- Üyelik Tarihi
- 7 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,242
- Aldığı Beğeniler
- 9
- Takım
- Galatasaray
DOĞRULARA ULAŞMANIN YOLU: İSTİŞARE
İstişare Nedir?
İstişare, Arapçadan Türkçeye geçen bir kelimedir. Danışmak, görüş alışverişinde bulunmak, fikir almak, ekip ruhu ile hareket edip, konuşup-görüşerek birlikte karar vermek anlamlarına gelir. Şûra ve müşavere kelimeleri de aynı mana için kullanılır.
İstişare, Allahu Tealânın Hz. Peygambere (A.S.) açık bir emri oldu u gibi, müslümanların Allahın takdirini kazanma yolunda en bariz vasıflarıdır.
Allahu Tealâ şöyle buyuruyor:
O vakit Allahtan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Şayet kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından da ılıp giderlerdi. O halde onları affet; ba ışlanmaları için dua et; onlarla işler hakkında istişare et! Sonra da kararını verdin mi, artık Allaha tevekkül et. Çünkü Allah kendisine tevekkül edenleri sever. (Âl-i İmran, 159).
İman edip Rablerine tevekkül edenler, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazı kılarlar. Onların işleri aralarında istişare iledir. Kendilerine verdi imiz rızıktan da infak ederler. (Şura, 38).
Gerek özel yaşantıda, gerek toplumların sa lıklı gelişiminde istişarenin önemli bir yere sahip oldu u bütün İslâm alimlerinin kabul etti i bir konudur. İnsanların ruhi e itimine ve ahiret saadetine kapı aralayan istişarenin, hangi konularda yapılması gerekti i, istişare şekilleri ve sonuçlarının ba layıcılı ı üzerinde ayrıca durmak gerekir.
Hangi Konularda İstişare Yapılabilir?
Herşeyden önce belirtmek gerekir ki, hakkında ba layıcı dini hüküm bulunmayan konularda istişare yapılabilir. Ba layıcı hükmün bulundu u konularda, o hükmün gere inin yerine getirilmesinden başka bir yol yoktur. Bunun için:
Kuran ve Sünnette hükmü açıkça belirtilmiş olan konularda istişare yapılamaz. Namazın farz, zinanın haram oluşu istişare konusu olamaz ve bu hükümler istişare ile de iştirilemez. Bu hallerde Kuran ve Sünnetin hükmü ne ise ona uyulur. Kuran ve Sünnet delilinin bulundu u yerde ictihada yer yoktur kuralı, bu anlayışın veciz bir ifadesidir.
İctihada tabi konularda sadece müctehidlerin istişaresi geçerlidir. Müctehid olmayan insanların bu konularda istişare etme yetkileri yoktur. Onlar ancak mevcut ictihadlardan birisine tabi olurlar.
Kuran ve Sünnette açıkça hükmü bulunmayan ve ictihad yoluyla hükmü tesbit edilmemiş olan bütün konularda istişare yapılması mümkündür. Bu istişareler, konularına ve ilgili oldukları şahıslara göre sünnet veya farz hükmü taşırlar. İstişare sonuçları ise ba layıcı olmalarına göre iki açıdan ele alınır.
İstişare Şekli ve Ba layıcılı ı
İstişare şekilleri iki ana başlık altında toplanabilir:
1- Dini hükmün tesbiti ile ilgili ilmî istişareler.
2- Hayatın çeşitli yönleri ile ilgili do ru bir karara varabilmek için istişare yapılabilir.
İstişare Kimlerle ve Nasıl Yapılır?
Yukarıda ele alınan istişare şekillerinde istişarenin iki anlamda kullanıldı ını görüyoruz.
Birincisi:
Bilgisi, tecrübesi veya uygun bir özelli inden dolayı bir veya daha fazla kişinin görüşlerine müracaat etmek, onlara danışmak anlamındadır. Burada istişare konusu olan işi yapmakla sorumlu olan bir kişi veya bir heyet vardır. Bir de işi yapma sorumlulu u bulunmayan ve kendileri ile istişare edilen kişi veya kişiler vardır. Böyle bir istişarenin sonuçları, işi yapmakla sorumlu olan kişi veya heyeti ba layıcı de ildir. İstişare yapan sorumlu kişi, istişare sonuçlarını yapaca ı iş ile ilgili di er bilgileriyle birlikte de erlendirir ve kararını verir. Bu tür istişarelerde istişare edilecek kişilerin, istişare konusunda bilgili, tecrübeli ve güvenilir olmalarına dikkat edilmesi gerekir.
İkincisi:
İşi yapma yetki ve sorumlulu u bulunan bir heyetin üyelerinin, aralarında görüşüp tartışıp bir karara varmaları anlamındadır. Burada görüşlerini ortaya koyanlar, aynı zamanda istişare konusu işi yapmakla sorumlu olan heyet üyeleridir. İşi yapmakla sorumlu tutulan heyetin, herşeyden önce işlerini istişare ile yürütmesi farzdır. Farz olan bu istişareden bütün üyelerin veya ço unlu unun ittifakı ile çıkan kararlar ba layıcıdır.
Ço unlu un kararı hakkında önemli bir noktaya işaret etmek gerekir. Heyeti oluşturan merci veya heyetin kendisi, karar vermede ço unluk oranını tesbit etme yetkisine sahiptir. Mesela heyetin üçte iki ço unlu u ile verilen kararları ba layıcı, üçte ikiden azının ittifakını yetersiz kabul edebilir. Ya da heyet üyelerinin yarısından bir fazlası ile ço unlu un oluştu una hükmedebilir. Veya heyet üyeleri yarı yarıya farklı görüşlerde oldu u takdirde, heyet başkanının bulundu u tarafın görüşünü ba layıcı karar olarak benimseyebilir. Bunlardan hangi usül kabul edilmiş ise, ona göre hareket edilir ve bu karar ço unlu un kararı olarak ba layıcı olur.
İstişare Başkanının Vasfı
İstişare yapılırken heyet başkanlarının takınması gereken tavır çok önemlidir. E er heyet başkanı takınması gereken tavır dışında hareket ederse, yönetiminde yapılan istişareler sonuç vermez. Daha do rusu tek seslilik hakim olur ve yapılan toplantılar istişareden ziyade usulen bir araya gelme veya gönül kırmamak için toplanma şekline dönüşür. Âl-i İmran Suresi 159uncu ayet, Resul-i Ekremin (A.S.) şahsında heyet başkanlarının istişare öncesinden sonrasına kadar hangi tavrı takınmaları gerekti ini ortaya koyar:
[- Heyet başkanı her şeyden önce yumuşaklıkla hareket edecek, alçak gönüllülü ünü sürekli muhafaza edecektir.
- Şahıslara ve ortaya çıkan olumsuzluklara karşı affedici olacaktır.
- İsti far ahlâkını seçecek, hatta heyetinde ve yönetiminde bulunan insanlar için Allahtan af dileyecektir.
- Bu üç hususu yerine getirdikten sonra istişare zemini hazırlanmış demektir; artık üyeleri ile istişare edecektir.
- Böyle bir istişare sonucunda karara varıldı ında Allaha tevekkül edecektir. Bütün bu edeblere riayet ettikten sonra kendisine veya heyetine; nihayet verdikleri karara da güvenmeyecek, tek güvencesi Allah olacaktır. (Kurtubî)
İstişarede Üyelerin Tavrı
- Bütün heyet üyeleri, kalplerini ön yargılardan boşaltıp, yukarıdaki edeblere uygun hareket etmeye çalışacaklar.
- Di er heyet üyelerine azami saygı içerisinde bulunacak, kimsenin sözünü kesmeyecekler, kendilerine söz hakkı verilmeden konuşmaya başlamayacaklar.
- Görüşlerini ortaya koyarken sadece Allah rızasını gözetecekler ve do ruya varmayı gaye edinecekler.
- Kendi görüşlerinin kabul edilmemesi halinde bundan rahatsız olmayacaklar ve ço unlukla karar alındıktan sonra kendi görüşlerinin aksine de olsa gönül hoşlu u ile karara uyacaklar.
- Karar verildikten sonra kendi görüşlerinin artık seslendirmeyecek, alınmış olan kararın arkasında olacaklar.
Şahıs ve toplum hayatında istişare prensibi ile hareket edip huzurlu bir toplumun bahtiyar fertleri olma temennisi ile... ( Mustafa Necm-Semerdkant-nisan,2000)
İstişare Nedir?
İstişare, Arapçadan Türkçeye geçen bir kelimedir. Danışmak, görüş alışverişinde bulunmak, fikir almak, ekip ruhu ile hareket edip, konuşup-görüşerek birlikte karar vermek anlamlarına gelir. Şûra ve müşavere kelimeleri de aynı mana için kullanılır.
İstişare, Allahu Tealânın Hz. Peygambere (A.S.) açık bir emri oldu u gibi, müslümanların Allahın takdirini kazanma yolunda en bariz vasıflarıdır.
Allahu Tealâ şöyle buyuruyor:
O vakit Allahtan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Şayet kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından da ılıp giderlerdi. O halde onları affet; ba ışlanmaları için dua et; onlarla işler hakkında istişare et! Sonra da kararını verdin mi, artık Allaha tevekkül et. Çünkü Allah kendisine tevekkül edenleri sever. (Âl-i İmran, 159).
İman edip Rablerine tevekkül edenler, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazı kılarlar. Onların işleri aralarında istişare iledir. Kendilerine verdi imiz rızıktan da infak ederler. (Şura, 38).
Gerek özel yaşantıda, gerek toplumların sa lıklı gelişiminde istişarenin önemli bir yere sahip oldu u bütün İslâm alimlerinin kabul etti i bir konudur. İnsanların ruhi e itimine ve ahiret saadetine kapı aralayan istişarenin, hangi konularda yapılması gerekti i, istişare şekilleri ve sonuçlarının ba layıcılı ı üzerinde ayrıca durmak gerekir.
Hangi Konularda İstişare Yapılabilir?
Herşeyden önce belirtmek gerekir ki, hakkında ba layıcı dini hüküm bulunmayan konularda istişare yapılabilir. Ba layıcı hükmün bulundu u konularda, o hükmün gere inin yerine getirilmesinden başka bir yol yoktur. Bunun için:
Kuran ve Sünnette hükmü açıkça belirtilmiş olan konularda istişare yapılamaz. Namazın farz, zinanın haram oluşu istişare konusu olamaz ve bu hükümler istişare ile de iştirilemez. Bu hallerde Kuran ve Sünnetin hükmü ne ise ona uyulur. Kuran ve Sünnet delilinin bulundu u yerde ictihada yer yoktur kuralı, bu anlayışın veciz bir ifadesidir.
İctihada tabi konularda sadece müctehidlerin istişaresi geçerlidir. Müctehid olmayan insanların bu konularda istişare etme yetkileri yoktur. Onlar ancak mevcut ictihadlardan birisine tabi olurlar.
Kuran ve Sünnette açıkça hükmü bulunmayan ve ictihad yoluyla hükmü tesbit edilmemiş olan bütün konularda istişare yapılması mümkündür. Bu istişareler, konularına ve ilgili oldukları şahıslara göre sünnet veya farz hükmü taşırlar. İstişare sonuçları ise ba layıcı olmalarına göre iki açıdan ele alınır.
İstişare Şekli ve Ba layıcılı ı
İstişare şekilleri iki ana başlık altında toplanabilir:
1- Dini hükmün tesbiti ile ilgili ilmî istişareler.
2- Hayatın çeşitli yönleri ile ilgili do ru bir karara varabilmek için istişare yapılabilir.
İstişare Kimlerle ve Nasıl Yapılır?
Yukarıda ele alınan istişare şekillerinde istişarenin iki anlamda kullanıldı ını görüyoruz.
Birincisi:
Bilgisi, tecrübesi veya uygun bir özelli inden dolayı bir veya daha fazla kişinin görüşlerine müracaat etmek, onlara danışmak anlamındadır. Burada istişare konusu olan işi yapmakla sorumlu olan bir kişi veya bir heyet vardır. Bir de işi yapma sorumlulu u bulunmayan ve kendileri ile istişare edilen kişi veya kişiler vardır. Böyle bir istişarenin sonuçları, işi yapmakla sorumlu olan kişi veya heyeti ba layıcı de ildir. İstişare yapan sorumlu kişi, istişare sonuçlarını yapaca ı iş ile ilgili di er bilgileriyle birlikte de erlendirir ve kararını verir. Bu tür istişarelerde istişare edilecek kişilerin, istişare konusunda bilgili, tecrübeli ve güvenilir olmalarına dikkat edilmesi gerekir.
İkincisi:
İşi yapma yetki ve sorumlulu u bulunan bir heyetin üyelerinin, aralarında görüşüp tartışıp bir karara varmaları anlamındadır. Burada görüşlerini ortaya koyanlar, aynı zamanda istişare konusu işi yapmakla sorumlu olan heyet üyeleridir. İşi yapmakla sorumlu tutulan heyetin, herşeyden önce işlerini istişare ile yürütmesi farzdır. Farz olan bu istişareden bütün üyelerin veya ço unlu unun ittifakı ile çıkan kararlar ba layıcıdır.
Ço unlu un kararı hakkında önemli bir noktaya işaret etmek gerekir. Heyeti oluşturan merci veya heyetin kendisi, karar vermede ço unluk oranını tesbit etme yetkisine sahiptir. Mesela heyetin üçte iki ço unlu u ile verilen kararları ba layıcı, üçte ikiden azının ittifakını yetersiz kabul edebilir. Ya da heyet üyelerinin yarısından bir fazlası ile ço unlu un oluştu una hükmedebilir. Veya heyet üyeleri yarı yarıya farklı görüşlerde oldu u takdirde, heyet başkanının bulundu u tarafın görüşünü ba layıcı karar olarak benimseyebilir. Bunlardan hangi usül kabul edilmiş ise, ona göre hareket edilir ve bu karar ço unlu un kararı olarak ba layıcı olur.
İstişare Başkanının Vasfı
İstişare yapılırken heyet başkanlarının takınması gereken tavır çok önemlidir. E er heyet başkanı takınması gereken tavır dışında hareket ederse, yönetiminde yapılan istişareler sonuç vermez. Daha do rusu tek seslilik hakim olur ve yapılan toplantılar istişareden ziyade usulen bir araya gelme veya gönül kırmamak için toplanma şekline dönüşür. Âl-i İmran Suresi 159uncu ayet, Resul-i Ekremin (A.S.) şahsında heyet başkanlarının istişare öncesinden sonrasına kadar hangi tavrı takınmaları gerekti ini ortaya koyar:
[- Heyet başkanı her şeyden önce yumuşaklıkla hareket edecek, alçak gönüllülü ünü sürekli muhafaza edecektir.
- Şahıslara ve ortaya çıkan olumsuzluklara karşı affedici olacaktır.
- İsti far ahlâkını seçecek, hatta heyetinde ve yönetiminde bulunan insanlar için Allahtan af dileyecektir.
- Bu üç hususu yerine getirdikten sonra istişare zemini hazırlanmış demektir; artık üyeleri ile istişare edecektir.
- Böyle bir istişare sonucunda karara varıldı ında Allaha tevekkül edecektir. Bütün bu edeblere riayet ettikten sonra kendisine veya heyetine; nihayet verdikleri karara da güvenmeyecek, tek güvencesi Allah olacaktır. (Kurtubî)
İstişarede Üyelerin Tavrı
- Bütün heyet üyeleri, kalplerini ön yargılardan boşaltıp, yukarıdaki edeblere uygun hareket etmeye çalışacaklar.
- Di er heyet üyelerine azami saygı içerisinde bulunacak, kimsenin sözünü kesmeyecekler, kendilerine söz hakkı verilmeden konuşmaya başlamayacaklar.
- Görüşlerini ortaya koyarken sadece Allah rızasını gözetecekler ve do ruya varmayı gaye edinecekler.
- Kendi görüşlerinin kabul edilmemesi halinde bundan rahatsız olmayacaklar ve ço unlukla karar alındıktan sonra kendi görüşlerinin aksine de olsa gönül hoşlu u ile karara uyacaklar.
- Karar verildikten sonra kendi görüşlerinin artık seslendirmeyecek, alınmış olan kararın arkasında olacaklar.
Şahıs ve toplum hayatında istişare prensibi ile hareket edip huzurlu bir toplumun bahtiyar fertleri olma temennisi ile... ( Mustafa Necm-Semerdkant-nisan,2000)