Ne anlatırsan anlat, anlattığın karşındakinin algıladığı kadardır.
İstediğin cümleleri sırala,düşenebildiğin kadar alternatifler üret
ve bunların en uygun lisanla sırala, gene de duymak istediklerini alacak, istemediklerini beyin reddedecektir.Bazen ne de çırpınırız anlatmak için, anlaşılamadığımızın sıkıntılarını yaşarız.En çok da kendimizi anlattığımızı sanarız.Cesur olmanın edası, dürüst olmanın sevabı ile yaklaşırız
oysa ki verdiğimizin yarısını bile alamayız.
Karşımızdakini kendimiz gibi düşünüp, onun adına karar verirleriz.
Herkesin içinde bir ben olduğunu da unutur,
bizler arasında kayboluruz.İkili ilişkilerde gönül ilişkilerinde hep ben
merkezci olur, bizim yörüngesine ayak izimizi bile sokmayız.
Doğamızda olan bu yaradılış, insan olmamızın verdiği derin sancı ile
nöbetlere girerek, nevrotik döngülere teslim oluruz.Bazen gizli bir deli,
bazen de el değmemiş gonca gülün izlerini taşırız.
Nedenler-Niçinlerle çakışır,Sıfatlar ile izdivaç yaparak,
soru işaretlerinin arasında boşanırız.
Ünlemler ile de geri kalan hayatın içinden, elde kalan virgülleri ayıklarız.
Ve üç nokta ile de yaşamı sonlandırırız


