Devlet adamina dua
Maneviyat buyuklerinden Fudayl bin Iyaz soyle buyurmustur: Eger kabul edilir bir duam olsa, hemen devlet reisi icin dua ederdim. Ona: Nicin kendinden once devlet baskanini dusunuyorsun? dediklerinde cevaben soyle dedi: Kendime dua edersem, baskasina faydam dokunmaz. Sadece kendim icin iyilik istemis olurum. Ama devlet baskanina, bizi yonetenlere dua edersem, ulkem, onun adaletiyle ve imariyla kalkinir, bayindir hale gelir.
Baska bir misal daha... Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmet bin Hanbele gunun birinde adamin biri gelip, oglunun kotu halinden, bozuk davranislarindan sIkayet eder. Ne yapmasi gerektigi hususunda Imamdan akil sorar. Imam Ahmet bin Hanbel, musteki babaya hemen sorar : Sen ogluna hic beddua ettin mi? Adam : Elbette der, bu kotu hallerini her gordugumde bastim bedduayi... Ahmet bin Hanbelin kaslari catilir. Oglundan sIkayet eden babaya; Oglunu baskasi degil, sen bozmussun der. Bedduanla onun islah olma yollarini kapatmissin. Sana artik kimse yardim edemez.
Gercekten de tarih boyunca milletimizin kulturunde devlet baskanlarina / yoneticilere hayirli olmalari icin dua esas olmustur. Beddua ve kahir okumalar, hicbir zaman hakli bile yapilsa fayda getirmemis, yonetimin daha fazla bozulmasina yol acmistir. Evet, devlet yonetiminde gordugumuz zulum ve haksizliklar sabrimizi bitirmemeli, bizi cileden cikarip beddua ve kahriye okumaya yol acmamalidir. Yoneticilerimizin daima hayirli olmalarina / islahlarina dua etmeliyiz. Hata ve yanlislarini mesru yollardan, yapici bir dille, tahrik ve tahkir etmeden dile getirmeliyiz. Elbette zulmun karsisinda susmak, seyirci kalmak da uygun bir davranis degildir. Ama zalimlere beddua yerine, zulmun bertaraf edilmesi icin, yapici adimlar atmak; zulmu doguran sebepleri ortadan kaldirma yolunda gayretli olmak bizim milli ve dini kulturumuze daha uygun duser.
Maneviyat buyuklerinden Fudayl bin Iyaz soyle buyurmustur: Eger kabul edilir bir duam olsa, hemen devlet reisi icin dua ederdim. Ona: Nicin kendinden once devlet baskanini dusunuyorsun? dediklerinde cevaben soyle dedi: Kendime dua edersem, baskasina faydam dokunmaz. Sadece kendim icin iyilik istemis olurum. Ama devlet baskanina, bizi yonetenlere dua edersem, ulkem, onun adaletiyle ve imariyla kalkinir, bayindir hale gelir.
Baska bir misal daha... Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmet bin Hanbele gunun birinde adamin biri gelip, oglunun kotu halinden, bozuk davranislarindan sIkayet eder. Ne yapmasi gerektigi hususunda Imamdan akil sorar. Imam Ahmet bin Hanbel, musteki babaya hemen sorar : Sen ogluna hic beddua ettin mi? Adam : Elbette der, bu kotu hallerini her gordugumde bastim bedduayi... Ahmet bin Hanbelin kaslari catilir. Oglundan sIkayet eden babaya; Oglunu baskasi degil, sen bozmussun der. Bedduanla onun islah olma yollarini kapatmissin. Sana artik kimse yardim edemez.
Gercekten de tarih boyunca milletimizin kulturunde devlet baskanlarina / yoneticilere hayirli olmalari icin dua esas olmustur. Beddua ve kahir okumalar, hicbir zaman hakli bile yapilsa fayda getirmemis, yonetimin daha fazla bozulmasina yol acmistir. Evet, devlet yonetiminde gordugumuz zulum ve haksizliklar sabrimizi bitirmemeli, bizi cileden cikarip beddua ve kahriye okumaya yol acmamalidir. Yoneticilerimizin daima hayirli olmalarina / islahlarina dua etmeliyiz. Hata ve yanlislarini mesru yollardan, yapici bir dille, tahrik ve tahkir etmeden dile getirmeliyiz. Elbette zulmun karsisinda susmak, seyirci kalmak da uygun bir davranis degildir. Ama zalimlere beddua yerine, zulmun bertaraf edilmesi icin, yapici adimlar atmak; zulmu doguran sebepleri ortadan kaldirma yolunda gayretli olmak bizim milli ve dini kulturumuze daha uygun duser.

