Cömertliğin Zirvesi
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Onlar kendi canları çektiği hâlde, yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler: «Biz size sadece Allah rızâsı için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nun azâbına uğramaktan) korkarız.» (derler). İşte bu yüzden Allah, onları o günün fenâlığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.” (İnsân, 8-11)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Allâh Teâlâ Cevâd’dır, yâni cömert ve ihsan sâhibidir, bu sebeple cömertliği sever. Yine O, güzel ahlâkı sever, kötü ahlâktan da hoşlanmaz.” (Süyûtî, I, 60)
Hak dostlarından Rabî Hazretleri’ne felç isâbet etmişti. Bir gün kapısına bir yoksul geldi. Rabî Hazretleri:
“–Ona bir şeker verin!” dedi. Çünkü kendisi şekeri çok severdi. “Sevdiklerinizden infâk etmedikçe birr’e (hayrın kemâline) eremezsiniz!..” (Âl-i İmrân, 92) âyet-i kerîmesini böyle anlıyordu. Rabî Hazretleri’nin ağrısı iyice artınca, canı tavuk eti istedi.
Fakat kırk gün kendini tutup, tavuk eti yemedi. Bir gün hanımına:
“–Kırk gündür canım tavuk eti istiyor. Belki vazgeçebilirim diye kendimi tutmaya çalışıyorum.” dedi.
Hanımı:
“–Fesübhânallâh! Şu kendini yemekten alıkoyduğun şeye bak! Bunu Allah sana helâl kılmıştır!” dedi.
Rabî Hazretleri’nin hanımı hemen çarşıya gitti ve bir tavuk aldı. Tavuğu kesip kızarttı. Güzel de bir ekmek yaparak çeşitli katıklardan oluşan bir sofra hazırlayıp getirdi ve Rabî
Hazretleri’nin önüne koydu. Tam o esnâda kapıya bir yoksul gelip:
“–Allah rızâsı için bir sadaka verin ki Allah size bereket versin!” dedi.
Bunun üzerine Rabî Hazretleri, tavuğu yemekten vazgeçerek hanımına:
“–Al bu tavuğu, şu muhtâca ver!” dedi.
Hanımı:
“–Fesübhânallâh!” deyince Rabî Hazretleri:
“–Sana dediğimi yap!” dedi.
Bu sefer hanımı:
“–Bâri, onun için daha hayırlı olacak bir şey yap.” dedi.
Rabî Hazretleri:
“–Peki, ne yapayım?” diye sorunca, hanımı:
“–Tavuğun parasını verelim, sen de arzuladığın tavuğu ye!” dedi.
Rabî Hazretleri:
“–Gayet güzel bir teklif! Bu tavuğu alacak kadar bir para getir!” dedi. Hanımı parayı getirince de:
“–Şimdi parayı şu tavuğun yanına koy ve ikisini de o zâta ver!” dedi.
Hanımı da hem parayı hem de tavuğu götürüp yoksula verdi. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, [Âl-i İmrân, 92])
Şüphesiz ki bu hâl, cömertliğin zirve seviyesi olan “ÎSÂR” fazîletidir. Yani kendi imkânlarını, Allah rızâsı için bir din kardeşine devredebilme fedâkârlığıdır. (Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından-2, Erkam Yay.)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
eş-Şekûr: Kendi rızası için yapılan işleri daha ziyadesiyle karşılayan, az bir ibadetin karşılığında büyük mükâfatlar veren, kullarının ecrini kat kat artıran, demektir.
HALİMİZE ŞÜKREDELİM
HER ZAMAN İÇİN SIKILDIĞIMIZ BUNALDIĞIMIZ ANLARDA Bİ YERLERDE BİRİLERİNİN BİZLERDEN DAHA ZOR DURUMDA OLDUĞUNU
UNUTMAYALIM . . .
ELİMİZDEN GELDİĞİNCE YARDIMLARIMIZI DUALARIMIZI EKSİK ETMEYELİM
Afrika'da her yıl binlerce insan bizim HORCA kullandığımız SUyu BULAMAMAKtan dolayı, Binbir türlü HASTALIKLARLA mücadele etmekte AÇLIK'tan ÖLMEKte . . .
İnsanlara İNSAN oldukları için DEĞER verelim . . .
VE SON SÖZ ! ! !
www.2g1d.com
''İki günü bir olan ziyandadır.'' RESULALLAH (SAV)
RABBİMiz Tüm yetimlerin , gariplerin, düşkünlerin ,darda zorda kalanların, yakarıslarını insanlara duyuramayanların, yardıma muhtac ne kadar canlı varsa hepsine RAHMETinden bol bol yağdırsın inşaALLAH. Kimseyide açlıkla imtihan etmesin (AMİN)
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Onlar kendi canları çektiği hâlde, yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler: «Biz size sadece Allah rızâsı için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nun azâbına uğramaktan) korkarız.» (derler). İşte bu yüzden Allah, onları o günün fenâlığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.” (İnsân, 8-11)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Allâh Teâlâ Cevâd’dır, yâni cömert ve ihsan sâhibidir, bu sebeple cömertliği sever. Yine O, güzel ahlâkı sever, kötü ahlâktan da hoşlanmaz.” (Süyûtî, I, 60)
Hak dostlarından Rabî Hazretleri’ne felç isâbet etmişti. Bir gün kapısına bir yoksul geldi. Rabî Hazretleri:
“–Ona bir şeker verin!” dedi. Çünkü kendisi şekeri çok severdi. “Sevdiklerinizden infâk etmedikçe birr’e (hayrın kemâline) eremezsiniz!..” (Âl-i İmrân, 92) âyet-i kerîmesini böyle anlıyordu. Rabî Hazretleri’nin ağrısı iyice artınca, canı tavuk eti istedi.
Fakat kırk gün kendini tutup, tavuk eti yemedi. Bir gün hanımına:
“–Kırk gündür canım tavuk eti istiyor. Belki vazgeçebilirim diye kendimi tutmaya çalışıyorum.” dedi.
Hanımı:
“–Fesübhânallâh! Şu kendini yemekten alıkoyduğun şeye bak! Bunu Allah sana helâl kılmıştır!” dedi.
Rabî Hazretleri’nin hanımı hemen çarşıya gitti ve bir tavuk aldı. Tavuğu kesip kızarttı. Güzel de bir ekmek yaparak çeşitli katıklardan oluşan bir sofra hazırlayıp getirdi ve Rabî
Hazretleri’nin önüne koydu. Tam o esnâda kapıya bir yoksul gelip:
“–Allah rızâsı için bir sadaka verin ki Allah size bereket versin!” dedi.
Bunun üzerine Rabî Hazretleri, tavuğu yemekten vazgeçerek hanımına:
“–Al bu tavuğu, şu muhtâca ver!” dedi.
Hanımı:
“–Fesübhânallâh!” deyince Rabî Hazretleri:
“–Sana dediğimi yap!” dedi.
Bu sefer hanımı:
“–Bâri, onun için daha hayırlı olacak bir şey yap.” dedi.
Rabî Hazretleri:
“–Peki, ne yapayım?” diye sorunca, hanımı:
“–Tavuğun parasını verelim, sen de arzuladığın tavuğu ye!” dedi.
Rabî Hazretleri:
“–Gayet güzel bir teklif! Bu tavuğu alacak kadar bir para getir!” dedi. Hanımı parayı getirince de:
“–Şimdi parayı şu tavuğun yanına koy ve ikisini de o zâta ver!” dedi.
Hanımı da hem parayı hem de tavuğu götürüp yoksula verdi. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, [Âl-i İmrân, 92])
Şüphesiz ki bu hâl, cömertliğin zirve seviyesi olan “ÎSÂR” fazîletidir. Yani kendi imkânlarını, Allah rızâsı için bir din kardeşine devredebilme fedâkârlığıdır. (Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından-2, Erkam Yay.)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
eş-Şekûr: Kendi rızası için yapılan işleri daha ziyadesiyle karşılayan, az bir ibadetin karşılığında büyük mükâfatlar veren, kullarının ecrini kat kat artıran, demektir.
HALİMİZE ŞÜKREDELİM
HER ZAMAN İÇİN SIKILDIĞIMIZ BUNALDIĞIMIZ ANLARDA Bİ YERLERDE BİRİLERİNİN BİZLERDEN DAHA ZOR DURUMDA OLDUĞUNU
UNUTMAYALIM . . .
ELİMİZDEN GELDİĞİNCE YARDIMLARIMIZI DUALARIMIZI EKSİK ETMEYELİM
Afrika'da her yıl binlerce insan bizim HORCA kullandığımız SUyu BULAMAMAKtan dolayı, Binbir türlü HASTALIKLARLA mücadele etmekte AÇLIK'tan ÖLMEKte . . .
İnsanlara İNSAN oldukları için DEĞER verelim . . .
VE SON SÖZ ! ! !
www.2g1d.com
''İki günü bir olan ziyandadır.'' RESULALLAH (SAV)
RABBİMiz Tüm yetimlerin , gariplerin, düşkünlerin ,darda zorda kalanların, yakarıslarını insanlara duyuramayanların, yardıma muhtac ne kadar canlı varsa hepsine RAHMETinden bol bol yağdırsın inşaALLAH. Kimseyide açlıkla imtihan etmesin (AMİN)