Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

katresu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Haz 2011
Mesajlar
1,624
Aldığı Beğeniler
14
Konum
Adana
Takım
Diğer
Kimsesizdi Hasan... Kendisi daha anne karnındayken, traktör altında kalıp can veren babasını tanımamıştı hiç.

Annesi tarlaya gidip çalışıyor ve Hasan’ına bakıyordu.

Ne güzeldi akşamları anasının göğsüne başını dayayıp, kokusunu içine çekmek...

Bir kış gecesi; anacığı sobayı yakmış, üzerinde tarhanayı kaynamaya bırakmıştı...

Hasan, tek oyuncağı olan meşin topa vurduğunda, çorba tenceresi yanan sobanın üzerine dökülmüş, soba boruları yerinden kopup düşerek evin içi dumanla doldurmuştu...

Anacığı öksürükler arasında Hasan’ı kaptığı gibi dışarı çıkarmış ve etrafa saçılan ateşleri söndürmek için; tek odalı ahşap evine, tekrar girmişti.

Hasan ağlayarak anacığının dışarı çıkmasını; yangını görüp yardıma gelen komşularının kucağında beklemişti ama, anacığı bir daha hiç çıkamamıştı dışarı....

“Anan melek olup, cennete gitti.” demişlerdi, Hasan’a...

O yaşta bir çocuğa, ölüm nasıl anlatılabilirdi ki?...

Ta ki yıllar sonra öğrenecekti; anacığının yangından kurtulmak için kaçmaya çalıştığı sırada, başına çöken ahşap tavanın altında kalıp, feci şekilde can vererek yandığını...

***************************************​

Alper ayakkabı boyacılığı yaparken, orta okula da devam ediyordu.

Biliyordu ki; yoklukla, kibirle ve hatta cehaletle savaşmanın tek yolu kalem idi...

Anacığının ve hasta babacığının O’na tek vasiyeti okula gitmesi ve okumasıydı.

Oysa; Hasan yaşı geçmiş olmasına rağmen, okula hiç gitmemişti.

Öyle ya, okula gitmek demek; başını sokacak bir çatı, okul önlüğü, defter – kitap almaktı.

O’ ise, bunlardan öyle uzaktı ki...

Anacığının ölümünden sonra komşular onu bir yurda vermişler, alışamayınca da yurttan kaçarak sokak çocuğu olmuştu Hasan.

Araba camlarını silerek, mendil satarak yaşamını sürdürüyordu bu; çıplak ayaklı, esmer oğlan.

Bir gün karıştırdıkları çöp konteynerinden buldukları bir öğrencinin okul günlüğünü, Alper okumuştu arkadaşına.

Kumarın kötülüğünü satır satır anlatıyordu günlük. O vakit karar vermişlerdi, asla kumar oynamayacaklar diye... ve daha tutulması gereken nice sözler...

Hasan’a, kimsesizliğini hissettirmemecesine sarılmış ve kenetlenmişti yine elleri...

***************************************​

Dışarıda öylece durmuş ve sıradanlığını yüzüne vuran lokanta camından içeriyi seyrederken Alper; öyle güzel gözüküyordu ki, ulaşamadığı sıcacık yemeğin burnunda tüten kokusu...

Tutulması gereken nice sözlerin arasına koyuvermişti hemen, okuyup da büyük adam olduklarında seyrettiği yemeği yemeyi ve başkalarına seyrettirmemeyi...

Alper ve Hasan, ayaklarının ileri doğru gitmesine rağmen, başlarının geride kalıp gözlerini alamadığı bu yemeğe davet edildiklerinde anlamışlardı; iftar yemeği olduğunu ve aç olan herkesin, bu yemeğe katılabileceğini.

Birbirlerine bakıp, gözleriyle konuşmuşlar, adımlarını hızlandımış ve sanki hiç
ayrılmayacakmış gibi duran kenetlenmiş elleriyle, sevinçle girmişlerdi içeri.

Sıcacıktı içerisi... Bir ananın koynu gibi, bir babanın verdiği güven gibi, sıcacıktı.

Hasan’ın kaşığı tutan sağ eline, portakalı sıkıca kavramış olan sol elininin eşlik ettiğini gördüğü an fark etmişti Alper; kendi tabağındaki yemeği de, kendinin neredeyse hiç soluklanmadan, sonuna kadar bitirdiğini.

Sunulan yemeğin bitirilmeden toplanmayacağını aklı kabul ediyordu ama; ya, bir sonraki yemeğin ne zaman sunulacağını...

Utanmıştı Alper... Karnı aç, sevinçleri açtı ama gözü aç değildi.

Bunun içindi utancı, bunun içindi ta ensesine kadar sıcaklığını hissettiği yüzünün kızarıklığı.

***************************************​

Öfkeye teslim oluyordu benliği; iliklerine kadar soğuk olan havada, kendinde olmayıp, başkalarında olan paltonun varlığıyla... Ucuzluktan satın alınan ayakkabısı yine su geçiriyor ve baş parmaklarının ıslaklığını, başkalarının hissetmediğinin düşünceside mutlu ediyordu Alper’i.

Okuldan yardım paketi içerisinde verilen ayakkabı, kazak ve eşofman, genç yüreğini incitmiş ve iade etmesine sebep olmuştu... Sonra beden eğitimi dersine girmemiş ve ayaklarındaki romatizmayı bahane ederek rapor almıştı, eşofmansızlığını kapatmak, unutturmak için... Oysa ne çok severdi, dahil olduğu voleybol takımında oynamayı...

Yokluk, Alper’i bilemiş; okuyup büyük adam olma yeminini, yineletmişti yeniden.

Okul çıkışı boya sandığını kaptığı gibi, mekanına yönelmiş ve mendil satan Hasan’ın yanında yerini almıştı...

“-Yapmayın, vurmayın!...” diyen feryat kulaklarına çalındığında; elindeki mendilleri alınan ve yağmurdan çamurlaşmış suyun içinde serserilerin, ayaklarının altında dayak yiyen Hasan’ı görmüştü. Sandığını kaptığı gibi koşmuştu can kardeşinin yardımına ama, kendisi de küçücük olan Alper’de nasiplenmişti bu keyfi dayaktan... Ve, büyük amcaların kızıp, ayırmasıyla son bulmuştu şimdilik bu fasıl.

Serseri çocuklar güle oynaya giderken bakıyordu Alper, hesap soran gözlerle hala arkalarından... Şimdi gücü yetmiyor, karşılık verecek gücü dahi bulamıyordu belki ama yüreğine bu adaletsizliği düşürenler; öfke dolu gözlerindeki yaşların hesabını verecekti.
Ta ki, kendisi okuyup, büyük adam olduğu vakit, tek tek soracaktı On’lara, “Neden?...” diye. Ama, şimdi çok yorgundu.

Kavganın ertesi günü hastalanmış, ateşi yükselmişti Hasan’ın.

Üşüyordu... Üzerine örtülen onca eski battaniyeye ve soğuktan korunması için sarılan muşambaya rağmen.

Lokanta artığı çorba istemişti Alper; o, çok önem verdiği gururunu hiçe sayarak Hasan’ın içmesi için.

Ama Hasan çok hastaydı, açamıyordu ki gözlerini ağzına giden kaşığı görebilsin.

Alper, ertesi gün geldiğinde ise... Yoktu Hasan... Sağa sola koşmuş, sormuştu diğer çocuklara “Nerede Hasan?” diye... Yoktu ne gören, ne de bilen...

İçinde onulmaz bir acı, hiç kapanmayacak bir boşluk hissetmişti Alper; anlamıştı, yanan gözlerine ve kontrol edemediği gözyaşlarına, yıllarca hakim olamayacağını.

Neredeydi, kiminleydi kader arkadaşı, can yoldaşı Hasan’ı...

************************************​

Hayallerinden sıyrılan Alper, düzelmiş olan trafikte yol alırken hala düşünüyordu, arayıp bulamadığı ama, bir gün mutlaka kavuşacağı Hasan’ı...

************************************​

(Devamı var)
 

Fahl_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
18 Haz 2011
Mesajlar
1,821
Aldığı Beğeniler
30
Konum
Antalya
Takım
Beşiktaş
Karnı aç, sevinçleri açtı ama gözü aç değildi.

Devamını merakla takip edeceğim Sevgili Katresu..
Kalemine,yüreğine sağlık..Allah razı olsun inşallah..
Vaktini hep neşe içinde geçiren insanlar büyük ihtimal bir ana baba kardeş acısı tatmış değillerdir..Bu gönüller hayatı ne kadar tok gözle görebilir ki?

Bu nedenle hayatta vereceği değer de değişecektir..

Allah değerlerimizden ayırmasın inşallah:İnsani bakıştan ve hissedişten
 

katresu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Haz 2011
Mesajlar
1,624
Aldığı Beğeniler
14
Konum
Adana
Takım
Diğer
Allah razı olsun, Fahl...

Daha önce de belirttiğim gibi, bu anlatı gerçek hayattan alınmadır. Ve, bilmediğimiz; bakıpta göremediğimiz nice hayatlardan, sadece biridir.
 

Fahl_

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
18 Haz 2011
Mesajlar
1,821
Aldığı Beğeniler
30
Konum
Antalya
Takım
Beşiktaş
Nice hayatlar..Yaşadıkça kendi gerçeklerimizden biri oluncaya kadar hayatı aslında anlayamıyoruz..Anlayanlarsa olgun bakabilenler..

İnsanın çile ile pişeceği nice hisseler alması gerekiyor bazen farkına varması için..

Rabbim tüm bu çilekeş insanlarımızın yar ve yardımcısı olsun inşallah..
Siz de bu anlatı yoluyla hayatın GERÇEK bir panoramasını sunuyorsunuz..
Allah yüreğinizi nur eylesin inşallah..
 

seylan_54

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Ocak 2011
Mesajlar
3,957
Aldığı Beğeniler
1,393
Katresu Hanım,

Günlük hayatta büyük çoğunluğumuzun belkide hemen her gün karşılaştığı ve çoğunlukla göz ardı edildiği bir hayat hikayesi, kaleminizle birlikte daha bir ışıltılı, daha bir dokunaklı olarak karşımıza çıkıyor.

Bir sonraki bölümü heyecanla ve dikkatle bekleyeceğiz. Allah herkesin yardımcısı olsun inşallah.

Yüreğinize sağlık. Teşekkürler.

Allah razı olsun.
 

katresu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Haz 2011
Mesajlar
1,624
Aldığı Beğeniler
14
Konum
Adana
Takım
Diğer
Sizden de, Rabbim razı olsun kardeşim.

Hayırlı gidiş - gelişler ve yaşadıklarınızı; gözlemlediğiniz kadarıyla, anlatılarınızı da bekliyor olacağız.

Rabbim, gönlünüzdeki güzellikleri size nasip etsin.
 
Üst Alt