Cennetten kovulmuş gibi bir hal içindeyiz. Ve biz ellerimizde gelecegine dair küçücük bir umut taşıyoruz.
Arşların arşına, Seni bize gönderen Rabb-i Rahime dönüp diyoruz ki:
Ey Allahım! Bizi Gülsüz bırakma...
Biz bu sonbaharda buluşacaktık...
Gelecegin yollara umudumu yerleştirdim. Dikenlerin üzerine sevdamı gergef yaptım ki, hepsi güle dönsün. Bahar gelecekti, sen de gelecektin baharla. O zaman visaline açacaktı bütün çiçekler ve visal kokacaktı her biri. Rüzgâr vuslat türküleriyle esecek, yapraklar Sana (s.a.v) dogru kımıldanacak, semalar gelişine aglayacaktı sevinçten.
Sen (s.a.v) gelecektin, bulutlar siyah örtüsünü çıkaracaktı. Yıldızlar sönecek, aydınlıgında parlamaya devam edeceklerdi. Sen (s.a.v) gelecektin; Ay kararmışlıgını seninle giderecek, güller gibi kokmanın ne demek oldugunu senden ögrenecekti. Sen (s.a.v) gelecektin; Güneş yeniden tebessüm edecekti. Sen (s.a.v) gülecektin, zerreler ihtizaza gelecekti. Sen (s.a.v) gülecektin, binbir Ebu Zerr bakışlı hasbi yüregimin çöllerinden geçip Bedre fethe gidecekti. Sen (s.a.v)gülecektin, kâinat gülecekti seninle.
Bahar geldi geçti, sen gelmez oldun.
Gelece in yollarda, ümidim taşların gözyaşlarını barındırdı. Dikenler parçaladı sevdamın gergefini. Bahar geldi, çiçekler hasretine açtı. Gökyüzü, Nuh Tufanına taş çıkardı. Agaçlar hasretinle sararıp solarken, bulutlar yas ilân etti. Sen gelmedin, Ay kararmışlıgıyla dagıttı yakamozları. Gönlümün gülleri Nemruta har, baharın gülleri İbrahimin (as) ateşine yâr oldu. Yıldızlar, daha önce bıraktıgın izlere gözyaşlarını akıttı. Ve gelmeyişinin hüznü parladı gönlümüzdeki okyanuslarda.
Taşlara döndü kalbimiz, gelmedin.
Bilirim bizim yüregimizdir taşlara dönen, bizim kalblerimizdir. Bir türlü sana dönemeyişimizin, gözlerindeki yaşları dindiremeyişimizin, yüregindeki hüznü gideremeyişimizin taşlaşmışlıgıdır Seni (s.a.v) bizden uzak tutan. Ne Senin (s.a.v), ne de Senden (s.a.v) sonrakilerin ayak izlerini takip ettik. Hep Senden (s.a.v) gayrısına kaydı bakışlarımız. Adımlarına, yoluna, Sana yar olamadık. Sen Firdevsi bırakıp bize döndün, biz dünyayı bırakıp Sana dönemedik.
Sen (s.a.v) arşların arşında büyüklerin en büyügüyle muhatapken bizi sayıkladın, biz küçüklerin en küçügüne tenezzül ederken, Seni unuttuk.
Bizim yüregimiz, bizim kalimiz, bizim hâlimizdir taşlara dönen.
Seni bir türlü hakkıyla sevemeyişimizin taşlaşmışlıgıdır gelmeyişinizin sebebi.
Ey her saniye yagıp da farkına varamadıgımız rahmet deryasının kaynagı! Ey Güneşe Güneşligi, güllere güllügü, bize de insanlıgı ögreten!
Ey ümitlerimizin efendisi! Miraçtan iner gibi, hacdan döner gibi bekledigimiz!
Ey varlıgında güzel bir düş, sıcacık bir gülüş ve cennete geçirilen bir an, yoklugunda ise hazan oldugumuz...
Aglatmışlıgın buruklugu, kirlenmişligin utancı, küçüge tenezzül etmenin küçüklügü ve günahların ezikligigile bekliyoruz Seni. Gözlerimizle degil, Sana aç gönüllerimizle bekliyoruz. Mekkeden Medineye hicret eder gibi dön. Belki oradakiler gibi hasbi degiliz; ama Seni görmeden inanan, gecelerde Seni arayan, seccadelerinde okyanuslar barındıran hasbiler aşkına, Seni âlemlere rahmet olarak gönderen ve isyanlarımıza ragmen bizi helak etmeyen Yaradan aşkına dön...
Gözlerimizde semaların gözyaşları, yüregimizde Âdemvâri pişmanlıklar...
Cennetten kovulmuş gibi bir hal içindeyiz. Ve biz ellerimizde gelecegine dair küçücük bir umut taşıyoruz.
Arşların arşına, Seni bize gönderen Rabb-i Rahime dönüp diyoruz ki:
Ey Allahım! Bizi Gülsüz bırakma
Arşların arşına, Seni bize gönderen Rabb-i Rahime dönüp diyoruz ki:
Ey Allahım! Bizi Gülsüz bırakma...
Biz bu sonbaharda buluşacaktık...
Gelecegin yollara umudumu yerleştirdim. Dikenlerin üzerine sevdamı gergef yaptım ki, hepsi güle dönsün. Bahar gelecekti, sen de gelecektin baharla. O zaman visaline açacaktı bütün çiçekler ve visal kokacaktı her biri. Rüzgâr vuslat türküleriyle esecek, yapraklar Sana (s.a.v) dogru kımıldanacak, semalar gelişine aglayacaktı sevinçten.
Sen (s.a.v) gelecektin, bulutlar siyah örtüsünü çıkaracaktı. Yıldızlar sönecek, aydınlıgında parlamaya devam edeceklerdi. Sen (s.a.v) gelecektin; Ay kararmışlıgını seninle giderecek, güller gibi kokmanın ne demek oldugunu senden ögrenecekti. Sen (s.a.v) gelecektin; Güneş yeniden tebessüm edecekti. Sen (s.a.v) gülecektin, zerreler ihtizaza gelecekti. Sen (s.a.v) gülecektin, binbir Ebu Zerr bakışlı hasbi yüregimin çöllerinden geçip Bedre fethe gidecekti. Sen (s.a.v)gülecektin, kâinat gülecekti seninle.
Bahar geldi geçti, sen gelmez oldun.
Gelece in yollarda, ümidim taşların gözyaşlarını barındırdı. Dikenler parçaladı sevdamın gergefini. Bahar geldi, çiçekler hasretine açtı. Gökyüzü, Nuh Tufanına taş çıkardı. Agaçlar hasretinle sararıp solarken, bulutlar yas ilân etti. Sen gelmedin, Ay kararmışlıgıyla dagıttı yakamozları. Gönlümün gülleri Nemruta har, baharın gülleri İbrahimin (as) ateşine yâr oldu. Yıldızlar, daha önce bıraktıgın izlere gözyaşlarını akıttı. Ve gelmeyişinin hüznü parladı gönlümüzdeki okyanuslarda.
Taşlara döndü kalbimiz, gelmedin.
Bilirim bizim yüregimizdir taşlara dönen, bizim kalblerimizdir. Bir türlü sana dönemeyişimizin, gözlerindeki yaşları dindiremeyişimizin, yüregindeki hüznü gideremeyişimizin taşlaşmışlıgıdır Seni (s.a.v) bizden uzak tutan. Ne Senin (s.a.v), ne de Senden (s.a.v) sonrakilerin ayak izlerini takip ettik. Hep Senden (s.a.v) gayrısına kaydı bakışlarımız. Adımlarına, yoluna, Sana yar olamadık. Sen Firdevsi bırakıp bize döndün, biz dünyayı bırakıp Sana dönemedik.
Sen (s.a.v) arşların arşında büyüklerin en büyügüyle muhatapken bizi sayıkladın, biz küçüklerin en küçügüne tenezzül ederken, Seni unuttuk.
Bizim yüregimiz, bizim kalimiz, bizim hâlimizdir taşlara dönen.
Seni bir türlü hakkıyla sevemeyişimizin taşlaşmışlıgıdır gelmeyişinizin sebebi.
Ey her saniye yagıp da farkına varamadıgımız rahmet deryasının kaynagı! Ey Güneşe Güneşligi, güllere güllügü, bize de insanlıgı ögreten!
Ey ümitlerimizin efendisi! Miraçtan iner gibi, hacdan döner gibi bekledigimiz!
Ey varlıgında güzel bir düş, sıcacık bir gülüş ve cennete geçirilen bir an, yoklugunda ise hazan oldugumuz...
Aglatmışlıgın buruklugu, kirlenmişligin utancı, küçüge tenezzül etmenin küçüklügü ve günahların ezikligigile bekliyoruz Seni. Gözlerimizle degil, Sana aç gönüllerimizle bekliyoruz. Mekkeden Medineye hicret eder gibi dön. Belki oradakiler gibi hasbi degiliz; ama Seni görmeden inanan, gecelerde Seni arayan, seccadelerinde okyanuslar barındıran hasbiler aşkına, Seni âlemlere rahmet olarak gönderen ve isyanlarımıza ragmen bizi helak etmeyen Yaradan aşkına dön...
Gözlerimizde semaların gözyaşları, yüregimizde Âdemvâri pişmanlıklar...
Cennetten kovulmuş gibi bir hal içindeyiz. Ve biz ellerimizde gelecegine dair küçücük bir umut taşıyoruz.
Arşların arşına, Seni bize gönderen Rabb-i Rahime dönüp diyoruz ki:
Ey Allahım! Bizi Gülsüz bırakma
