İçimiz dışımızla kavgalı, dışımız içimizle...
Bir olmanın çok ötesinde bir yerlerdeyiz, ve dünyayı idrak etmenin en uzak köşesinde.
Sabahın kuşlu ve dingin sesi kulaklarımıza kaçamıyor sanki ?
Gece şehrin son uğultusu, ve tükenen nefesini hissedebiliyor muyuz ki ?
Hem nefes alan sadece insan mı şu dünyada,
Dinlemezsek, dünyanın kabarıp inen göğsünün sesini nasıl alışacağız buraya…
Tahayyülemizin çok ötesi bir devirde hüküm sürüyoruz.
Gözlerimizi gördüklerimize inandırma güçlüğü çekiyoruz.
Evet fazlaca kalabalık
Fazlaca gürültülü,
Fazlaca duyarsız, umarsız,
Hem epey de râyihasız bir devrin göbeğinde yaşıyor olsak da.
Anlayabiliriz birbirimizi değil mi ?
Biraz eşlik edebiliriz gideceğimiz yola…
Mevsimler ne diye gelip geçiyor zaten ?
Bu debdebeler çağında,
Çiçeklenmiş bir bahçeye insanın kazayla gözü kaysa, bin yıl gönlü kalırken,
Bunca mûcizevî İnsan manzaralarına nasıl duyarsız olabiliyoruz hem…
Bakmayın siz, Bugünlerde kendime kırgınım ben!
Öyle ya, kırılmayacak kadar sağlam değilim …
● Biraz sakin ve sessiz bir akşamın yağmur kokulu rüzgarıyla, Nietzsche'nin Böyle Buyurdu Zerdüşt'ün den iki cümle yolluyorum size,
“İnsan, kirli bir nehirdir.
Kirli bir nehri, kirlenmeden içine alabilmen için deniz olman gerekir." (S:70)
● Olalım öyleyse…
Düşünüyor muyuz hiç ?
Her insanın haklı olduğu taraflar vardır, ve fazlaca yanlış bildiği doğrular…
Bu yüzdendir bu kadar anlaşmazlık .
Bu yüzdendir kendi yalnızlığımıza böyle kıskıvrak böyle sessizce gömülüşümüz.
- Her yeni gün şu sözleri söylüyorum kendime:
"Doğrulanabilir yanlışlar, yanlışlanabilir doğrular..."●
Alıntı
Bir olmanın çok ötesinde bir yerlerdeyiz, ve dünyayı idrak etmenin en uzak köşesinde.
Sabahın kuşlu ve dingin sesi kulaklarımıza kaçamıyor sanki ?
Gece şehrin son uğultusu, ve tükenen nefesini hissedebiliyor muyuz ki ?
Hem nefes alan sadece insan mı şu dünyada,
Dinlemezsek, dünyanın kabarıp inen göğsünün sesini nasıl alışacağız buraya…
Tahayyülemizin çok ötesi bir devirde hüküm sürüyoruz.
Gözlerimizi gördüklerimize inandırma güçlüğü çekiyoruz.
Evet fazlaca kalabalık
Fazlaca gürültülü,
Fazlaca duyarsız, umarsız,
Hem epey de râyihasız bir devrin göbeğinde yaşıyor olsak da.
Anlayabiliriz birbirimizi değil mi ?
Biraz eşlik edebiliriz gideceğimiz yola…
Mevsimler ne diye gelip geçiyor zaten ?
Bu debdebeler çağında,
Çiçeklenmiş bir bahçeye insanın kazayla gözü kaysa, bin yıl gönlü kalırken,
Bunca mûcizevî İnsan manzaralarına nasıl duyarsız olabiliyoruz hem…
Bakmayın siz, Bugünlerde kendime kırgınım ben!
Öyle ya, kırılmayacak kadar sağlam değilim …
● Biraz sakin ve sessiz bir akşamın yağmur kokulu rüzgarıyla, Nietzsche'nin Böyle Buyurdu Zerdüşt'ün den iki cümle yolluyorum size,
“İnsan, kirli bir nehirdir.
Kirli bir nehri, kirlenmeden içine alabilmen için deniz olman gerekir." (S:70)
● Olalım öyleyse…
Düşünüyor muyuz hiç ?
Her insanın haklı olduğu taraflar vardır, ve fazlaca yanlış bildiği doğrular…
Bu yüzdendir bu kadar anlaşmazlık .
Bu yüzdendir kendi yalnızlığımıza böyle kıskıvrak böyle sessizce gömülüşümüz.
- Her yeni gün şu sözleri söylüyorum kendime:
"Doğrulanabilir yanlışlar, yanlışlanabilir doğrular..."●
Alıntı

