Tasavvufta dünyalık mevki ve makamlara iltifat etmemek, İbrahim Edhem’in k.s. tavrından hareketle “Edhemlik” diye nitelendirilir. “Tahtgâh-ı âleme meyletme, Edhemlik budur.” denilmiştir.
İbrahim Edhem, Belh melikinin oğlu idi. Gençlik çağında, avlandığı bir gün gaipten bir ses duydu. “Ey İbrahim!” diyordu o ses; “Sen bunun için mi yaratıldın? Av peşinde koşmakla mı emrolundun?” Bunun üzerine tacı tahtı bırakıp elbiselerini bir çobanınkiyle değiştirerek tasavvuf yoluna girdi. Dünya sultanlığını terk etti ama neticede gönüllerin sultanı oldu.
İbrahim Edhem hazretleri zahidliğin ve dünyaya istiğnanın sembolü olduğu kadar, dünyalık mevki ve makamları isteyerek değil, bunlardan vazgeçilerek de Allah rızası için hizmet yapılabileceğini gösteren bir örnek. Ve hepimiz yolun başında ona sorulan soruların muhatabıyız.
Önemsediğimiz, üzerine çok düştüğümüz, mesai harcadığımız her iş ve emelde bizim de o sesi duyup hatırlamamız gerekiyor: “Biz bunun için mi yaratıldık?”
Dünyalık biriktirmek, “şişeden bina kurmak”tır. Makam mansıp düşkünlüğü ile en son “yerden göğe yığılan küplerin tepesine” varılabilir. Biri bir tekme vurmazsa tabii. Biri vurur mu vurmaz mı bilinmez ama Azrail’in tekmesi kaçınılmaz.
Yunus Emrenin bununla ilgili iki dizesini hatirlayalim.
“Şişeden bina kursalar
Bir hayli vakit dursalar
Sonra sopayla vursalar
Ne hoş olur şangırtısı!
Yerden göğe küp yığsalar
Tepesine dek çıksalar
Sonra bir tekme vursalar
Ne hoş olur gümbürtüsü!”
İbrahim Edhem, Belh melikinin oğlu idi. Gençlik çağında, avlandığı bir gün gaipten bir ses duydu. “Ey İbrahim!” diyordu o ses; “Sen bunun için mi yaratıldın? Av peşinde koşmakla mı emrolundun?” Bunun üzerine tacı tahtı bırakıp elbiselerini bir çobanınkiyle değiştirerek tasavvuf yoluna girdi. Dünya sultanlığını terk etti ama neticede gönüllerin sultanı oldu.
İbrahim Edhem hazretleri zahidliğin ve dünyaya istiğnanın sembolü olduğu kadar, dünyalık mevki ve makamları isteyerek değil, bunlardan vazgeçilerek de Allah rızası için hizmet yapılabileceğini gösteren bir örnek. Ve hepimiz yolun başında ona sorulan soruların muhatabıyız.
Önemsediğimiz, üzerine çok düştüğümüz, mesai harcadığımız her iş ve emelde bizim de o sesi duyup hatırlamamız gerekiyor: “Biz bunun için mi yaratıldık?”
Dünyalık biriktirmek, “şişeden bina kurmak”tır. Makam mansıp düşkünlüğü ile en son “yerden göğe yığılan küplerin tepesine” varılabilir. Biri bir tekme vurmazsa tabii. Biri vurur mu vurmaz mı bilinmez ama Azrail’in tekmesi kaçınılmaz.
Yunus Emrenin bununla ilgili iki dizesini hatirlayalim.
“Şişeden bina kursalar
Bir hayli vakit dursalar
Sonra sopayla vursalar
Ne hoş olur şangırtısı!
Yerden göğe küp yığsalar
Tepesine dek çıksalar
Sonra bir tekme vursalar
Ne hoş olur gümbürtüsü!”
Son düzenleme: