Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Cİddİyet ve VakÂr

Vakarın alâmeti, ferdin cemiyet içinde ve yalnızken aynı durumu muhâfaza etmesidir. Ağırbaşlı olmak, büyüklenme hâli değildir. Aksine ilim ve hilimden doğan bir fazîlettir.

Vakarlı bir insanda acelecilik, her yere girip çıkma, lüzumsuz sorular sorma, yersiz hareketler yapma, bilgiçlik taslama gibi davranışlar bulunmaz.

Bu hususta Peygamberimiz: İlim öğreniniz, ilim için vakar ve sekînet öğreniniz. . buyurdular.(Feyzül-Kadir 3-253/3322)

Hz Ali (r.a)efendimiz de ilmin vakar ve hilm ile süslenmesi gerektiğini ifade etmektedir.

İmâm-ı Mâlik hazretleri, Hârun Reşîde şöyle yazmıştı:

İlim öğrendiğin zaman onun eseri, sekîneti, alâmet ve vakarı üzerinde görülmeli. (Feyzül-Kadir 3/253)

Yine Peygamber efendimiz (s.a.v.):Yavaş ve yumuşak hareket etmek Allah tan, acele etmekte şeytandandır.,buyurmaktadır. (Aclûnî, Keşfül-Hafa 2/530)

Ciddiyet ve vakar sahibi olmak şen olmaya, yeri geldiğinde latîfe yapmaya da mâni değildir. Ayrıca vakar tekebbür (kibir) ile karıştırılmamalıdır.
FAZİLET TAKVİMİ

ellerime sağlık
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Ellerin kolların dert görmesin =)
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
tşk ederim sağolun sizlerinde ellerinize sağlık :p
 

ExELaNcE

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
3,446
Aldığı Beğeniler
13
Bir öğretmen derste ilim öğrenmek için gelen öğrencilerine ders anlatırken vakarlı olması güzel ve elzem..ama malesef bu devirde okuyan gençlik aynı edebi gösteremiyorlar..ailelerinden alamadıkları terbiyeyi bizler okulda birkaç derste nasıl verebiliriz ki..

ben öğrencilerime dini konularda örnek olma gayretini takınırken bir diğer öğretmen benim ektiğim tohumları adeta ezip çiğniyor..

Geçen hafta öğretmenler odasında bir öğrenci kapıyı çalıp odaya girdi..elinde bir tane gül...dersinden zayıf aldığı bir öğretmen arkadaşımıza gülü takdim etti..öğretmen somurtkan bir yüz ifadesiyle gülü aldı..ama bir tşk bile etmedi..kız öğrenci bir tşk bekledi..ama malesef öğretmen hanım bunu çok gördü..öğrenci odadan çıkınca neden tşk etmedin diye soran öğretmen arkadaşına :ben öğrencilere yüz vermem diye cevap verdi..bir teşekkür etmeyi bile yüz vermek olarak değerlendiren bir eğitmen..daha bunun gibi çok olay oluyor..
bir din dersi öğretmeni olarak malesef öğrettiklerim genelde sınıfta kalıyor..çünkü diğer öğretmenler yardım edeceklerine köstek oluyorlar..Allah öğretmenlerimize akıl fikir versin..
 

peri

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Ara 2005
Mesajlar
950
Aldığı Beğeniler
5
Ciddiyet, bir mefkûre insanının, hayatının gayesi bildiği dâvasını ve vazifesini üstün bir gayretle ele alması, sorumluluklarını derin bir mesûliyet şuuruyla ve fedakârca yerine getirmesi manasına da gelir. Bu manada, ciddiyetin sistemli düşünmeye, sağlam plan ve projeler ortaya koymaya ve büyük bir azimle say u gayrette bulunmaya bakan yönleri de vardır. Nitekim Men câle nâle  Yollar yürünerek alınabilir, zirvelere azim, irade ve plânlarla ulaşılabilir; azimle yola koyulan ve yolculuğun gereklerini yerine getirenler hedeflerine nail olurlar ve Men talebe ve cedde, vecede  Bir şeyi gönülden dileyen ve onu elde etmek için azim ve iradesinin hakkını vererek çalışıp çabalayan insan mutlaka istediği o şeyi bulur. düsturları bu hakikati ifade etmektedir.

Aslında, bir Müslüman her işinde ve her zaman ciddî olmalıdır. Ne var ki, ciddiyet ve vakarın kibre dönüşmemesi, ciddî ve vakur bir insanın aynı zamanda mütevazi (alçak gönüllü) olması gerekir. Kuran-ı Kerim, Rahmanın has kulları o kimselerdir ki onlar yerde tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine laf atarsa Selametle! der geçer giderler. (Furkan, 25/63) sözleriyle hakiki müminleri anlatır ve onların yürürken dahi sükûnet ve vakar ile hareket ettiklerini; terbiyeli, nazik ve alçak gönüllü olduklarını; cahillere çatmaya tenezzül etmediklerini ve asla mağrur, saygısız, kaba ve haşin davranmadıklarını nazara verir.

Diğer taraftan, müminlerin, ciddiyeti bir adım öne çıkarıp tevazuyu onun arkasında tutacakları ya da ciddiyeti tevazunun bir adım gerisine alacakları yerler ve durumlar da vardır. Bediüzzaman hazretleri bu hususa dikkat çeker ve Meselâ, bir ulü'l-emrin (idarecinin), makamındaki ciddiyeti vakar, mahviyeti zillettir. Hânesinde ciddiyeti kibir, mahviyeti tevazudur. der. Sonra da bu sözlerini şerh sadedinde, büyük bir memurun, memuriyet makamında bulunduğu vakit makamın izzetini muhafaza edecek tavırlar içinde olması ve vakarını koruması gerektiğini; onun her ziyaretçi için tevazu göstermesinin tezellül ve makamı tenzil olacağını; fakat kendi evindeyken, ne kadar mütevazi davranırsa davransın bunun ona daha çok yakışacağını, aksine aile fertlerine karşı vakarın tekebbür sayılacağını ifade eder. Tabii ki, bu hususta, ciddiyetsiz ve lâubâlî olmakla mütevazi davranmayı birbirinden ayırmak icap eder; tekebbüre girmemek için vakarı terketmenin, kendini lâubâlîliğe ve sululuğa salmak olmadığının da bilinmesi gerekir.

Haddizatında, insanların hal ve hareketlerindeki, oturuş ve kalkışlarındaki ciddiyet iman ve marifet derinliğine bağlıdır. Dolayısıyla, ciddiyetin seviyesi her insana, o insanın iman ve marifet ufkuna, ayrıca ciddî olması gereken yere ve konuma göre değişiklik arz eder.
 
Üst Alt