- Üyelik Tarihi
- 19 Eki 2005
- Mesajlar
- 1,050
- Aldığı Beğeniler
- 3
BURAYA IŞIK İLE GEL
Bir zatın bir yavrucağı vefat etmiş.Gerisini ondan dinleyelim:''Öyle üzüldüm ki,neler çektigimi anlatamam size.Hangi Yusufi güzel vardır ki,kabir balıgı onu Yunus gibi yutmamış olmasın.Bu bahcede hangi servi boy atmıştır da ecel rüzgarı onu kökünden sökmemiştir?Bir fidan otuz yılda agaç olur.Fakat bir fırtına gelir,onu bir anda deviri verir.Yerin altında,boyu gül gibi nazik ve latif olan pek çok insan yatarken,yerden gül bitmesine şaşılırmı?''derken kendi kendine,''Çoçuk tertemiz ve masun iken öldü,gitti.Fakat ey ihtiyar!Sen günah bataklıgının içinde kıvranıp durdugunda halde hala yaşıyorsun!Sende artık öl!''diyordum.Bir müddet sonra acısına dayanamayarak mezarına gittim ve taşın birini kaldırdım.Odar ve karanlık yeri görünce ürktüm.Rengim atmıştı.Kendime gelir gibi oldugumda kulagıma bir ses geldi.Ses coçuğumdan geliyordu.Yavrucugum şöyle diyordu:''Babacıgım!Bu karanlık yerden korkuyorsan buraya ışık ile gel.''
Evet! Mezarda gecelerinin gündüz olmasını istiyorsan, amel çırasını dünyada iken tutuştur.Meyve yetiştirenlerin,''acaba mahsul alacakmıyız?''diye endişe içinde titremeleri ne güzel bir duygudur.Buna mukabil bir takım düşüncesiz insanlarda buğday ekmeden harman yapmak sevdasına düşerler.Bunlarınki de ne kadar boş bir kuruntu ve hayaldir!
Unutma!Ağaçı dikip büyüten onun meyvesini yer.Tohum ekende harmanını kaldırır..SİZCE?....
Bir zatın bir yavrucağı vefat etmiş.Gerisini ondan dinleyelim:''Öyle üzüldüm ki,neler çektigimi anlatamam size.Hangi Yusufi güzel vardır ki,kabir balıgı onu Yunus gibi yutmamış olmasın.Bu bahcede hangi servi boy atmıştır da ecel rüzgarı onu kökünden sökmemiştir?Bir fidan otuz yılda agaç olur.Fakat bir fırtına gelir,onu bir anda deviri verir.Yerin altında,boyu gül gibi nazik ve latif olan pek çok insan yatarken,yerden gül bitmesine şaşılırmı?''derken kendi kendine,''Çoçuk tertemiz ve masun iken öldü,gitti.Fakat ey ihtiyar!Sen günah bataklıgının içinde kıvranıp durdugunda halde hala yaşıyorsun!Sende artık öl!''diyordum.Bir müddet sonra acısına dayanamayarak mezarına gittim ve taşın birini kaldırdım.Odar ve karanlık yeri görünce ürktüm.Rengim atmıştı.Kendime gelir gibi oldugumda kulagıma bir ses geldi.Ses coçuğumdan geliyordu.Yavrucugum şöyle diyordu:''Babacıgım!Bu karanlık yerden korkuyorsan buraya ışık ile gel.''
Evet! Mezarda gecelerinin gündüz olmasını istiyorsan, amel çırasını dünyada iken tutuştur.Meyve yetiştirenlerin,''acaba mahsul alacakmıyız?''diye endişe içinde titremeleri ne güzel bir duygudur.Buna mukabil bir takım düşüncesiz insanlarda buğday ekmeden harman yapmak sevdasına düşerler.Bunlarınki de ne kadar boş bir kuruntu ve hayaldir!
Unutma!Ağaçı dikip büyüten onun meyvesini yer.Tohum ekende harmanını kaldırır..SİZCE?....