Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Bediüzzaman Said Nursi, bir hayat ve hareket adamıydı. 1908 Meşrutiyet İnkılabında Selanik Hürriyet Meydanında, binlerce insana hitap ediyor, onlara her yönüyle hürriyeti anlatıyordu. Birinci Dünya Savaşında, at üstünde, elinde silah, Ruslarla boğaz boğaza çarpışıyordu. Bir dava ve ideal adamıydı. Prensiplerini ilan ederken, "Hem dünya, hem ahiret hayatımı, her ikisini de elime almışım. Tek hayatlı olanlar karşıma çıkmasın." diyordu.

İki minare yüksekliğindeki Van Kalesinden ayağı kayıp düşerken, o anda bile "Davam!" diye haykırıyordu. 31 Mart olayında, Sibirya'da esarette ve daha sonra darağaçlarının kendisi için hazırlandığı günlerde bile davasını ve maksadını pervasızca ilan ediyordu. Bir maneviyat adamı ve bir mürşittir. Bu yolda bir şeyini feda etmekten çekinmemişti. "Milletimin imanını selamette görürsem, Cehennem alevleri içinde yanmaya hazırım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül gülistan olur." diyordu.



Esirdeki umursamazlığa şaşıran Nikoloviç tam onun hizasına gelince durdu ve tercüman vasıtasıyla sordu : " Niçin ayağa kalkmıyor , yoksa beni tanımıyor mu? " esir gayet sakin cevap verdi : " Hayır tanıyorum. Ben bir islam alimiyim. Bir müslüman ise kâfirin karşısında hürmet için ayağa kalkmaz . onun için kalkmadım ." Nikoloviç öfkeden kıpkırmızı olmuştu. Ve hiddetle yanındakilere emretti : " Derhal divan-ı harbe verilsin. " Diğer esirler koşarak bu yiğit kişinin yanına geldiler ve hemen özür dilemezse bu işin sonunun idam olduğunu söylediler. Hatta birkaçı yalvardı Nikoloviç 'ten özür dilemesi için. O ise zalimin zulmüne korkusuzca eğilmeyeceğini söyledi ve bu özür dileme tekliflerini reddetti. " Bana ahirete gitmek için pasaport gerekiyordu. Eğer öldürülürsem cana minnet. İdamım ahirette ki dostlarıma kavuşmak için bir vesilem olur " dedi. Esirler ne kadar uğraşsalar da ikna edemediler onu. Havada bir ürpermemi oldu.

Güneyden bir meltem rüzgarımı esti o an . Türk ilinden bir sıcak hasret türküsü mü taşıdı rüzgâr bu perişan ülkenin soğuk ve kirli iklimine kimbilir.Karşı yamaçlarda ki ağaçlar bile ürperir gibi titreştirdi dallarını...Esir yerinden kalktı ve yanındaki arkadaşları ile beraber hazin bir günün hüzünlü iklimine dem tutan sessizlik içinde koğuşa doğru yürüyüp gözden kayboldu. Fakat giderken içinde hiçbir korku belirtisi yoktu. Sadece daha da heybet almış çehresinde ayağa kalkması için yapılan cüretli teklife karşı beliren öfke çizgileri tam silinmemişti. Fakat bunu tevekkülün tatlı aydınlığı eritip yavaş yavaş yok ediyordu işte. Koğuşa girdiklerinde, güneş , kanlı gözyaşları akıtır gibi gruba meyletmişti. Sanki o da üzülüyordu bu olaya. Işıklarıysa aynı hüzne bulaşmışçasına sisli ve griydi. Yoksa o Rabbani lambada insanlara altın hüzmelerini serpiştirmemek için yemin mi etmişti nedir?....

Gece sessiz ve sakin geçti. Teheccüt vaktinde ranzaların arasında seccadesini sermiş esirin her zamanki iniltili dualarından başka ses yoktu ortalıkta.. Gözlerindeki yaş belkide vuslat sevinciyle dökülen hasret çiğleriydi. Zaten geleceğe gebe bu şafak hasreti taşıyan şebnemler değilmiydi atinin yasemen gönüllü nesillerini besleyen ve büyüten. Onunla beraber dua eden birkaç esirde vardı. Onlarda aynı çığlığın rengini düşürmüşlerdi dualarına.. Aynı acının ritmiyle nota nota örülmüşlerdi serenatlarını....

" Ya Rab bizi bu kahir esaretten kurtar " diyorlardı herbiri . Fakat o gün dualarının odak noktası çok sevdikleri bu yiğit kişinin kurtuluşuydu. Onun divan-ı harbte üzüntü veren cezaya çarptırılmamasıydı tek arzuları.. Bir ara birbirlerine baktılar ve gözler buğu ve sis kelimeleri ile konuştu o an. Yüzlerindeki aydınlık ise " Allah'tan (c.c) ümit kesilmez " cümlesini sanki koğuşun loş havasın bir mahya şeklinde sessizce nakşediyordu...

Diğer gün divan-ı harbe çıkartılan esir bir celsede idama mahkum edildi." Yok esarette bir kişinin böylesine bir cüret göstermesi hukuk kurallarına zıtmış. Yok kim olursa olsun rütbeli bir askere karşı saygılı olmalıymış" gibi bahanelerle mahkumiyet mühürlenip imzalandı . Öbür gün kararın infaz edilmesi kararlaştırıldı. Esir sanık sandalyesinde alınan karar için sanki seviniyomuş gibiydi. Dudaklarında tatlı bir tebessüm vardı. Belli ki terhis tezkeresini eline geçiren bir askerin sevinciydi bu. Hummalı bakışları bir sevinç ışığı ile aydınlanmıştı işte. "Ah ölüm nerdesin . Ah Resuller Resulune beni kavuşturacak ilanname , ebed menzilinden Hakk'a ulaştıracak burak , refref nerdesin " diyen bir gönlün sevinciydi şimdi bu çehrede okunan.

Şeb-i arus özlemini yıllar yılı yüreğinin en derin köşelerinde taşımış bu dertlinin yüzünün güldüğünü gören diğer esirler ve Rus subayları şaşkınlıktan donup kalmışlardı. Fakat arkadaşları onun nasıl bir metafizik gerilime sahip olduklarını bildiklerinden bu sevince hiç şaşmadılar. Esirler yine onun etrafını sarıp özür dilemesi için defalarca dil döktüler. Hatta biraz dini bilgisi olan bir ikisi ikna için bunun bir intihar olduğunu , Ammar bin Yasir' in başından geçen olayları hatırlattı ama hiçbiri fayda vermedi . O Rus emperyasına karşı tek başına çekilmiş bir kılıcı simgeliyordu şimdi.

Zirvesine ulaşılmaz bir cesaret everestini abideleştirmişti bu davranışıyla . Hem de Rus diyarında. ALLAH (c.c) ve Kitap düşmanlarının tam göbeğinde. " Cesaret bütün silahlardan üstündür " kutsi sözünün canlı misali şimdi sanık sandalyesinde oturuyordu. Askerler onu diğer esirlerin arasından alıp koğuşun biraz ilerisinde dar bir hücreye hapsettiler. Diğer günün sabahında karar infaz edilecekti.

O gece bir matem havasında geçti. Sık sık esen rüzgârın uğultusu gece bülbüllerinin hazin ağlayışlarına dem tutuyordu. Ara sıra boğuk boğuk öten baykuşlar küfür baykuşlarının boğulmuş ruhlarının yakın bir zamanda nasıl perişan olacağının işaretini fısıldamaktaydı rüzgâra. Esir gayet mutluydu. Fakat yüreğinin bir noktası yaralıydı. " Davam davam " diye kan sızıyordu bu yaradan . Ölmek kolaydı ama ya İslam davası.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
MEVLAM razı olsun....bu güzel bilgilerin için....
 

Zühre

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
665
Aldığı Beğeniler
1
Hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okur.. Onlardan olmamız duası ile.. Allah razi olsun..
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Cok guzel yazilmis bir yazi, akici bir sekilde ustadin hayati kaleme dokulmus.....

Paylasiminiz icin allah razi olsun
 
Üst Alt