Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

kerems

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Kas 2005
Mesajlar
621
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Trabzonspor
Dilipak, İlhan Selçuk'u topa tuttu
"Nakşiliğin Said-i Nursi kanadından Nurculuğun bir yerinde" diyen İlhan Selçuk, Dilipak'ın hışmına uğradı. Dilipak, Selçuk'a Cumhuriyet okumasını tavsiye etti.


İlhan Selçuk geçen gün bir yazısında Nurculuk, Nakşilik, Tarikat, hepsini birbirine karıştırmış.. Selçuk'a seslenmek istiyorum: Tarikatlar konusunda, size en yakın ve en iyi kaynak, 1954 yılı Cumhuriyet gazetesinin Fetih ekleridir efendim.

Birçok kişi, Cumhuriyet'in solcu, Kemalist, laik olduğunu bilir. Ama bazıları bir zamanlar faşist, ya da Amerikancı, aynı zamanda, devrine göre, solcu, sosyalist, sosyal demokrat çizgide yayın yaptığını da hatırlayacaklardır. Ama pek az kişi Cumhuriyet'in Şeriatçı anlamda Fetihçi yayın yaptığını bilir.. Hangi tarikatın şeyhinin hangi sarıkları sardığını, asasının şeklini filan Cumhuriyet gazetesinin tarihini söylediğim eklerinden öğrenebilir. Boşuna kütüphanelerde aramayın, yoktur, bulamazsınız!

Ya da şansınıza!
Mesela, şu başlık oradan alınmadır: "Ravza-i Murad'da bir Gül'i Muhammedi açtı" ya da "Ayasofya Camii". İstanbul haritasının üzerinde tarihi camiler işaretlenmiş ve üzerine de şöyle yazılmış: İstanbul'a Türk Mührü: CAMİLERİMİZ.. Cumhuriyet'in adı geçen ekinde, türbe ziyaretlerinin âdâbını da okuyabilirsiniz..

"Peki, "Fethullah Gülen Hoca Efendi" nerede?.. Nakşiliğin Said-i Nursi kanadından Nurculuğun bir yerinde... " diye yazmış geçenlerde İlhan Selçuk beyefendi..

Kendi gazetesinin arşivine inip yazılanları okursa, bu tür abukluklar yapmaz.
İlhan beyi siz aydın biri sanırsınız, evet ama işte gerçek apaçık ortada. İlerici bir gazetenin başyazarının kendi ülkesinin halkının büyük bir kesiminin mensubu olduğu bir din ve popüler bir hareket ve o hareketin önderi hakkındaki bilgi fukaralığı.

Bu durum; meşhur bir gazetenin yazarının "Allah dememe" konusunda özel bir çaba gösteren İsmet paşanın Müslümanlığını isbat sadedinde "Cuma namazlarını gizlice evinde kıldığı" iddiası, ya da Kurban Bayramı'nın Hac mevsimine denk geldiğini flaş haber olarak duyuran gazetecinin cahilliğinden daha az değil..

"Cahiller cesur olur" derler ama, bu kadarına da pes doğrusu.. "Nakşiliğin Said-i Nursi kanadından Nurculuğun bir yerinde"... "Nakşiliğin Said-i Nursi kanadı" diye bir şey yok. "Said-i Nursi kanadından Nurculuğun bir yeri" de yok. "Elmanın armut kanadından şeftaliliği" gibi bir şey bu.. Bunu yazarken gerçekten ayık mı idi!

Tek yanlış bu değil ki! Eminim, Karaköy'deki Ermeni kilisesinin papazı bile İslâm hakkında daha çok şey biliyordur..
Buyurun yazıyı birlikte okuyalım: "Hazreti Muhammet döneminde, Müslümanlıkta tarikat yoktu; İslâm'da bu marifet sonradan ortaya çıktı." Evet, Peygamber varken başka delile gerek yok ki.. O zaman tarikat değil, mezhep de yok ki.. Zaten olamaz da.. Ondan ayrı kalınca, ona giden yola girmek anlamında bir şey tarikat.

"Sözüm ona yol gösterici bir 'şeyh' ortaya çıkıyor, Müslümana diyor ki: Ben Allah ile senin aranda komisyoncuyum!.. Cennet'e gitmek istiyorsan benim örgütüme gir!." Yok ya!.. Komisyoncu şeyhi de yeni duyuyorsunuz.. Bu adam gerçekten böyle mi düşünüyor, ya da dalga mı geçiyor kendi okuru ile!.. Tarikatlarda her şey yolunda demek değil. Bu işin içinde elbet yanlışlıklar da yok değil, ama burada anlatılan bu değil ki.. Koskoca bir Tasavvuf ve Tarikat kültürünü bir çırpıda silip atmak! Mevlana'yı, Yunus'u, Hacı Bektaşı Veli'yi yok saymak!? Hatırlatalım, ol zamanda, Beytü'l Hikme'deki kitap sayısı, dünyadaki bilinen bütün kitaplardan daha fazla idi. Yunan'ı bile Eflatun'u, Aristo'yu, Sokrat'ı bu kaynaklardan aldı efendim! Hu!..

"Zamanla İslâm'da bir araba dolusu tarikat oluştu. Atatürk bunları yasaklamıştı" diyor İlhanlılardan Selçuk! Cumhuriyet bunları bize tanıttı ya..
"Tarikatın başına 'şeyh' denir; cemaatin başına da 'Hocaefendi' demek münasip kaçıyor"muş, bunu da öğreniyoruz! Ömründe bir defa camiye gitse, bu kadar yanlışı bir çırpıda yapamazdı.. Eminim; Minber ve Mihrab ne demek, aradaki fark ne, onu da bilmez.

"Eskiden tarikat şeyhleri saf Müslümanı Allah'a ulaşmak yolunda 'itikâf' a çağırırdı, şimdiki Hocaefendi'ler 'iktidara' ulaşmak yolunda kullanıyor. Bugün Türkiye'ye egemen tek parti olan AKP, tarikatlar ve cemaatler koalisyonudur." Vay be.. İtikaf'ı da biliyor..

Selçuk umutsuz.. Ona göre; "Laik Türkiye Cumhuriyeti elden gitti gidiyor." Ona göre; "Deniyor ki: Dinci koalisyonun karşısında alternatif olarak bir 'ulusal koalisyon' oluşturulamaz mı?.. Kolay değil. Dinci koalisyondaki şeyhler, hocaefendiler politikayı ve stratejiyi laik kesimdekilerden çok daha iyi biliyorlar; amaçta birleşebiliyorlar. Bizim kesimde ise burnunun ucunu göremeyen takımı ya da tayfası en yakınındakilere saldırmayı bireysel doyumu için bir marifet sayıyor." E, ne yapalım.. Çağdaşlık nutukları atacağınıza, okusaydınız! En akıllısı, en çağdaşı İlhan bey, onun da bildiği bu kadar. ("Bey" demek suçtu değil mi, Atatürk'ün zamanında)

Evet, evet.. Cehaletin bu kadarı ancak eğitimle mümkün! Şecaat arzederken, sirkatin söylemek diye buna derler herhalde.. İlhan Selçuk'un bu işleri okuyup anlaması için ömrü yeterli mi bilmem ama, görünen o ki, bu işleri öğrenmesi için en azından bir fırın ekmek yemesi gerekir.. Selâm ve dua ile..


Ağzına sağlık be hocam... Dilipak gibi yazarlara çok ihtiyacımız var böyle yazarlar oldukça İslama kimse laf söyleyemez...
 
Üst Alt