Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

seylan_54

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Ocak 2011
Mesajlar
3,957
Aldığı Beğeniler
1,393
Güneş gibi şefkatli yer gibi tevâzu'lu
Su gibi sehâvetli merhametle dolu ol

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s.)


Cömertlik; sehâvet, ikram, ihsan ve yardım etme alışkanlığına verilen bir isimdir. İnsanın, sahip olduğu imkânlardan Allah rızası için muhtaçlara ihsan ve yardımda bulunmasını sağlayan üstün bir ahlâkî vasıftır.

Cömertlik Allah'ın sıfatlarından biridir. Zira cömertlikte kemâl sahibi olan, ancak Allah (c.c.)'tır. Çünkü Allah, âlemdeki her bir varlığın neye, ne miktarda ve ne zaman ihtiyacı olduğunu bilir ve en uygun şekilde ikram eder. Ayrıca O, hiç kimseye muhtaç olmadığı ve eksiklikten münezzeh olduğu için sunduğu lütuflarından dolayı bir karşılık beklemez. O'nun bir ismi de kullarına kerem ve ihsanı bol anlamına gelen "el-Kerîm"dir [82/İnfitar, 6]. Ayrıca er-Rahmân, er-Rahîm, el-Vehhâb, el-Latîf, et-Tevvâb, el-Gaffâr, el-Afüvv, er-Raûf, el-Hâdî gibi ilâhî sıfatlar da Allah'ın cömertliğini değişik açılardan ifade etmektedir.

Rasûlullah(s.a.v.); "Allahu Teâlâ Cevâd'dır, yani cömert ve ihsân sahibidir, bu sebeple cömertliği sever. Yine O, güzel ahlâkı sever, kötü ahlaktan da hoşlanmaz.", "Şüphesiz Allah tayyib’dir güzel ve hoş olanı sever, temizdir temizliği sever, Kerîm'dir keremi sever, Cevâd'dır cömertliği, cûd ve sehâyı sever." buyurarak Cenab-ı Hakk'ı "Cevâd" ism-i şerîfi ile zikretmiştir.

Cömert olan Allahu Teâlâ, kullarının da bu isminden nasip almalarını ve bu ahlakı ile ahlaklanmalarını emretmektedir. Şöyle ki:

"Ey iman edenler! İçinde hiç bir alış veriş, hiç bir dostluk, (Allah'ın izni olmadıkça) hiç bir şefaat bulunmayan kıyamet günü gelip çatmadan önce, rızıklandırdığımız şeylerden Allah yolunda cömertçe sarf edin. Küfâan-ı nimet içinde olanlar zâlimlerin ta kendileridir."[2/Bakara,254].
Bazı âyetlerde de cömertlik, alışverişe benzetilmiş ve Allah’u Teâlâ'ya verilen güzel bir borç olarak telakkî edilmiştir:

"Allah'a güzel bir borç verecek olan var mıdır ki Allah bunu, onun için kat kat artırsın ve kendisine daha nice kıymetli mükâfatlar ikrâm etsin!"[57/Hadid,11].
Peygamber Efendimiz ise gıpta edilecek kişilerden birinin de cömertler olduğunu ifade ederek şöyle buyurur:

"Yalnız iki kişiye gıpta edilir: Biri, Allah'ın mal verip Hak yolunda harcamaya muvaffak kıldığı kimsedir. Diğeri de Allah'ın kendisine ilim verip de onunla amel eden ve bunları başkasına öğreten (yani ilmini infâk eden) kimsedir."

Mal ve servet yalnız Allah'a âittir ve rızkı veren de O'dur. Allah’u Teâlâ'nın kullarına fazlından ve kereminden verdiği mallarda muhtaçların hakkı bulunmaktadır. Bu sebeple bir Müslüman için en makul hareket, mülkü gerçek Mâlik'in yolunda sarfetmesidir. Cömertlik duygusu da bu inançtan kaynaklanır.
Nefsin tezkiye ve terbiyesi neticesinde kişiye îsâr/cömertlik vasfının verileceğini beyan eden Sühreverdî'ye göre ihtiyaç duyduğumuz bir şeyi başkasına verebilmemiz ancak kişisel ihtiras ve duyguların egemenliğinden tam anlamıyla kurtulmamıza bağlıdır. Sühreverdi bu gerçeği şu şekilde dile getirmektedir:

"Sûfîlerin îsâr ile amel etmeleri, nefs tezkiyesi ve karakter terbiyesinden geçmiş olmalarından başka bir sebeple değildir. Allah Teâlâ, karakterini düzeltmeyen sûfîye îsâr sıfatı nasip etmez. Tabiatında sehâvet sıfatı bulunanların neredeyse tamamı sûfîdir. Çünkü sehâvet karaktere ait bir sıfattır. Sehâvetin zıddı “şuhh” yani cimriliktir. Cimrilik ise nefsânî sıfatlar cümlesindendir."
Cömertlik bir mü'minin en mühim vasfıdır. Mü'minin cömert olmamasını tasavvur etmek mümkün değildir. Zira bir kalpte imanla cimrilik bir arada asla bulunamaz. Hz. Enes'in naklettiği şu hâdise bu hakîkati ifade etmektedir:

"Bir adam ölmüştü. Halktan birisi Rasûlullah (s.a.v.)'in işiteceği şekilde; ‘Cennet ona mübârek olsun!' dedi. Bunun üzerine Allah Rasûlü; ‘Nereden biliyorsun? Belki de o mâlâyânî konuştu veya malından bir şey eksiltmeyecek kadar çok az bir kısmını bile infâk etmekte cimrilik gösterdi!' buyurdu."

Bir diğer hadisinde Peygamber Efendimiz; "Zulüm yapmaktan sakının. Çünkü zulüm kıyâmet gününde zâlime zifirî karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakının. Zira cimrilik sizden önce yaşayan insanları, birbirini öldürmeye ve dokunulmaz haklarını çiğnemeye kadar götürerek perişan etmiştir."buyurarak cimriliğin dünya ve âhiretteki acı âkıbetini bildirmiştir. Bu sebeple bir mü'min, tabiatında bulunan cimriliği terk edip cömertlik ahlakını elde etme gayreti içinde olmalıdır. Zira âhiret hayatı için en faydalı hasletlerden biri, nefsin sehâvet üzere olmasıdır.

Sehâvet, zekât ve infâkın ruhudur. Nefsin terbiyesi de ancak sehâvetle mümkündür. Bunu elde edebilmenin yolları ise ihtiyacı olduğu halde infakta bulunmak, kendisine zulmeden kimseyi affetmek, hoşa gitmeyecek şeylerle karşılaştığında âhirete olan yakîni sebebiyle sabretmek gibi davranışlardır.

Semerkand'dan Buhara'ya gelip intisap etmek istediğini söyleyen Şeyh Sekkâ-yı Semerkandî isminde bir şahsa, Bahâeddin Nakşibend; "Bize bir hediye ver ki seni müritliğe kabul edelim." der. Adam hiç parası olmadığını söyleyince Şah-ı Nakşibend, onun elbisesinin altında dört dinar bulunduğunu, bu yolda ilk şartın cömertlik olduğunu, ancak kendisinde cimrilik huyu olduğu için kendisini müritliğe kabul edemeyeceğini söyler. Adam dört dinarı çıkarıp Şah-ı Nakşibend'e uzatır. Ancak şeyh, bu paraları almayıp orada oynamakta olan küçük bir çocuğa vermesini emreder. Çocuk bu paraları yere atınca, adamın utancı ve üzüntüsü bir kat daha artar. Mecliste bulunanların ricâsıyla Şah-ı Nakşibend, onu müritliğe kabul eder.

Cömertliği mârifet kapısının altıncı makamı olarak kabul eden Hacı Bektâş-ı Veli'ye göre, mal cömertliği, ten cömertliği, ruh cömertliği ve gönül cömertliği şeklinde dört türlü cömertlik vardır. Diğer taraftan o, insanların da "kerîmler", "cömertler", "cimriler", "kötüler" ve "reziller" olmak üzere beş çeşit olduklarını vurgulamaktadır. Kerîmler yemeyip yedirenler, cömertler hem yiyip hem yedirenler, cimriler kendileri yiyip başkalarına vermeyenler, kötüler yemeyen ve yedirmeyenler ve reziller ise kendisi yemeyip başkasına vermediği gibi başkasının da iyilik etmesine engel olanlardır.

Özetle, cömertliğin hem dünyada hem de âhirette pek çok kazandırdıkları bulunmaktadır. Öncelikle cömert bir kimseyi Allah’u Teâlâ sever ve kullarına sevdirir. Sonunda cömert kimse cennete yakın, cehennemden de uzak olur.

Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur:

"Cömert kişi Allah'a yakın, cennete yakın, insanlara yakın ve cehennem ateşinden uzaktır. Cimri ise Allah'tan uzak, Cennet'ten uzak, insanlardan uzak ve cehennem ateşine yakındır. Cömert câhil, ibadet eden cimriden Allah'a daha sevimlidir." Bu sebeple Allah’u Teâlâ'nın cimri, ahmak ve kibirli olan kimseleri dost edinmeyeceği bildirilmiştir.

Kadir Özköse
 

Beste

Dert etme Duâ et..
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2009
Mesajlar
11,177
Aldığı Beğeniler
18,751
Konum
Sessiz
Takım
Galatasaray
Allah razi olsun kardesim.
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Cenab-i Hak razi olsun insaAllah kardesim manidar paylasimin icin tesekkürler
Selam ve Dualarimla........
 

seylan_54

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Ocak 2011
Mesajlar
3,957
Aldığı Beğeniler
1,393
Yorumlarınız için teşekkürler.

Rabbim cümlemizden razı olsun..
 

derviş2

فَأَيْن&
 
Üyelik Tarihi
12 Haz 2013
Mesajlar
423
Aldığı Beğeniler
46
Allah (cc) razı olsun inşâallah.
 
Üst Alt