Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

mihra-ce

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Eyl 2005
Mesajlar
57
Aldığı Beğeniler
0
Sıla, türkülerimizde, şiirlerimizde hasret ve hüzün dolu çağrışımlarla bizi gönlümüzden yakalayan bir kavram.
Vatan hasretimiz, ana-baba özlemimiz, doğduğumuz büyüdüğümüz toprakların kokusu bazen bu bir tek kelimede gizlenir.
Sözlükler sıla için doğup büyüdüğü yere gidip, ayrı kaldığı yakınlarına kavuşma diyor.
Sıladan söz ederken, dilimizin ucuna bir başka kavram geliyor: Sıla-i Rahim.
Sıla-i rahim; akrabaya yaklaşmak, onları arayıp sormak ve ziyaret etmek, elinden geldiğince onlara yardımcı olmak mânâlarında kullanılmaktadır. Dinimizin üzerinde ısrarla durduğu konulardan biri sılai rahimdir ki, akrabayla ilgiyi kesmemeyi, hürmetkâr olmayı, maddî-mânevî her çeşit yardımda bulunmayı, onlara şefkat ve merhamet göstermeyi, yakınuzak akrabanın her bir ferdine samimi sevgi beslemeyi ve güler yüz göstermeyi içine alır. Efendimiz (sas)in bu hususla ilgili hadisleri:

Allaha ibadet edin, akrabaya iyi davranın., Allaha ve Ahiret gününe iman eden
kimse akrabasını gözetsin., Hısım ve akraba ile ilgiyi kesenler cennete giremez., Karşılık olsun diye yakınlarını ziyaret eden kimse gerçekten görüp gözeten değildir; asıl ziyaretçi, kendisiyle temas kesildiği halde münasebetini kesmeyip sürdüren
kimsedir. şeklinde sıralanabilir.

Peygamberimiz (sas) hakkı tebliğine karşılık, akrabasına meveddeti (sevgiyi) istemiştir. Nitekim kendisinin (sas) de uzak akrabalarına bile gösterdiği hürmet ve merhamet, bizim için önemli bir ölçüdür. Akrabalar arası münasebeti kesme, dinen
fâsık sayılan kimselerin özelliklerinden biri olarak sayılmaktadır.

Gün geçtikçe yalnızlaşıyoruz. İlişkilerimiz her gün daha da zayıflıyor. Kendimizin dışındaki insanları gün geçtikçe umursamaz oluyoruz. Bunun en önemli sebebi modern dünyanın bizlere sunduğu hayat tarzı ve kendi değerlerimizden uzaklaşmamız. Bunun en belirgin örneğini akraba ilişkilerinde yaşamaktayız.
Kentlere doğru yaklaştıkça akraba ilişkilerinin zayıfladığını, hatta kaybolma noktasına geldiğini görmekteyiz. Halbuki imanımız bizler akraba ilişkilerini mümkün mertebe kuvvetlendirmemiz, onları koruyup, kollamamız noktasında uyarıyor. İlişkileri koparmayı ise yasaklıyor.
Şimdilerde kaybolmaya yüz tutmuş, ama inancımızda önemli bir yere sahip olan bir de sıla-i rahim kavramımız var. Sıla memleket anlamına geldiği gibi, ulaşma, kavuşma manasını da taşır. Sıla-i rahim gerek kan, gerekse evlilik vesilesiyle oluşan
hısımlara, yakınlara iyilikte ve yardımda bulunma, onlarla ilgilenme, akrabalık bağlarını güçlendirip, koruma manasına gelir.
Peygamberimizin ilk tebliğleri arasında sıla-i rahim de yer almıştır. Sıla-i rahim, dinimizin hassasiyetle üzerinde durduğu vazifelerdendir. Müslümanlar arasında kardeşlik hakları bulunmasının yanı sıra, akrabalar arasında bir de sıla-i rahim hakları olduğunu biliyoruz. Gerçekten de sıla-i rahim, insanları boncuk taneleri gibi bir araya
getiren ipliğe benzer. Bu bağı koparmak hoş görülmediği gibi, kuvvetlendirmek övülmüştür.

İnsan tek başına yaşayamaz. İnsanlarla münasebet, hayata mânâ ve güzellik katar.

Bunun için insan hayatının çok mühim yönlerinden biri, insanlarla kurulan yakınlıklar ve bunlara yüklenen mânâlardır. Yakınlık kurmak, insanî duygulardandır. Akrabalık milletlerarası münasebetlerde de aranan bir mefhumdur. Akrabalık, dilimizdeki akraba gibi olmak, akrabadan sayılmak, akrabadan öte deyimlerinde görüldüğü
gibi, beşerî isteklerle ortaya çıkan ve arzu edilen bir durumdur.

Genetik bakımdan değilse bile, sosyal münasebetler yönünden Anadolu kültüründeki musahiplik, kirvelik, ahretlik, ad babalığı, sağdıçlık gibi durumları da akrabalığa eklemek gerekir. Hayatın başından itibaren elde edilen her yakınlık, yeni kazançları
Akrabalar, insanın ilk tanıdığı, sevdiği, insanî münasebetlerini geliştirdiği, şirin ve sıcak bakışlardan oluşan çevresidir. Onların varlığı insana moral destek sağlar. Bu ilk münasebetler müspet ve menfî yönleriyle neredeyse ömür boyu sürecek alışkanlıkların ve insanlarla münasebetlerin temel kriterini teşkil eder.

Yapılan hayırlı işlerin yakınlara da faydası dokunur. Aksine serseri olan bir kişi, öncelikle akrabalarına zarar verir. Vatanına ve milletine faydalı olan biriyle önce akrabası iftihar eder. En çok görüşülmek istenenlerin başında akrabalar gelir.

Tecritte, yalnızlıkta, hastalıkta yahut gurbette akrabanın yüzü, şefkati ve ilgisi aranır.

İnsanın iyilik yapması güzeldir, önce akrabaya iyilik yapılırsa daha güzeldir. İnsanın hürmetkâr ve merhametli olması güzeldir, önce akraba içindeki aceze, hastalara, ihtiyarlara hürmet ve merhamet edilmesi daha güzeldir. Hastanın halinin sorulup
ziyaret edilmesi güzeldir, ziyaret edilen hasta akraba ise daha güzeldir. Akraba münasebetleri, aynı soydan gelenlerin âdeta yeniden birbirini keşfidir. Bu ilişkilerin sosyal, ekonomik, psikolojik, dinî ve beşerî yönleri vardır.


Enes b. Malik (r.a.) anlatıyor:
Allah Resulü'nü (a.s.) şöyle buyururken işittim: "Her kim rızkının bollaştırılmasını yahut ecelinin geciktirilmesini arzu ederse, sıla-i
rahim yapsın."

Değerli dostlar yeni sıla-i rahimden dönünce böyle bir paylaşımda bulunmak istedim.Allah (cc) size de nasip etsin.

Selam,sevgi ve dua ile.......

Şengül yiğit
 

silaucan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
1,962
Aldığı Beğeniler
7
Gün geçtikçe yalnızlaşıyoruz. İlişkilerimiz her gün daha da zayıflıyor. Kendimizin dışındaki insanları gün geçtikçe umursamaz oluyoruz. Bunun en önemli sebebi modern dünyanın bizlere sunduğu hayat tarzı ve kendi değerlerimizden uzaklaşmamız. Bunun en belirgin örneğini akraba ilişkilerinde yaşamaktayız.
Kentlere doğru yaklaştıkça akraba ilişkilerinin zayıfladığını, hatta kaybolma noktasına geldiğini görmekteyiz
.

Malesef günümüzde akraba ile olan bağlar zayıflamış durumda,bir düşünelim bu bayramda aceba hangi akrabalarımızı ziyaret ettik?hangilerini aradık? insani ilişkilerimizin zayıflamamasını diliyorum yüce Mevla'dan....
 
Üst Alt