Bu yazı,
Dağadır,
Taşadır,
Kumadır,
Toprağadır,
Ama kınalı kuzuya değildir,
Onun sürme çekilmiş gibi olan gözlerine değildir........
Değildir çünkü,
Gözlerim gözlerin gibi değildir,
Yüreğim yüreğin gibi..........
Ben yüreğimde Hayat oyunun Şahını ve veziri oynarken,
Yani Puslu yüzünü,
Sen hayatın matlarını yaşıyorsun,
Mutluluklar bana koyarken
Sen bir Gram mutluluklar ile avunuyorsun,
Ben yemeğin tuzundan şikayet ederken,
Sen, ekmekle zeytini, Çorbana kattığın tuzu lüks sayıyorsun....
Sana yazı yazamam..............
Bu yazı,
Yazadır,
Kışadır,
Baharadır,
Yaprakları savuran sonbaharadır,
Ama Nazlı yarene değildir,
Onun kar beyazı gibi olan gözlerine değildir......
Değildir çünkü,
Kışında beyazına rağmen, Rahmet örtüsünün,
Kapkara bir kalp bendeki,
Gözlerinin beyazlığına inat.....
Yazında, güneş ısıtırken yaşlı dünyayı,
Kopukluğudur bendeki, sıcak toprağına,
Esiri olmuştur yürek maddenin,
Yüzündeki karalığı, Toprağı, kiri nerden bilsin........
Baharında,
Aşk vurduğunda insanı,
Oyuncağın olan çiçekleri nerden bilsin,
Yüreğin çiçekleri unutalı, YILLAR OLDU, YILLAR OLDU.......
Sana yazı yazamam...........
Bu yazı,
Nefretedir,
Öfkeyedir,
Kinedir,
Ama yüzündeki masumiyete, saflığa değildir.....
Değildir çünkü,
Artık sevgi sözcükleri o kadar uzaktırki yüreğe,
Ektiği neyse biçtiği odur, kınalı kuzu......
Ben bir ah çektiğimde,
Ve resmine bakarken daldığımda uzaklara,
Uzaklar bana cidden çok uzak be kınalı....
Yazamıyorum bu sebeble sana,
Anlasana...........
Sana yazı yazamam.............