Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Lâfzen kısa, manası geniş zikirler



Hazret-i Aişe radıyallahu anha, Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellemin geceleyin ibadet için kalktığında, onar defa “Allahu ekber, elhamdulillah, subhanellahi ve bihamdihi, subhane’l-meliki’l-kuddus, estağfirullah, la ilahe illallah” diye zikredip ardından yine on kere: “Allah’ım! Dünya ve ahiretin sıkıntı ve darlığından Sana sığınırım” şeklinde dua ve niyazda bulunduğunu, sonra da namaz kılmaya başladığını haber vermektedir. (Ebu Davud)



Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, lâfzen kısa, ancak manası ve fazileti geniş olan zikir ve duaları daha çok severdi. Bir gün sabah namazını kıldıktan sonra, Cüveyriye radıyallahu anha validemiz namaz kıldığı yerde oturmakta iken, Efendimiz aleyhissalatu vesselam erkenden evinden çıktı. Kuşluk vakti eve döndüğünde, Hazret-i Cüveyriye’nin hala yerinde oturmakta olduğunu gördü:



- Yanından ayrıldığımdan beri hep burada oturup zikirle mi meşgul oldun? Diye sordu. Muhtereme validemiz,

- Evet, cevabını verince, Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam şöyle buyurdu:



- Yanından ayrıldıktan sonra üç defa söylediğim şu dört cümle, senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılacak olsa sevap bakımından onlara eşit olur: “Subhanellahi adede halkıhî ve rıda nefsihî ve zinete arşihî ve midade kelimatihî. (Mahlukatı sayısınca, kendisinin hoşnut olacağı kadar, Arş’ının ağırlığınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince Allah’ı, uluhiyet makamına yakışmayan bütün noksan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim.” (Müslim)



Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Dile hafif, mizana konduğunda ağır gelen ve Rahman olan Allah’ı hoşnut eden iki cümle vardır: “Subhanellahi ve bi-hamdihî” ve “Subhanellahi'l-azîm.” (Ben, Allah’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim. Ben Azim olan Allah’ı ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim.” (Buhari, Müslim)



Cenab-ı Hak, kulunun gönlünün her an kendisiyle beraber olmasını murad etmektedir. Nitekim ayet-i kerimede; “Onlar, ayaktayken, otururken ve yanları üzerindeyken (her vakit) zikrederler…” (Âl-i Îmran, 191) buyurmaktadır.



Yukarıdaki hadis-i şeriflerde ise yapılan bu tesbihatın fazileti ve ecrinin büyüklüğü ifade edilmektedir. Yani, bir bakıma terğib ve teşvik içindir. Bu itibarla, Allah’ı zikretmeyi, yalnız bu tesbihata hasretmeyip zikr-i daim halinde bulunmamız, ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler muktezasınca zaruridir.



‘Dilin zikirle ıslak olsun’



Abdullah bin Büsr radıyallahu anh anlatıyor: “Rasulullah Efendimize iki bedevi soru sormak üzere geldiler. Onlardan birisi:

- Ey Allah’ın Resulü, insanların hangisi daha hayırlıdır? Dedi. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem:

- Ömrü uzun, ameli de salih olandır, buyurdu. Diğeri de:

- Ey Allah’ın Resulü, İslam’ın hükümleri çoğaldı, bana öyle bir amel söyle ki ona yapışayım, dedi. Rasulullah aleyhissalatu vesselam:

- Dilin daima Allah’ın zikriyle ıslak olsun, buyurdu.” (Ahmed, IV, 188)



Efendimiz aleyhissalatu vesselamın buyurduğu üzere, müminin daimi bir zikir halinde bulunması, onu gaflet ve nisyandan muhafaza edeceği için Allah’ın emir ve nehiyleri karşısındaki itaat ve teslimiyetinin de ziyadeleşmesine vesile olacaktır. Yani zikir, aynı zamanda müminlerin dini hükümleri ifa hususundaki rağbetini artıran manevi bir takviye ve feyz vesilesidir.



Daimi zikir halinde olmak



Her halükarda zikir üzere bulunmaya kendimizi alıştırmamız, bizim için en büyük kazanç olacaktır. Muaz bin Cebel radıyallahu anhu anlatır: “Resul-i Ekrem Efendimize:

- Ya Rasulallah! Bana bir tavsiyede bulun? Dedim. Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem:

- Elinden geldiği kadar Allah’a karşı takva sahibi ol. Bulunduğun her taşın ve her ağacın yanında Allah’ı zikret. İşlediğin kötü işten dolayı da gizlisine gizlice, açığına açıkça tevbe et, buyurdu.” (Heysemi)









Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, bir gün sahabelere zikir halkalarının faziletini beyan ederek:

- Cennet bahçelerine uğradığınızda oradan hakkıyla istifade ediniz, buyurdu. Ashab-ı kiram:

- Cennet bahçesiyle neyi kastediyorsunuz ya Rasulellah? Diye sordular. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem:

- Zikir halkalarını, diye cevap buyurdular. (Tirmizi)



Abdullah bin Revaha radıyallahu anhu, Ashab-ı Kiram’dan biriyle karşılaştığı zaman: “Gel (kardeşim!) Allah için bir müddet oturup Rabbimize imanımızı tazeleyelim (O’nu zikredelim)” derdi. Bunun ne demek olduğunu anlayamayan bir sahabe, gidip durumu Hazret-i Peygamber’e anlattı. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem de ona:

- Allah, Abdullah bin Revaha’ya rahmet etsin. O, meleklerin methettiği (zikir) meclislerini çok sever, karşılığını verdi.” (Ahmed b. Hanbel)



Üç sahabenin hali



Abdullah bin Şeddad radıyallahu anhu şöyle anlatıyor: “Beni Uzre Kabilesi’nden üç kişi Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme geldiler ve Müslüman oldular. Allah Resulü:

- Bunların bakımını kim üstlenir? Diye sordu. Talha radıyallahu anhu:

- Ben, ya Rasulallah! Dedi.



Onlar, Talha radıyallahu anhın yanında, iken Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem bir seriyye gönderdi. O üç kişiden biri bu birlik içinden çıktı ve şehit oldu. Daha sonra bir seriyye daha gönderdi. Bununla da ikincisi çıktı ve o da şehit oldu. Üçüncü şahıs ise bir müddet sonra yatağında vefat etti.



Talha radıyallahu anh bundan sonrasını şöyle anlatır: “Yanımda kalan bu üç şahsı rüyamda cennette gördüm. Yatağında ölen en öndeydi, ikinci sırada şehid olan onu takip ediyordu, ilk defa şehit düşen de en sondaydı. Şaşırdım ve bu vaziyet biraz da ağırıma gitti. Hemen Nebi sallallahu aleyhi veselleme giderek, gördüklerimi anlattım. Allah Resulü şöyle buyurdu: ‘Bunda şaşılacak bir şey yok. Allah katında tesbih, tekbir ve tehlili dilinden düşürmeden, İslam üzere ömür süren müminden daha faziletli bir kimse yoktur.” (Ahmed, I, 163)



Zikrullah, salâvat-ı şerifeler ve Kur’an tilaveti, manevi varlığımızın gıdasıdır. Kalp ve ruh dünyamız, zikir ile kemale erer. Nitekim Allah-u Zülcelâl: “… Bilesiniz ki kalpler, ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra‘d; 28) buyurmaktadır.



Evet, Allah’a yakın bir kul olabilmenin yolu, daimi zikirden geçmektedir. Rabbimiz, hepimize nasip eylesin. (Âmin)



GÜLİSTAN DERGİSİ

136. Sayı

Nisan 2012​
 
Son düzenleme:

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
Allah ebeden razı olsun abi..

Yeni zikirleri öğrenmekten hoşnut oldum.
Hem kısa hem yüklü sevap kazandırıyor.
Dilimiz zikirle islak olsun
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Evet, Allah’a yakın bir kul olabilmenin yolu, daimi zikirden geçmektedir. Rabbimiz, hepimize nasip eylesin.

Aminnnn,Aminnnn
Cenab-i Hak razi olsun insaAllah agbi tesekkürler
Selam ve Dualarimla.......
 

loreS

"ALLAH dE KaLBiM"
 
Üyelik Tarihi
18 Ağu 2010
Mesajlar
4,445
Aldığı Beğeniler
51
Konum
09
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun ..
faydalı pAYLAŞIMIN İÇİN...
 

Beste

Dert etme Duâ et..
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2009
Mesajlar
11,177
Aldığı Beğeniler
18,751
Konum
Sessiz
Takım
Galatasaray
Amin insAllah
Degerli paylasim icin Allah razi olsun..
 
Üst Alt