- Üyelik Tarihi
- 23 Nis 2009
- Mesajlar
- 803
- Aldığı Beğeniler
- 4
- Konum
- İstanbul-Başakşehir
- Takım
- Fenerbahçe
Cemiyete Rahmet Olan Fakirler
Aramızda öyle garipler vardır ki, bazen
insanlar onlara selam vermeye tenezzül etmez. Halbuki Allahu Teala
onların sebebiyle yeryüzüne yağmur yağdırmakta, rahmet indirmekte,
müminlere manevi yardım etmektedir. Ashabtan Sehl b. Sa‘d es-Sâidî
[r.a] anlatıyor: “Hz. Rasulullah‘ın [s.a.v] meclisine bir adam uğradı.
Efendimiz
[s.a.v] yanında oturan sahabîye:
- Bu nasıl birisidir? diye sordu. O da:
- Mal ve itibar olarak insanların
en ileri
gelenlerindendir. Vallahi bu adam bir kadına talip olsa onu hemen
kendisine verirler, birisinin işi için aracı olsa aracılığını kabul
ederler, bir konuda söz söylese sözünü dinlerler,
dedi.
Rasulullah (s.a.v) sukut etti. Sonra meclise bir adam daha uğradı. Efendimiz (s.a.v):
- Bu adam nasıl birisidir? diye sordu.
Sahabî:
- Ya Rasulallah! Bu adam müslümanların
fakirlerinden birisidir. Bir kadına talip olsa onu kendisine vermezler,
bir iş için aracı olsa itibar etmezler, bir konuda görüş bildirse
sözünü dinlemezler, dedi.
O zaman Rasulullah (s.a.v):
- Bu fakir adam, şu ilk bahsettiğin tiplerin bir dünya dolusundan daha hayırlıdır,
buyurdu.(1)
Allah katında kıymet ve itibar kalıba değil kalbe, süse değil edebedir.
Halkın kendisine imrendiği öyle zenginler ve görünüşte efendiler vardır
ki, yeryüzü onlar yüzünden fitne ve fesatla dolmaktadır. Yine bu halkın
içinde öyle fakir ve sade görünümlü insanlar vardır ki, cemiyetin
üzerine inecek nice ilâhî azapların kaldırılmasına vesile
olmaktadırlar. Rasulullah Efendimiz (s.a.v) bize bu tür insanları şöyle
tanıtmıştır:
“İnsanların zahiren fakir ve garip görerek
itibar etmediği ve asıl kıymetini bilmediği öyle kullar vardır ki,
insanlar onların yüzüne kapılarını kapatırken, Allahu Teala onlara
karşı bütün rahmet ve icabet kapılarını sonuna kadar açık tutar; ne
isterlerse geri çevirmez.“(2)
Bu sadık insanlar Allahu Teala‘dan, O‘nun
sevgi ve rızasından başka bir şey istemezler. Yine hadis-i şerifte
belirtildiği gibi onların hatırına, diğer insanlar rızka, rahmete ve
manevî yardıma kavuşur.
(3)
Fakirlikten Allahu Teala‘ya sığınsak bile fakirleri bağrımıza
basmalıyız. Onları sevmeliyiz. Onlarla oturup sohbet etmeli, beraber
yemek yemeli, hiç bildirmeden ve üzmeden ihtiyaçlarını gidermelidir.
Onların dâvetine icabet etmelidir. Fakiri sevmeyenin imanı olgun
değildir. Fakirleri sevmeyenler Allah dostu olamazlar. Onların sevgisi
insandaki kibir ve benlik gibi en azılı hastalıkları ortadan kaldırır.
Onları seveni Allah ve Rasulü de (s.a.v) sever. Bu sevgi, sahibini
Cennet‘e götürür.
Cenab-ı Hak mahzun ve kırık gönüllere rahmet ve merhamet nazarıyla
bakmaktadır. Mahzun gönülleri memnun edenler, en zor anlarında Allahu
Teala‘nın özel yardımına kavuşurlar.
Fakirlerini üzen bir millet şeref içinde yaşayamaz. Fakir ve yetime
ilgisiz kalıp hep nefsinin keyfini düşünenlerin durumu ne kötüdür!
Kur‘an-ı Hakîm‘in belirttiği gibi Cehennem ehline:
- Sizi bu ateşe sokan sebep nedir? diye sorulunca, onlar şu cevabı verirler:
- Biz namaz kılmazdık. Yoksulu doyurmazdık. Bâtıl ve kötü işlere dalanlarla beraber olurduk. Ahiret gününü yalanlardık.(4)
Fakirlerin itibar edilmediği evlere ve meclislere rahmet inmez.
Melekler girmez. Fakirlerle aynı meclisi paylaşmayan kimsede hayır
yoktur. Şu ibretli hâdiseye bakınız:
Fakir müslümanlarla aynı mecliste oturmaktan sıkılan ve utanan Kureyş zenginleri, Rasulullah (s.a.v) Efendimize:
- Ey Muhammedi Sen kavmin içinde şu fakir ve zayıf insanlarla beraber
olmaya mı razı oldun? Onları yanından uzaklaştır da seninle oturup
konuşalım. Biz gidince onlarla oturursun. Biz Arabın en ileri gelen
eşrafıyız. Dediğimizi yaparsan belki sana uyarız, teklifinde
bulundular. O zaman Allahu Teala :
“Rabbinin rızasını arayarak sabah akşam ona dua (ve kulluk) edenleri sakın yanından kovma. Onları yanından uzaklaştırırsan zalimlerden
olursun.“(5)
Ayetini indirdi. Yine şu ayet de bu konuda inmiştir:
“Rabbinin rızasını isteyerek sabah akşam ona dua edenlerle bulunmaya
sabret. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözünü onlardan ayırma.
Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, hevâsına tâbi ve bütün işi
aşırılık olan kimseye uyma!“
(6)
Bu ayetler, bizzat Efendimize hitap ederek inmiştir.(7)
Ebu Saîd el-Hudrî (r.a) anlatıyor:
“Muhacirlerin fakirlerinden bir grupla birlikte .oturuyordum.
İçlerinden bazıları üzerlerinde yeterli elbise bulunmadığı için,
diğerinin fazla elbisesi ile açık yerlerini örtüyordu. Onlardan birisi
bize Kur‘an okuyordu. O esnada Rasulullah (s.a.v) çıkageldi. Yanımızda
durdu. Kur‘an okuyan zat, Efendimizin (s.a.v) baş ucumuzda ayakta
durduğunu görünce okumayı kesti. Rasulullah (s.a.v) selam verdi ve
sonra:
- Ne yapıyordunuz? diye sordu. Biz de:
- Ya Rasûlallah! Şu zat bize Kur‘an okuyor, biz de dinliyorduk, diye cevap verdik. O zaman:
- Bana, ümmetim içinde kendileriyle birlikte bulunmam emredilen kimseleri yaratan Allah‘a hamd olsun, buyurdu.
Sonra, bizden birisi gibi aramıza oturdu. Eliyle ‘halka yapın‘ diye
işaret etti. Orada bulunanlar halka hâlini aldılar. Hepsinin yüzü
Efendimiz tarafından gözükecek hâle geldi. Öyle zannediyorum ki, Allah
Rasulü onların içinde benden başkasını yakinen tanımıyordu. Sonra şöyle
buyurdu:
- Ey fakir Muhacirler! Kıyamet günü elde edeceğiniz nurla gözünüz
aydınlık olsun. O gün insanların zenginlerinden kıyamet günüyle yarım
gün önce Cennete girersiniz. Bu da beşyüz sene eder.
(8)
Fakiri görünce gönlü daralan müminin imanı zayıf, kalbi dar, aklı
kıttır, iffetli ve edepli fakirler, zenginler için en büyük bir
ganimettir. Zengin kimse, Allah rızası için bir fakir veya yetimi
sevindirmekle, dünya ve ahiretin bir çok azabından kurtulabilir.
Bununla ilgili birçok müjde vardır. Fakir ve yetimler, kendilerini hoş
tutan fertler için ilâhî rahmeti çeken bir kapı ve Rabbânî azabı
engelleyen bir kalkan durumundadırlar.
Fakir cemiyet için bir yük değil süstür. Onların yeri meclislerin
gerisi değil baş köşesidir. Onlar kendilerine hizmet edilecek birinci
sınıf insanlardır.
Fakir müminleri hor görenler ve onlarla alay edip hallerine gülenler, hakir bir şekilde zillet içinde ölürler ve
ahirette bunun cezasını çekerler. (9)
1 Buhârî, Rikak, 16; Beğavî, Mesâbîhu‘s-Sünne, III, 431.
2 Müslim, Birr, 40.
3 Buhârî, Cihad, 76; Ebu Dâvud, Cihad, 70; Tirmizî, Cihad, 24.
4 Müddessir 74/42-46.
5 Enam 6/52.
6 Kehf 18/28.
7 İbnu Cerîr, Câmiu‘l-Beyan, Cüz:VII, Shf:2 62-263; Cüz: XV, Shf:291-294.
8 Ebu Dâvud, ilim, 13; Ahmed, Müsned, III, 63.
9 Mutaffifîn 83/29-36.
Allah Yolunda Yardım ve Cömertlik
Dilaver Selvi