Dile sahip olmak
Diline sahip olmayanı şeytan her sahada oynatır. Büyük bir uçurumun kenarına getirip, yüzüstü yuvarlar, felakete sürükler. Dile ahlak dizgini vurulursa dünya ve ahiret saadetine kavuşur. Başıboş bırakılırsa zarardan zarara girer.
Uzuvlarımızdan en çok isyan edeni dildir. Kolaylıkla istediği tarafa gider. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Her sabah, bütün uzuvlar, yalvararak dile derler ki: Bizim hakkımızı gözetmekte, Allah`tan kork, kötü söz söyleme, bizi ateşte yakma! Bizim dine uyup uymamamız senin sebebinledir. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğri oluruz.) [Tirmizi]
Hazret-i Lokmana (Bu makama nasıl yükseldin?) derler. O da (Doğru konuşmak, emanete riayet etmek ve faydasız sözleri terk etmekle)
Hikmet ehli buyuruyor ki:
Bir kimsenin cahil olduğunun alameti şunlardır: Canlı-cansız her şeye kızar. Sır saklayamaz. Parasını yerli yerince harcayamaz. Herkese güvenir. Dostunu düşmanını ayıramaz. Kötü kimselerle arkadaşlık eder.
Susmak açık bir hikmet ve güzel bir haslettir. Dilin susması kalbin susmasına, kalbin susması Rabbin mağfiretine sebep olur. İnsanın selameti dilini korumasındadır. Kalem de, iki dilden biridir.
Dil yırtıcı bir hayvan gibidir, serbest bırakılırsa sahibini parçalar. Sükut eden, hataya düşmekten, yalandan, dedikodudan, söz taşımaktan, kendini övmekten, boş konuşmaktan ve daha bir çok dil afetlerinden kurtulur.
Çok konuşanın dili sürçer, kalbi kararır. Kalbi kararan da, hata üstüne hata yapar ve kalb kırar da farkında bile olmaz. Diline sahip olan, dinini korur.
Çok konuşan hata eder. Eshab-ı kiram hep hayır konuştukları halde, yanlış konuşmak için değil, belki boş bir söz söyleriz diye sükut ederlerdi. Hazret-i Ebu Bekir, ağzına taş koyar, (Başa gelen bütün felaketler bundan gelir)
En zararlı şey
Allahü teâlâ boş konuşanları sevmez. Boş konuşmak böyle olunca, zararlı konuşmanın felaketini düşünmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(En zararlı şey, çok konuşmaktır.) [Deylemi]
Dile sahip olmak, az konuşmak dinimizin emridir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
(Sadaka vermek, iyiliği emretmek ve insanların arasını bulmak hariç, konuşmakta, fısıldaşmakta hayır yoktur.) [Nisa 114]
Dile sahip olmakla ilgili hadis-i şeriflerde bazıları da şöyle:
(Dilini tutan kurtulur.) [Tirmizi]
(Selamet isteyen, sükut etsin, dilini tutsun!) [İbni Ebiddünya]
(Susmak, hikmettir; fakat susan azdır.) [Deylemi]
(Amellerin en makbulü, dilini tutmaktır.) [Taberani]
(Hayır söz hariç, dilini tutan, şeytanı mağlup eder.) [Taberani]
(Sükut eden bir mümine yakın durun! O hikmetsiz değildir.) [İbni Mace]
(Allah`a ve ahirete inanan, ya hayır konuşsun veya sükut etsin!) [Buhari]
(En kolay ibadet, susmak ve güzel ahlaktır.) [İbni Ebiddünya]
(Mümin önce düşünür, sonra konuşur. Münafık, düşünmeden konuşur.) [Haraiti]
(Çok konuşan çok yanılır, çok yanılanın yalanı çoktur. Yalanı çok olan da Cehenneme layıktır.) [Taberani]
(Kurtuluş için dilini tut, evinde otur, günahların için ağla!) [Tirmizi]
(İnsanları Cehenneme sürükleyen dilleridir.) [Tirmizi]
(Dilini tutmayan kimse, tam imana kavuşamaz.) [Taberani]
(Rahat isteyen sussun!) [Ebuşşeyh]
(Çok konuşmak kalbi karartır. Kalbi kararan da Allahü teâlâdan uzaklaşır.) [Beyheki]
(Emr-i maruf ve zikir hariç, her söz, kişinin zararınadır.) [Tirmizi]
(İnsanın hatalarının, kusurlarının çoğu dilindendir.) [Taberani]
(Midesini, ırzını ve dilini koruyan, bütün kötülüklerden korunmuş olur.) [Deylemi]
(Kalbi doğru olmayanın imanı, dili doğru olmayanın kalbi doğru olmaz.) [İ. Ebiddünya]
(Kalbi diline, dili kalbine, işi sözüne uymayan mümin olamaz.) [İsfehani]
(Allah`ı görür gibi ibadet et, kendini ölmüş say, bunlardan daha iyisi ise dilini tutmaktır.) [Taberani]
(Sükutu tefekkür, bakışı ibret olup çok istiğfar eden kurtuldu.) [Deylemi]
Konuşanın sözünü kesmek nezaketsizliktir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir din kardeşi konuşurken susmak mürüvvettendir.) [Hatib]
Lüzumsuz konuşmak
Sual: Kimseye zararı olmayan konuşmalardan da sorumlu muyuz?
CEVAP
Gıybet, münakaşa ve benzeri konuşmalardan uzaklaşmalı, ya hayır söylemeli veya sükut etmelidir!
Lüzumsuz sözlerle meşgul olursak, kıymetli zamanlarımızı öldürmüş oluruz. Halbuki Allahü teâlânın azametini, yarattığı canlı, cansız şeyleri tefekkür etsek, büyük sevap kazanırız. Yahut kelime-i tevhid, salevat-ı şerife gibi tesbihleri söylesek hakkımızda daha hayırlı olur.
Bunları söylemekle Cennette kıymetli hazinelere kavuşmak mümkün iken, dilimizi faydasız şeylerle meşgul ederek bu nimetlerden mahrum kalmak ahmaklık değil midir?
Mubah ile meşgul olan kimse, günah kazanmazsa da, taat ile, ibadet ile meşgul olup büyük hazineden mahrum kalmamalıdır. Çünkü müminin sükutu tefekkür, bakışı ibret, konuşması taat olmalıdır.
İnsanın en değerli sermayesi vakitleridir. Vaktimizi boş yere harcar, ahiret için azık hazırlamazsak, sermayemiz tükenmiş demektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Boş ve faydasız işleri terk etmek müslümanın güzel ahlakındandır.) [Tirmizi]
Uhud harbinde şehid olan bir gencin annesi, oğlunu kanlar içinde görünce, (Oğlum sana Cennet müjde olsun!) demesi üzerine Peygamber efendimiz aleyhisselam buyurdu ki:
(Ne biliyorsun, belki boş sözler konuşurdu.) [Tirmizi]
Yani hesapsız Cennete girmeyecektir. Boş konuşanlar bu sözlerinden hesaba çekileceklerdir. Hesaba çekilmek de bir nevi azaptır.
Abdullah bin Selamhazretlerinin Cennetlik olduğu bildirilince Eshab-ı kiram, kendisini Cennetlik eden amelinin ne olduğunu sordular. O da, (Boş söz konuşmam ve kimseye karşı kötülük beslemem) diye cevap verdi.
İbni Abbas hazretleri buyurdu ki:
(Üzerine elzem olmayan, sana faydası dokunmayan hususlarda konuşma, çünkü bu fuzuli bir iştir. Zararından da emin değilsin. Yeri gelmedikçe de lüzumlu olan sözü konuşma! Çok defa faydalı söz yerini bulamadığından kaybolup gider.)
Lokman Hakim hazretlerine, hikmetin ne olduğu sorulduğunda, (Bize lazım olmayan şeyin üzerinde durmamak ve gizli şeyleri araştırmamak) diye cevap verdi.
Bize gerekmeyen şeyi başkasından sual etmek de malayanidir. Bunu sormakla kıymetli vaktimizi kaybetmiş oluyoruz. Aynı zamanda sorduğumuz kimsenin de vaktini almış oluyoruz.
Faydasız şeylerle meşgul olmamalıdır, ağzımızdan çıkan her kelimeden mesulüz. Nefeslerimiz sermayemizdir. Dilimiz Cennet nimetlerine kavuşturacak, bir vasıtadır. Dilimizi ihmal edip, başıboş salıvermek, büyük zararlara sebep olur.
Boş konuşmak gibi, fuzuli konuşmak da kötüdür. Maksadı kısaca anlatmak mümkünken, uzun cümlelerle ve tekrarlarla ifade etmek fuzulidir. Yani ihtiyaçtan fazla konuşulmuş olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İlmi ile amel edene, malının fazlasını tasadduk edene ve sözünün fazlasını tutana müjdeler olsun!) [Taberani]
İnsan önemsiz sandığı bazı sözler yüzünden helake sürüklenir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İnsan, önemsiz sandığı bir söz söyler. Bu söz Allahü teâlânın rızasına muvafık düştüğü için kıyamete kadar ondan razı olur. Bir başkası da hiç önem vermediği bir söz yüzünden kıyamete kadar Allahü teâlânın gazabına uğrar.) [Tirmizi]
Allahü teâlânın rızasının ve gazabının hangi işte, hangi sözde olduğunu bilmeyiz. Bu bakımdan hiçbir sözü, hiçbir iyiliği ve kötülüğü küçük görmemelidir. Cenab-ı Hak, rızasını iyilikler içinde, gazabını da günahlar içinde saklamıştır. Önem verilmeyen bir günah, Allahü teâlânın gazabına sebep olabilir. Onun için sözümüze dikkat etmeliyiz. Atalarımız, (Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir) demişlerdir.
Diline sahip olmayanı şeytan her sahada oynatır. Büyük bir uçurumun kenarına getirip, yüzüstü yuvarlar, felakete sürükler. Dile ahlak dizgini vurulursa dünya ve ahiret saadetine kavuşur. Başıboş bırakılırsa zarardan zarara girer.
Uzuvlarımızdan en çok isyan edeni dildir. Kolaylıkla istediği tarafa gider. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Her sabah, bütün uzuvlar, yalvararak dile derler ki: Bizim hakkımızı gözetmekte, Allah`tan kork, kötü söz söyleme, bizi ateşte yakma! Bizim dine uyup uymamamız senin sebebinledir. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğri oluruz.) [Tirmizi]
Hazret-i Lokmana (Bu makama nasıl yükseldin?) derler. O da (Doğru konuşmak, emanete riayet etmek ve faydasız sözleri terk etmekle)
Hikmet ehli buyuruyor ki:
Bir kimsenin cahil olduğunun alameti şunlardır: Canlı-cansız her şeye kızar. Sır saklayamaz. Parasını yerli yerince harcayamaz. Herkese güvenir. Dostunu düşmanını ayıramaz. Kötü kimselerle arkadaşlık eder.
Susmak açık bir hikmet ve güzel bir haslettir. Dilin susması kalbin susmasına, kalbin susması Rabbin mağfiretine sebep olur. İnsanın selameti dilini korumasındadır. Kalem de, iki dilden biridir.
Dil yırtıcı bir hayvan gibidir, serbest bırakılırsa sahibini parçalar. Sükut eden, hataya düşmekten, yalandan, dedikodudan, söz taşımaktan, kendini övmekten, boş konuşmaktan ve daha bir çok dil afetlerinden kurtulur.
Çok konuşanın dili sürçer, kalbi kararır. Kalbi kararan da, hata üstüne hata yapar ve kalb kırar da farkında bile olmaz. Diline sahip olan, dinini korur.
Çok konuşan hata eder. Eshab-ı kiram hep hayır konuştukları halde, yanlış konuşmak için değil, belki boş bir söz söyleriz diye sükut ederlerdi. Hazret-i Ebu Bekir, ağzına taş koyar, (Başa gelen bütün felaketler bundan gelir)
En zararlı şey
Allahü teâlâ boş konuşanları sevmez. Boş konuşmak böyle olunca, zararlı konuşmanın felaketini düşünmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(En zararlı şey, çok konuşmaktır.) [Deylemi]
Dile sahip olmak, az konuşmak dinimizin emridir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
(Sadaka vermek, iyiliği emretmek ve insanların arasını bulmak hariç, konuşmakta, fısıldaşmakta hayır yoktur.) [Nisa 114]
Dile sahip olmakla ilgili hadis-i şeriflerde bazıları da şöyle:
(Dilini tutan kurtulur.) [Tirmizi]
(Selamet isteyen, sükut etsin, dilini tutsun!) [İbni Ebiddünya]
(Susmak, hikmettir; fakat susan azdır.) [Deylemi]
(Amellerin en makbulü, dilini tutmaktır.) [Taberani]
(Hayır söz hariç, dilini tutan, şeytanı mağlup eder.) [Taberani]
(Sükut eden bir mümine yakın durun! O hikmetsiz değildir.) [İbni Mace]
(Allah`a ve ahirete inanan, ya hayır konuşsun veya sükut etsin!) [Buhari]
(En kolay ibadet, susmak ve güzel ahlaktır.) [İbni Ebiddünya]
(Mümin önce düşünür, sonra konuşur. Münafık, düşünmeden konuşur.) [Haraiti]
(Çok konuşan çok yanılır, çok yanılanın yalanı çoktur. Yalanı çok olan da Cehenneme layıktır.) [Taberani]
(Kurtuluş için dilini tut, evinde otur, günahların için ağla!) [Tirmizi]
(İnsanları Cehenneme sürükleyen dilleridir.) [Tirmizi]
(Dilini tutmayan kimse, tam imana kavuşamaz.) [Taberani]
(Rahat isteyen sussun!) [Ebuşşeyh]
(Çok konuşmak kalbi karartır. Kalbi kararan da Allahü teâlâdan uzaklaşır.) [Beyheki]
(Emr-i maruf ve zikir hariç, her söz, kişinin zararınadır.) [Tirmizi]
(İnsanın hatalarının, kusurlarının çoğu dilindendir.) [Taberani]
(Midesini, ırzını ve dilini koruyan, bütün kötülüklerden korunmuş olur.) [Deylemi]
(Kalbi doğru olmayanın imanı, dili doğru olmayanın kalbi doğru olmaz.) [İ. Ebiddünya]
(Kalbi diline, dili kalbine, işi sözüne uymayan mümin olamaz.) [İsfehani]
(Allah`ı görür gibi ibadet et, kendini ölmüş say, bunlardan daha iyisi ise dilini tutmaktır.) [Taberani]
(Sükutu tefekkür, bakışı ibret olup çok istiğfar eden kurtuldu.) [Deylemi]
Konuşanın sözünü kesmek nezaketsizliktir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir din kardeşi konuşurken susmak mürüvvettendir.) [Hatib]
Lüzumsuz konuşmak
Sual: Kimseye zararı olmayan konuşmalardan da sorumlu muyuz?
CEVAP
Gıybet, münakaşa ve benzeri konuşmalardan uzaklaşmalı, ya hayır söylemeli veya sükut etmelidir!
Lüzumsuz sözlerle meşgul olursak, kıymetli zamanlarımızı öldürmüş oluruz. Halbuki Allahü teâlânın azametini, yarattığı canlı, cansız şeyleri tefekkür etsek, büyük sevap kazanırız. Yahut kelime-i tevhid, salevat-ı şerife gibi tesbihleri söylesek hakkımızda daha hayırlı olur.
Bunları söylemekle Cennette kıymetli hazinelere kavuşmak mümkün iken, dilimizi faydasız şeylerle meşgul ederek bu nimetlerden mahrum kalmak ahmaklık değil midir?
Mubah ile meşgul olan kimse, günah kazanmazsa da, taat ile, ibadet ile meşgul olup büyük hazineden mahrum kalmamalıdır. Çünkü müminin sükutu tefekkür, bakışı ibret, konuşması taat olmalıdır.
İnsanın en değerli sermayesi vakitleridir. Vaktimizi boş yere harcar, ahiret için azık hazırlamazsak, sermayemiz tükenmiş demektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Boş ve faydasız işleri terk etmek müslümanın güzel ahlakındandır.) [Tirmizi]
Uhud harbinde şehid olan bir gencin annesi, oğlunu kanlar içinde görünce, (Oğlum sana Cennet müjde olsun!) demesi üzerine Peygamber efendimiz aleyhisselam buyurdu ki:
(Ne biliyorsun, belki boş sözler konuşurdu.) [Tirmizi]
Yani hesapsız Cennete girmeyecektir. Boş konuşanlar bu sözlerinden hesaba çekileceklerdir. Hesaba çekilmek de bir nevi azaptır.
Abdullah bin Selamhazretlerinin Cennetlik olduğu bildirilince Eshab-ı kiram, kendisini Cennetlik eden amelinin ne olduğunu sordular. O da, (Boş söz konuşmam ve kimseye karşı kötülük beslemem) diye cevap verdi.
İbni Abbas hazretleri buyurdu ki:
(Üzerine elzem olmayan, sana faydası dokunmayan hususlarda konuşma, çünkü bu fuzuli bir iştir. Zararından da emin değilsin. Yeri gelmedikçe de lüzumlu olan sözü konuşma! Çok defa faydalı söz yerini bulamadığından kaybolup gider.)
Lokman Hakim hazretlerine, hikmetin ne olduğu sorulduğunda, (Bize lazım olmayan şeyin üzerinde durmamak ve gizli şeyleri araştırmamak) diye cevap verdi.
Bize gerekmeyen şeyi başkasından sual etmek de malayanidir. Bunu sormakla kıymetli vaktimizi kaybetmiş oluyoruz. Aynı zamanda sorduğumuz kimsenin de vaktini almış oluyoruz.
Faydasız şeylerle meşgul olmamalıdır, ağzımızdan çıkan her kelimeden mesulüz. Nefeslerimiz sermayemizdir. Dilimiz Cennet nimetlerine kavuşturacak, bir vasıtadır. Dilimizi ihmal edip, başıboş salıvermek, büyük zararlara sebep olur.
Boş konuşmak gibi, fuzuli konuşmak da kötüdür. Maksadı kısaca anlatmak mümkünken, uzun cümlelerle ve tekrarlarla ifade etmek fuzulidir. Yani ihtiyaçtan fazla konuşulmuş olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İlmi ile amel edene, malının fazlasını tasadduk edene ve sözünün fazlasını tutana müjdeler olsun!) [Taberani]
İnsan önemsiz sandığı bazı sözler yüzünden helake sürüklenir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İnsan, önemsiz sandığı bir söz söyler. Bu söz Allahü teâlânın rızasına muvafık düştüğü için kıyamete kadar ondan razı olur. Bir başkası da hiç önem vermediği bir söz yüzünden kıyamete kadar Allahü teâlânın gazabına uğrar.) [Tirmizi]
Allahü teâlânın rızasının ve gazabının hangi işte, hangi sözde olduğunu bilmeyiz. Bu bakımdan hiçbir sözü, hiçbir iyiliği ve kötülüğü küçük görmemelidir. Cenab-ı Hak, rızasını iyilikler içinde, gazabını da günahlar içinde saklamıştır. Önem verilmeyen bir günah, Allahü teâlânın gazabına sebep olabilir. Onun için sözümüze dikkat etmeliyiz. Atalarımız, (Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir) demişlerdir.