Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Çay, ilkin ilaç olarak kullanılmaya başlandı, zamanla bir içeceğe dönüştü. 8.yüzyılda Çin' de şiire bir eğlence unsuru olarak girdi. 15. yüzyılda Japonlar "çayseverlik" terimini kullanarak onu estetizm unsuru haline getirdiler. Çayseverlik günlük hayatın acı gerçekleri arasındaki güzellikler üzerine kurulmuş, saflığı ve uyumu, karşılıklı yardımlaşmanın gizemini, sosyal düzenin romantizmini öğreten bir ekoldür. Aslında yaşam dediğimiz imkansızlıklarla dolu düzendeki hataları düzeltmek için verilen bir çabadır.
Çay felsefesi sadece estetik bir terimden ibaret değildir bu terim aynı zamanda bizim doğa ve insan hakkındaki görüşlerimizi de kültürümüze ve inancımıza uygun olarak açıklar. Temizliği kabul ettirdiğinden hijyeni, konforun zorluk ve masraf gerektirmediğini ve basitlikten ibaret olduğunu gösterdiğinden ekonomikliği, dünyadaki payımızı tanımladığından manevi geometriyi simgeler. Bütün taraftarları ve aristokratları kapsayarak Doğu'daki demokrasi düşüncesinin özünü temsil eder.
… İnsanoğlunun trajikomik hayat mücadelesine ilgisiz kalanlara kendi aramızda "çaysız adam" dedik. Bunun yanı sıra dünyevi trajediye tepkisiz kalan, özgürlüğe kavuşma düşüncesiyle ayaklanmalar çıkaranlara da içinde "çok fazla çay barındıran" yabani estetikçi damgasını vurduk. Dışarıdan bakanlar belki konuyu fazla büyüttüğümüzü düşünerek bir kaşık suda fırtına koparttığımızı söyleyeceklerdir. Ancak insanların ne kadar küçük şeylerden mutlu olduklarını, ne kadar çabuk gözyaşlarına boğulabildiklerini, susuzluklarını gidermek için son damlasına kadar içtiklerini düşünürsek, bir fincan çaya böylesine önem verdiğimiz için kendimizi suçlayamayız.
Bazı önemli noktaların kendilerindeki eksikliklerini hissedemeyenler, diğerlerinde de bunların varlığını görmezden gelirler. Batılılar çay törenlerinde Doğuluları garipleştiren ve çocuksu yapan bir diğer nedeni görürler. Japonya' da barış ve huzur hakim olduğu halde onu barbar olarak nitelendirenler, ancak Mançurya Savaşları'nda toplu kıyım yaptığında Japonya'nın uygarlaştığını kabul ettiler. Son zamanlarda "Ölüm Sanatı" olarak da bilinen, askerlerimizin yaptıkları fedakarlıktan dolayı memnun oldukları "samuray" hakkında çok fazla yorum yapıldı; ancak bizim yaşam tarzımızı temsil eden "çayseverlik" üzerinde o kadar durulmadı. Eğer uygarlığın tanımı dehşet verici savaş hikayelerinden geçiyorsa, biz barbar olmayı seve seve kabul ederiz. Sanatımıza ve fikirlerimize gereken değerin verileceği günü dört gözle bekleriz... Çay konusunda bu kadar takıntılı olmamız size gülünç gelebilir ama biz sizin bünyelerinizde hiç çay olmadığından şüphe ediyoruz.
… Çayın tadında onu karşı konulmaz yapan bir büyü vardır. Batılı mizah yazarları çayın kokusunu ve aromasını anlatırken bir süre durup düşünürler. Onda ne şarabın kibiri, kahvenin kendini bilmişliği var ne de kakaonun yapmacık masumiyeti... İnancına bağlı olan Charles Lamb tesadüfen bulduğu şeyi gizlice yapmanın ne kadar zevkli bir iş olduğunu yazarken çayseverlikten bahsediyordu. Çünkü çayseverlik ortaya çıkarmaya cesaret edemediğiniz güzelliği gizleme sanatıdır. Çay, kendi kendinize, sakince ama içtenlikle gülmenizi sağlar, keyif verir; işte bu yüzden felsefede de mizah unsurudur. Bu bağlamda Thackeray ve tabi Shakespeare gibi özgün mizah yazarları çay filozofu olarak adlandırılabilir.
… Çay bir sanat eseridir ve mükemmel özelliklerini ortaya çıkarabilmek için usta ellere ihtiyaç duyar. İyi ve kötü resim tabloları olduğu gibi çayın da iyisi ve kötüsü vardır. Nasıl Titian veya Sesson gibi ressamlar yetiştirmenin kuralı yoksa mükemmel çayın da tek bir tarifi yoktur. Her bir yaprakla su ve sıcaklıkla olan ilişkilerine göre tek tek ilgilenilmesi gerekir, hepsinin pişirilme yöntemi ayrıdır. Asıl güzelliği oradadır. Toplum bu temel sanat ve hayat düzenini anlamamakta direniyor. Bu duruma karşılık; şiirleri besteleyerek şarkılaştıran şairlerden olan Lichilai, dünyadaki en acıklı üç şeyin gençlerin yanlış eğitim sistemi yüzünden kötü yetişmesi, bayağı hayranlıklar yüzünden güzel sanatlara verilen değerin azalması ve güzel çayların yetersiz işleme yüzünden tümüyle ziyan edilmesi olduğunu üzülerek dile getiriyor.../ Kakuzo Okakura- Çay Kitabı
 
Üst Alt