Dişi çürüyen, ağrıyan kimse, müslimân, sâlih bir diş tabîbine gider. Diş tabîbi, pamuk ile ilâc koyarak şiddetli ağrıdan kurtarır. Sonra, bu pamuk atılır. Ağrısı giderilmiş diş için, ona iki yol gösterir: Birinci yol, çürümüş, telef olmuş dişi çıkarıp, yerine protez yapdırmasını söyler. İkinci yol, çürümeğe başlamış, hasta dişin sinirini alıp, dolgu veyâ kaplama, ya’nî kron yapdırmasıdır. Dişin çürümesi yeni başlamış ise, dolgu yapılarak, çürümesi az veyâ çok zemân durduruluyor. Diş tabîbinin mehâretine göre, bu diş uzun seneler, râhat kullanılıyor. Çürüme ilerlemiş ise, dolgu yapılamıyor. Ancak, kaplama yapılarak, dişin yalnız kökünden istifâde ediliyor. Kökü de çürümüş ise, diş çıkarılıp yerine sun’î diş [protez] takılıyor. Protezi kullanmak, kaplama gibi, kaplama da dolgu gibi râhat olmuyor. Kaplama ve dolgu, hasta dişi tedâvî etmiyor. Eski sihhatine kavuşdurmuyor. Hasta olarak, ağrısız kullanılmasına yardım ediyor. Dolgusu, kaplaması olan kimse, mâlikî veyâ şâfi’î mezhebini taklîd edince, özrsüz kimseler gibi tam sevâb kazanıyor. Bu mezhebleri taklîd imkânı olmasaydı, dolgu ve kaplama zarûret hâline dönerdi. Guslü ve nemâzları sahîh olurdu. Fekat, özrlü olduğu için sevâbları az olurdu. Görülüyor ki, başka mezhebi taklîd etmesi, ibâdet sevâbının çok olmasına sebeb olmakda, hem de dişlerin sökülmesine mâni’ olmakdadır.
Diş de bir uzvdur. Çürük dişi tedâvî etmek zarûret değil midir? Sallanan dişi bağlamanın zarûret olduğunu siz de bildirmişdiniz diyerek kaplama ve dolgunun zarûret olacağını söylemek doğru değildir. Çünki, kaplamak ve dolgu yapmak dişi tedâvî etmek değildir. Çürük dişin sinirini alarak, bunu ölü olarak, protez, ya’nî sun’î diş gibi kullanmakdır. Protez çıkarılabildiği için câizdir. Kaplama, dolgu, çıkarılamadığı için, câiz değildir. Bugün ağrıyan dişi protez yapmakda çok acı, harac olmıyor. Dişin sinirini öldürmek ise, çok acı, pek zahmetli oluyor. (Protezi kullanmakda harac vardır. Dolguyu, kaplamayı kullanmakda ise yokdur) diyene de şâfi’îyi taklîd câiz oluyor. Dolgu ve kaplama dişin kökünde zemânla mikrop yuvası meydâna gelip, çeşidli organlarda hastalık yapıyor. Sun’î diş ise, hiç mikrop yapmıyor.
Diş ağrısı veyâ çürüğü olmadan, zînet için kaplama veyâ dolgu yapdırmış olan da, gusl abdesti alırken şâfi’î veyâ mâlikî mezhebini taklîd etmelidir. Harac bulunduğu zemân, başka mezhebi taklîd etmek için, zarûret de bulunması şart olmadığı İbni Âbidînde, nemâz vaktleri sonunda açıkca yazılıdır.
Diş kaplatmış veyâ doldurtmuş olanların guslde ve abdestde ve nemâz kılarken mâlikî veyâ şâfi’î mezhebini taklîd etmeleri takvâ değildir. Mezheb taklîdi fetvâ yoludur, kurtuluş çâresidir. Dinde meşakkat yokdur, kolaylık vardır gibi sözleri zındıklar, silâh olarak kullanarak, birçok farzları terketmekdedir. Bu sözün doğrusu, Allahü teâlânın bütün emrlerini yapmak kolaydır, zor birşey emr etmemişdir, demekdir. Yoksa, îmânı za’îf olanların dediği gibi, nefse güç gelen şeyleri, Allahü teâlâ afv eder. Herkes kolayına geleni yapmalıdır. O rahîmdir, hepsini kabûl eder, demek değildir. Diş için, mâlikî veyâ şâfi’îyi taklîd etmek meşakkat değildir
Hak teâlâ intikâmın, kul eli ile alır.
İlm-i hâli bilmiyenler, onu kul yapdı sanır.
TAM İLMİHÂL SE'ÂDET-İ EBEDİYYE