Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Çocuklar, gönüllerin huzuru, yuvaların meyveleridir. Bazı meyveler olgunlaşınca, bazıları da dallarda kendilerini göstermeye başladıkları andan itibaren güzel ve tatlıdır. Çocuklar da dünyaya geldiği andan itibaren farklı güzellikler, tatlılıklar sergileyen meyvelerdir. Giderek büyürler ve her merhalede farklı sevilirler...
Çocuksuz yuvalar
Yuvalar, içinde İslâm sıcaklığının, iman aydınlığının hissedileceği, aynı duygu ve şuurla dolu çocuklarla içlerinin şenleneceği arzu ve ümidiyle kurulmalıdır. Dünya devam ettikçe devam edecek sağlam bir zincirin en sağlam halkalarından birisi olma azmini taşımalıdır.
Elbette ki sıhhî sebeplerle çocuğu olmayan kardeşlerimiz de aramızda olacaktır. Veya ortada sıhhî sebep olmasa da çocuk sahibi olamamış, hatta arzu ettiği halde yuva kuramamış insanlar da bulunacaktır. Bu durum onların hatası manasına gelmeyeceği gibi, daha fazla ecir elde edebilecek imkânlar, fırsatlar bulamayacakları manasına da gelmez.
Belki bu insanlar salah, takva ve hizmetleriyle çok daha büyük hayırlara vesile olabilirler ve çok daha fazla ecir elde edebilirler. Nitekim nice hayırlara, güzelliklere vesile olanları da görüyoruz. İbrahim ve Zekeriya Aleyhisselâm'ın uzun yıllar çocuklarının olmadığı unutulmamalıdır. Daha nice hayırlı insanın, ilim, irfan ehlinin de çocuğunun olmadığı bir hayat gerçeğidir.
Ancak ümmetin devamı, çokluğu, sağlam temellere oturuşu, geleceğe daha umutlu bakışı, aile sıcaklığında yetişen, maddî gıdalardan çok manevî gıdalarla gelişen çocuklar iledir... Bu gerçek de asla unutulmamalıdır.
Bu gün maddî gıdaların ve imkânların çoğaldığı, manevi duyguların ve güzel hasletlerin azaldığı da gözden ırak tutulmamalıdır. Hz. Meryem'deki gönül safiyetini, Allah'a teslimiyetini, kendisi için hazırlanan odasında, mihrabında iken Rabbi tarafından rızıklandırılışını görünce yüz yaşına yaklaşan Zekeriyâ Aleyhisselâm'ın kalbinin de böyle bir çocuk sahibi olmanın arzusuyla doluşu ve; "Bana hayırlı, güzelliklerle dolu nesil lütfeyle! Şüphesiz sen duaları işiten ve kabul edensin!" (Âl-i İmrân 3/ 38) duası üzerinde düşünülmelidir.
Bizim hayır ve güzelliklerle dolu bir nesile, böyle bir neslin yetişmesine için yükselen şuura ve gayretlere ihtiyacımız var...
Aile yuvalarının meyveleri; Çocuklar
Dünyaya ağlayarak gelseler bile, onların ağlayışları çevrelerinde sevinç dalgalarına vesile olur, gönüllere ümit güneşleri doğar... Onlar yepyeni bir başlayış, yeni bir umuttur. Dünyaya gözlerini yeni açan bir çocuk, köhnemiş yer yer küf tutmuş dünyaya tazeliğin, yeniliğin bir müjdesidir...
Kur'an-ı Kerim'de; "Mal, mülk ve çocuklar dünya hayatının gönle hoş gelen ziynetidir, süsüdür. " [Kehf 18/ 46] buyrularak işaret edildiği gibi onlar dünya hayatının ziynetidir, süsüdür.
Ayetin devamı, ebedî kalıcı olan amellerin Allah katında daha hayırlı, daha ümit verici olduğunu vurgular. Bu çerçevede düşünüldüğünde bizlere bahşedilen servet ve çocuklar, dünya hayatıyla birlikte faniliğin dehlizlerinde kaybolup gitmekten kurtarılır, hayırlı ameller işlemek için sermaye ve imkân haline getirilirse bu elbette ki bu daha hayırlıdır. O zaman insan hayat sonrasına uzanmayı başarmış, gelip geçici olmaktan kurtulmuş, gök kubbe altında adının hayırla yâd edilişine yol bulmuş olur. Bunun güzelliği tartışılamaz. Dolayısıyla çocuklar, bir insanın amel defterinin ölümden sonra da hayırlı ameller için açık kalma ümididir.
Hayatın devamı eşler ve çocuklar iledir
Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de: "Allah size kendi cinsinizden eşler verdi ve eşlerinizden de sizlere çocuklar ve torunlar yarattı; sizi güzel ve temiz nimetlerle rızıklandırdı." (Nahl, 16/ 72) buyurur.
Hayatın devamı eşler, çocuklar ve onları takip ederek halkaya eklenen torunlar iledir. Akıp giden bir hayatın içinde insanın neslinin, yani çocuklarının ve torunlarının bulunması ve asırlar sonrasından torunlarının onu yâd etmesi çok güzel bir duygudur. Bu yâd ediş, sadece adını veya var oluşunu, unvanını, huylarını, şeklini yâd edişten öte hayırlı bir yâd ediş olursa elbette daha da güzeldir. Hele de hayırlı torunlar tarafından olursa, bu hayırlı torunlar amel defterini güzel ameller için açık tutarlarsa bu çok daha güzeldir.
Elbette ki gelecek günlerin neler getireceğini bilemeyiz. Ancak niyetlerimizi, emel ve ümitlerimizi güzelleştirmemiz, bunun için gayret etmemiz, gayretlerimizi dualarımızla bütünleştirmemiz bizim elimizdedir.
"Sevgi dolu olan kadınlarla evleniniz"
Allah Resulü
müminlere yaptığı bir tavsiyede şöyle buyurur: "Sevgi dolu olan ve doğurgan kadınlarla evleniniz. Ben diğer ümmetlere sizin çokluğunuzla övüneceğim." [Sünen-i Ebî Davûd, Nikah (2/ 542), Sünen-i Nesâî, Nikah (7/ 65-66)]
O, yuvaların kurulmasını, kurulan yuvaların sevgiyle, şefkatle, çocuk cıvıltıları ile dolmasını istiyor. İman nuru ile aydınlanan yuvalardan filizlenen yeni nesillerin yetişmesini ve İslâm şuuruyla yoğrulmalarını, mümin gönüllerle ümmet bütünlüğü içinde birbirlerine perçinlenmelerini, kenetlenmelerini ve her geçen gün çoğalmalarını arzu ediyor.
"Siz, insanların gönlüme en hoş gelenisiniz"
Enes (ra) anlatıyor: Allah Resulü
düğünden dönen kadınları ve çocukları görmüştü. Bu manzarayı Rabbinin bahşettiği bir nimet bilerek ayağa kalktı, sevincini ve sevgisini; "Siz, insanların gönlüme en hoş gelenisiniz" buyurarak dile getirdi. [Sahihi-i Buhârî, 16/ 359] Bu Ensar'a ve Ensar'ın filizlenip çoğalmasına duyulan sevgi ve sevincin bir ifadesiydi.
Yıllar yılı çekilen çilelerden, İslam nurunu gönüllere yerleştirmek için sürdürülen gayretlerden, onun söndürmeye çalışan zalimlere karşı verilen mücadelelerden sonra tabii bir hayat akışına geçiliyor, kadınlar ve çocuklar yeni kurulan bir yuvanın sevincini üzerilerinde taşıyarak bir düğünden dönüyorlardı. Bunlar, kendi öz yurtlarından dışarı atılan, yakınları, akrabası tarafından dışlanan İslâm'ın ilk neferlerine kucak açan, onları kardeş bilerek bağırlarına basan Ensâr'ın kadınları ve çocuklarıydı. Bu görünüş, yeni bir baharın müjdecisiydi... Onların sergilediği bu canlı levha ve gelecek günlere müjdeler taşıyan görünüşleri Allah Resulü'nü sevindirmiş ve Kainatın Efendisi duygularını bu şekilde kelimelere dökmüştü...
Çocuk Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Genel Asamblesi tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilerek 2 Eylül 1990 tarihinde de yürürlüğe konulmuştur. Kongre hem sivil hem de politik alanda ekonomik, sosyal ve kültürel haklar açısından Uluslararası İnsan Hakları’nın uygulamalı tek çalışmasıdır. Anlaşmaya göre devletler bu haklara saygı göstereceklerini imza koyarak kabul etmektedirler. Çocuk hakları sözleşmesi halen var olan en geniş uluslararası kabul görmüş ve katılımlı sözleşmedir. Devletlerin büyük çoğunluğunun bu sözleşmenin prensiplerine katılmış olduğu görülmektedir.
Genel Kurul tarafından 1948 yılında kabul edilen insan Hakları Evrensel Bildirgesi, çocukların özel olarak özen ve bakıma kavuşturmaları gerektiğini kabul etmiştir. O dönemden sonra Birleşmiş Milletler çocuk haklarına yönelik olarak 1959 yılında Çocuk Hakları Bildirisini kabul etmiştir. Bu bildiride yer verilen çocuk haklarına uluslararası yasa gücünü kazandıran ilke metin ise Çocuk Haklarına dair sözleşmedir. Bu sözleşme 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda oybirliği ile kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinde zamanın Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL tarafından 14 Eylül 1990’da imzalanan Çocuk Hakları Sözleşmesi Aralık 1994’de Meclisten geçirilerek yürürlüğe girmiştir.
Biz de, bu sayımızda “20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü” münasebetiyle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin hadis-i şerîflerinden, çocuklarla ilgili 40 Hadislik bir demet sunmayı arzu ettik:
2-)
“Çocuk bulunmayan evde bereket yoktur.” Kenzü’l-İrfân; 338/844. (Menavî’den)
3-)
“Kimin çocuğu varsa, onunla çocuklaşsın.” İbn Mıhled, Ahbâru’s-Sığar, s.: 135.
4-)
“Çocuk doğduğu yere aittir.” İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; 40.
5-)
“Hepiniz çoban ve muhafızsınız; maiyyetinizde bulunanların hukukundan sorumlusunuz. İş başındakiler de muhafızdır, memurlarından sorumludur. Erkek, aile fertlerinin çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın da kocasının evinde bir muhafızdır; o da, ondan sorumludur. Hizmetçi muhafızdır, o da efendisinin malından sorumludur. Hülâsa hepiniz muhafızsınız ve maiyyetinizdekilerden sorumlusunuz.” Riyazü’s-Sâlihîn; c: 1, s: 337, H. No: 298.
6-)
“Çocuklarınıza gereken ikramı yapın ve terbiyelerini güzel yapın.” Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 473, Hadis No: 7091.
7-)
Kuleyb b. Menfaa’nın, dedesinden naklettiğine göre: Dedesi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e gelmiş şöyle sormuş:
- “Yâ Resûlallah! Kime iyilik ve ihsanda bulunayım?” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ise şu cevabı vermiş:
- “Annene, babana, kız kardeşine, erkek kardeşine ve bunlardan sonra gelen yakınlarına ve (sende) hakkı bulunan ve ziyareti şart olan kimselere.” Seçme Hadisler; 143/12 (Ebû Dâvud’dan)
“Çocuğun ana-babası üzerindeki hakkı, ona iyi bir eğitim ve iyi bir isim vermesidir.” İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; s: 41 (Beyhâkî’den)
9-)
“Hiç bir ana-baba evlâdına iyi bir eğitimden, iyi bir ahlâktan daha değerli mîrâs bırakamaz.” İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; s: 43 (Tabarânî’den)
10-)
“Çocuklarınıza önce ‘lâ ilâhe illallah’ cünlesini öğretiniz.” TDV İslam Ansiklopedisi, c: 8, s: 358, İbn Mahled, s: 142; İbn Kayyim el-Cevziyye, s. 158.
11-)
“Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adâleti gözetin.” Buhârî, Hîbe, 12-13. TDV İslam Ansiklopedisi, c: 8, s: 356.
12-)
“Allah’u Teâlâ, her hak sâhibine hakkını vermiştir. Dikkat ediniz, vârise vasiyyet yoktur.” 250 Hadis; 100/126. (Buhârî-Müslim)
13-)
“Bir kimse, bir çocuğa, gel sana şunu vereceğim der ve sonra da vermezse, bu (sözü) bir yalandır.” Seçme Hadisler; 40/50. (Ahmed İbn-i Hanbel’den)
14-)
Enes bin Mâlik’in rivâyet ettiğine göre, Rasulullah’la beraber bulunan bir adamın yanına oğlu geldi. Adam oğlunu öptü ve dizine oturttu. Daha sonra kızı gelince, kızını önüne oturttu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
- “Onlara aynı şekilde davranman gerekmez mi?” diye sordu. İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; s: 44 (Bezzâr’dan)
15-)
Nu’man b. Beşîr’den şöyle dediği rivâyet olunmuştur.
- Babam, beni (aldı da) Rasulullah’a götürdü ve şöyle dedi:
- “Ben, şu oğluma bir köle hediye ettim.” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
- “Oğullarının hepsine (aynı) hibede bulundun mu?” buyurdu:
Babam:
- “Hayır” cevabını verdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
- “O hâlde, (onu) geri al” buyurdu. 40x40; 424/20. (Müslim, c: 5, s: 65)
16-) “Çocuklarınız size ihsan, hürmet ve itaatte âdil olmalarını istediğiniz gibi, siz de onlar arasında hediyede ve bağışlamada adâlete (eşitliğe) riâyet ediniz.” 250 Hadis; 46/51. (Taberânî’den)
17-)
“(Anasından) doğan her çocuk (İslâm) dini üzerine doğar. Ebeveyni (Mûsevî ise) onu yahudileştirir; (Nasrânî ise) onu hıristiyanlaştırır, (müşrik ise) onu müşrik yapar. Ashab-ı kiram tarafandan:
- Ey Allah’ın Resûlü! Ya, kendisine böyle bir telkinde bulunulmadan ölen çocuk (ne olacak)? denildi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
- “Onların (büyüdüklerinde neyi) yapacaklarını Allahu Teâlâ daha iyi bilendir.” buyurdu. 40x40; 423/17. (Tuhfetü’l-Ahvezî, c: 6, s: 344)
1
“Kimin kız çocuğu olup da, onu canlı canlı gömmez, ona hakâret etmez ve erkek çocuğunu ona tercih etmezse Allahu Teâlâ o kimseyi Cennet’e kor.” Seçme Hadisler; 165/49 (Ebu Davud’dan)
19-)
“Çocuklarınızı, peygamberimizi, ehl-i beyti ve Kur’an okumayı sevmek gibi üç özellikte terbiye ediniz.” Kenzü’l-İrfân; 192/441 (Camiu’s-Sağîr’den)
20-)
“Çocuklarınız yedi yaşına gelince onlara namaz kılmalarını söyleyin. On yaşlarına girdiklerinde kılmazlarsa, onları cezalandırın. Yataklarını ayırın.” İslam Kültüründe Âile Plânlaması; s: 41 (Ahmed İbn Hanbel’in Müsnedi’nden)
21-)
“Ana-babanın çocuklara olan vazifeleri, onlara yazmayı, yüzmeyi, ok atmayı öğretmeleri ve sağlıklı ve helâl yiyecekler temin etmeleridir.” İslam Kültüründe Âile Plânlaması; s: 43 (Beyhâkî’den)
“Bizim küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüzün hakkını bilmeyen kimse bizden değildir. Bizleri aldatan da bizden değildir. Kendi nefsi için sevdiğini, diğer mü’minler için de sevip istemedikçe, hiç bir kul hakkı ile mü’min olamaz.” (500 Hadis; 220/346)
24-)
“Bir genç, yaşlı olması sebebiyle bir ihtiyara ikram (ve hürmet) ederse, Allahu Teâlâ da, o gence yaşlılığı sırasında hürmet ve ikramda bulunacak bir kimseyi müvekkil kılar.” 40x40; 429/39 (Tuhfetü’l-Ahvezî, c: 6, s: 167)
25-)
“İnsan ölünce kendisinden ameli kesilmiş olur. Ancak bundan üç şey müstesnâdır:
1- Sadaka-i câriye
2- kendisinden yararlanılan ilim
3- Kendisine duâ eden evlâd.” 500 Hadis; 45/67 (Müslim’den)
26-)
“Kişinin Cennet’te derecesi yükselir. Adamcağız:
- “Bu nereden geldi? diye sorar.” Kendisine:
- “Çocuğunun senin için istiğfar etmesinden” denir.” Seçme Hadisler; 162/43 (İbni Mâce’den)
27-)
“Kim Kur’an’ı okur, öğrenir ve onunla amel ederse, Kıyâmet Günü, anne ve babasına nurdan bir taç giydirilir. Onun ziyası, güneş ışığı gibidir. Onun ana-babasına iki hulle giydirilir ki dünya onlarla boy ölçülemez. Onlar: “Ne karşılığında bunlar bize giydirildi?” derler. “Çocuğunuzun Kur’an tutması sebebiyle” denilir.” 40x40; 187/24 (Et-Terğîb, cilt; 2, sayfa: 355)
2
“Allah yolunda sarfettiğin para, bir köle azat etmek üzere sarfettiğin para, bir miskine tasadduk ettiğin para, ehil ve ıyâline sarfettiğin para... bunların ecir (ve sevap) bakımından en büyüğü, ehil ve ıyâline sarfettiğin paradır.” 250 Hadis; 125/157 (Müslim’den)
29-)
“Hanımına yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Çocuğuna yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Hizmetçine yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Kendi nefsine yemek yedirmen de senin için bir sadakadır.” (Ahmed İbni Hanbel ve Tirmizî’den)
30-)
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Bir gün Nebî aleyhisselam, Hazreti Ali’nin oğlu Hasan’ı öpmüştü, yanında Habîs’in oğlu Akra’ vardı. O:
- Benim on çocuğum var, hiç birini öpmedim dedi.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem (hayretle) onun yüzüne baktı ve dedi ki:
- Merhamet etmeyene merhamet olunmaz. 250 Hadis; 132/165 (Buharî-Müslim)
31-)
“Eğer bir kimse kızlara değer verdiğinden dolayı eziyet görürse ve onlara iyi davranırsa, onlar Cehennem’e karşı perde olurlar.” Sîret Ansiklopedisi, cilt: 2, sayfa: 226.
32-)
“Kim erginlik çağına varan iki kızına, onlar yanında kaldıkları veya kendisi onların yanında kaldığı müddetçe iyilik yapar ihsanda bulunursa, bu kızlar onu mutlaka cennete dahil ederler.” Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 473, Hadis No: 7090.
33-)
“Çocuk bülûğa erince babası onu evlendirsin, aksi halde çocuk günah işleyebilir, onun bu günâhı da babaya ait olur.” İbni Kayyim el-Cevziyye, s. 159. TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt: 8, sayfa: 356.
34-)
“Kim, üç kız çocuğu bakıp büyütür ve onları güzel terbiye eder; onları evlendirir ve onlara ihsanda bulunursa, onun için cennet vardır.” Seçme Hadisler; 248/79 (Ebu Dâvud’dan)
35-)
“Dindarlığını ve karakterini beğendiğiniz biri size dünür gelirse, sorumluluğunuzdaki kızı onunla evlendiriniz. Eğer bunu yapmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne ve fesad olur.” İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; 31 (Tirmizî’den)
36-)
“Kızını, fâsık bir kimse ile evlendiren kimse, kesinlikle ona merhametsizlik etmiş olur.” Kenzü’l-İrfân; 345/861 (Menâvî’den)
37-)
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
“Kim ki, yalnız Allah rızası için bir yetimin başını meshederse (okşarsa), kendisine elinin dokunduğu tüyler, saçlar sayısınca mükâfat verilir.” buyurmuş ve: “Kim ki, himayesi altında bulunan veya herhangi bir yetime ihsan ederse, onunla Ben Cennette bunlar gibi (yanyana)yız” diyerek parmakları arasından şahâdet parmağı ile orta parmağını işaret ederek göstermiş.” Seçme Hadisler; 243/75.
3
“Kim müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dâhil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka Cennete koyacaktır.” Tirmizî, Birr 14 (1918) Kütüb-i Sitte, cilt: 2, sayfa: 517 Hadis No: 180.
39-)
“Kim üç yetimi yetiştirir, nafakasını temin ederse, sanki ömrü boyu geceleri namaz kılmış, gündüzleri orut tutmuş ve sabahtan akşama yalın kılıç Allah yolunda cihad etmiş gibi sevap alır. Keza, ben ve o, şu iki kardeş (parmak) gibi cennette kardeş oluruz.” buyurdu ve şehadet parmağı ile orta parmağını birbirine yapıştırdı. Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 475 Hadis No: 7095.
40-)
“Bülûğa erinceye kadar çocuktan, uyanıncaya kadar uyuyandan, sıhhat buluncaya kadar mecnûndan kalem kaldırılmıştır (işledikleri suç yazılmaz.)” Ebu Dâvud, Hudûd 16, (4398, 4403) Kütüb-i Sitte, cilt: 6, sayfa: 307 Hadis No: 1658.
Çocuk Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Genel Asamblesi tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilerek 2 Eylül 1990 tarihinde de yürürlüğe konulmuştur. Kongre hem sivil hem de politik alanda ekonomik, sosyal ve kültürel haklar açısından Uluslararası İnsan Hakları’nın uygulamalı tek çalışmasıdır. Anlaşmaya göre devletler bu haklara saygı göstereceklerini imza koyarak kabul etmektedirler. Çocuk hakları sözleşmesi halen var olan en geniş uluslararası kabul görmüş ve katılımlı sözleşmedir. Devletlerin büyük çoğunluğunun bu sözleşmenin prensiplerine katılmış olduğu görülmektedir.
Genel Kurul tarafından 1948 yılında kabul edilen insan Hakları Evrensel Bildirgesi, çocukların özel olarak özen ve bakıma kavuşturmaları gerektiğini kabul etmiştir. O dönemden sonra Birleşmiş Milletler çocuk haklarına yönelik olarak 1959 yılında Çocuk Hakları Bildirisini kabul etmiştir. Bu bildiride yer verilen çocuk haklarına uluslararası yasa gücünü kazandıran ilke metin ise Çocuk Haklarına dair sözleşmedir. Bu sözleşme 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda oybirliği ile kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinde zamanın Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL tarafından 14 Eylül 1990’da imzalanan Çocuk Hakları Sözleşmesi Aralık 1994’de Meclisten geçirilerek yürürlüğe girmiştir.
Biz de, bu sayımızda “20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü” münasebetiyle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin hadis-i şerîflerinden, çocuklarla ilgili 40 Hadislik bir demet sunmayı arzu ettik:
2-)
“Çocuk bulunmayan evde bereket yoktur.” Kenzü’l-İrfân; 338/844. (Menavî’den)
3-)
“Kimin çocuğu varsa, onunla çocuklaşsın.” İbn Mıhled, Ahbâru’s-Sığar, s.: 135.
4-)
“Çocuk doğduğu yere aittir.” İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; 40.
5-)
“Hepiniz çoban ve muhafızsınız; maiyyetinizde bulunanların hukukundan sorumlusunuz. İş başındakiler de muhafızdır, memurlarından sorumludur. Erkek, aile fertlerinin çobanıdır ve onlardan sorumludur. Kadın da kocasının evinde bir muhafızdır; o da, ondan sorumludur. Hizmetçi muhafızdır, o da efendisinin malından sorumludur. Hülâsa hepiniz muhafızsınız ve maiyyetinizdekilerden sorumlusunuz.” Riyazü’s-Sâlihîn; c: 1, s: 337, H. No: 298.
6-)
“Çocuklarınıza gereken ikramı yapın ve terbiyelerini güzel yapın.” Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 473, Hadis No: 7091.
7-)
Kuleyb b. Menfaa’nın, dedesinden naklettiğine göre: Dedesi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e gelmiş şöyle sormuş:
- “Yâ Resûlallah! Kime iyilik ve ihsanda bulunayım?” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ise şu cevabı vermiş:
- “Annene, babana, kız kardeşine, erkek kardeşine ve bunlardan sonra gelen yakınlarına ve (sende) hakkı bulunan ve ziyareti şart olan kimselere.” Seçme Hadisler; 143/12 (Ebû Dâvud’dan)
“Çocuğun ana-babası üzerindeki hakkı, ona iyi bir eğitim ve iyi bir isim vermesidir.” İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; s: 41 (Beyhâkî’den)
9-)
“Hiç bir ana-baba evlâdına iyi bir eğitimden, iyi bir ahlâktan daha değerli mîrâs bırakamaz.” İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; s: 43 (Tabarânî’den)
10-)
“Çocuklarınıza önce ‘lâ ilâhe illallah’ cünlesini öğretiniz.” TDV İslam Ansiklopedisi, c: 8, s: 358, İbn Mahled, s: 142; İbn Kayyim el-Cevziyye, s. 158.
11-)
“Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adâleti gözetin.” Buhârî, Hîbe, 12-13. TDV İslam Ansiklopedisi, c: 8, s: 356.
12-)
“Allah’u Teâlâ, her hak sâhibine hakkını vermiştir. Dikkat ediniz, vârise vasiyyet yoktur.” 250 Hadis; 100/126. (Buhârî-Müslim)
13-)
“Bir kimse, bir çocuğa, gel sana şunu vereceğim der ve sonra da vermezse, bu (sözü) bir yalandır.” Seçme Hadisler; 40/50. (Ahmed İbn-i Hanbel’den)
14-)
Enes bin Mâlik’in rivâyet ettiğine göre, Rasulullah’la beraber bulunan bir adamın yanına oğlu geldi. Adam oğlunu öptü ve dizine oturttu. Daha sonra kızı gelince, kızını önüne oturttu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
- “Onlara aynı şekilde davranman gerekmez mi?” diye sordu. İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; s: 44 (Bezzâr’dan)
15-)
Nu’man b. Beşîr’den şöyle dediği rivâyet olunmuştur.
- Babam, beni (aldı da) Rasulullah’a götürdü ve şöyle dedi:
- “Ben, şu oğluma bir köle hediye ettim.” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
- “Oğullarının hepsine (aynı) hibede bulundun mu?” buyurdu:
Babam:
- “Hayır” cevabını verdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
- “O hâlde, (onu) geri al” buyurdu. 40x40; 424/20. (Müslim, c: 5, s: 65)
16-) “Çocuklarınız size ihsan, hürmet ve itaatte âdil olmalarını istediğiniz gibi, siz de onlar arasında hediyede ve bağışlamada adâlete (eşitliğe) riâyet ediniz.” 250 Hadis; 46/51. (Taberânî’den)
17-)
“(Anasından) doğan her çocuk (İslâm) dini üzerine doğar. Ebeveyni (Mûsevî ise) onu yahudileştirir; (Nasrânî ise) onu hıristiyanlaştırır, (müşrik ise) onu müşrik yapar. Ashab-ı kiram tarafandan:
- Ey Allah’ın Resûlü! Ya, kendisine böyle bir telkinde bulunulmadan ölen çocuk (ne olacak)? denildi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
- “Onların (büyüdüklerinde neyi) yapacaklarını Allahu Teâlâ daha iyi bilendir.” buyurdu. 40x40; 423/17. (Tuhfetü’l-Ahvezî, c: 6, s: 344)
1
“Kimin kız çocuğu olup da, onu canlı canlı gömmez, ona hakâret etmez ve erkek çocuğunu ona tercih etmezse Allahu Teâlâ o kimseyi Cennet’e kor.” Seçme Hadisler; 165/49 (Ebu Davud’dan)
19-)
“Çocuklarınızı, peygamberimizi, ehl-i beyti ve Kur’an okumayı sevmek gibi üç özellikte terbiye ediniz.” Kenzü’l-İrfân; 192/441 (Camiu’s-Sağîr’den)
20-)
“Çocuklarınız yedi yaşına gelince onlara namaz kılmalarını söyleyin. On yaşlarına girdiklerinde kılmazlarsa, onları cezalandırın. Yataklarını ayırın.” İslam Kültüründe Âile Plânlaması; s: 41 (Ahmed İbn Hanbel’in Müsnedi’nden)
21-)
“Ana-babanın çocuklara olan vazifeleri, onlara yazmayı, yüzmeyi, ok atmayı öğretmeleri ve sağlıklı ve helâl yiyecekler temin etmeleridir.” İslam Kültüründe Âile Plânlaması; s: 43 (Beyhâkî’den)
“Bizim küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüzün hakkını bilmeyen kimse bizden değildir. Bizleri aldatan da bizden değildir. Kendi nefsi için sevdiğini, diğer mü’minler için de sevip istemedikçe, hiç bir kul hakkı ile mü’min olamaz.” (500 Hadis; 220/346)
24-)
“Bir genç, yaşlı olması sebebiyle bir ihtiyara ikram (ve hürmet) ederse, Allahu Teâlâ da, o gence yaşlılığı sırasında hürmet ve ikramda bulunacak bir kimseyi müvekkil kılar.” 40x40; 429/39 (Tuhfetü’l-Ahvezî, c: 6, s: 167)
25-)
“İnsan ölünce kendisinden ameli kesilmiş olur. Ancak bundan üç şey müstesnâdır:
1- Sadaka-i câriye
2- kendisinden yararlanılan ilim
3- Kendisine duâ eden evlâd.” 500 Hadis; 45/67 (Müslim’den)
26-)
“Kişinin Cennet’te derecesi yükselir. Adamcağız:
- “Bu nereden geldi? diye sorar.” Kendisine:
- “Çocuğunun senin için istiğfar etmesinden” denir.” Seçme Hadisler; 162/43 (İbni Mâce’den)
27-)
“Kim Kur’an’ı okur, öğrenir ve onunla amel ederse, Kıyâmet Günü, anne ve babasına nurdan bir taç giydirilir. Onun ziyası, güneş ışığı gibidir. Onun ana-babasına iki hulle giydirilir ki dünya onlarla boy ölçülemez. Onlar: “Ne karşılığında bunlar bize giydirildi?” derler. “Çocuğunuzun Kur’an tutması sebebiyle” denilir.” 40x40; 187/24 (Et-Terğîb, cilt; 2, sayfa: 355)
2
“Allah yolunda sarfettiğin para, bir köle azat etmek üzere sarfettiğin para, bir miskine tasadduk ettiğin para, ehil ve ıyâline sarfettiğin para... bunların ecir (ve sevap) bakımından en büyüğü, ehil ve ıyâline sarfettiğin paradır.” 250 Hadis; 125/157 (Müslim’den)
29-)
“Hanımına yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Çocuğuna yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Hizmetçine yedirdiğin yemek senin için bir sadakadır. Kendi nefsine yemek yedirmen de senin için bir sadakadır.” (Ahmed İbni Hanbel ve Tirmizî’den)
30-)
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Bir gün Nebî aleyhisselam, Hazreti Ali’nin oğlu Hasan’ı öpmüştü, yanında Habîs’in oğlu Akra’ vardı. O:
- Benim on çocuğum var, hiç birini öpmedim dedi.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem (hayretle) onun yüzüne baktı ve dedi ki:
- Merhamet etmeyene merhamet olunmaz. 250 Hadis; 132/165 (Buharî-Müslim)
31-)
“Eğer bir kimse kızlara değer verdiğinden dolayı eziyet görürse ve onlara iyi davranırsa, onlar Cehennem’e karşı perde olurlar.” Sîret Ansiklopedisi, cilt: 2, sayfa: 226.
32-)
“Kim erginlik çağına varan iki kızına, onlar yanında kaldıkları veya kendisi onların yanında kaldığı müddetçe iyilik yapar ihsanda bulunursa, bu kızlar onu mutlaka cennete dahil ederler.” Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 473, Hadis No: 7090.
33-)
“Çocuk bülûğa erince babası onu evlendirsin, aksi halde çocuk günah işleyebilir, onun bu günâhı da babaya ait olur.” İbni Kayyim el-Cevziyye, s. 159. TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt: 8, sayfa: 356.
34-)
“Kim, üç kız çocuğu bakıp büyütür ve onları güzel terbiye eder; onları evlendirir ve onlara ihsanda bulunursa, onun için cennet vardır.” Seçme Hadisler; 248/79 (Ebu Dâvud’dan)
35-)
“Dindarlığını ve karakterini beğendiğiniz biri size dünür gelirse, sorumluluğunuzdaki kızı onunla evlendiriniz. Eğer bunu yapmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne ve fesad olur.” İslâmî Kültürde Âile Plânlaması; 31 (Tirmizî’den)
36-)
“Kızını, fâsık bir kimse ile evlendiren kimse, kesinlikle ona merhametsizlik etmiş olur.” Kenzü’l-İrfân; 345/861 (Menâvî’den)
37-)
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:
“Kim ki, yalnız Allah rızası için bir yetimin başını meshederse (okşarsa), kendisine elinin dokunduğu tüyler, saçlar sayısınca mükâfat verilir.” buyurmuş ve: “Kim ki, himayesi altında bulunan veya herhangi bir yetime ihsan ederse, onunla Ben Cennette bunlar gibi (yanyana)yız” diyerek parmakları arasından şahâdet parmağı ile orta parmağını işaret ederek göstermiş.” Seçme Hadisler; 243/75.
3
“Kim müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dâhil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka Cennete koyacaktır.” Tirmizî, Birr 14 (1918) Kütüb-i Sitte, cilt: 2, sayfa: 517 Hadis No: 180.
39-)
“Kim üç yetimi yetiştirir, nafakasını temin ederse, sanki ömrü boyu geceleri namaz kılmış, gündüzleri orut tutmuş ve sabahtan akşama yalın kılıç Allah yolunda cihad etmiş gibi sevap alır. Keza, ben ve o, şu iki kardeş (parmak) gibi cennette kardeş oluruz.” buyurdu ve şehadet parmağı ile orta parmağını birbirine yapıştırdı. Kütüb-i Sitte, cilt: 17, sayfa: 475 Hadis No: 7095.
40-)
“Bülûğa erinceye kadar çocuktan, uyanıncaya kadar uyuyandan, sıhhat buluncaya kadar mecnûndan kalem kaldırılmıştır (işledikleri suç yazılmaz.)” Ebu Dâvud, Hudûd 16, (4398, 4403) Kütüb-i Sitte, cilt: 6, sayfa: 307 Hadis No: 1658.