- Üyelik Tarihi
- 14 Eki 2005
- Mesajlar
- 7,463
- Aldığı Beğeniler
- 64
bir gün gidersem ana ağlar mısın.
tutar mısın ana ellerimi ve hüznü yarıda bırak, gel, gitme oğul der misin ana bana?
mezarından bir avuç toprak alıp gidersem topraksız diyarlara üzülür müsün ana?
çilemi sorguluyorlar, adımı, kalbimi sorguluyorlar ana. susarsam benim yerime konuşur musun?
ağlayamıyorum kaldır başını mezarından gayrı. ağlayamıyorum dedim sana. içimde tusunamiler dönüyor ama ağlayamıyorum. benim yerime ağlar mısın ana doyasıya?
toprak silecek belki gözyaşlarını ama ağla ana.
gidiyorum senden uzaklara, ver yaşmağını bana. gözyaşlarından bir damla varsa o bana yeter. senin kalbinle yanaşmıyorlar bana. gözyaşları seninkine benzemiyor bunların. belki sana alıştığım içindir bütün bunlar. ama doğrusu bu ana.
kardeşimi uyandırayım mı bilmiyorum giderken, yoksa eğilip gözlerinden öpüp mü gitsem. ama güvenemem ki ana gözlerime. gözyaşları akarsa yanaklarına ve uyanırsa bırakmaz gideyim ana. sen benim yerine öper misin onu. uyanırsa gelişine sevinir gidersen zaten acını yaşamiştı bir kere. alışmıştır acına. evet evet öyle yap ana. sen öp yerime.
ana yaşmağın kalmıştı elimde sen gittikten sonra onu da alıp götürsem kızar mısın. arama sakın bıraktığın yerde. yanıma alacağım onu. uzak diyarlar belki üşürsem göğsümün üzerine koyarım ana. ağlarsam onunla silerim gözlerimi tıpkı sen silmiş gibi olursun. yatarken yastığın bi ucuna onu bırakırım sen yatmış gibi olursun.
gidiyorum ana ağlar mısın arkamdan....
hüzün yıllarım başlar biliyorum. kimse tanımaz oralarda. mutluluk arayacam biraz da. bir pazar arayacam, kalpler pazarı yani. sürgün kalplerin pazarını arayacam. kalp alacam kendime. tıpkı kalbim gibi. delik deşik. her yanı ıpıslak her yanı gözyaşı.
yalancı şafaklarım olacak belki ve kendimce güneşi seyredecem gece karanlığında. bayramlarım olacak kendimce. el öptüklerim el öpenlerim olacak ana.
bayram heyecanıyla küslerim gelecek kapıma ve küstüklerime gidecem. uzatacam ellerimi ana. uzatmazlarsa şayet suyun ötesindeki yiğidin mısraları dolanacak dilime " Hele affedilmenin yolunun affetmeden geçtiği bilinirse... affedenler affa mazhar olur. bağışlamasını bilmeyen bağışlanmaz. insanlara karşı müsamaha yolunu tıkayanlar insanlığını yitirmiş canavarlardır. bir kere olsun günahının muhasebesiyle iki büklüm olmamış bu hoyratlar, hiç bir zaman affedicilikteki yüce zevki idrak edemeyecekler." üzülecem ana yürekteki kanayan yarayla dönecem yine. ama ağlamayacam artık. ben ağladıkça gözyaşlarım mahkum edildi. yaş aktıkça ana yanaklarımdan, yaşlar ceyhun edildi. mahkum elbisesi giydirildi ana.
elini uzatır mısın ana gideyim artık ve söz verir misin ana kardeşimi sen öp ve saçlarını sen taratır mısın. alışmıştır bana ve kurdelası gevşek olmasın ana ama sıkmasınlar da sakın. canı yanarsa, ben uzaklarda yanarım ana...
canı acımasın e mi?...
tutar mısın ana ellerimi ve hüznü yarıda bırak, gel, gitme oğul der misin ana bana?
mezarından bir avuç toprak alıp gidersem topraksız diyarlara üzülür müsün ana?
çilemi sorguluyorlar, adımı, kalbimi sorguluyorlar ana. susarsam benim yerime konuşur musun?
ağlayamıyorum kaldır başını mezarından gayrı. ağlayamıyorum dedim sana. içimde tusunamiler dönüyor ama ağlayamıyorum. benim yerime ağlar mısın ana doyasıya?
toprak silecek belki gözyaşlarını ama ağla ana.
gidiyorum senden uzaklara, ver yaşmağını bana. gözyaşlarından bir damla varsa o bana yeter. senin kalbinle yanaşmıyorlar bana. gözyaşları seninkine benzemiyor bunların. belki sana alıştığım içindir bütün bunlar. ama doğrusu bu ana.
kardeşimi uyandırayım mı bilmiyorum giderken, yoksa eğilip gözlerinden öpüp mü gitsem. ama güvenemem ki ana gözlerime. gözyaşları akarsa yanaklarına ve uyanırsa bırakmaz gideyim ana. sen benim yerine öper misin onu. uyanırsa gelişine sevinir gidersen zaten acını yaşamiştı bir kere. alışmıştır acına. evet evet öyle yap ana. sen öp yerime.
ana yaşmağın kalmıştı elimde sen gittikten sonra onu da alıp götürsem kızar mısın. arama sakın bıraktığın yerde. yanıma alacağım onu. uzak diyarlar belki üşürsem göğsümün üzerine koyarım ana. ağlarsam onunla silerim gözlerimi tıpkı sen silmiş gibi olursun. yatarken yastığın bi ucuna onu bırakırım sen yatmış gibi olursun.
gidiyorum ana ağlar mısın arkamdan....
hüzün yıllarım başlar biliyorum. kimse tanımaz oralarda. mutluluk arayacam biraz da. bir pazar arayacam, kalpler pazarı yani. sürgün kalplerin pazarını arayacam. kalp alacam kendime. tıpkı kalbim gibi. delik deşik. her yanı ıpıslak her yanı gözyaşı.
yalancı şafaklarım olacak belki ve kendimce güneşi seyredecem gece karanlığında. bayramlarım olacak kendimce. el öptüklerim el öpenlerim olacak ana.
bayram heyecanıyla küslerim gelecek kapıma ve küstüklerime gidecem. uzatacam ellerimi ana. uzatmazlarsa şayet suyun ötesindeki yiğidin mısraları dolanacak dilime " Hele affedilmenin yolunun affetmeden geçtiği bilinirse... affedenler affa mazhar olur. bağışlamasını bilmeyen bağışlanmaz. insanlara karşı müsamaha yolunu tıkayanlar insanlığını yitirmiş canavarlardır. bir kere olsun günahının muhasebesiyle iki büklüm olmamış bu hoyratlar, hiç bir zaman affedicilikteki yüce zevki idrak edemeyecekler." üzülecem ana yürekteki kanayan yarayla dönecem yine. ama ağlamayacam artık. ben ağladıkça gözyaşlarım mahkum edildi. yaş aktıkça ana yanaklarımdan, yaşlar ceyhun edildi. mahkum elbisesi giydirildi ana.
elini uzatır mısın ana gideyim artık ve söz verir misin ana kardeşimi sen öp ve saçlarını sen taratır mısın. alışmıştır bana ve kurdelası gevşek olmasın ana ama sıkmasınlar da sakın. canı yanarsa, ben uzaklarda yanarım ana...
canı acımasın e mi?...