- Üyelik Tarihi
- 6 Tem 2011
- Mesajlar
- 154
- Aldığı Beğeniler
- 0
DEĞERLERİNE BAĞLI NESİLLER YETİŞTİRMELİYİZ!
“Anası ile babası arasında evlilik bağı olmayan çocuklara” Piç dendiği gibi; ağaçların çevresinde yeniden çıkan sürgün ve filizlere de piç denir. Piç ağaçlar, kaliteli ve verimli meyve vermez. Onlara, aynı cinsten ve verimli olan ağaçlardan aşı yapılmalıdır. “Hastalanmışsa ağaç, gösteriniz bir bilene / Bir de en çok köke baksın, o bakan kimse yine.”, “Aşılarken de vurun kendine kendinden aşı” diyor, Mehmet Akif Ersoy, “Süleymaniye Kürsüsünden”
Bugün toplumda; maddi ve manevi hastalıklar artmıştır. Bu artış hayatın kalitesini düşürmüştür. Yoğunlaşan bu genel hastalık, bireyi yaratılış özelliğinden uzaklaştırmıştır. Elbette her hastalığın değişik sebep ve hikmetleri vardır. Tedavileri de değişik yöntemlerle yapılmaktadır. Ne var ki maddi hastalıklarına derman arayan insanlık, manevi hastalıklarını ihmal etmiştir. Başı ağrıyan doktora giderken, ahlaki zafiyete uğrayanın durumu umurunda değil. Ahlaki zafiyetlerimizin dermanı da İslamiyet’tedir. Müslüman’ca hayat yaşayan her türlü manevi hastalıktan kurtulur. Hiç kimse piç olmayı kendi seçmedi. Piç sürgünler, verimli cins ağaçlarla, insanlar da İslamiyet aşısı ile aşılanmalı, Müslümanlara, Müslüman’ca yaşayacakları bir hayat hazırlanmalıdır.
Ekmek parasını nefsi adına kullanan çoluk çocuğunun ihtiyacını erteliyor demektir. Gayri meşru isteklerine hizmet eden, insani değerlerini ayaklar altına almaktadır. Milletin kullandığı, elektriği, doğalgazı, suyu, akaryakıtı, devletin kasasından değişik kalemdeki malları çalarak, milleti ve devleti zarara sokanlar diğerlerini mağdur etmektedirler. Çalınan malların, ödenmeyen vergilerin bedelini kim ödüyor? Fiyatlar neden artıyor? Hele düşünün! Hayat şartlarını olumsuz etkileyen hırsızların ıslah edilmemesi kimleri etkiliyor? Bunlara karşı çıkmayanların, ıslahı için çalışmayanların iyilikleri havada kalır. Dünya ve ahiret hayatlarını tehlikeye atan hırsızların, arsızların, yüzsüzlerin ıslahında herkes kendini görevli saymalıdır. Bozulan insanı düzelten, insani özelliklerine kavuşturan İslamiyet’tir. İman esasları ile eğitilerek İslam ahlakına sahip nesiller yetiştirilmelidir. Bu da eğitimle olur. Bu yöntemde ferdi serbestlik vardır. Sevgi vardır, teslimiyet vardır. Zorlama yoktur. İcbar tepkiyi doğurduğundan diğer yöntemler zayıf ve tesirsiz kalmaktadır.
Hayat, Allah’ın koyduğu kanunlara göre yaşanmalıdır. Aksi halde dünya savaş meydanı olmaktan kurtulamaz. Nitekim insanoğlu dünyayı kendine zindan etmiştir. İnsan, özellikleri icabı alternatifi çok olan bir varlıktır. Yani, istediği gibi düşünen istediğini tercih eden ve uygulayan demektir. Aklıyla yaptığı kanunlar yetersiz kaldığı için sürekli yeni kanun yapmak zorunda kalmaktadır. Akıl kâfi gelseydi Allah, kitap ve peygamber göndermezdi. Allah, aklımıza sınır koymuştur. Sınırlı akılla, yapacaklarımız da sınırlı olacaktır. Onun için insan Allah’ın koyduğu kanunlara uymak zorundadır. Gözü, gönlü, kalbi, Allah’a imanla dolan, İslam ahlakıyla yetişen insan kötü olmaz, kötülük yapmaz. Paranız cebinizde, haklarınız kendinizde kalsın istiyorsanız, değerlerine bağlı nesiller yetiştirmeliyiz.
30. 12. 2011 Durmuş Göktekin
“Anası ile babası arasında evlilik bağı olmayan çocuklara” Piç dendiği gibi; ağaçların çevresinde yeniden çıkan sürgün ve filizlere de piç denir. Piç ağaçlar, kaliteli ve verimli meyve vermez. Onlara, aynı cinsten ve verimli olan ağaçlardan aşı yapılmalıdır. “Hastalanmışsa ağaç, gösteriniz bir bilene / Bir de en çok köke baksın, o bakan kimse yine.”, “Aşılarken de vurun kendine kendinden aşı” diyor, Mehmet Akif Ersoy, “Süleymaniye Kürsüsünden”
Bugün toplumda; maddi ve manevi hastalıklar artmıştır. Bu artış hayatın kalitesini düşürmüştür. Yoğunlaşan bu genel hastalık, bireyi yaratılış özelliğinden uzaklaştırmıştır. Elbette her hastalığın değişik sebep ve hikmetleri vardır. Tedavileri de değişik yöntemlerle yapılmaktadır. Ne var ki maddi hastalıklarına derman arayan insanlık, manevi hastalıklarını ihmal etmiştir. Başı ağrıyan doktora giderken, ahlaki zafiyete uğrayanın durumu umurunda değil. Ahlaki zafiyetlerimizin dermanı da İslamiyet’tedir. Müslüman’ca hayat yaşayan her türlü manevi hastalıktan kurtulur. Hiç kimse piç olmayı kendi seçmedi. Piç sürgünler, verimli cins ağaçlarla, insanlar da İslamiyet aşısı ile aşılanmalı, Müslümanlara, Müslüman’ca yaşayacakları bir hayat hazırlanmalıdır.
Ekmek parasını nefsi adına kullanan çoluk çocuğunun ihtiyacını erteliyor demektir. Gayri meşru isteklerine hizmet eden, insani değerlerini ayaklar altına almaktadır. Milletin kullandığı, elektriği, doğalgazı, suyu, akaryakıtı, devletin kasasından değişik kalemdeki malları çalarak, milleti ve devleti zarara sokanlar diğerlerini mağdur etmektedirler. Çalınan malların, ödenmeyen vergilerin bedelini kim ödüyor? Fiyatlar neden artıyor? Hele düşünün! Hayat şartlarını olumsuz etkileyen hırsızların ıslah edilmemesi kimleri etkiliyor? Bunlara karşı çıkmayanların, ıslahı için çalışmayanların iyilikleri havada kalır. Dünya ve ahiret hayatlarını tehlikeye atan hırsızların, arsızların, yüzsüzlerin ıslahında herkes kendini görevli saymalıdır. Bozulan insanı düzelten, insani özelliklerine kavuşturan İslamiyet’tir. İman esasları ile eğitilerek İslam ahlakına sahip nesiller yetiştirilmelidir. Bu da eğitimle olur. Bu yöntemde ferdi serbestlik vardır. Sevgi vardır, teslimiyet vardır. Zorlama yoktur. İcbar tepkiyi doğurduğundan diğer yöntemler zayıf ve tesirsiz kalmaktadır.
Hayat, Allah’ın koyduğu kanunlara göre yaşanmalıdır. Aksi halde dünya savaş meydanı olmaktan kurtulamaz. Nitekim insanoğlu dünyayı kendine zindan etmiştir. İnsan, özellikleri icabı alternatifi çok olan bir varlıktır. Yani, istediği gibi düşünen istediğini tercih eden ve uygulayan demektir. Aklıyla yaptığı kanunlar yetersiz kaldığı için sürekli yeni kanun yapmak zorunda kalmaktadır. Akıl kâfi gelseydi Allah, kitap ve peygamber göndermezdi. Allah, aklımıza sınır koymuştur. Sınırlı akılla, yapacaklarımız da sınırlı olacaktır. Onun için insan Allah’ın koyduğu kanunlara uymak zorundadır. Gözü, gönlü, kalbi, Allah’a imanla dolan, İslam ahlakıyla yetişen insan kötü olmaz, kötülük yapmaz. Paranız cebinizde, haklarınız kendinizde kalsın istiyorsanız, değerlerine bağlı nesiller yetiştirmeliyiz.
30. 12. 2011 Durmuş Göktekin