Esselamu Aleyküm kardeslerim...Yazacaklarimiz önce kendi nefsimize,sizleri tenzih ederiz..Rabbim her daim hayr konusanlardan,hayr üzere olanlardan eylesin bizleri...
Hepimizin cevresinde yazimizda yer verecegimiz sekilde insanlar mevcuttur...
Insan, yerine ve zamanina göre konusmasini ve susmasini bilmeli,
konusmasinda da susmasinda da asiriliklardan kacinmalidir...
Ecdadimiz, "Cok söz yalansiz, cok para da haramsiz olmaz..." demistir. Ayrica,
"Bilirsen güzel kelam söyle ibret alsinlar, bilmezsen sükut eyle adam
sansinlar..." Ve "Allah, insanogluna bir agiz, iki kulak vermistir. Bunun
manasi: "Bir konus iki dinle demektir." gibi sözlerle bizlere yol
göstermislerdir...
Konusmak, insanin baskalarina meramini anlatabilme özelligidir... Cenab-i Hak
bu müstesna özelligi esref-i mahlukat olan insanogluna bahsetmistir...
Ademoglunu diger yaratilmislardan ayiran ve ona ayri bir deger kazandiran
konusma yetenegi, cok üstün bir meziyettir... Onun icin her insan konusma usul
ve üslubunu yerli yerince kullanmalidir...
Konusma, insanin kisiligini, seviyesini ve seciyesini (kisiligini,
karakterini) sergiler... Zaruret miktari kadar konusmali, sayet konusmayi
gerektiren bir durum yoksa sükut etmeli, susmalidir... Dile hakim olmak dil
sahibini yüceltir... Dili gelisi güzel ve uluorta kullanmak ise sahibini
toplum icinde sahsiyetsiz ve seviyesiz kilar...
Susarak sessiz kalmak, sükutu tercih etmek dil icin en güzel ve en uygun
terbiye metodudur... Fahr-i Alem s.a.v.'in Ebu Zer r.a.'a yapmis oldugu bir
nasihatinde söyle buyurmuslardir: "Sen cogu zaman susmayi tercih et... Bu
sana, dininde yardimci olup seytani kovar..."
Baska bir mübarek sözlerinde de buyuruyorlar ki: "Kisinin kendisini
ilgilendirmeyen hususlari terk etmesi, olgun imanin geregidir..."
Bos lakirdi ve gereksiz sözlerden daima uzak kalinmalidir... Diline böylesine
sahip olan kimseler Cenab-i Hak katinda yüksek makam ve mevki sahibi
olurlar... Mana Erleri, "Dilim, senden cektigim zulüm!" demislerdir...
Manasiz sözler, yersiz konusmalar, dünya veya ahiret icin hicbir yarari
olmayan ifadeler ile yalan ve iftiraya yönelik lakirdilar, mübarek dinimizde
kesinlikle yasaklanmistir... Bütünüyle bu gercekleri göz önünde bulundurmasi
gereken her müslüman konusmalarinda, hal ve hareketlerinde dogrulugu ve
ciddiyeti esas almalidir... "Lakirdisi cok olanin hatasi da o nispette cok
olur!" demislerdir...
Hz. Malik r.a.. Yahya b. Saad r.a.'dan sunu rivayet eder:
Hz. Isa a.s. yolda duran bir domuza: "Allah rahatlik versin!" dedi...
Yanindakiler sasirdi ve: "Sen bunu bir domuza mi söylüyorsun?" dediler... Isa
a.s. söyle cevap verdi: "Ben dilimi kötü söylememeye alistiriyorum!"
Nerede olursak olalim, sartlar neyi gerektirirse gerektirsin, dilimizi kötü,
cirkin ve kaba sözlere alistirmaktan uzak kalmaya özen göstermeliyiz... Dili
yüzünden basina gelen türlü felaket karsisinda, "Dilim, seni dilim dilim
dilmeli!" diyen büyüklerimizin feryatlari asla kulak ardi edilmemelidir...
Ankebut Suresi'nin 46. ayet-i celilesinde Rabbimiz söyle buyurur:
"Iclerinden zulüm edenler müstesna olmak üzere, ehli kitap ile en güzel
(sekilden) baska bir suretle mücadele etmeyiniz..."
Müslüman kisi, kitap ehli olan yahudi ve hiristiyanlarla bile mücadelesini
en güzel bir sekilde sürdürmeli, dilini kötü sözlerden korumada gerekli
hassasiyeti göstermelidir...
Yine Cenab-i Hak buyuruyor ki:
"O cok esirgeyen Allah'in has kullari ki, onlar yeryüzünde vakar ve tevazu
ile yürürler... Kendini bilmez kimseler onlara laf attiginda 'Selametle!'
deyip gecerler..." (Furkan, 63)
"Onlar, bos söz isittikleri zaman ondan yüz cevirirler ve 'Bizim islerimiz
bize, sizin isleriniz size… Size selam olsun! Biz kendini bilmezleri
(arkadas edinmek) istemeyiz.' derler..." (Kasas, 55)
Bazi insanlarin isi gücü bos konusma, yani gevezeliktir... Ceneleri kuvvetli
olan bu insanlar herkesle münakasaya ve münazaraya girerler... Bosbogazlik
sanati olan kimseler, yerini, zamanini ve mekanini dahi hesap etmeden hep
konusurlar, daima konusurlar... Oysa bu konusmalarinin cogu bos seylerdir, hic
kimseye en ufak yarar saglamaz... Ancak kisinin günah hanesinin kabarmasina,
vebalinin büyümesine sebep olur... Fahr-i Cihan s.a.v. bir hadis-i
seriflerinde buyurur ki: "Hidayet üzere olan bir topluluk, tartismaya
girmeden dalalete (batila yönelmeye) düsmez..." (Ibn Mace)
Bir baska hadis-i serifinde ise Efendimiz s.a.v. söyle buyurur:
"Allah, ineklerin ot yerken agizlarini geveledikleri gibi insanlara karsi
agizlarini geveleyen insanlari sevmez... Allah, onlarin agiz ve yüzlerini
cehennemde evirip cevirecektir..."
Baskalarini güldürmek icin acayip kiliklara girmek, insanlari taklit etmek
hem dini kurallara, hem de adab-i muaseret ve görgü kurallarina ters düser...
Onun icin her müslüman böylesine yasaklanmis cirkin fiillerden son derece
sakinmali, dilini ve diger göz ,kulak gibi organlarini yerli yerinde
kullanmasini bilmelidir... Inanan insanlardan beklenen budur...
Fuzuli konusmalar ve gereksiz tartismalar insani günah yükü haline getirir...
Onun icin her insan Seyh Sadi Sirazi'nin dedigi gibi: "Konusulacak yerde
susmayi; susulacak yerde de konusmayi" iyi ayarlamak lazimdir...
Diline geregi gibi sahip olmasini bilen insanlarin dünya ve ahiret hayati
mamur olur... Insanlarin bircogu günümüzde tartisma hastaligina yakalanmistir...
Halbuki hicbir dini mesele tartismayla cözülmez... Bunun icin inceleme ve
arastirma esas olmalidir...
Ashab-i Kiram'dan rivayet edilen bir hadis-i serif söyledir:
"Biz bir dini konuyu tartisirken Rasulullah s.a.v. cikageldi... O güne kadar
görülmedigi tarzda öfkelendi ve bizi azarlayarak söyle dedi:
Ey Ümmet-i Muhammed, yavas olun ve kendinize gelin! Sizden önceki ümmetleri
bu gibi bos tartismalar yok etmistir... Tartismayi terk edin! Cünkü
tartismanin zararları acik ve kesindir... Tartismayin, cünkü size kötülük
olarak tartismaci olmak yeter... Tartismayin, cünkü tartisan kisiye kiyamet
gününde sefaat etmem... Tartismayin, ben tartismayanlara, biri kösede biri
ortada ve biri de en yüksekte olmak üzere cennette üc kösk vermeyi taahhüt
ediyorum... Bunlarin en yüksegi hakli oldugu halde tartismayi terk eden
icindir... Tartismayin, cünkü putlara tapmaktan sonra Allah'in beni nehyettigi
ilk sey tartismadir..." (Taberanî)
Hümeze Suresi'nin ilk dört ayetinde de söyle buyrulur:
"Arkadan cekistirmeyi, yüze karsi eglenmeyi adet edinen herkesin vay haline!
O ki; bircok mal toplamis ve onu sayip durmaktadir... Saniyor ki mali
kendisini (dünyada) ebedilestirecektir... Hayir! (Mali onu kurtaramaz)
muhakkak ki o atese atilacaktir..."
Diline sahip olan kendini selamette bulur... Yalniz insanlara verilmis olan
konusma, bir tanisma, bir anlasma aracidir... Bu cok önemli özelligi gayesi
disinda kullanmak sahibini hem gecici olan dünyada, hem de ebedi olan ahiret
hayatinda zelil ve rezil eder... Böyle bir akibete düsmemek icin dil denilen o
kücük et parcasina ve agzimizdan cikan her söze, her kelimeye, her cümleye
dikkat etmemiz ve kontrol altinda bulundurmamiz lazimdir...
Her an iki omuzumuzda olan melekler dilimizden dökülenleri yaradanimiza ulastiriyorlar... Belki o ulasmalarin sayesinde cennete layik olacagiz ya da Allah muhafaza etsin cehennemden bir cukura düsecegiz...
Dil ahlakin suretidir bir nevi karakterini mayasini ortaya cikarir..
Asil yaratilis gayesi olan zikirle mesgul edip kurtulanlardan olmak duasiyla deyip sözü Hz. Mevlanaya birakalim...
''Ey (agzimdaki ufacik et parcasi olan) dilim!
Sen beni ölümlere ducar ettin!
Bana zehirler sacarak cok zarar verdin
Simdi ben sana ne diyeyim?
Ey dilim! Sen hem ates,hem de rahmetsin! Bu atesi nasil rahmete cevireceksin?
Ey dilim! Su ruhum senden sikayetcidir
O,senin her dedigini yaptigi halde senin elinden neler cekiyor!
Ey dilim! Bazen has kullarin lisani gibi tükenmez bir hazinesin,ama de -el aman- fasiklarin zehirli lisani gibi dermani bulunmaz bir dert oluyorsun!
Ey insafsiz! Ey yilani ininden,insani dininden cika!
Bana hic mi merhamet etmeyeceksin ki ,helakime kasdetip yayini germissin''
Salatu Selam Ile..
Fi Emanillah..
Hakyoldan
Alıntı.
Hepimizin cevresinde yazimizda yer verecegimiz sekilde insanlar mevcuttur...
Insan, yerine ve zamanina göre konusmasini ve susmasini bilmeli,
konusmasinda da susmasinda da asiriliklardan kacinmalidir...
Ecdadimiz, "Cok söz yalansiz, cok para da haramsiz olmaz..." demistir. Ayrica,
"Bilirsen güzel kelam söyle ibret alsinlar, bilmezsen sükut eyle adam
sansinlar..." Ve "Allah, insanogluna bir agiz, iki kulak vermistir. Bunun
manasi: "Bir konus iki dinle demektir." gibi sözlerle bizlere yol
göstermislerdir...
Konusmak, insanin baskalarina meramini anlatabilme özelligidir... Cenab-i Hak
bu müstesna özelligi esref-i mahlukat olan insanogluna bahsetmistir...
Ademoglunu diger yaratilmislardan ayiran ve ona ayri bir deger kazandiran
konusma yetenegi, cok üstün bir meziyettir... Onun icin her insan konusma usul
ve üslubunu yerli yerince kullanmalidir...
Konusma, insanin kisiligini, seviyesini ve seciyesini (kisiligini,
karakterini) sergiler... Zaruret miktari kadar konusmali, sayet konusmayi
gerektiren bir durum yoksa sükut etmeli, susmalidir... Dile hakim olmak dil
sahibini yüceltir... Dili gelisi güzel ve uluorta kullanmak ise sahibini
toplum icinde sahsiyetsiz ve seviyesiz kilar...
Susarak sessiz kalmak, sükutu tercih etmek dil icin en güzel ve en uygun
terbiye metodudur... Fahr-i Alem s.a.v.'in Ebu Zer r.a.'a yapmis oldugu bir
nasihatinde söyle buyurmuslardir: "Sen cogu zaman susmayi tercih et... Bu
sana, dininde yardimci olup seytani kovar..."
Baska bir mübarek sözlerinde de buyuruyorlar ki: "Kisinin kendisini
ilgilendirmeyen hususlari terk etmesi, olgun imanin geregidir..."
Bos lakirdi ve gereksiz sözlerden daima uzak kalinmalidir... Diline böylesine
sahip olan kimseler Cenab-i Hak katinda yüksek makam ve mevki sahibi
olurlar... Mana Erleri, "Dilim, senden cektigim zulüm!" demislerdir...
Manasiz sözler, yersiz konusmalar, dünya veya ahiret icin hicbir yarari
olmayan ifadeler ile yalan ve iftiraya yönelik lakirdilar, mübarek dinimizde
kesinlikle yasaklanmistir... Bütünüyle bu gercekleri göz önünde bulundurmasi
gereken her müslüman konusmalarinda, hal ve hareketlerinde dogrulugu ve
ciddiyeti esas almalidir... "Lakirdisi cok olanin hatasi da o nispette cok
olur!" demislerdir...
Hz. Malik r.a.. Yahya b. Saad r.a.'dan sunu rivayet eder:
Hz. Isa a.s. yolda duran bir domuza: "Allah rahatlik versin!" dedi...
Yanindakiler sasirdi ve: "Sen bunu bir domuza mi söylüyorsun?" dediler... Isa
a.s. söyle cevap verdi: "Ben dilimi kötü söylememeye alistiriyorum!"
Nerede olursak olalim, sartlar neyi gerektirirse gerektirsin, dilimizi kötü,
cirkin ve kaba sözlere alistirmaktan uzak kalmaya özen göstermeliyiz... Dili
yüzünden basina gelen türlü felaket karsisinda, "Dilim, seni dilim dilim
dilmeli!" diyen büyüklerimizin feryatlari asla kulak ardi edilmemelidir...
Ankebut Suresi'nin 46. ayet-i celilesinde Rabbimiz söyle buyurur:
"Iclerinden zulüm edenler müstesna olmak üzere, ehli kitap ile en güzel
(sekilden) baska bir suretle mücadele etmeyiniz..."
Müslüman kisi, kitap ehli olan yahudi ve hiristiyanlarla bile mücadelesini
en güzel bir sekilde sürdürmeli, dilini kötü sözlerden korumada gerekli
hassasiyeti göstermelidir...
Yine Cenab-i Hak buyuruyor ki:
"O cok esirgeyen Allah'in has kullari ki, onlar yeryüzünde vakar ve tevazu
ile yürürler... Kendini bilmez kimseler onlara laf attiginda 'Selametle!'
deyip gecerler..." (Furkan, 63)
"Onlar, bos söz isittikleri zaman ondan yüz cevirirler ve 'Bizim islerimiz
bize, sizin isleriniz size… Size selam olsun! Biz kendini bilmezleri
(arkadas edinmek) istemeyiz.' derler..." (Kasas, 55)
Bazi insanlarin isi gücü bos konusma, yani gevezeliktir... Ceneleri kuvvetli
olan bu insanlar herkesle münakasaya ve münazaraya girerler... Bosbogazlik
sanati olan kimseler, yerini, zamanini ve mekanini dahi hesap etmeden hep
konusurlar, daima konusurlar... Oysa bu konusmalarinin cogu bos seylerdir, hic
kimseye en ufak yarar saglamaz... Ancak kisinin günah hanesinin kabarmasina,
vebalinin büyümesine sebep olur... Fahr-i Cihan s.a.v. bir hadis-i
seriflerinde buyurur ki: "Hidayet üzere olan bir topluluk, tartismaya
girmeden dalalete (batila yönelmeye) düsmez..." (Ibn Mace)
Bir baska hadis-i serifinde ise Efendimiz s.a.v. söyle buyurur:
"Allah, ineklerin ot yerken agizlarini geveledikleri gibi insanlara karsi
agizlarini geveleyen insanlari sevmez... Allah, onlarin agiz ve yüzlerini
cehennemde evirip cevirecektir..."
Baskalarini güldürmek icin acayip kiliklara girmek, insanlari taklit etmek
hem dini kurallara, hem de adab-i muaseret ve görgü kurallarina ters düser...
Onun icin her müslüman böylesine yasaklanmis cirkin fiillerden son derece
sakinmali, dilini ve diger göz ,kulak gibi organlarini yerli yerinde
kullanmasini bilmelidir... Inanan insanlardan beklenen budur...
Fuzuli konusmalar ve gereksiz tartismalar insani günah yükü haline getirir...
Onun icin her insan Seyh Sadi Sirazi'nin dedigi gibi: "Konusulacak yerde
susmayi; susulacak yerde de konusmayi" iyi ayarlamak lazimdir...
Diline geregi gibi sahip olmasini bilen insanlarin dünya ve ahiret hayati
mamur olur... Insanlarin bircogu günümüzde tartisma hastaligina yakalanmistir...
Halbuki hicbir dini mesele tartismayla cözülmez... Bunun icin inceleme ve
arastirma esas olmalidir...
Ashab-i Kiram'dan rivayet edilen bir hadis-i serif söyledir:
"Biz bir dini konuyu tartisirken Rasulullah s.a.v. cikageldi... O güne kadar
görülmedigi tarzda öfkelendi ve bizi azarlayarak söyle dedi:
Ey Ümmet-i Muhammed, yavas olun ve kendinize gelin! Sizden önceki ümmetleri
bu gibi bos tartismalar yok etmistir... Tartismayi terk edin! Cünkü
tartismanin zararları acik ve kesindir... Tartismayin, cünkü size kötülük
olarak tartismaci olmak yeter... Tartismayin, cünkü tartisan kisiye kiyamet
gününde sefaat etmem... Tartismayin, ben tartismayanlara, biri kösede biri
ortada ve biri de en yüksekte olmak üzere cennette üc kösk vermeyi taahhüt
ediyorum... Bunlarin en yüksegi hakli oldugu halde tartismayi terk eden
icindir... Tartismayin, cünkü putlara tapmaktan sonra Allah'in beni nehyettigi
ilk sey tartismadir..." (Taberanî)
Hümeze Suresi'nin ilk dört ayetinde de söyle buyrulur:
"Arkadan cekistirmeyi, yüze karsi eglenmeyi adet edinen herkesin vay haline!
O ki; bircok mal toplamis ve onu sayip durmaktadir... Saniyor ki mali
kendisini (dünyada) ebedilestirecektir... Hayir! (Mali onu kurtaramaz)
muhakkak ki o atese atilacaktir..."
Diline sahip olan kendini selamette bulur... Yalniz insanlara verilmis olan
konusma, bir tanisma, bir anlasma aracidir... Bu cok önemli özelligi gayesi
disinda kullanmak sahibini hem gecici olan dünyada, hem de ebedi olan ahiret
hayatinda zelil ve rezil eder... Böyle bir akibete düsmemek icin dil denilen o
kücük et parcasina ve agzimizdan cikan her söze, her kelimeye, her cümleye
dikkat etmemiz ve kontrol altinda bulundurmamiz lazimdir...
Her an iki omuzumuzda olan melekler dilimizden dökülenleri yaradanimiza ulastiriyorlar... Belki o ulasmalarin sayesinde cennete layik olacagiz ya da Allah muhafaza etsin cehennemden bir cukura düsecegiz...
Dil ahlakin suretidir bir nevi karakterini mayasini ortaya cikarir..
Asil yaratilis gayesi olan zikirle mesgul edip kurtulanlardan olmak duasiyla deyip sözü Hz. Mevlanaya birakalim...
''Ey (agzimdaki ufacik et parcasi olan) dilim!
Sen beni ölümlere ducar ettin!
Bana zehirler sacarak cok zarar verdin
Simdi ben sana ne diyeyim?
Ey dilim! Sen hem ates,hem de rahmetsin! Bu atesi nasil rahmete cevireceksin?
Ey dilim! Su ruhum senden sikayetcidir
O,senin her dedigini yaptigi halde senin elinden neler cekiyor!
Ey dilim! Bazen has kullarin lisani gibi tükenmez bir hazinesin,ama de -el aman- fasiklarin zehirli lisani gibi dermani bulunmaz bir dert oluyorsun!
Ey insafsiz! Ey yilani ininden,insani dininden cika!
Bana hic mi merhamet etmeyeceksin ki ,helakime kasdetip yayini germissin''
Salatu Selam Ile..
Fi Emanillah..
Hakyoldan
Alıntı.
Son düzenleme: