Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

vakkas

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eki 2008
Mesajlar
7,027
Aldığı Beğeniler
42
Konum
karaman,almanya
Takım
Diğer
37pncp6.png






Bu Mektup Size Efendim..

Size sevdali milyonlar adina yaziyor, size gonderiyorum.

Icinden gecenler tam anlamiyla anlatmaya ki fayetsiz kaliyor kelimeler, cumleler bir bir devriliyor belki ama size layik olmayan askimi bu mektup ile size sunuyorum....

Sizin asirlar once bahsettiginiz bir asirda yasayan bir ummetinizim.

Efendim ben uzerine gunes dogan, namlazlarinda o manevi derinligi yasayamayan, kisaca sizin uzak durmayi emir buyurdugunuz seylere yakin olan biriyim.

Geriye donup tukenen yillarima baktigimda size yazacagim, size ovunle bahsedecegim hallerim yok ne yazik.

Isminizi duyunca hic hickiriklara bulanamadim.

Evet elim kalbimde sizi andim sizin istediginiz gibi ama ben isterdim ki mubarek isminiz anildigi vakit iki bukluk olayim, gozyaslarina buruneyim, anam babam sana feda olsun sana Ya ResulALLAH diye hickiriklarla bir de ben sesleneyim...

Yazik ki sizi sevmekten baska, size yazacagim birseylerim yok benim....

Efendim sizi ruyalarimda gormeyi de cok ama cok isterdim.

Sizi gorenler anlattilar sizi, sizin nur cehrenizden bahsettiler, saclarinizi gozlerinizi anlattilar.

Sizi gorenler size layik hallerinden belli.

Ben sizi gormeye hakkim olmadiginin idrakindeyim, yadirgamiyorum...

Ama Efendim siz kapilari oyle apansiz calarsiniz ki, camurlarin icinde size uzanan elleri oyle apansiz tutarsiniz ki, belki de bu bende ki umidi soldurmayan..

Efendim eger mektubumu okumaya layik bulursaniz biliniz ki ben ruyalarim da hayalinizi dahi gormeye raziyim...

Bir sabah uyandigimida gozlerimde hala duran gozyaslarimin olmasini, yuzumde mubarek ellerinizin sicakliginin gitmemmis olmasini o kadar cok isterim ki...

Bazen sizinle uzun uzun konustuklarinizi anlatanlar var.

Bilin ki oyle buyuk hayallerim yok benim haddimi bilirim, konusmasaniz da bir nefesinizi duymak dahi kafi gelir bana.

Bazende ummetinizden kimilerinin saclarini oksuyor.

Kimilerine uzun uzun tebessum ediyormussunuz, ah! ne buyuk saadet.

Beni de elinizle geri cevirip huzurunuzdan kovmayin ne olur, tebessum etmeseniz de raziyim ama yeterki yuzunuze hosnutsuzlugun ifadesini dusuren ben olmayayim.

Ya ResulALLAH!


Cok savrulduk sensizlik girdabinda..



Sana gerektigi gibi baglanip gerektigi gibi teslim etseydik kalplerimizi, bu izdiriap olan yasantimiz sukunet'e erecekti elbet..



Lakin sahsim adina yapamadim..



Tovbelerimi samimiyetsizlik icin de gonderim Rabbime..



İyiliklerim riyalara bulandi, cok yoruldum Efendim..



Şu karanliklarda isigina cok muhtacim...

Ey Gullerin Efendisi bu hafta sizin kutlu dogum haftaniz..

Bizler kendimize yeni yeni gunler urettik...

Annelerimizin, babalarimizin, sevgililerimizin, hatta komsularimizla altin gunlerimiz bile var..

Kisacagi 365 gunun 365'ini de bir hayali avuntu icinde doldurduk kendimizce...



Ah! bir bilsen Berat gecesi, Kadir gecesi, Mirac gecesi varken bizler neler nelerle oyalandik hep.

Ama Efendim sizi sevenler hergununu her anini sizinle vuslat aniymis gibi yasiyor.

Bende bir gul aldim bugun en guzelinden en kirmizisindan ve en guzeli kokanindan.



Siz olsaydiniz simdi aramizda eminim kapinizin onu gullerle dolardi.

Ben kendi ellerimle vermeye cekinirdim utanirdim belki.



Ama uykusuz kaldigim gecenin sabahinda, ilk isiklarla kapinisizin onune birakip sizin icin sectigim gulu, kapinizi calip hizla izaklasirdim..



Uzaklardan, gulumu ellerinize aldikdan sonra yuzunuze dusen dunyanin en guzel tebessumunu seyrederdim.

Size gunun ilk gulunu ben vermek isterdim Efendim...
 

semerkand

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Tem 2008
Mesajlar
4,468
Aldığı Beğeniler
40
Konum
Başakşehir-istanbul
Takım
Diğer
Bir sabah uyandigimida gozlerimde hala duran gozyaslarimin olmasini, yuzumde mubarek ellerinizin sicakliginin gitmemmis olmasini o kadar cok isterim ki...


Allah razı olsun..emeğine gönlüne sağlık çoook güzeldi..!!!
 

vakkas

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eki 2008
Mesajlar
7,027
Aldığı Beğeniler
42
Konum
karaman,almanya
Takım
Diğer
Sevgili Efendim;

Bu mektubu hoşgörünüze sığınarak yazıyorum. Yüzyıllar önce, gönüllere ilmek, ilmek, işlediğin “insanlık onurunun” bizde meydana getirdiği özlemle, bir türlü tadına doyamadığım her şeyden çok tatlı sevgin üzerine yazıyorum.

Kör bir kuytuda kaybettiğim benliğimi, sadece senin işaret ettiğin doğrultuda bulmaya çalıştığım için yazmaya cüret edebildim Efendim!

Suya yazdığım, taşa yazdığım, dağlara yazdığım ama senden hep sakladığım acılarımı şimdi sana yazıyorum Efendim! Aramızdaki uçurumlardan, sana yalnız bu mektubu yollayabiliyorum. Hiç bir zaman bulamadığım, cesaretim ve benliğim, yalnız bunu başarabiliyor. Bu mektup, kalabalıklar içerisinde yürüyen bir yüreğin sessiz feryadıdır Efendim!

İçine, aynı çağda paylaşamadığımız sevgiyi, yüzümde tek tük dolaşan gülücükleri ve karşında sevginden eriyen yüreğimi, yüzüne bakamamanın utancından gözlerimden süzülen damlacıkları koyuyorum. Yine içine umudu, mutsuzluğu, hep kendime duyduğum güvensizliği, karanlıkta bulduğum Miraç yolunu aydınlatan ışığını da koyuyorum. Efendim, senin sevgi ikliminde yanmak ve yunmak istiyorum. Ama sevgin o denli dizayn edilmiş ki, kendimi tarifi imkansız bir huzurda buluyorum. Senden aldığım ışıkla sadece kendimi değil, çevremi de aydınlatmak istiyorum. Yaşamak için değil, yaşatmak için yaşamak istiyorum. Asla ölmek için değil. Zira ölmek kurtulmaktır biliyorum. Efendim, ben yalnız açlığı, soğuğu, çaresizliği ve siyah olan her şeyi öldürmek istiyorum. Silâhım, dürüstlük, kurşunlarım bir bir filizlenen sevgi olsun istiyorum. İçimdeki bütün hırsla ve bütün yalnızlığımda, korkularımla, yalan yanlış dünyamla yazıyorum bu mektubu! Suya yazdığım, taşa yazdığım, dağlara yazdığım acılarımı şimdi sana yazıyorum. Ben sana hiç bu kadar açık yürekli olamamıştım. İçimi yakıp, yıkan gerçekleri ben senden hep gizledim. Gizlilikler, yerini asla bağışlanmayan yanlışlara çevirdi. Acılar, umutlar bitmek bilmeyen çığlıklarla beraber olup feryada dönünce, o feryat sana yalan olarak geri döndü. Sevgileri ve yarınları kilitledim, güneşi kilitledim bütün dünyamı karanlıklar boğdu Efendim! Ama ne yazık ki yalanları hapsedemedim, onlar kaçıp dilime geldi. Sana bazen de yalan söyledim. Çünkü ben, gerçekler içinde en şerefli olmama rağmen en zayıf bir yaratığım.

İçimde yeşerttiğim bir fidandır dostluğun. Dalları tüm uzayı kaplayacak genişlikte, kökü de arzın merkezinden daha ötelerde... Yemyeşil yapraklarından en nadide kokular yayılıyor... Ki, her seherde gözyaşlarımla sularım. Sımsıcaktır fidanın suyu. Çünkü yüreğimden geliyor, ta derinlerden. Hiç susuz kalmadı fidan. Ben hep ağladım. Sevgin o denli büyüdü ki, kendimi yaprak üzerinde bir zerre gibi hissetmeye başladım. Çünkü akan gözyaşlarımda sadece konsantre olmuş sevgi yoktu. Gözyaşlarımda haksızlıklar karşısında sesleri çıkmayanlara karşı duyduğum öfke vardı, onlarla beraber aynı mekânları paylaşmanın utancı vardı. Yeterince bir tepki koyamamanın çaresizliği vardı. En kötüsü de, fidanın kökünü -günde en az beş kez kovmama rağmen- her an kemirmek isteyen çağdaş aç kurtlar. Buna rağmen fidan yemyeşil. Onu böyle yeşil tutan sadece sana olan sevgim Efendim!

Efendim, sen gittin bulutlar kararttı ufuklarımızı. Güneş sımsıcak ısıtmıyor, ay parlak değil eskisi kadar, yağmurlar merhametli yağmıyor artık. Her bir nimet yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Gittin, hemen sonra, yaşayanlar beden kalelerimize mancınıklar yerleştirdi. Paslanmaz çelikten ördüğümüz yüreklerimize kadar uzandı mancınıkları ve direncimiz kırıldı, düşman akın üstüne akın yapar oldu. Gündüzleri bunaldık geceleri rüyamıza gelir misin diye bekledik. Ama boşunaydı bekleyişimiz. Çünkü biz mancınıkların ucundan tutmasını beceremedik. İçimizi bir vehin kaplamıştı. Kendimiz türetip, kendimizi olmadık senaryolarla yıllarca mahvettik. Biz varız Efendim, kendimize düşmandan daha düşman.
Ravzanda açan güller, artık bizim inişli yollarımızda kan ağlıyor. Sevr’deki örümcek, ağını örmüyor. Güvercin ise asla yuva kurmuyor. Ve biz oturduğumuz yerden Ebabilleri bekliyoruz Efendim! Gönül gülümüze hüzün karaları sürüldü de rengi görünmez oldu, Bülbüller ise bu diyarı terk edeli çok oldu. Efendim, siz gidince göz pınarlarımız gözyaşı matemine büründü. Yiğitlerin sensiz sularda nice vurgunlar yedi. Güllerle imar ettiğin gönül yuvalarımız bozuldu, yerine kuru ve hoyrat dallarla inşa edilen sevgiden uzak soğuk bir mekân inşa edildi.

Gönül Çiçeğim, “sen” kokmuyor artık bu hoyrat iklimler. Dallar, ürkek serçeler gibi dökülen çiçeklerine ağıtlar yakıyor. Efendim, sen gidince muhacir düşler süsler oldu uykularımızı. Seni kokladığımız düşlerimiz tek teselli kaynağımız. Şimdi muhacir düşlerimiz de tipili, boranlı gerçeklerin kuşatması altında. Dallarımızla vuruyorlar, mallarımızla vuruyorlar, çiçeklerimizle vuruyorlar bize. Hatıralarınla yüklü yüreklerimiz, mecnun nağmelere müptela şimdi. Yakup’un hasreti var sana yangın yüreklerimizde.

Gönül Çiçeğim, sana hep sevinçli haberler vermek isterdim. Beni hoş gör ve beni makamından uzaklaştırma. Belki birgün size yazanlar, güzel şeyler yazacaklar. Ama biz onlara güzellik bırakabilecek mücadeleyi göze alabilirsek.

Efendim! Umutlarımız, katillerin elinde silah; sevdalarımız, çocukların elinde oyuncak. İsyan kapılarının yüreklerde kilitli olduğu bir mevsimden yazıyorum. Mevsim yaz aylardan temmuz. Yüreğim kadar karanlık, yüreğin kadar aydınlık gecelerde yazmak isterdim. Yıldızları kandil yapıp koydum masama. Kulaklarımı tıkadım “akıllı füzelere”. Gözlerimi kapadım utancımdan. Ama gönül bahçelerimizin kanla sulanmakta olduğunu da sana, yazmadan vazgeçemeyeceğim. İçimde her bir mermide ölüp, yeniden dirilen bir nefer olduğumu düşünüyorum. Hani, “Ali Benim Aile efradımdır” demiştiniz, sevgili torunlarınız omuzlarınızdan inmeyince secdeden doğrulmamıştınız. İşte o güzel insanların şehit edildikleri topraklarda yine mümin kanı akıyor Efendim! İçimde kopan fırtınalar o topraklardaki savaşı durduramıyor. Gözyaşlarımız da kurumuş. İlk ve son silahıma sarılıyorum, yani dualarıma. Hayal denizine savuruyorum dualarımı, Ebabil olsunlar ve Ebreheleri kendi cehennemlerinde boğsunlar diye. Sessizliğimi bent yaptım gözyaşlarıma. Ama çığlıklarımı susturamadım gönül ülkemde. Sana, sana sesleniyorum! Efendim ne olur durdur bu gönül çığlıklarını. Ne bir akıllı füze yapabildik sesimizi duyuracak ne de bir Patriot. Ama çok lüks dairelerimiz var, sadece çalışmadan dinlenmek için.

Efendim, gönül dünyamda ışığın ana rengi gibi sayfalar açmak isterdim. Sonra renklendirmek isterdim güzellikler için. Sayfalarım kararsın istemezdim, gönül mahkememde... Sevgi bahçemin kapısını sonuna kadar açmak isterdim. Sabahın serinliklerinin müjdeler getirmesi ve bu müjdeyi her doğrultuda yaymam için Efendim!

Artık mektubuma son vermek istiyorum. Ne zamandan beri düşünüyorum. Zaman, Ebu Cehillerin veya Ebrehelerin zamanı mı? Nefes almak istiyoruz Efendim bir nefes almak istiyoruz. Bize bir nefes alabilmemiz için dualar ediniz. Bize korkularımızı yenebilmemiz için de yardımcı olunuz. Umudumu kaybetmiyorum. İnanıyorum ki, Firavunun ateşinde nasıl İbrahimler yeşerdiyse, bu şirk denizinde boğulmadan karaya çıkacak Yunuslar da olacaktır. Umutla, sevgiyle bunu bekliyorum ve bu yolda gayret ediyorum.

Efendim, ismin gönüllerimizin tespihi. Yeşeren dallarımızda bir kez gonca olman yeterlidir. Bize gönül Kâbe’ni açar mısın? Bizi huzuruna kabul buyurur musun? Bize şefaat eder misin?:agla:
alintidir
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
Çok güzel bi payLaşımdı
Rabbim peygamberimizi :sav: i görebilmeyi hepmze nasip etsin :oooo:
Allah razı olsun
 
Üst Alt