- Üyelik Tarihi
- 6 Tem 2011
- Mesajlar
- 154
- Aldığı Beğeniler
- 0
Dolaştığınız her yerde bir kör kuyu olabilir!
Köylünün eşeği köyün civarında otlarken, kör bir kuyuya düşmüş. Kuyunun ağzını tahta ile kapatıp, üstünü toprakla örtmüşler, üstünde otlar bitmiş. Zamanla tahtalar çürümüş olmalı ki eşek, kuyunun üstünde büyüyen otları yemek için üzerine çıktığında kuyunun ağzı göçmüş eşek de kendini kuyunun dibinde bulmuş. Zavallı eşek yaralanmış, sızılar içinde kalmış, çırpınıp anırmış ama sesini kimseye duyuramamış. Sahibi eşeğini aramaya çıkmış. Birde ne görsün, eşeği kör kuyunun dibinde, yaralanmış, melül mahzun bekliyor. Eşeğini bu durumda gören adam, üzülmüş, sızlanmış, yalnız başına bir şey yapamayacağını anlayınca, yardım için köylüye haber vermiş. Köylüler yola çıkmış, kuyunun bulunduğu yere gelmişler.
Kuyunun başında toplanıp eşeği kurtarma çareleri üretmeye çalışmışlar. Fakat bir türlü çıkaramamışlar. Her teklif çaresizlikle sonuçlanmış. Sonunda; madem eşeği buradan çıkaramadık, kuyuyu toprakla kapatalım ki bundan sonra başkaları zarar görmesin, demişler. Kuyuya toprak atmaya başlamışlar. Atılan toprak eşeğin sırtına düştükçe eşek silkinmiş. Eşeğin ayakları altında biriken toprak eşeği yukarı çıkarmış. Böylece eşeğin kurtulduğunu görünce hep birlikte sevinip mutlu olmuşlar. En çok sevinen de eşeğin sahibi olmuş.
Bu hikâyeden hakikate dönecek olursak; herkes, her zaman nefsinin açtığı menfaat kuyularına düşebilir. Bundan ve benzeri zorluklardan kurtulmanın çaresi, tövbe-istiğfar edip Allah’a teslimiyetten geçer. Selamette kalmanın yolu helal dairede bulunup, haram daireye girmeden yaşamaktır. Her niyet ve eylemi önce helal-haram ölçülerine vurup sonra hayata geçirmeye çalışmak en güvenli yoldur. Allah ve Resulü’nün bildirdiklerinin tamamı hayat kurtarıcı prensiplerdir. Hayat, ciddi ve prensipli yaşanmalıdır.
Nefis öyle düşman ki; eşi ve benzeri yok,
Eğri doyurur onu, doğruya karnı pek tok.
Söylesen doğru bir söz dinler gibi davranır.
Sevdiğini vermezsen, etrafında kıvranır.
Hiç bir değer tanımaz, kurban eder yoluna,
Zulmeder sahibine, dostça girer koluna.
İnsanlar hep sakınmış, onun kötülüğünden,
Çözemezsin işini, attığı kör düğümden
Batılı hak gösterir, düşme sakın peşine,
Avukattır kendine, akıl ermez işine!..
Doğruya düşmandır o, eğri hoşuna gider,
Bir dinlesen sözünü, seni doğrudan eder!..
. Açlıktır terbiyesi, dayanamaz pek ona!..
Karnı doyduğu zaman, giriyor dondan dona.
Şerlerinden kaçmışlar, büyükler hep sakınmış,
İnzivaya çekilip, pencereden bakınmış.
Nefsi için dünyayı satanı unuttun mu?
Onun peşinden gidip, zokayı da yuttun mu?
Susar durursun artık dut yutmuş bülbül gibi,
Çırpınma çıkamazsın indiğin kuyu dibi. (D.G.)
İnsanın kendine verdiği zararı dışarıdan hiç kimse veremez. İnsanın yararı ve zararı önce ve bizzat direk kendisinedir. Daha sonra daire, daire dışa doğru genişler. Kendine söz dinletemeyen başkasına söz dinletemez. Sürekli kendimizi pozitif yönden etkilemeliyiz. Üzerimize bir kötülük geldiğinde, kendimizi hakikatle şoklamalıyız. Titremeliyiz, silkinerek, onu üzerimizden uzaklaştırmalıyız. İyi işleri yapmak ve başarmak; kafa, kalem, kitap üçlüsüne bağlıdır. Kim bunu yeteri kadar kullanırsa başarılı olacaktır.
17. 03. 2014
Durmuş Göktekin
Köylünün eşeği köyün civarında otlarken, kör bir kuyuya düşmüş. Kuyunun ağzını tahta ile kapatıp, üstünü toprakla örtmüşler, üstünde otlar bitmiş. Zamanla tahtalar çürümüş olmalı ki eşek, kuyunun üstünde büyüyen otları yemek için üzerine çıktığında kuyunun ağzı göçmüş eşek de kendini kuyunun dibinde bulmuş. Zavallı eşek yaralanmış, sızılar içinde kalmış, çırpınıp anırmış ama sesini kimseye duyuramamış. Sahibi eşeğini aramaya çıkmış. Birde ne görsün, eşeği kör kuyunun dibinde, yaralanmış, melül mahzun bekliyor. Eşeğini bu durumda gören adam, üzülmüş, sızlanmış, yalnız başına bir şey yapamayacağını anlayınca, yardım için köylüye haber vermiş. Köylüler yola çıkmış, kuyunun bulunduğu yere gelmişler.
Kuyunun başında toplanıp eşeği kurtarma çareleri üretmeye çalışmışlar. Fakat bir türlü çıkaramamışlar. Her teklif çaresizlikle sonuçlanmış. Sonunda; madem eşeği buradan çıkaramadık, kuyuyu toprakla kapatalım ki bundan sonra başkaları zarar görmesin, demişler. Kuyuya toprak atmaya başlamışlar. Atılan toprak eşeğin sırtına düştükçe eşek silkinmiş. Eşeğin ayakları altında biriken toprak eşeği yukarı çıkarmış. Böylece eşeğin kurtulduğunu görünce hep birlikte sevinip mutlu olmuşlar. En çok sevinen de eşeğin sahibi olmuş.
Bu hikâyeden hakikate dönecek olursak; herkes, her zaman nefsinin açtığı menfaat kuyularına düşebilir. Bundan ve benzeri zorluklardan kurtulmanın çaresi, tövbe-istiğfar edip Allah’a teslimiyetten geçer. Selamette kalmanın yolu helal dairede bulunup, haram daireye girmeden yaşamaktır. Her niyet ve eylemi önce helal-haram ölçülerine vurup sonra hayata geçirmeye çalışmak en güvenli yoldur. Allah ve Resulü’nün bildirdiklerinin tamamı hayat kurtarıcı prensiplerdir. Hayat, ciddi ve prensipli yaşanmalıdır.
Nefis öyle düşman ki; eşi ve benzeri yok,
Eğri doyurur onu, doğruya karnı pek tok.
Söylesen doğru bir söz dinler gibi davranır.
Sevdiğini vermezsen, etrafında kıvranır.
Hiç bir değer tanımaz, kurban eder yoluna,
Zulmeder sahibine, dostça girer koluna.
İnsanlar hep sakınmış, onun kötülüğünden,
Çözemezsin işini, attığı kör düğümden
Batılı hak gösterir, düşme sakın peşine,
Avukattır kendine, akıl ermez işine!..
Doğruya düşmandır o, eğri hoşuna gider,
Bir dinlesen sözünü, seni doğrudan eder!..
. Açlıktır terbiyesi, dayanamaz pek ona!..
Karnı doyduğu zaman, giriyor dondan dona.
Şerlerinden kaçmışlar, büyükler hep sakınmış,
İnzivaya çekilip, pencereden bakınmış.
Nefsi için dünyayı satanı unuttun mu?
Onun peşinden gidip, zokayı da yuttun mu?
Susar durursun artık dut yutmuş bülbül gibi,
Çırpınma çıkamazsın indiğin kuyu dibi. (D.G.)
İnsanın kendine verdiği zararı dışarıdan hiç kimse veremez. İnsanın yararı ve zararı önce ve bizzat direk kendisinedir. Daha sonra daire, daire dışa doğru genişler. Kendine söz dinletemeyen başkasına söz dinletemez. Sürekli kendimizi pozitif yönden etkilemeliyiz. Üzerimize bir kötülük geldiğinde, kendimizi hakikatle şoklamalıyız. Titremeliyiz, silkinerek, onu üzerimizden uzaklaştırmalıyız. İyi işleri yapmak ve başarmak; kafa, kalem, kitap üçlüsüne bağlıdır. Kim bunu yeteri kadar kullanırsa başarılı olacaktır.
17. 03. 2014
Durmuş Göktekin