Bitiyorum şöyle suriye yanıyor suriye kaynıyor evlat! Deyip haritada helal sahil arayan buzlu hurma suyu kıvamında gezinen zengin müslüman geyiklerine...
Hormonlu vicdan!
Gülüyorum çuval boyunda çantalarını sabah namazına müteakiben sırtlarına yapıştırıp Nişantaşı tavafına hazırlanan örtülü çapsızların çakma ağlak vecizlerine.
Secdesi markalı cami bulsanız şöyle uzaktan kumandayla safları sık tutturacak elektronik villa imamları bulsanız üçer beşer alırsınız. Lakin mahallede zırıl zırıl Suriye, Darfur, Gazze ühüüü diyerek caz usülü ağlamıyor musunuz acıyorum size! Haydi güzelim piknik kilimi olarak islami malzeme kontenjanına dahil ettiğin seccade üzerinde mal varlığının yarısını zırıldadığın müslüman kardeşlerin için bağışla bakiim! Hadi yap bunu. Şu vicdan nasıl bir şeydir ki bedava versen alıcısı olmaz! Kardeşim dediğine dostum dediğine yap bunu! ''Dinciler için dostluk dudak tiryakiliğidir."
Feride, seccadeyi mangal yelpazesi olarak kullanan, tesbihle sinek kovalayan, çorabının içinde misvakla gezen ve buzlu zemzem ticareti için Türkiye’den Mekke’ye tüccar hicreti yaparak bağnazlık geçimini sağlayan ve Mina’da şeytanın bacağını kırıp o kırığı ayetlerle alçıya almaya çalışan rahleyi para sayma tahtası, dostlarını da din magandası olarak kullanan DİNCİLERDEN ürperiyordu.
Onlar koltuğu mescit minderi olarak kullanırlar, onların bilgisayarları Bakara Suresiyle açılır Türkçe mealli laiklik tefsiriyle kapanır. Onlar Peygamberin Taif’te okey taşıyla taşlandığını düşünüp masalarında DİN KEYFİ süren plaj Müslümanlarıdır.
Onlar Alın teri kuruyan işçilerinin sırtlarında Allah rızası için domates yetiştirip salçalı sömürücükte usta olduklarını gösterirler. Onlar örtülüleri İslam pıtırcıklı pembe kelebek olarak görüp içeriye değil de DIŞARIYA konmasını beklerler.
Bizden gibi görünüp “sizdenciyiz” alametlerini taşıyarak sağ ceplerinde minare sol ceplerinde plaza resimleriyle cennette fink atacaklarını sanırlar. “Cehennem sıcağı” ibaresini ellerinde kalan hurda klimalarını satmak için ajite ederler. Onlar Bergen’in ACILARIN KADINIYIM şarkısının klipinde örtülü bacılarını oynatırlar fakat kapılarına gelen bu kızların eline çay tepsisini verip “Haydi BOŞLUĞUMUZU topla” diyerek tellallık ederler. Ve koltuğa oturduklarında GÜNAH onlardan gider öyle mi? En hızlı hafıza kaybına uğrayıp en yavaş kendilerine gelen ve gözlerini açtıklarında VEFAYA kör oldum hocam bir şeyler yap diyerek replik sızdıran bu kötü huylu kitleye ne diyoruz arkadaşlar diyordu feride.
Hz. Ebubekir’in sözlerini düğün davetiyelerinde HİKMETLİ İZDİVAÇ sözcüğü olarak kullanıp takkeleri altında güneş görmeyen karanlıklarına SADIK olmanın aydınlığını göstermeyen dinci kitleyi yazdım ben de.
Ferideye dair arşiv tırtıkladım. Ve bu tarz orjinalini Dünyaya satmış adamlara sesleniyorum tüm coğrafyadaki toprak üstü et olan kardeşlerinizi anmak için anılacak müslümanlar olmamız gerek miyor mu?
Esra Elönü-Haber 7
Hormonlu vicdan!
Gülüyorum çuval boyunda çantalarını sabah namazına müteakiben sırtlarına yapıştırıp Nişantaşı tavafına hazırlanan örtülü çapsızların çakma ağlak vecizlerine.
Secdesi markalı cami bulsanız şöyle uzaktan kumandayla safları sık tutturacak elektronik villa imamları bulsanız üçer beşer alırsınız. Lakin mahallede zırıl zırıl Suriye, Darfur, Gazze ühüüü diyerek caz usülü ağlamıyor musunuz acıyorum size! Haydi güzelim piknik kilimi olarak islami malzeme kontenjanına dahil ettiğin seccade üzerinde mal varlığının yarısını zırıldadığın müslüman kardeşlerin için bağışla bakiim! Hadi yap bunu. Şu vicdan nasıl bir şeydir ki bedava versen alıcısı olmaz! Kardeşim dediğine dostum dediğine yap bunu! ''Dinciler için dostluk dudak tiryakiliğidir."
Feride, seccadeyi mangal yelpazesi olarak kullanan, tesbihle sinek kovalayan, çorabının içinde misvakla gezen ve buzlu zemzem ticareti için Türkiye’den Mekke’ye tüccar hicreti yaparak bağnazlık geçimini sağlayan ve Mina’da şeytanın bacağını kırıp o kırığı ayetlerle alçıya almaya çalışan rahleyi para sayma tahtası, dostlarını da din magandası olarak kullanan DİNCİLERDEN ürperiyordu.
Onlar koltuğu mescit minderi olarak kullanırlar, onların bilgisayarları Bakara Suresiyle açılır Türkçe mealli laiklik tefsiriyle kapanır. Onlar Peygamberin Taif’te okey taşıyla taşlandığını düşünüp masalarında DİN KEYFİ süren plaj Müslümanlarıdır.
Onlar Alın teri kuruyan işçilerinin sırtlarında Allah rızası için domates yetiştirip salçalı sömürücükte usta olduklarını gösterirler. Onlar örtülüleri İslam pıtırcıklı pembe kelebek olarak görüp içeriye değil de DIŞARIYA konmasını beklerler.
Bizden gibi görünüp “sizdenciyiz” alametlerini taşıyarak sağ ceplerinde minare sol ceplerinde plaza resimleriyle cennette fink atacaklarını sanırlar. “Cehennem sıcağı” ibaresini ellerinde kalan hurda klimalarını satmak için ajite ederler. Onlar Bergen’in ACILARIN KADINIYIM şarkısının klipinde örtülü bacılarını oynatırlar fakat kapılarına gelen bu kızların eline çay tepsisini verip “Haydi BOŞLUĞUMUZU topla” diyerek tellallık ederler. Ve koltuğa oturduklarında GÜNAH onlardan gider öyle mi? En hızlı hafıza kaybına uğrayıp en yavaş kendilerine gelen ve gözlerini açtıklarında VEFAYA kör oldum hocam bir şeyler yap diyerek replik sızdıran bu kötü huylu kitleye ne diyoruz arkadaşlar diyordu feride.
Hz. Ebubekir’in sözlerini düğün davetiyelerinde HİKMETLİ İZDİVAÇ sözcüğü olarak kullanıp takkeleri altında güneş görmeyen karanlıklarına SADIK olmanın aydınlığını göstermeyen dinci kitleyi yazdım ben de.
Ferideye dair arşiv tırtıkladım. Ve bu tarz orjinalini Dünyaya satmış adamlara sesleniyorum tüm coğrafyadaki toprak üstü et olan kardeşlerinizi anmak için anılacak müslümanlar olmamız gerek miyor mu?
Esra Elönü-Haber 7