Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
BU MERTEBEYE NASIL ERİŞTİLER?


Rivâyet ederler ki Sahabe-i Güzîn (rıdvanullahi teâlâ aleyhim ecmaîyn) toplanmışlardı. Kendi aralarında konuşuyorlardı. Birisi kalkıp dedi ki: «Ya Eba Bekir! Allah (c.c.) için söyle, bu mertebeye ne ile eriştin? Hazreti Ebû Bekir radıyallahü anh buyurdu ki: «Yemin verdiğiniz için söylemek lazımdır: Dini dünyadan, ve Allahü Teâlâ Hazretlerinin rızasını da âhîret nimetlerinden üstün tuttum. Hiç bir gün hiç bir halimle Allahü Teâlâ Hazretlerinin hakkından kendi hakkımı üstün tutmadım.» dedi.

Hazreti Ömer radîyallahu anh'e sordular. O da buyurdu ki; «Her şeyi aziz ve zelîl kılan Allahü Teâlâ'dır».

Sonra Hazreti Osman radıyallahü anh'e sordular. Buyurdu ki: «Kitabullahı sağ tarafıma koydum. Sünnet-i Resûlullah ı sol tarafıma koydum ve dedim ki; Muhakkak Allahü Teâlâ Hazretleri benim bütün sırlarıma muttalidir».

Sonra, Hazreti Ali radîyallahu anh'e sordular. Buyurdu ki : «Cihâd ile otuz sene mücahede kılıcıyla, haşyet zırhiyle ve verâ kalkanıyla, tâat ve ibâdet oku ile gönül kapısında oturdum. Gönlüme ve hatırıma hiç bir şey sokmadım. Ancak Allahü Teâlâ'nın rızası olan şeylere müsaade ettim.
fazilet takvimi
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
ORiJiNAL YAZARI : fzehra
ELLERİME SAĞLIK NE GÜZEL PAYLAŞMIŞIM

Ellerinize saglik fzehra abla onemli bir konuya deginmissiniz.
bu konuyla ilgili bende bir yazi iletmek isterim insa'Allah

İmanda Mertebe ve Gelişme Söz Konusu mudur?

Bir çekirdek, nasıl büyüyüp ağaç olana kadar büyük bir gelişme ve inkişaf gösteriyorsa, îman da öyledir. İslâm âlimleri, imânı önce iki mertebeye ayırmışlardır:

1- Taklidî îman,

2- Tahkikî îman...

Taklidî îman: Ana - babadan, hocadan, muhîtten duyduğu ve öğrendiği şekilde, mes'ele üzerinde hiçbir akıl yürütmeden îman esaslarına bağlanmak demektir. Taklidî îman, inanç esaslarına, şuuruna ve teferruatına vâkıf olarak bir inanma olmadığı için, bilhâssa bu zamanda bâzı şübhe ve vesveselere mâruz kalabilir ve sarsılıp yıkılma tehlikesi geçirebilir:

Tahkikî îman ise: İmâna âit bütün mes'eleleri delilleriyle, tafsilâtlı ve teferruatlı bir surette bilmek, tasdik etmek, tereddütsüz inanmaktır. Böyle bir îman şüphe ve vesveseler karşısında sarsılıp yıkılmaktan kendini koruyabilir. Tahkikî îmanın da pek çok mertebesi vardır. Bu mertebeleri İslâm âlimleri başlıca üç kısma ayırmışlardır:

1 - İlme'l-yakîn mertebesi: İmânî mes'eleleri ilmen, tam teferruat ve tafsilâtıyla, delilleriyle bilmek ve inanmaktır.

2 - Ayne'l-yakîn mertebesi: İmanî mes'eleleri gözle görmüş, doğruluklarını bizzat müşahede etmiş gibi bilmek ve inanmaktır. Gözle görmekle ilmen bilmek, insana kanaat vermesi bakımından çok farklıdır. İnsan bir şey'i tereddütsüz, kesin olarak bilebilir, ama bir de gözleriyle görünce kanâatı kat kat artar. Amerika'nın varlığını ilmen bilmekle, bizzat görmek gibi... İşte îmanın ayne'l-yakîn mertebesi de, îman esaslarına gözle görmüş kat'iyetinde inanma hâlidir.

3 - Hakka'l-yakîn mertebesi: İmanî mes'eleleri görmekten ayrı, bizzat yaşayarak, içine girerek kabûl ve idrâk etmek demektir. İmanın bu üç mertebesini îzah bakımından şöyle bir misal verilmektedir: Bir yerden duman yükseldiğini uzaktan görmekle insan bilir ki, o yerde ateş yanmaktadır. Dumanı görmek suretiyle ateşin varlığını bilmek, ilme'l-yakîn inanmaktır. Sonra, duman çıkan yere gidip ateşi gözümüzle gördüğümüzü farzetsek, bu da ateşin varlığına ayne'l-yakîn inanmaktır. Bir de ateşin bizzat yakınına gidip sıcaklığını hissetmek, elimizi aleve doğru tutup yakıcılığını duymak suretiyle ateşin varlığını bilmek vardır ki, buna da hakka'l-yakîn inanma denilir.

İslam İlmihali
(Mehmet Dikmen)
 
Üst Alt