Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
semaver_%C3%A7ayi_limonlu.jpg


Çay dediğinin usulu üçtür,
Üç şeyden yapılır: çay, su, şeker.
Üç şeyde yapılır: ateş, semaver, demlik.
Üç şeyde ikram edilir: tepsi, tabak, bardak.
Bir çok dilde çayın karşılığı üç harftir.
Bir de çay üç'ün olduğu yerde içilir:
Bir sen, bir seni Yaradan bir de seni seven...

***

Kalbiniz her daim Yaradanla olsun.. Sevdiğiniz, seveniniz çok olsun.. Çay demleyeniniz bol olsun.. Çay bahane, muhabbetiniz bal olsun.. Tüm çay sevenlere selam olsun : )


Çay Kimi Çağırır ?

Vakti vardır
Ve can çeker.
Ama berrak ve demli bir çaydan daha iyi olan şey, o çaya sohbet katan, lezzet katan dostlardır.
Çay da, dost da, teselli makamında bir talihtir,
Yalnızlığa hüzün taşır çay
Sohbete muhabbet...
.....
Hayatın neresinde, ne şekil ve görüntüde olursak olalım; mesele şudur:
Bir bardak demli çayın yanında ne kıymetimiz var
Hangi dostun bir bardak demli çayı için "hasretin adı" ve "katma değer"iyiz?
.....
Vakti vardır
Ve can çeker.
Can, çayı bahane edip dost ister;
Profesör istemez, genel müdür hiç istemez...
Makam ve mevki
Ve dahi şan ve şöhret
Ve dahi mal ve mülk sahibi istemez.
Aradığı insandır.
"İnsan" sıfatının yanında, som altına şekil katmak için sokuşturulmuş bakır kadar ehemmiyeti olmayan unvanları hesaba katmaz
Ve can, insan çeker.
Bir bardak demli çayın her yudumunu, ab-ı hayata dönüştüren insan!
.....
Bir daha mesele şudur:
Canımız kimi çeker ve kimin canı bizi çeker
Ve neden?
.....
Hayattan aldığımız ve hayata kattığımız can sıkıntılarının çoğunun sebebi, maalesef değersiz şeylerden ibarettir.
Ne bu dünyadan çekip giderken bizimle birlikte gelirler
Ne sonrası için işe yararlar.
Üstelik, bir bardak demli çayın yanında bile, sahibini "beş kuruş" sahiplenmezler.
.....
Su kaynar
Aşk ateşinde...
Bir tutam çay yaprağıyla karışmak, vuslattır.
Bu sıcaklığa...
Bu buhara ram olur ve yayılır duygular
Sonra aşkın rengidir ve demidir görünen
Ve aşkın rayihası...
.....
Söyleyin şimdi:
Can kimi çeker
Kimin canı bizi çeker?
Bu şiire kim bir mısra katar gönlünden
Sohbeti kim demler?


Her çay, aynı tadı taşımaz! Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona
göre degişir...



Aldık çayı elimize ,dostları davet ettik çay oçağına,
Dilimizde ,dost dost,dedik,bekledik hep gelir diye,
tefekkür gerek bize,sözlerle idrak edip yaşamak diye,
Bekleriz sizleri ey aşıklar,çekirdekte ekledik ,limonla size.



cay_i2p.jpg



Bismillahirrahmanirrahîm...

Dünyaya henüz yeni geliyorduk ki, ebe hanım annemiz, ilk insan eli olarak bize elini değdirip avuç içlerine minnacık bedenimizi avuçlarken Bismillahirrahmanirrahîm dedi sevinçle.

Kulaklarımız ilk defa bu sesi duydu.

Göbeğimizi kesti şefkat eliyle yine Besmele'yi çekerek.

İlk suyu bedenimizi yıkamaya dökerken hep Besmele'yi tekrar ediyordu.

İlk giysilerimizi Besmele çekerek giydirdi.

Sırtımız yatağa yine Besmele ile değdi. Görenler hep "maşaallah" dediler, ellerini bedenimize değdirirken herkes hep Besmele çektiler.

Anacağım ilk dünya rızkımı minik dudaklarımın arasına akıtmak için göğsünü yanaklarıma değdirirken söylediği o Bismillahirrahmanirrahîm sözünü hiç unutamıyorum.

Bu sözü duyduğumda hep anacığımın o ilk Besmele'si kulaklarımda çın çın çınlar.

Hiç düşündünüz mü? Analarımız bizi büyütünceye kadar kaç miyon kere Bismillahirrahmanirrahîm demişlerdir acaba! "Ana gibi yâr olmaz" sözünün de herhalde kaynağı bu sözdür.

Analarımız her güzel işe Besmele ile başlamayı öğrettiler bize.

"Besmelesiz başlayan işlerin sonu nereye varırsa varsın hiç iyi değildir" diye telkin ettiler hep.

Biz böyle büyüdük.

* Akşam yatarken,

* Sabah kalkarken,

* Yemek yerken,

* Su içerken,

* Elbise giyerken,

* Okula giderken,

* Eve girerken,

* Evden çıkarken,

* Çay içerken...

Hep önce "Bismillahirrahmanirrahîm" dedik.

Önceliğimiz Besmele idi.

Anlıyacağınız Besmele "İlk işimiz"di.

Büyüklerimizin dilinden Besmele'yi duyunca öylesine ferahlardık ki, anlatamayız.

Hiç unutamayız: En güzel, en güncel, en kalıcı şeyleri bizler Besmeleli ağızlardan öğrendik.

Fırıncı amcalar küreklerinin üzerine ekmekleri dizerlerken her bir ekmek için Besmele çekerlerdi.

Besmele kokardı o eski esmer ekmekler

. O fırıncı amcalar neredeler şimdi? Kalfalarına, çıraklarına Besmele'yi hiç mi öğretmediler acaba? Çünkü şimdi ekmeklerimizde Besmele kokmuyor, bereket olmuyor. O lezzeti şimdiki ekmeklerimizden alamıyoruz.

Herşey naylonlaştı.

Öğretmenlerimiz derse girerken selâm verirlerdi.

Selâm sonrası da Besmele çekerek derse başlarlardı.

Şimdilerde derse başlamadan önce Besmele çeken kaç öğretmenimiz var dersiniz!

Hayatımızın her hayırlı anında Besmele vardı.

Besmelesiz kalkan ziyanla oturur.

Besmelesiz oturup kalkanlar yıllarını hep ziyanla geçiriyorlar.

Besmele ile oturup kalkıldığı yıllarda Ümmet-i Muhammed'in kafası hep dikti.

Bu millete, Müslüman olan insanlara Besmele'yi unutturdular. Sistemleriyle, maarifleriyle, taharetsizleriyle, aydıncık tosunlarıyla, televizyonlarıyla, gazeteleriyle, mecmualarıyla, televizyon dizileriyle... unutturdular.

Selamsız, sabahsız, edebsiz, hayasız türedi bir nesil oluşturdular.

Böyle olunca da öteki Besmelesizler "biz"leri başımıza çuval geçirip zindanlara tıkıyorlar.

Besmele'den kaçanların âhir ve âkıbetleri el âleme el açmak olur.

Böyleleri el âleme el aça aça yorgun düştüler. Rezil ve rüsvay oldular. Daha da olacaklar.

Besmele'den kaçış yok.

Bütün yapraklar, çiçekler, böcekler, sinekler, inekler, yağmur taneleri, kar lapaları Besmele ile bize gülümsüyorlar.

Hadi bakalım: Kainattaki bütün zerreler sayısınca gelmiş-geçmiş varlıklar adedince hem de ezelden ebede kadar hep söyliyelim





 
Son düzenleme:

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Güzel bir yazi paylasan yüregine bereket kardesim tesekkürler
Cenab-i Hak razi olsun
Selam ve Dualarimla........
 
Üst Alt