Dünya hayatındaki imtihanın bir gereği olarak nefis Allahın dilemesi dışında- insanları daima kötülüğe davet edecek şekilde yaratılmıştır. Nefsin insanı teşvik ettiği kötülüklerden biri de kendini müstağni görmektir. Müstağni görmek, hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını düşünmek, kendini yeterli görmek anlamına gelir.
İnsan, Yüce Rabbimiz'in yoktan var ettiği aciz bir varlıktır ve yaşamını sürdürebilmek için de sürekli ihtiyaç duyduğu birçok detay vardır. İnsanın güç yetirebildiği herşey, Allah'ın ona ihsanda bulunmasıyla ve kuvvet vermesiyle gerçekleşmektedir. Her an kendisini yaratan, var eden Yüce Allah'a muhtaçtır. İnsanın bu aciz durumu Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır. (Fatır Suresi, 15)
Bu kadar aciz bir varlığın kendini yeterli görmesinin ne kadar akıl ve mantık dışı olduğu açıktır. Ancak bu gerçeğin farkında olan müminler, kendi acizliklerinin bilincindedirler. Onlar içleri titreyerek Allah'tan korkar, Rabbimiz'in karşısında acizliklerini dile getirmekten çekinmez ve Allah'ın lütfettiği nimetler için daima şükrederler. Araf Suresi'nde Müslümanların bu güzel ahlakları şu şekilde ifade edilir:
De ki: "Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı artırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı..." (Araf Suresi, 188)
Müstağniyet Nasıl Ortaya Çıkar?
"Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun)." (Şems Suresi, 7-8) ayetleriyle de haber verildiği gibi nefis, içinde 'sınır tanımaz günah ve kötülük' barındırır. Bu nedenle nefsine uyan bir insan, tüm acizliklerine rağmen kendini müstağni görme eğilimindedir. Nefsin bu yönü Kuran'da şöyle haber verilir:
Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden. Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir. Engellemekte olanı gördün mü? Namaz kıldığı zaman bir kulu. (Alak Suresi, 6-10)
Hayır; eğer o, bir son vermeyecek olursa, andolsun onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; O yalancı, günahkar olan alnından. (Alak Suresi, 15-16)
Yukarıdaki ayetlerde dikkat çeken önemli bir konu da, azgınlığın insanın "kendini müstağni görmesi"nden kaynaklandığının bildirilmesidir. Müstağniyetin kökeninde enaniyet, bir başka deyişle bir kimsenin kendine benlik vererek, her şeyi yapanın kendisi olduğunu sanması ve Allah'ı unutarak kibirlenmesi bulunmaktadır. (Rabbimiz'i tenzih ederiz)
İnsanların sonsuz cehenneme gitmesine sebep olacak tehlikeli bir özellik olan enaniyet, nefsini bu özellikten sakındırmadığı takdirde kişiyi günaha, isyana ve Allah'ı inkara sürükleyebilecek bir davranıştır. (Allah'ı tenzih ederiz.) Allah Kuran'da enaniyetin bu etkisini "Ona: "Allah'tan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o." (Bakara Suresi, 206) ayetiyle bildirmiştir.
Allah Kuran'da kendini müstağni gören enaniyetli kimselere birçok örnek vermiştir. Tarih boyunca yaşamış olan azgın ve kibirli bu kişilerin, genellikle ortak özelliklerinden biri, güç ve zenginlik sahibi olmalarıdır. Allah'ın kendilerine verdiği nimet ve imkanlarla büyüklenmişler ve din ahlakını yaşamaktan yüz çevirmişlerdir. Bu kişiler elde ettikleri herşeyin gerçek sahibinin Allah olduğunu unutmuş, O'nun kendilerine lütfundan bağışladığı malı-mülkü sahiplenmişlerdir. Bazıları inkar etmekle de kalmamışlar, Allah'ın elçilerine ve iman edenlere de baskı ve zulüm uygulamışlardır. Sonunda Allah dayanılmaz bir azapla kendilerini bir anda yakalamış, kendilerini de mallarını da yıkıma uğratmış ve herşeyden müstağni (Kendi dışında herşey O'na muhtaç) olanın yalnızca Kendisi olduğunu göstermiştir. Allah bu kavimlerin durumlarını bir ayette şöyle haber verir:
"Bu, kendilerine apaçık belgelerle elçiler geldiği halde "Bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?" demeleri ve bu yüzden inkar edip saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara karşı) müstağni olduğunu (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını) gösterdi. Allah Ğani'dir, Hamid'dir." (Tegabün Suresi, 6)
İnsan, Yüce Rabbimiz'in yoktan var ettiği aciz bir varlıktır ve yaşamını sürdürebilmek için de sürekli ihtiyaç duyduğu birçok detay vardır. İnsanın güç yetirebildiği herşey, Allah'ın ona ihsanda bulunmasıyla ve kuvvet vermesiyle gerçekleşmektedir. Her an kendisini yaratan, var eden Yüce Allah'a muhtaçtır. İnsanın bu aciz durumu Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır. (Fatır Suresi, 15)
Bu kadar aciz bir varlığın kendini yeterli görmesinin ne kadar akıl ve mantık dışı olduğu açıktır. Ancak bu gerçeğin farkında olan müminler, kendi acizliklerinin bilincindedirler. Onlar içleri titreyerek Allah'tan korkar, Rabbimiz'in karşısında acizliklerini dile getirmekten çekinmez ve Allah'ın lütfettiği nimetler için daima şükrederler. Araf Suresi'nde Müslümanların bu güzel ahlakları şu şekilde ifade edilir:
De ki: "Allah'ın dilemesi dışında kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı artırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı..." (Araf Suresi, 188)
Müstağniyet Nasıl Ortaya Çıkar?
"Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun)." (Şems Suresi, 7-8) ayetleriyle de haber verildiği gibi nefis, içinde 'sınır tanımaz günah ve kötülük' barındırır. Bu nedenle nefsine uyan bir insan, tüm acizliklerine rağmen kendini müstağni görme eğilimindedir. Nefsin bu yönü Kuran'da şöyle haber verilir:
Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden. Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir. Engellemekte olanı gördün mü? Namaz kıldığı zaman bir kulu. (Alak Suresi, 6-10)
Hayır; eğer o, bir son vermeyecek olursa, andolsun onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; O yalancı, günahkar olan alnından. (Alak Suresi, 15-16)
Yukarıdaki ayetlerde dikkat çeken önemli bir konu da, azgınlığın insanın "kendini müstağni görmesi"nden kaynaklandığının bildirilmesidir. Müstağniyetin kökeninde enaniyet, bir başka deyişle bir kimsenin kendine benlik vererek, her şeyi yapanın kendisi olduğunu sanması ve Allah'ı unutarak kibirlenmesi bulunmaktadır. (Rabbimiz'i tenzih ederiz)
İnsanların sonsuz cehenneme gitmesine sebep olacak tehlikeli bir özellik olan enaniyet, nefsini bu özellikten sakındırmadığı takdirde kişiyi günaha, isyana ve Allah'ı inkara sürükleyebilecek bir davranıştır. (Allah'ı tenzih ederiz.) Allah Kuran'da enaniyetin bu etkisini "Ona: "Allah'tan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o." (Bakara Suresi, 206) ayetiyle bildirmiştir.
Allah Kuran'da kendini müstağni gören enaniyetli kimselere birçok örnek vermiştir. Tarih boyunca yaşamış olan azgın ve kibirli bu kişilerin, genellikle ortak özelliklerinden biri, güç ve zenginlik sahibi olmalarıdır. Allah'ın kendilerine verdiği nimet ve imkanlarla büyüklenmişler ve din ahlakını yaşamaktan yüz çevirmişlerdir. Bu kişiler elde ettikleri herşeyin gerçek sahibinin Allah olduğunu unutmuş, O'nun kendilerine lütfundan bağışladığı malı-mülkü sahiplenmişlerdir. Bazıları inkar etmekle de kalmamışlar, Allah'ın elçilerine ve iman edenlere de baskı ve zulüm uygulamışlardır. Sonunda Allah dayanılmaz bir azapla kendilerini bir anda yakalamış, kendilerini de mallarını da yıkıma uğratmış ve herşeyden müstağni (Kendi dışında herşey O'na muhtaç) olanın yalnızca Kendisi olduğunu göstermiştir. Allah bu kavimlerin durumlarını bir ayette şöyle haber verir:
"Bu, kendilerine apaçık belgelerle elçiler geldiği halde "Bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?" demeleri ve bu yüzden inkar edip saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara karşı) müstağni olduğunu (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını) gösterdi. Allah Ğani'dir, Hamid'dir." (Tegabün Suresi, 6)

![Freude :] :]](https://www.yenidendogus.net/images/smilies/pleased.gif)