Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

sürmeli

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
20 Ağu 2006
Mesajlar
3,305
Aldığı Beğeniler
26
Takım
Diğer
Bulutlar Sevgiye Ağlar
M. Sacid ARVASİ

Kendimi bildim bileli, bu beldede böyle bir kuraklık görmedim. Ekinlerimiz yandı, toprağımız kavruldu. İçmeğe bile su bulamaz olduk. Hiçbirine aldırmıyorum, ama şu çatlamış dudakların yok mu, beni kahrediyor çiçeğim. Eğer "Candan Dede", bu seferki duaya herkes katılsın demeseydi seni buraya kadar yormazdım.

Muhip Amca, bir yandan yorgun dizlerini ovuştururken bir yandan da Zehra Anne ile konuşuyordu.
Kuraklık canlarına tak etmişti bütün köylünün. Kaç kere çoluk-çocuk dua dua yalvarmış ama tek damlanın dahi düştüğünü görmemişlerdi. Son çare olarak Candan Dede'ye müracaat etmişlerdi. Samimi davranışlarından dolayı, herkesin böyle çağırdığı Candan Dede:
-Önümüzdeki Cuma günü Boztepe'ye çıkalım, fakat bütün ahali orada olsun, herkes duaya iştirak etsin, dedi.
Onun için bütün köylü bugün Boztepe'deydi. Candan Dede bir kayanın üzerine çıkarak:
-Ey ahali, susuzluk çektiğinizi görüyorum ve bunun ne demek olduğunu da kendi susuzluğumdan biliyorum. Ama ne yapabiliriz ki... Her şeyin sahibi O'dur. Bazen susuz bırakır, darlık verir; bazen bereket yağdırır, genişlik verir.

Ama biz her hâlükârda istikametimizi korumalıyız. Dahası birbirimize iyi günde kötü günde hep sevgi ve merhametle muamele etmeliyiz.

Bir müddet sustuktan sonra "Şimdi hepimiz içten bir tövbe edelim." dedi.
Gözlerim kapattı. "Allah'ım, dar günlerimizde yaptığımız isyanlar, geniş vakitlerimizde işlediğimiz günahlar için bizi affet. Yapmamız gerekip de yapmadıklarımızdan, söylememiz gerekip de söylemediklerimizden, düşünmemiz gerekip de düşünmediklerimizden dolayı bizi affet." Bütün köylü "Amin" dedi. Candan dede gözlerini açtı: "Rabb'imiz için ne yapsak azdır, ama bugün burada O'nun için yaptıklarımızdan ziyade, birbirimize olan sevgimiz, yağmurun yağmasına vesile olur kanaatimdeyim." dedi ve ardından sözlerine şöyle devam etli:
"Şimdi evlendiği günden beri birbirini hiç kırmamış kişiler varsa onlar öne çıksın."
Bütün ahali, meraklı gözlerle birbirlerine bakmağa başladı. Gözler etrafı bir hayli gezdikten sonra bakışlarını yere indirdi. Herkes kimlerin çıkacağını merak ederken, Muhip Amca mahcup ve yumuşak bir sesle "Söyle çiçeğim, seni hiç kırdım mı evlendiğimiz günden beri?" dedi. Zehra Anne'ye her mevsim ayrı hitap ederdi. "Neden böyle hitap ediyorsunuz?" diyenlere bir şey söylemezdi. Zehra Anne bile bunun sebebini sorduğunda, [/color]"Sana karşı dilimin kilidi yoktur; ama, müsaade edersen sebebi bende kalsın." cevabını almıştı.
Muhip Amca'nın bu beklenmedik sorusuna, Zehra Anne tereddütsüz "hayır!" cevabını verdi.

Bunun üzerine ürkek adımlarla kalabalığı yararak en öne geçtiler. Evlendiği günden beri birbirlerini kırmamış bir çifti bulmanın sevinciyle Candan Dede:
-Muhip kardeş bu duayı siz yapmalısınız, dedi.

Bütün köylü tarafından, duasının kabul olduğuna inanılan hatta bazı kerametlerine şahit olunan Candan Dede'nin bu teklifi karşısında Muhip Amca şaşırdı:
-Estağfurullah Candan Dede, siz varken dua etmek bize düşer mi?
-Evlendiği günden beri birbirini kırmamış iki insandan daha layığını görmüyorum bugün dua için. Merhameti, merhamet etmeyi ve sevmeyi bilen yüreklerin ağızlarıyla istemeliyiz. Candan Dede kararlıydı, duayı kendisine yaptıracaktı. Bakışları öne düştü. Duaya nasıl başlayacağını düşünmeğe başladı. Kalbi heyecandan küt küt atıyordu. Yerden kalkan bakışları Zehra Anne'nin aydınlık yüzünde gezindi ve susuzluktan çatlamış dudaklarına mıhlandı.
-Ya Rabb dedi içinden, aslında söz söylemesini bilirim, lakin şu anda ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Bu kulların Senden merhamet bekliyor. Onları Senin kadar sevemem, hiçbirisine Senden öte merhamet edemem. Aslında hiç birisinin vekili de değilim. Bu yüzden onlar için yağmur isteyemeyeceğim, ama ey benim güzel Allah'ım, bir emanet sahibine göre değer kazanır ve Zehra Hanım’ı emanetin olarak gördüm. Emanetini de hep aziz tuttum. İsyan olmasın dîye bu kuraklığa da bunca zaman sabrettim. Ama sen biliyorsun onun susuzluktan çatlamış dudaklarının beni nasıl kahrettiğini. Eğer kudretim olsaydı Rabb'im, kanımı su yapar, ona içirirdim. Ama acizim işte. Şimdi bu acizliğimle yalvarıyorum: Ya Rab! yanık bağrıma değil, yanmış ekinlerime de değil, susuzluktan dudakları çatlamış bendeki emanetin için, bize yağmur ver. Su Ya Rab, su Ya Rab, su Ya Rab!... Muhip Amca'nın gözyaşları süzüldü yanaklarından. Damlalar göğsüne düştüğü an, büyük gürültülerle sarsıldı Boztepe. Önünde kavuşturduğu elleri yanlarına düşerken, suskun diline bedel bir rüzgâr "su..su.." diye esti ve Boztepe’deki bir-iki ağacın kollarını semaya kaldırdı.
Ardından dua olup çığlık çığlık haykırdı "Suuu…suuu!"... Ürperdi bütün Boztepe.
Kuru otlar, hatta kara taşlar "Su" dîye inledi ve ansızın bulutlar toplandı Boztepe'ye, Muhip amcayla beraber ağlaştılar. Gözyaşlarını emanetinin susuzluğu için yarıştırdılar.
 

FurkanCan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Mar 2006
Mesajlar
1,775
Aldığı Beğeniler
6
RABBİM bizleride duaları kabul olan iyilerin zümresinde eylesin.
 

MuhacirEnsar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
31 Eki 2005
Mesajlar
6,511
Aldığı Beğeniler
40
Konum
MEDİNE
Takım
Fenerbahçe
Mahkeme salonunda, seksen yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı.
Adam inatçı bakışlarla, suskun ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri
be bıkkın bakışlarını süzüyordu. Hakim yaşlı kadına sordu.

"Anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun?"

Yaşlı kadın, derin bir nefes çektikten sonra, baş örtüsünü düzeltti,
kısılmış sesi ile konuşmaya başladı.

"Bu adam canıma yetti. elli yıldır bezdirdi hayattan..."

Sonra uzunca bir sessizlik oldu mahkeme salonunda...
Sessizlik, bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin
flaşıyla bozuldu. Kimbilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış elli yılın
ardından. Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı... Kadın neler diyecekti?
Herkes onu dinliyordu. Yaşlı kadının gözleri doldu anlatmaya devam etti.

"Bizim bir sedef çiçeği vardı çok sevdiğim... O bilmez... Elli yıl önceydi...
O çiçeği bana verdiği çiçekler arasından kopardığım bir yapraktan
tohumlamıştım, öyle büyüttüm. Yavrumuz olmadı, onları yavru bildim.
Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım.
Her gece güneş açmadan önce, bir tas suyla sulayacağım onu diye...
İyi gelirmiş öyle dediler. Elli yıl oldu, bu adam bir gece kalkıp
bir kere de bu çiçeği ben sulayayım demedi. Zaten ben sulayacağıma
dair adak dilemiştim, o sulasa olmazdı ama ondan bunca yıllık
evliliğimizde bir tek şey istedim. Uyuya kalırsam beni uyandırmasını.
Ama elli yıl boyunca onun uyandırmasına gerek kalmadan hep
kendim kalkıp suladım sedefimi. Taa ki geçen geceye kadar.
O gece takatim kesilmiş uyuyakalmışım... Ben, böyle bir
adamla elli yıl geçirdim. Hayatımı, umudumu, her şeyimi
verdim. Ondan hiç bir şey görmedim. Bir kerecik olsun, benim
görevlerimden birisini yapmasını beklemedim. Onsuz daha iyiyim,
yemin ederim"

Hakim yaşlı adama dönerek; "Diyeceğin bir şey var mı baba?" dedi.

Yaşlı adam elindeki bastonla kürsüye zar zor yürüdü. O ana kadar
suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle
hakime yöneldi. Tane tane konuştu.

"Askerliğimi Reisicumhur köşkünde, bahçıvan olarak yaptım. O bahçenin,
görkenli görünmesi için çiçeklere emek verdim. Hanımımı da orada tanıdım,
Sedef çiçeklerini de... Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim.
İlk evlendiğimiz günlerin birinde, boyun ağrısı nedeniyle,
onu doktora götürdüm. Doktor çok uzun süre uyanmadan yatarsa;
boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi. Her gece uykusunu
bölüp uyansın, gezinsin dedi. Ama bizim hatun doktoru dinlemedi.
Lafım geçmedi... O günlerde, tesadüf, bu çiçek kurumaya yüz
tuttu. Ben ona "Bu sedef çiçeğini gece sulamak lazım, yoksa bozulur."
dedim. Adak dilettim... Her gece onu uyandırdım ve onu seyrettim.
Her gece o çiçek ben oldum sanki. Her gece, o yattıktan sonra uyandım.
Saksıdaki suyu boşalttım. Sedef, gece sulanmayı sevmez hakim bey...
Geçen gece de... Yaşlılık... Ben de uyanamadım. Uyandıramadım... Çiçek
susuz kalırdı ama kadınımın boynu yine azabilirdi. Suçlandım...
Sesimi çıkartmadım..."

O anda gazeteciler dahil, mahkeme salonundaki herkes ağlıyordu...

allah razi olsun..
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ORiJiNAL YAZARI : FurkanCan
RABBİM bizleride duaları kabul olan iyilerin zümresinde eylesin.

AMİN yüreğize sağlık.ALLAH razı olsun...ve duaları kabul olunan zümre ile beraber yaşayanlardan eylesin.
 

Rumeysa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Eki 2005
Mesajlar
3,942
Aldığı Beğeniler
2,483
Konum
İstanbul
Takım
Galatasaray
Önünde kavuşturduğu elleri yanlarına düşerken, suskun diline bedel bir rüzgâr "su..su.." diye esti ve Boztepedeki bir-iki ağacın kollarını semaya kaldırdı.
Ardından dua olup çığlık çığlık haykırdı "Suuu&suuu!"...


Rabbim susuzlukla bizleri imtihan etmesin inşaAllah..
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun değerli kardeşim gerçekten harika bir paylaşımdı ellerine ve yüreğine sağlık...selam ve dua ile...
 
Üst Alt