emilebilirdi. Ülkemiz yetmiş milyon, üstelik, Kemalistler "fikirle" değil duy­guyla yaşıyor, ne konuşulsa, ne tartışılsa "iha­net" arıyorlar. Ayrıca, kontrol edilemez sınırlar dışında ülkeye girmek için kendini sınırlarda öldüren yetmiş milyondan fazla muhacir göçü bekliyor, Van'da zenci mahallesi bile kurulu­yor, AB'ye girdiğimizde, sınırlanınız dışında biriken muhacir sayısı 70 milyona fırlayabilir, hesaplar böyle!

Ülke nüfusuyla Almanya kadar Avrupa Par­lamentosunda söz sahibi olacağız, bu dayanıl­mazdır, bir ishalli dana bir sürüyü bok eder. Avrupa tarihinden aldığı bu büyük siyasi yetki­leri şimdi şimdi uyananlarla bölüşmez. Akşam yemeğinden sonra gelen misafire, ya bir soğan verirler, ya bir sopa! Ağaç ağaç içinde büyür.

Avrupa uygarlığı şu: Akıl var herşey var, akıl yok, hiçbir şey yok! Bizde ise bir sokma akıl var, bir Kemalistler 'e sokuyorlar tutmuyor, bir İs­lamcılara sokuyorlar, mekanizma dağılmış. An­cak, döşenmiş evi kim istemez, hepimizin ağzı­nın suyu akıyor. Hristiyan oldukları için değil, bıçak sapını kesmeyeceği için, kendi sorunları­nı hep yumuşak çözecek, bizlerden gelen so­runları ise abartacaklar!

Bir maymun bir kapıda kırk yıl oynamaz, biz, iki yüz yıldır aynı kapıda oynuyoruz. AB, si­yasi macerasının sonuçlarını, kuruluşunu, ne­ler getirip getirmeyeceğini kestiremediği için, dışardan gelecek belirsizliklerle dolu bir ülke­ye kesinlikle hayır diyecek. Onlar da bilmiyor henüz neler olduğunu, kesilmemiş karpuza ka­rar verilmez!

Bu şuna benzer, diyelim Rusya'yla ortaklı­ğa gidiyoruz, aradan Bangladeş fırlayıp, beni de alın, dese, bu yüz yirmi milyonluk ülkenin içler acısı halini görüp, hayır da diyemeyece­ğimiz için, bekle, diyeceğiz ve ona dört yüz yılın yolunu tarif edeceğiz, şu yasaları çıkart, ölme eşeğim ölme.

Masal bu ya, di­yelim AB'ye girdik, çoğunluk milletvekilleri bizde. Bir boğazım, bir çüküm di­yen bu milletvekil­leri, bu yoğurdu kıllı işadamlarıyla hiçbir yere giremeyiz ama, diyelim, girdik. Avrupa'yı yönetiyoruz. Önü­müzde binlerce sorundan bir sorun: Rusya'nın nükleer tehdidi, nükleer pisliği. Bu sorun, Tür­kiye'nin tüm sorunlarından daha ağır yüzlerce dünya sorununun başında geliyor. Ülkemizde bu yönde yayınlanmış tek makale yok. Tempo, Aktüel, Hürriyet, Milliyet gibi gazeteler man­kenlerle ilgilendikleri için, köşelerde öküz ma­yısı gibi kat kat yükselmiş yazarlardan tek biri Kuzey Avrupa'ya, Kuzey Afrika'ya dair tek bir sorun okumadıktan için, zil zurna habersiziz.

Masal bu ya, Mehmet Gül, Ahmet Çakar gi­bi adamlar Avrupa Parlamentosunda bu soru­nu tartışıyor. Ne yapsınlar, çorbam yok taşacak, kocam yok boşayacak, "karşıyız" arkadaş diye­cekler. Bu adamlar, Avrupa Parlamentosu'nda dünyanın gelmiş geçmiş en büyük uygarlığının sorunlarını tartışacak! Çuvaldızına yumruk, iğ­neye kafa atan bu isimler Avrupa yönetecek! Tartışamadığı herşeye "karşı" olan, bu "kar­şılardan ideoloji oluşturan partinin bugün oy oranı yüzde otuz!

Bakın, bugün milletvekillerimize bir danış­man kadrosu verildi. Danışmanlar emir eri. Hanımın kuaför borcunu öde, helaya pompa al, hanımın mağaza alışverişinde torbaları tut gibi işler için mecliste istihdam ediliyorlar. Türkiye'de dünya sorunlarını aktaran dergile­rin adlarını hiçbiri bilmez, tartışmaz. Bir küçük belediyeyi, bir küçük hastaneyi yönetemeyecek bu çobanlar, dünya sorunlarını tartışacak!

AB konusunda en çok üzülen, parçalanan, en çok paniğe kapılanlar ise kemalistler! AB değil, yedi düvel, andlaşma değil, Sevr! Hem muasır medeniyete çıkma emri var, hem "bağımsızlığı" koruma! Nasıl olacak? AB tartışma­ları mevzuuna bir takıldılar, baktılar ki ikisi yanyana olmuyor, yürekleri, demirci örsünde demirle dövülüyor sanki. Muasır medeniyet de öyle menem bir şey ki, burada, devleti, milleti orduyu kumandayı bırakacaksın, akıl almıyor, çıldırmış durumdalar!

Horoz kendisini çöp tepesinde görmüş mü­ezzin oldum sanmış. Kemalistlerin iktidar kay­gısı, çok haklı. Tam da İngiltere-Almanya-Fransa'nın on asırdır devam eden düşmanlığını bi­tirme noktası, bu milli iktidar! Yani, yersin ka­bak, yemezsin, kapı açık, diyorlar. Bizse hala aptal liberal yazarlarımızla, zorla zorla bir yokuş kaldı deyip, hergün AB'ye girip girip çıkı­yoruz.

Kemalistlere hak veriyorum, Sevr'den beter bu, AB, hem Milli Güvenlik Kurulu'nun, hem devletin, hem ordunun, hem de derin devletin iktidarını istiyor, gölgesini dahi yasalarla yasak­lıyor. Başka sorunları nafile tartışmayın, ipin koptuğu yer burası. Ordunun bu iktidarı ver­meye niyeti yok, kuvayı milliye savaşı çoktan başladı. AB macerası ve tartışmalarını bitmiş sayın!

Haklısın asker ağam! Gavurdur bunlar, top­rağımıza göz koydular, bağımsızlığımızı istiyor­lar bizden. İktidarı istiyorlar. Yüzde yüz haklı­sın. Vermeyin bağımsızlığımızı, sakın taşıma­yın iktidarı Avrupa'ya, sonuna kadar yanınızda­yız!

Türk ordusu, benim asker ağam! Bu ülkenin iktidarı, yönetimi, halkın elinde olsaydı, o ba­ğımsızlığı Avrupa ellerinde kimse alamazdı eli­mizden. Oysa şimdi birkaç yasayla, kralın yetki­lerini alır, kralı öldürüp, bitiriyorlar. Haklısı­nız. Siyaseti halk yapsaydı, parlamentomuz hal­kın temsilcilerinin olsaydı, İngilizler gibi, Al­manlar gibi, bu halkın temsilcileri orada mil­yonlarca sayfa dosya arasına çatır çatır girer, ül­kelerinin menfaatlerini, konuşur, tartışır sahip çıkardı!

Asker ağam, bağımsızlık ve onur, halkın elinde olsaydı, bu halkın elinden hiçbir kuvvet alamazdı onu. Avrupa Birliği işte bu: Avrupa Birliği'ne tüm devletler, halklarının temsilcile­riyle dayandı, bizlerse, hala Milli Güvenlik Kurulu'yla omuz vuruyoruz. Korkunuzda haklısı­nız.

Halk bu topraklarda iktidarı alıncaya kadar da korkmaya devam edin!

Avrupa Birliği'ne gidecek Türkiye'yi ancak halkın sırtında taşıyabiliriz! Bunu öğrendiğiniz güne kadar acemice ve çocukça ve saplantılı bir şekilde muasırmış, çağdaşmış, uygarlıkmış, AB'ye girecekmişiz laflarını lütfen etmeyin.

Solcu liberalleri de sevmiyorum, onlar da sinsice, bu yasaları bu devletin çıkartacağı yok, girdik-gireceğiz gazıyla ve AB'nin sıkıştırmasıyla çıkartırız kurnazlığındalar! Yasaların çıkma­sı birşey değiştirmez, yasalarını koruyacak olan halktır, halkın koruyamadığı bir ülke köledir, halkın temsil edilmediği bir yönetim; müstem­lekedir!

Halkın siyaseti olmadan, Avrupa olmaz! AB dediğimiz bir demokrasi imparatorluğu!

Artık kemalistleri tut, tutabilirsen, öyle sert kuvayı milliye savaşı veriyorlar ki, vay maşallah! Bu toz duman arasında "Kemalist petrolcüler" dahi zuhur etti. İyi ki bahsi açıldı, hepimiz, si­yasete doğuda açılıp kapandığı söylenen bu ku­yuların hikayeleri yüzünden girdik, 12 Eylül öncesi sağcı, solcu her gence gidin, siyasallaşmalarının ilk sebebi olarak, doğuda betonla kapandığı söylenen kuyulara karşı biriktirdiği kin olduğunu söyleyecektir.

Gençliğimiz, bu kuyu, sondaj, beton hika­yeleriyle tükendi, hikayeyi tekrar vizyona sok­maya çalışıyorlar. Şu, çük gibi kayaları delen şeye sondaj diyorlar. Yeterince kuyu açılma­dığı, bu topraklarda çok petrol olduğu söyle­niyor. İnşallah vardır, hayırlısı olsun, doğdu­ğumuz günden beri bekliyoruz! Ancak, dö­nüp dönüp hep şu örneği veriyorlar. Roman­ya'da yılda bin defa sondaj yapılıyormuş, biz­de elli yılda bin beş yüz sondaj yapılmadı. Haklılar! Belki o kadar sondaj yapacak para­yı bulsak, petrol da buluruz, kimbilir! Ancak, askeri bütçemiz ortada, yüzmilyar dolarları silahlara yatırdık, durduk.. Tabiki bizde son­daja para bulunmaz.



Benim Kemalist petrolcü kardeşlerim elli yıl­dır halkın anasını .ikiyoruz, dağı taşı .ikseydik, belki kan yerine petrol gelirdi!

Öyle, Persil adam gibi, kahraman kahraman konuşmayın. O dağlarda döktüğümüz kan ka­dar petrol çıkartın yeter, o milyar dolarlık si­lahlan yağlayacak kadar petrol bulun yeter!

Bir solcu ağbi anlatmıştı, 60'h yılların sonu herkes petrol var, diye konuşuyor, askerde, eğitim alanında sürünüyormuş. Sürün, sü­rün, akşama kadar. Bir dakika nefes alamı­yor! Bir nefeslik dinlenmek için, aklına bir fi­kir gelmiş, komutana çıkıp, "Komutanım bur­numa petrol kokusu geliyor! demiş. Komu­tan, kaytarmak için uydurduğunu da biliyor, ensesine bir şaplak atıp: "Bu halk, ne zaman çamur içinde burnuyla sürtse, burnuna pet­rol kokusu gelir!" demiş.

Türkiye ne zaman dibe vursa, böyle bir umut uçurulur! Ne diyelim, iş bilmeyen çavuş­lar, döner bokunu avuçlar! Bırakın cahilce tartışmaları! Bardakta suyu dövmüşler, ne kara ol­muş ne beyaz!

AB tartışmaları yine ucuz siyasetçilerin, ucuz köşe yazarlarının işine varıyor! Sağ libe­raller ANAP, DYP, eskiden baraj, köprü yaptı­racağız derdi, şimdi AB'ye gireceğiz diye oy topluyorlar, sendikalar, koskoca bir halk yi­yor bu masalı!.

İşte böyle Avrupa Birliği macerası. Av­rupa'da her türlü orospuluk, her türlü mu­amele var ama, Avrupa denen şey, kafadan, akıldan .iktirmediği için Avrupa oldu. Bizde tam tersi, hiçbir taraftan elletmiyor, koklat­mıyoruz, yalnız kafadan .iktiriyoruz, ekran­larda, gazetelerde!

Bittiiiii...
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
ORiJiNAL YAZARI : zeyno
Sadece senin için yayınlıyom tebessüm.Oku valla.

Sadece tebessüme oku demişin ama bende okudum.kusura bakmazsınız inşeAllah.:)
 

TebessüM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,558
Aldığı Beğeniler
9
Çok çarpıcı ve akıcı bir yazıydı zeyno ükle gerçeklerine çok can alıcı yerlerinden parmak basmış yazar , kelimeleri çok net ve anlaşılır .
Allah razı olsun
 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
[schild]Çok güzel olmuş ellerine sağlik......

Devamini bekleriz.........[/schild]
 
Üst Alt