CEMALEDDİN-İ AFGANİ KİMDİR_?
MASONLAR Afgani'nin...CÜMLE CİHANDA İSLAM EGEMENLİĞİ İDEALİZMİNİ KENDİ ÇIKARLARI DOĞRULTUSUNDA ABDÜLAHAMİD'İ (OSMANLIYI) YIKMAK VE İSLAMI YOK ETMEK İÇİN KULLANMAK İSTEDİLER...-1-
Serge Hutin adlı bir Fransız masonunun yazdıgı 'Les Francs-Maçons'
kitabının 127.nci sayfasında okudu umuza göre İslam dünyasında masonlar Cemaleddin-i Afgani ve Muhammed Abduh gibi 'din politikacılarını' localarına kaydederek onların eliyle 'Dini, milli yapılara göre reforme ederek' alemşumul İslam dinini bozmak, öte yandan Müslüman Kardeşler (Freres Musulmans) hareketi ile de 'İslam'da milliyetçilik yoktur' propagandası ile milletleri çökertmek ve bu suretle -çok kahpece bir planlar- birbirine zıt 'İslamcı' ve 'Milliyetçi' sun'i düşman kamplar dogurmak istemişlerdir.
(SEYYİD AHMED ARVASİ)
MASONLARIN VE İNGİLİZLERİN BU OYUNUNU DAHİYANE FİRASETİ İLE FARKEDEN ULU HAKAN SULTAN ABDÜLHAMİD HAN...VE AFGANİ...?
Bu arada çok önemli gördügümüz bir hususu okuyucularımıza hatırlatmayı gerekli görüyoruz: Sultan II. Abdülhamid, hatıralarının bir yerinde, dikkatli okuyucularımızın gözünden kaçmayacagına emin oldugumuz bu- degerlendirme yapmaktadır; Cemaleddin Afganî hakkında... Bilindigi gibi Afganî iki kez İstanbul'a gelmiş ve bir süre kalmıştır. Zamanın Şeyhülis-lâm'ı ve bazı din adamları ile arasında geçen tartışmalar gerçekten tatsız ve nahoş olmuştur. Yazıktır ki, 19. yüzyılın ikinci yarısındaki Islâmî hareketlerin pek çogu üzerinde büyük tesirleri olan Afgani ülkemizde yanlış anlaşılmıştır, istisna kabul edilebilecek birkaç kişinin dışında, bu olumsuz imaj, Abdülhamid'den Şeyhülislâm'a kadar pek çok insan üzerinde hakim olmuştur.
MEHMED AKİF VE CEMALEDDİN-İ AFGANİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCESİ_?...
Ancak, Mehmet Akif ve benzeri birkaç kişi, O'nu hararetle müdafaa etmişler ve Afganî'yi lâyık oldugu mevkiye oturtmaya çalışmışlardır. Sırât-ı Müstakimin 91. sayısında, Akif onun hakkında şunları söyler;...
«Bugün Mısır ülkesinde islam adına mücadele eden ne kadar insan varsa, bütün bu kıymetli insanlar Cemaleddin Afga-nî'nin yetiştirdigi kişilerdir...>>
«Merhumu ne Afganistan'da, ne Hindistan'da, ne Avrupa da ve ne de Osmanlı topragında rahat bırakmadılar. Hiç bir yerde onu rahat ettirmediler. Cemaleddin, islâm dininden biraz taviz verse idi, İslâm için mücadele etmekten biraz olsun vazgeçse idi, dünyanın her tarafında itibar ve makam bulurdu. Debdebe ve şatafat içinde yaşardı. Fakat o bütün mansıblara ulaşmak kabiliyetinde oldugu halde, islâm konusunda tavizsiz oldugu için, bunların hepsinden mahrum bırakılmış bir büyük insandır. Hiç kimsenin dayanamayacagı hakaretlere ve taarruzlara kendi imanı ile karşı koydu. Kâmil, üstün kelimesinin ihtiva ettigi manaya göre o bir yaşayan sehid idi...» (1)
Sultan Abdülhamid'in Afganî ile ilgili ifadeleri, bizce, içerisinde bulundugu konum ve şartlar açısından degerlendirilmelidir. Bilindigi gibi Afganî «saltanat» anlayışına karşıdır ve saltanatı «ittihad-ı islâm»a bir engel olarak görmektedir. Sultan Abdülhamid ise «Pan-İslâmizm»i savunmakla beraber saltanat makamının sahibidir. Hakan'ın, İngilizler'in Hilafeti yıkma çabalarıyla Afganî'nin düşünceleri arasında bir paralellik görmesi, olayları çok yönlü degerlendirmek ve her türlü ihtimali hesaba katmak alışkanlıgından kaynaklansa gerektir.
Ayrıca şunu belirtmekte yarar var. Abdülhamid dönemine ilişkin sayılan çok olmasa da, hatırat türünde kitaplar yayınlandı. Bunlardan bilhassa, belli aralıklarla birkaç kez Abdülhamid'in sadrazamlıgını yapmış «Sait Paşa'nın Anılarının(2) bu kitap açısından bir ayrı önemi var. Olayların birbirine tekabül etmesi ve bu olaylara ilişkin degerlendirme tarzlarının ve davranışlanın açıkça görülebilmesi açısından, Sait Paşa'nın Anı-ları'nın da bu eserle beraber okunmasında yarar oldugu kanaatındayız.
Sonuç olarak tekrar belirtelim ki, bu anılar, tarihçiler, araştırmacılar ve aydınlar için bir malzemedir. Bu de erli belgeler, Osmanlı tarihinin son yüzyılının daha objektif ve daha gerçekçi bir şekilde incelenmesine yardımcı olacaktır kanaatindeyiz.
PINAR YAYINLARI-(HATIRAT-I ABDÜLHAMİD)