Bütün erkek ve kadınlar çift olma ihtiyacını hissederler. Fakat bu bir araya
gelmede, eş olmada dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Çünkü
gelişigüzel beraberlikler bütünlüğü sağlayıcı bir çift olmakla sonuçlanmaz.
Herhangi bir sınır tanımayan, kuralsız beraberliklerin yaşandığı toplumlarda
erkek ve kadının birbirini tamamlayıcılığından bahsedilemez. Hatta
birbirlerine düşman oldukları ve birbirlerinden uzaklaştıkları görülür. Bu
durum “doğru” beraberlikler oluşturmanın da bazı kurallara bağlı olduğunu
gösterir.
Erkek ve kadının ne maksatla ve nasıl bir araya gelecekleri, eş olmanın yolu
dinimizce bildirilmiş, bu konudaki görev ve sorumluluklar, sınırlar
belirlenmiştir. Erkek ve kadın arasında varolan fıtrî alaka, duygular ve
arzular, ihtiyaçların karşılanması, ancak dinimizin bildirdiği bir evlilikle
karşılığını bulur ve doğru bir mecrada yol alır.
Dinimiz evlenmeyi emretmiş ve geçerli bir evliliğin kurallarını, şartlarını
bildirmiştir. Buna göre doğru bir evlenmeyle, yani şartlarına uygun bir
nikâhla müslüman erkek ve kadınların bir araya gelmeleri gerekir. Çünkü
bekârlık dinimizce hoş karşılanmamıştır.
Bekâr yaşamanın zararlarına dikkat çeken Hz. Rasulullah s.a.v. Efendimiz de
“Sizin fenalarınız bekârlarınızdır.” (Suyuti, el-Camius-Sağir) buyurarak
evliliğin önemini vurgulamıştır.
Fakat insanlar ancak Allah Tealâ'nın sınırlarına riayet ederek, kendilerini
zarardan koruyacak doğru bir evlilik gerçekleştirebilirler.
Bununla birlikte evlilik hayatının da insanca, müslümanca sürdürülmesi
gerekir. Ancak bu şekilde erkek ve kadın, ailenin şeref ve haysiyetini
muhafaza edebilir, karı-koca hukukunun gereklerine uyar, mutlu, huzurlu bir
aile hayatı yaşar ve temiz nesiller dünyaya getirebilirler.