Ömrün hangi zamanına geri dönmek istersiniz diye bir tercih hakkı tanınsa istisnasız hepimizin cevabı ''çocukluk yılları'' olurdu. Niye çocukluk yılları diye sormayın.Cevabı belli bu sorunun.Hepimizin içinde hiç büyümeyen,hiç ama hiç uslanmayan afacan bir çocuk var çünkü.
Sevilmeden de sevebilmenin,almadan da verebilmenin yani ki karşılık beklemeden yürek açabilmenin hayatımıza kattığı bütün anlamları yok eden bu tekdüzeliğe başkaldırının adıdır çocukluk.
Her ilişki adı konulmamış bir pazarlığa dönüşür. Dostluklar,arkadaşlıklar,akrabalıklar ve sevgiler karşılıklı beklentilerin ördüğü soğuk ve samimiyetsiz birer alışveriştir artık.
Çocuk, kavga ederken de, küserken de, barışırken de, ağlarken de, gülerken de,severken de, öfkelenirken de hesap yapmaz.Aklın kuru yargılarıyla değil de gönül sıcaklığıyla bakar dünyaya...
İstemez misiniz? Hayata bir çocuğun gözüyle bakabilmek,bir çocuğun gözlerindeki ümidin,bakışlarındaki saflığın ve ellerindeki günaha bulaşmamış temizliğin sahibi olabilmek yeniden.....
Talat Ülker(Kar Sesi adlı kitabından alınmıştır.)
Sevilmeden de sevebilmenin,almadan da verebilmenin yani ki karşılık beklemeden yürek açabilmenin hayatımıza kattığı bütün anlamları yok eden bu tekdüzeliğe başkaldırının adıdır çocukluk.
Her ilişki adı konulmamış bir pazarlığa dönüşür. Dostluklar,arkadaşlıklar,akrabalıklar ve sevgiler karşılıklı beklentilerin ördüğü soğuk ve samimiyetsiz birer alışveriştir artık.
Çocuk, kavga ederken de, küserken de, barışırken de, ağlarken de, gülerken de,severken de, öfkelenirken de hesap yapmaz.Aklın kuru yargılarıyla değil de gönül sıcaklığıyla bakar dünyaya...
İstemez misiniz? Hayata bir çocuğun gözüyle bakabilmek,bir çocuğun gözlerindeki ümidin,bakışlarındaki saflığın ve ellerindeki günaha bulaşmamış temizliğin sahibi olabilmek yeniden.....
Talat Ülker(Kar Sesi adlı kitabından alınmıştır.)