Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
Hayır; can, köprücük kemiğine gelip dayandığı zaman, "Son müdahaleyi yapacak kim" denir. Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu anlamıştır. (Ölüm korkusundan) Ayaklar birbirine dolaştığında; O gün sevk, yalnızca Rabbinedir. (Kıyamet Suresi, 26-30)


Ölüm anında ruh, bu dünyadaki insanların içinde yaşadıkları boyuttan ayrılırken, geride cansız bedenini bırakır. Deri değiştiren canlılar gibi, bu dünyadaki bedenini geride bırakır ve asıl hayatına doğru ilerler.

Ancak geride kalan bedenin hikayesi de anlamlı ve önemlidir. Özellikle bu bedene hayattayken gereğinden fazla değer verenler için.

Peki öldükten sonra bu bedenin başına neler geleceğini ayrıntılı olarak düşündünüz mü hiç?
Bir gün öleceksiniz. Belki hiç beklenmedik bir şekilde. Ekmek almak için bakkala giderken yolda biraraba tarafından çiğneneceksiniz. Ya da amansız bir hastalık hayatınıza son verecek. Veya bir anda kalbiniz atmaktan vazgeçecek.

Böylece ölümü tatmaya başlayacaksınız.

Bu andan itibaren de, bedeninizle hiçbir ilişkiniz kalmayacak. Hayat boyu "ben" dediğiniz ve sahiplendiğiniz o beden, sıradan bir et parçası haline gelecek. Ölümünüzle birlikte bedeninizi başka insanlar taşımaya başlayacaklar. Etrafta ağlayanlar, "daha dün buradaydı", "dağ gibi adamdı" diyenler olacak. Sonra o bedeni alıp evin bir odasına, belki de morga koyacaklar. Orada bir gece bekleyecek. Ertesi gün gömme işlemleri başlayacak. Cansız bedeni alıp gasilhaneye götürecekler. Görevli, kaskatı kesilmiş olan bedeninizi soğuk suyla yıkayacak. Ancak bu aşamada ölümün izleri de bedende aşikar hale gelecek. Morarmalar başlayacak.

Daha sonra bedeni beyaz bir bezle, kefenle saracaklar. Sonra da tahta tabuta koyup üstüne yeşil bir örtü örtecekler. Cenaze arabası gelecek, tabutu devralacak. Araba mezarlığa doğru ilerlerken, yolda hayat devam edecek. Bazı insanlar cenaze geçiyor diye saygı gösterecek, çoğu kendi işine bakacak. Sonra mezarlığa gelinecek. Tabut, sizi sevenler ya da seviyor gibi görünenler tarafından ellerde taşınacak. Etrafta muhtemelen yine ağlayanlar, sızlananlar olacak. Sonra o kaçınılmaz yere, mezara gelinecek. Üstünde sizin isminiz yazılı... Bedeni tabuttan çıkarıp beyaz kefenle birlikte mezarın içine atacaklar. Dualar okunacak. Ve sonra son iş yapılacak. Ellerine kürek alanlar, beyaz kefenin içindeki bedenin üzerine toprak atmaya başlayacaklar. Kefenin ağzını açıp içine de toprak atacaklar. Ağzınıza, burnunuza, boğazınıza, gözlerinize topraklar dolacak. Topraklar yavaş yavaş kefeni örtecek. Biraz sonra işleri bitecek ve gidecekler. Mezarlık her zamanki derin sessizliğine bürünecek. Gidenler, kendi hayatlarına geri dönecekler, ama gömülen beden için artık hayatın hiçbir anlamı kalmamış olacak. Dünyadaki hiçbir güzellik, hiçbir güzel ev, güzel insan, güzel manzara artık o beden için bir şey ifade etmeyecek. Bedeniniz, hiçbir dostunuzla artık görüşemeyecek. Beden için var olan tek şey, artık yalnızca toprak ve onun içindeki bakteri ve kurtlar olacak.

Öldükten Sonra Ne Hale Geleceğinizi Hiç Düşündünüz mü?

Zaten gömülmenizle birlikte bedeniniz hem içten hem de dıştan gelen etkilerle hızlı bir parçalanma sürecine girecek.

Vücutta oksijen kalmayacağından, bir süre sonra mikroplar faaliyete geçerek bedene yayılacaklar.

Karında toplanan gazlar cesedi şişirecek ve bu şişlik vücudun her tarafına yayılarak, bedeni tanınmaz hale getirecek.

Bundan sonra gazın diyaframa yaptığı basınçtan dolayı ağızdan ve burundan kanlı köpükler gelmeye başlayacak.

Çürüme ilerledikçe kıllar, tırnaklar, avuç içleri ve tabanlar yerlerinden ayrılacaklar.

Bu dış değişmeyle beraber, iç organlarda da (akciğer, kalp ve karaciğerde) çürüme başlayacak.

En korkunç olay ise bu noktada gerçekleşecek; karın bölgesinde toplanan gazlar deriyi zayıf noktasından patlatacaklar ve bedenden tahammül edilmez derecede pis kokular yayılacak. (Ölü insan kokusu, dünyanın en iğrenç kokusudur.)

Bu süre içinde kafadan başlamak üzere, adaleler de yerlerinden ayrılacak.

Cilt ve yumuşak kısımlar tamamen dökülecek ve iskelet gözükmeye başlayacak.

Beyin tamamen çürüyecek ve kil görünümünü alacak, kemikler bağlantılarından ayrılacak ve iskelet dağılmaya başlayacak...

Bu olay, ceset bir toprak ve kemik yığını haline gelene kadar böylece devam edecek.

"Ben" sandığınız bedeniniz böylelikle korkunç ve iğrenç bir şekilde yok olacak. Geride kalanlar sizin için "helva"lar yapıp yerken, topraktaki tüm kurtlar, böcekler ve bakteriler sizin etlerinizi kemirecekler.

Eğer bir kaza sonucunda ölür de, gömülmezseniz, o zaman çok daha feci bir manzara ortaya çıkacak. Bedeniniz, sıcak havada açıkta kalmış bir et gibi, kurtlanacak, birkaç gün içinde bir kurt yumağı haline dönüşecek. Kurtlar, son et parçasını da yiyene kadar iskeletin kıvrımları arasında dolaşacaklar.

Böylece "en güzel bir biçimde" yaratılmış olan insan hayatı, olabilecek en korkunç biçimde sona erecek

Peki neden?
İnsan vücudunun öldükten sonra bu hale getirilmesi Allah'ın dilemesiyledir. Ve bunun çok büyük bir anlamı vardır. İnsan, kendisinin aslında beden olmadığını, bedeninin yalnızca kendisine giydirilmiş geçici bir kılıf olduğunu, bu korkunç sonu görerek anlamalı, bedenin ötesinde bir varlığı olduğunu hissetmelidir. Kendini "et ve kemikten" ibaret sanan insana, bunun bir aldanış olduğunu kavratmak için böyle çarpıcı ve ibret verici bir son hazırlamıştır.

İnsan, bedeninin ölümüne bakmalı, bu geçici dünyada adeta sonsuza kadar kalacakmış gibi sahiplendiği ve bütün arzularına boyun eğdiği bedeninin akıbeti hakkında düşünmelidir. O beden toprağın altında çürüyecek, kurtlanacak ve iskelete dönüşecektir.

Alıntıdır...[/
 

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
Ey ölüm!
Sen gelince aklıma bir can kopuyor bağrımda
Tüylerim ürperiyor
Sonra Allah diyorum
Allahım diyorum
Sen gelince aklıma bir düğüm daha atıyorum zamanın bitimi şafağa
Çünkü bana Allah korkusunu öğreten sen
Peygamberimi özleten sen
İdrisi, Harunu, Musayı, Yusufu özleten İbrahimi özleten sen
Yollarda Hattaboğlu Aliyi, Ömeri, Hamzayı, Ebu Bekiri aratan sen
Ey ölümüm!
Benim en iyi arkadaşım, faniyatın düşmanı
Bazen seni anar insanoğlu
Ağzının tadı kaçar
Bu yerin üstü gibi altıda var derler
Derler ya yerin altı için hiçbir hazırlık yapmazlar
Üç günlük bir seyahat için bavullarca eşya hazırlarlar
Ama kaç gün süreceği bilinmeyen seyahat için bir incir çekirdeği
büyüklüğünde bile hayır işlemekten acizdirler.
Ölenle ölünmez derler ve bir daha asla hatırlamazlar seni
Dalarlar yine dünyanın seyrine
En sevdikleri şarkıları dinlerler
Eğlenir dans eder, dünya baki sanırlar
Ve ölenin ardından bir fatiha bile okuyamazlar
Oysa bilmezler mi ki her gecenin bir sabahı
Ve her sabahın bir akşamı var
Bilmezler mi ki son durak sensin
Senin kaçınılmazlığını hiç mi akıl edemezler
Ey ölümüm!
Neler yaptılar sana
Artık hiç tesir etmiyorsun nefislere
Sen anıldığında artık donmuyor insanın kanı
Artık insanlar hiç anmıyor ki seni
Ey ölüm sen ne fanisin bu dünyada!
Sana birde isim taktılar fani ölüm diye
Şimdi senden çok fani ölüm var
Öyle bir etkilemiş ki dünyayı
Kalplerden silmiş seni
Seni var edeni
Unutturdu insana mahşeri, hesabı, mizanı
Öyle çok yakınımı aldı ki
Annemi aldı benden, babamı, ailemi aldı, arkadaşlarımı, eşimi, dostumu
aldı,
Bitirdi bütün dünyamı, her yanım onunla doldu..
Ey ölümüm seni bekliyorum
Fani ölüm gelmezden gel,
Dünyam kararmadan gel,
Güllerim solmadan,
Gözlerim kapanmadan,
Gönlüm kararmadan gel,
Allah rızası için, Muhammed aşkı için gel
Gel ölümüm seni bekliyorum
Yar diye diye, Allah diye diye, Muhammed diye diye, aşk ile sevda ile
Hasretle seni bekliyorum, sana yanıyorum, sana ağlıyorum
Gel ey ahretin gizli anahtarı
Dünyanın son, ebediyetin ilk soluğu
Gel ve götür beni sevgiliye, kurtuluşa götür
Yare kavuştur ölümüm..
Ey ölümüm benim can yoldaşım refakat et bana bu seslenişimle
Allahım bu kulun bana böyle seslenmişti de
Beni yalnız bırakma orada
Gerçi biliyorum eğer Allah dostu isem beni kimlerin karşılayacağını
Ben biliyorum Yusufun kuyusunu, Musanın asasını, İbrahimin
baltasını,
Yunusu yutan balığı, Hızırın aşkını ben biliyorum
Ve aşk ile, Kuran ile Sünnet ile hazırlanıyorum sana
Ey ölümüm gel
Vuslata ramak kala sana sesleniyorum
Yetti bu hasretlik gel
Yetti bu gurbetlik gel
Ey Ölüm!
Benim en iyi arkadaşım
Sen ne fanisin bu dünyada..


De ki: Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle
karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen
Allaha döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir.
(Cuma
suresi,
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Ey ölümüm gel
Vuslata ramak kala sana sesleniyorum
Yetti bu hasretlik gel
Yetti bu gurbetlik gel


Allah (cc) razı olsun Melek kardeşim çok etkileyici bir paylaşımdı...
ellerine ve yüreğine sağlık...
:( :( :(
 
Üst Alt