Cami Edepleri
•Abdestli ve temiz kıyafetli olunmalıdır.
•Girerken sağ ayakla girilmeli çıkarken sol ayakla çıkılmalıdır.
•Bedenimiz, kıyafetlerimiz temiz kokmalıdır.
•Islak ayaklarla camiye girmemeye özen gösterilmelidir.
•Girince, kerahet vakti değilse iki rekât namaz (tahiyyatü’l-mescid) kılınması güzeldir.
•Dünya kelamı konuşulmamalı, zikir ve ibadetle meşgul olunmalıdır.
•Telefonlar sessize alınmalı ve cami içinde telefon görüşmesi yapılmamalıdır.
•Özellikle hutbe esnasında son derece sessiz olmalı, anlatılanları anlamaya çalışmalıdır.
•Soğan sarımsak gibi insanları rahatsız edecek şeyleri yiyerek gidilmemelidir.
•Namaz kılanların önünden geçilmemelidir.
•Kapı ağzı, ayakkabılık önü gibi yerlerde namaza durarak insanlar zor durumda bırakılmamalıdır.
•Ön saflarda boş yer varken arkalarda namaza durulmamalıdır
•Öne geçmek için de cemaate eziyet verilmemelidir.
•Camide belli bir köşe sahiplenilmemelidir.
•Çocuklara ve bilmeyenlere karşı tahammüllü davranılmalı, bu kimselerin camilerden soğumalarına sebep olunmamalıdır.
•Cemaatte ilim ehli kişilere imamın hemen arkasında yer vermeli, sonra erkekler, sonra çocuklar devam etmelidir.
•Mikrofon ve hoparlörler teknik olarak iyi ayarlanmalı, yüksek ses seviyesi, çınlama, çatallanma gibi durumlarla müminlerin huşu ve huzuru bozulmamalıdır.
Allah’ın evi
Camiler Allah Tealâ’nın evleridir. Bu evler buram buram edep ve erdem kokar. Lâhutî bir huzur, kişiyi daha kapıdan içeri girer girmez sarmaya başlar. Gönüller camide feraha kavuşur. Mümin camide daha yoğun duygularla Allah’ın huzurundadır. Çünkü camilerde evlerimizin aksine kalbi meşgul edecek şeyler yoktur, orada her şey ibadetin ruhuna uygundur. Camilerin mimarî üslubu, içinde kullanılan hat levhaları ve tezyinat huşu ile ibadete sevk eder. Aslında tüm bu güzellikler “Allah güzeldir, güzeli sever.” diyen İslâm’ın ve müminlerin estetik anlayışının yansımasıdır.
Efendimiz s.a.v.’in mescidinin beş vakit namazda, her yaştan müminlerle dolup taştığını biliyoruz. Yakın zamanlara kadar devam eden bu coşkuyu şimdilerde sadece cuma, bayram ve teravih namazlarında yaşayabiliyoruz. Oysa camiler taşıdıkları büyük ve derin manalarıyla biz müminlere bazı sorumluluklar yüklüyor. Camileri imar etmek, her vakit namazda coşku ile doldurmak ve camilerimizi dinî ve sosyal hayatımızdan koparmamak şüphesiz en önde gelen sorumluluklarımızdandır Camilerinden kopmuş hiçbir İslâm medeniyetinin yaşamasına imkan yoktur. Yeni yetişen nesillerin İslâmî kimliğinin oluşması ve zamane rüzgârında savrulmaması ancak camilerle kurduğumuz sıkı irtibata bağlıdır. Gelin dinimiz, kendimiz ve yeni nesiller adına bir adım atalım, camileri dolduralım. Gelin cem olalım.
Selim Uğur senerkant nisan 2012
•Abdestli ve temiz kıyafetli olunmalıdır.
•Girerken sağ ayakla girilmeli çıkarken sol ayakla çıkılmalıdır.
•Bedenimiz, kıyafetlerimiz temiz kokmalıdır.
•Islak ayaklarla camiye girmemeye özen gösterilmelidir.
•Girince, kerahet vakti değilse iki rekât namaz (tahiyyatü’l-mescid) kılınması güzeldir.
•Dünya kelamı konuşulmamalı, zikir ve ibadetle meşgul olunmalıdır.
•Telefonlar sessize alınmalı ve cami içinde telefon görüşmesi yapılmamalıdır.
•Özellikle hutbe esnasında son derece sessiz olmalı, anlatılanları anlamaya çalışmalıdır.
•Soğan sarımsak gibi insanları rahatsız edecek şeyleri yiyerek gidilmemelidir.
•Namaz kılanların önünden geçilmemelidir.
•Kapı ağzı, ayakkabılık önü gibi yerlerde namaza durarak insanlar zor durumda bırakılmamalıdır.
•Ön saflarda boş yer varken arkalarda namaza durulmamalıdır
•Öne geçmek için de cemaate eziyet verilmemelidir.
•Camide belli bir köşe sahiplenilmemelidir.
•Çocuklara ve bilmeyenlere karşı tahammüllü davranılmalı, bu kimselerin camilerden soğumalarına sebep olunmamalıdır.
•Cemaatte ilim ehli kişilere imamın hemen arkasında yer vermeli, sonra erkekler, sonra çocuklar devam etmelidir.
•Mikrofon ve hoparlörler teknik olarak iyi ayarlanmalı, yüksek ses seviyesi, çınlama, çatallanma gibi durumlarla müminlerin huşu ve huzuru bozulmamalıdır.
Allah’ın evi
Camiler Allah Tealâ’nın evleridir. Bu evler buram buram edep ve erdem kokar. Lâhutî bir huzur, kişiyi daha kapıdan içeri girer girmez sarmaya başlar. Gönüller camide feraha kavuşur. Mümin camide daha yoğun duygularla Allah’ın huzurundadır. Çünkü camilerde evlerimizin aksine kalbi meşgul edecek şeyler yoktur, orada her şey ibadetin ruhuna uygundur. Camilerin mimarî üslubu, içinde kullanılan hat levhaları ve tezyinat huşu ile ibadete sevk eder. Aslında tüm bu güzellikler “Allah güzeldir, güzeli sever.” diyen İslâm’ın ve müminlerin estetik anlayışının yansımasıdır.
Efendimiz s.a.v.’in mescidinin beş vakit namazda, her yaştan müminlerle dolup taştığını biliyoruz. Yakın zamanlara kadar devam eden bu coşkuyu şimdilerde sadece cuma, bayram ve teravih namazlarında yaşayabiliyoruz. Oysa camiler taşıdıkları büyük ve derin manalarıyla biz müminlere bazı sorumluluklar yüklüyor. Camileri imar etmek, her vakit namazda coşku ile doldurmak ve camilerimizi dinî ve sosyal hayatımızdan koparmamak şüphesiz en önde gelen sorumluluklarımızdandır Camilerinden kopmuş hiçbir İslâm medeniyetinin yaşamasına imkan yoktur. Yeni yetişen nesillerin İslâmî kimliğinin oluşması ve zamane rüzgârında savrulmaması ancak camilerle kurduğumuz sıkı irtibata bağlıdır. Gelin dinimiz, kendimiz ve yeni nesiller adına bir adım atalım, camileri dolduralım. Gelin cem olalım.
Selim Uğur senerkant nisan 2012