H
hayrunisa
Guest
Dört halifenin üstünlü ü
İbadet etmekten yay gibi incelseniz
Abdurrahman bin Avf hazretleri rivayet eder:
Resulullah, bir gün Medine-i münevverenin mescidinde, minbere çıktı. Allahü teâlâya hamd ve sena edip buyurdu ki:
Sonra (Ebu Bekri Sıddık nerede?) buyurdu. Ebu Bekir, oldu u yerden ok gibi fırlayıp süratle kalktı. Serveri âlem, (Yanıma yaklaş ya Eba Bekr!) buyurdu. O da yaklaştı. (Minber üzerine gel) buyurdu. Minber üzerine, Resulullahın huzuruna vardı. Onu yanına aldı. Onun yüzünü kendi mübarek gö süne tuttu. Bir müddet yüzünü, mübarek gö süne sürdü. İki gözünün arasından öptü. Öyle a ladı ki, mübarek gözlerinin yaşı, mübarek yüzünden kendi üzerine ve Ebu Bekirin üzerine akıyordu. Sonra buyurdu ki:
(Ey Müslümanlar! Bu gördü ünüz Ebu Bekri Sıddıktır. Muhacir ve Ensarın seyyidi ve büyü üdür. Allahü teâlânın emri ile ben onu kendime, dünyada baba mertebesinde tuttum. Ahirette sonsuz olarak dost edindim. Bu benim sırdaşım ve sohbet arkadaşımdır. Herkes beni yalanlarken, o beni tasdik etti. Bütün herkes beni sürgün ederken, bu beni ba rına bastı. Herkes benden kaçıp, nefret ederken, bu benimle ülfet ve ünsiyet etti. Herkes beni öldürmek isterken, malını, canını, bedenini bana feda etti. Kızını bana nikah etti. Bilal'i kendi malından benim için azat etti. Allahın laneti ve meleklerin laneti, bütün insanların laneti, buna bu z edenlerin üzerine olsun. Allah buna bu z edenlerin düşmanıdır. Allaha ve bana düşman olmak isteyen Ebu Bekire düşman olsun!
Ey Müslümanlar! Burada bulunup, benim sözlerimi işitenler, bu sözleri, burada bulunmayanlara iletsin. Ya Eba Bekir, haydi yerine otur. Allahü teâlâ biliyor ki, senin hakkında söylediklerimin hepsi gerçektir.)
Sonra (Ömer bin Hattab nerede?) buyurdu. O da, yerinden ok gibi fırlayıp kalktı. Ona da, (Ya Ömer, yanıma gel, minber üzerine gel) buyurdu. Hz. Ömer de minber üzerine geldi. Resulullah onun yüzünü de, mübarek gö süne dayadı. İki gözünün arasından öptü. Mübarek gözlerinin yaşı Ömerin üzerine damladı. Onun için de buyurdu ki:
(Ey Müslümanlar! Bu Ömer ibni Hattabdır. Muhacir ve Ensarın büyü üdür. Allahü teâlânın emri ile bunu kendime yardımcı ve müşavir olarak aldım. Bu öyle bir zattır ki, Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimi bunun lisanı ve kalbi üzerine indirmiştir. Bu öyle kıymetli biridir ki, acı da olsa, hakkı kabul eder ve söyler. Allahın emir ve yasakları olan bir işte, ayıplanmaktan çekinmez. Şeytan ondan kaçar. Bunun heybetinden, taş ve demir erir. Bu, Cennetin ışı ıdır ve Cennet ehlinin kendisiyle övündü ü kimsedir. Allahın, meleklerin ve bütün halkın laneti, buna bu z edenin üzerine olsun. Allahü teâlâ buna bu z edenlerden uzaktır, ben de uza ım.)
Sonra (Osman bin Affan nerede?) buyurdu. O da oturdu u yerden süratle kalktı. Ona da (Ya Osman yanıma kadar gel!) buyurdu. O da gelip, minbere çıktı. Onu da mübarek gö süne çekip, iki gözünün arasından öptü. Sonra o kadar a ladı ki mübarek gözlerinin yaşı akıp, Osmanın üzerine döküldü. Sonra buyurdu ki:
(Ey Müslümanlar, bu Osman bin Affandır. Muhacir ve Ensarın büyü üdür. Bu, öyle bir kimse ki, Allahü teâlânın emri ile, iki kızımı ona vererek damat olarak seçtim. E er üçüncü kızım olaydı, onu da verirdim. Bu, o kimsedir ki, gökteki melekler bundan haya eder. Allahın ve bütün lanet edenlerin laneti buna bu z edenler üzerine olsun!)
Sonra (Ali bin Ebi Talib nerede?) buyurdu. O da yerinden süratle kalktı. Ona da (Bana yakın gel) buyurdu. O da minbere kadar geldi. Yüzünü mübarek gö süne bastı. İki gözünün arasından öptü. O kadar a ladı ki, mübarek gözlerinin yaşı Hz. Alinin üzerine aktı. Sonra buyurdu ki:
(Ey Müslümanlar, bu Ali bin ebi Talibdir. Bu Muhacir ve Ensarın büyü üdür. Benim kardeşimdir, amcamın o ludur ve damadımdır. Teni tenimden, kanı kanımdan, tüyü tüyümdendir. İki torunumun babasıdır. Hasan ve Hüseyin, Cennet gençlerinin seyyidleridir. Ali, bir çok sıkıntımı giderdi. Çok kuvvetli düşmanları susturdu. Bu, Allahın aslanı ve kılıcıdır. Allahın ve bütün lanet edenlerin laneti, buna bu z edenlere olsun. Allahü teâlâ ona bu z edenlerden beridir, ben de beriyim. Allahtan uzak olmak istemeyen, Aliden uzak olmasın. Burada olanlar, bu vasiyetlerimi, burada bulunmayanlara ulaştırsın. Ya Ali, senin hakkında ne söyledimse Allahü teâlâ biliyor ki fazlası ile do rudur.
Ey Müslümanlar, e er, yay gibi incelinceye kadar Allaha ibadet etseniz, beliniz bükülünceye kadar namaz kılsanız, fakat ehl-i beytimden ve eshabımdan birine bu z etseniz, Allahü teâlâ sizi, yüz üstü Cehenneme atar.
Tesbih eden taşlar
Ebu Zeri Gıfari hazretleri rivayet eder:
Bir gün Resulullah giderken görüp onu takip ettim. Bir yere varıp oturdu. Ben de yanına oturdum. (Neden geldin, ya Eba Zer) buyurdu. (Allah ve Resulü bilir) diyerek sustum. O sırada Ebu Bekir geldi. Resulullahın sa tarafına oturdu. Sonra Ömer gelip Ebu Bekrin sa tarafına oturdu. Sonra Osman geldi. Ömerin sa tarafında oturdu. Sonra Ali geldi. Osmanın sa tarafında oturdu. Resulullah yerden yedi tane taş aldı. Mübarek avucunun içinde tuttu. O taşlar tesbih etmeye başladı. Onların sesini arıların vızıltısı gibi işitir idim. Ondan sonra o taşca ızları yere koydu. Sesleri kesildi. Sonra onları Ebu Bekrin eline verdi. Yine önceki gibi tesbihe başladılar. O da yere koydu. Sesleri kesildi. Sonra yine Resulullah onları alıp Ömerin eline verdi. Yine önceki gibi tesbih sesleri işitildi. O da yere koyunca sesleri kesildi. Taşları Osmanın eline verdi. Yine tesbih sesleri duyuldu. O da yere koyunca sesleri kesildi. Onları Alinin eline verince yine tesbihe başladılar. (Şevahid-ün nübüvve)
Dört halifenin fazileti hakkında bazı hadis-i şerifler:
(On kişi Cennettedir: Ebu Bekir ve Ömer ve Osman ve Talha ve Zübeyr ve Abdurrahman bin Avf ve Ali bin Ebi Talib ve Sad bin Ebi Vakkas ve Ebu Ubeyde bin Cerrah ve Said bin Zeyd.) [Tirmizi, İbni Mace, Taberani, ibni Asakir, Beyheki, Dare Kutni, Hakim, Ebu Nuaym, ibni Sad]
(Bir kimseyi, Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Aliden üstün gören beni yalanlamış olur.) [Rafi'i]
(Cebrail dedi ki: Allah buyuruyor ki "Her ümmet kıyamette susuzluk görecek, yalnız Ebu Bekir Ömer, Osman ve Aliyi sevenler müstesna.) [İ. Rafi'i]
(Şu dört kişinin sevgisi bir münafı ın kalbinde toplanmaz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali.) [İbni Asakir]
(Sünnetime ve hulefa-i raşidinin yoluna sımsıkı sarılın!) [Buhari]
(Ümmetimin en merhametlisi Ebu Bekir, dinde en sa lam olanı Ömer, en hayalısı Osman, en iyi hüküm vereni ise Alidir.) [İbni Asakir, Ebu Yala]
(Her şeyin bir kanadı vardır, bu ümmetin kolu kanadı da Ebu Bekir ve Ömerdir. Her şeyin bir kalkanı vardır, bu ümmetin kalkanı da Alidir.) [Hatib]
(Ebu Bekir dinin dire idir. Ömer fitnenin kilididir. Ömer hayatta oldukça fitne olmaz. Osman münafıkların belaya düşürdükleri kimsedir. Onun katilleri tarafında olanlar, münafık olup, Cehennemin aşa ılarında olsalar gerektir. Ali bendendir ve ben Alidenim. Onun oldu u yerde ben olurum. Benim oldu um yerde Ali olur.)
(Ebu Bekir, İslamın tacıdır. Ömer, İslamın hullesidir [elbisesidir]. Osman, İslamın cevahiri ile süslü imamesidir. Ali, İslamın güzel kokusudur.)
(Ya Rabbi! Ümmetimden eshabıma verdi in bereketi geri tutma. Eshabımdan Ebu Bekire verdi in bereketi ondan geri tutma. Eshabımı Ebu Bekir etrafında topla. Onun işlerini da ınık etme. Ebu Bekir daima senin işini kendi işleri ve meşguliyetleri üzerine tercih etmiştir. Allahım! Sen Ömer bin Hattabı aziz kıl. Osmanı sabır ve tahammül üzerine kıl. Aliye tevfiki refik kıl.)
(Ebu Bekirin sevgisi gufranı vacib kılar. Ömerin sevgisi isyanı mahv eder. Osmanın sevgisi imanı kuvvetlendirir. Alinin sevgisi, Cehennem ateşini söndürür.)
(Her gökte ikiyüzbin melek daima, Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Alinin dostlarına isti far ederler. Onların düşmanlarına da lanet ederler.)
İbadet etmekten yay gibi incelseniz
Abdurrahman bin Avf hazretleri rivayet eder:
Resulullah, bir gün Medine-i münevverenin mescidinde, minbere çıktı. Allahü teâlâya hamd ve sena edip buyurdu ki:
Sonra (Ebu Bekri Sıddık nerede?) buyurdu. Ebu Bekir, oldu u yerden ok gibi fırlayıp süratle kalktı. Serveri âlem, (Yanıma yaklaş ya Eba Bekr!) buyurdu. O da yaklaştı. (Minber üzerine gel) buyurdu. Minber üzerine, Resulullahın huzuruna vardı. Onu yanına aldı. Onun yüzünü kendi mübarek gö süne tuttu. Bir müddet yüzünü, mübarek gö süne sürdü. İki gözünün arasından öptü. Öyle a ladı ki, mübarek gözlerinin yaşı, mübarek yüzünden kendi üzerine ve Ebu Bekirin üzerine akıyordu. Sonra buyurdu ki:
(Ey Müslümanlar! Bu gördü ünüz Ebu Bekri Sıddıktır. Muhacir ve Ensarın seyyidi ve büyü üdür. Allahü teâlânın emri ile ben onu kendime, dünyada baba mertebesinde tuttum. Ahirette sonsuz olarak dost edindim. Bu benim sırdaşım ve sohbet arkadaşımdır. Herkes beni yalanlarken, o beni tasdik etti. Bütün herkes beni sürgün ederken, bu beni ba rına bastı. Herkes benden kaçıp, nefret ederken, bu benimle ülfet ve ünsiyet etti. Herkes beni öldürmek isterken, malını, canını, bedenini bana feda etti. Kızını bana nikah etti. Bilal'i kendi malından benim için azat etti. Allahın laneti ve meleklerin laneti, bütün insanların laneti, buna bu z edenlerin üzerine olsun. Allah buna bu z edenlerin düşmanıdır. Allaha ve bana düşman olmak isteyen Ebu Bekire düşman olsun!
Ey Müslümanlar! Burada bulunup, benim sözlerimi işitenler, bu sözleri, burada bulunmayanlara iletsin. Ya Eba Bekir, haydi yerine otur. Allahü teâlâ biliyor ki, senin hakkında söylediklerimin hepsi gerçektir.)
Sonra (Ömer bin Hattab nerede?) buyurdu. O da, yerinden ok gibi fırlayıp kalktı. Ona da, (Ya Ömer, yanıma gel, minber üzerine gel) buyurdu. Hz. Ömer de minber üzerine geldi. Resulullah onun yüzünü de, mübarek gö süne dayadı. İki gözünün arasından öptü. Mübarek gözlerinin yaşı Ömerin üzerine damladı. Onun için de buyurdu ki:
(Ey Müslümanlar! Bu Ömer ibni Hattabdır. Muhacir ve Ensarın büyü üdür. Allahü teâlânın emri ile bunu kendime yardımcı ve müşavir olarak aldım. Bu öyle bir zattır ki, Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimi bunun lisanı ve kalbi üzerine indirmiştir. Bu öyle kıymetli biridir ki, acı da olsa, hakkı kabul eder ve söyler. Allahın emir ve yasakları olan bir işte, ayıplanmaktan çekinmez. Şeytan ondan kaçar. Bunun heybetinden, taş ve demir erir. Bu, Cennetin ışı ıdır ve Cennet ehlinin kendisiyle övündü ü kimsedir. Allahın, meleklerin ve bütün halkın laneti, buna bu z edenin üzerine olsun. Allahü teâlâ buna bu z edenlerden uzaktır, ben de uza ım.)
Sonra (Osman bin Affan nerede?) buyurdu. O da oturdu u yerden süratle kalktı. Ona da (Ya Osman yanıma kadar gel!) buyurdu. O da gelip, minbere çıktı. Onu da mübarek gö süne çekip, iki gözünün arasından öptü. Sonra o kadar a ladı ki mübarek gözlerinin yaşı akıp, Osmanın üzerine döküldü. Sonra buyurdu ki:
(Ey Müslümanlar, bu Osman bin Affandır. Muhacir ve Ensarın büyü üdür. Bu, öyle bir kimse ki, Allahü teâlânın emri ile, iki kızımı ona vererek damat olarak seçtim. E er üçüncü kızım olaydı, onu da verirdim. Bu, o kimsedir ki, gökteki melekler bundan haya eder. Allahın ve bütün lanet edenlerin laneti buna bu z edenler üzerine olsun!)
Sonra (Ali bin Ebi Talib nerede?) buyurdu. O da yerinden süratle kalktı. Ona da (Bana yakın gel) buyurdu. O da minbere kadar geldi. Yüzünü mübarek gö süne bastı. İki gözünün arasından öptü. O kadar a ladı ki, mübarek gözlerinin yaşı Hz. Alinin üzerine aktı. Sonra buyurdu ki:
(Ey Müslümanlar, bu Ali bin ebi Talibdir. Bu Muhacir ve Ensarın büyü üdür. Benim kardeşimdir, amcamın o ludur ve damadımdır. Teni tenimden, kanı kanımdan, tüyü tüyümdendir. İki torunumun babasıdır. Hasan ve Hüseyin, Cennet gençlerinin seyyidleridir. Ali, bir çok sıkıntımı giderdi. Çok kuvvetli düşmanları susturdu. Bu, Allahın aslanı ve kılıcıdır. Allahın ve bütün lanet edenlerin laneti, buna bu z edenlere olsun. Allahü teâlâ ona bu z edenlerden beridir, ben de beriyim. Allahtan uzak olmak istemeyen, Aliden uzak olmasın. Burada olanlar, bu vasiyetlerimi, burada bulunmayanlara ulaştırsın. Ya Ali, senin hakkında ne söyledimse Allahü teâlâ biliyor ki fazlası ile do rudur.
Ey Müslümanlar, e er, yay gibi incelinceye kadar Allaha ibadet etseniz, beliniz bükülünceye kadar namaz kılsanız, fakat ehl-i beytimden ve eshabımdan birine bu z etseniz, Allahü teâlâ sizi, yüz üstü Cehenneme atar.
Tesbih eden taşlar
Ebu Zeri Gıfari hazretleri rivayet eder:
Bir gün Resulullah giderken görüp onu takip ettim. Bir yere varıp oturdu. Ben de yanına oturdum. (Neden geldin, ya Eba Zer) buyurdu. (Allah ve Resulü bilir) diyerek sustum. O sırada Ebu Bekir geldi. Resulullahın sa tarafına oturdu. Sonra Ömer gelip Ebu Bekrin sa tarafına oturdu. Sonra Osman geldi. Ömerin sa tarafında oturdu. Sonra Ali geldi. Osmanın sa tarafında oturdu. Resulullah yerden yedi tane taş aldı. Mübarek avucunun içinde tuttu. O taşlar tesbih etmeye başladı. Onların sesini arıların vızıltısı gibi işitir idim. Ondan sonra o taşca ızları yere koydu. Sesleri kesildi. Sonra onları Ebu Bekrin eline verdi. Yine önceki gibi tesbihe başladılar. O da yere koydu. Sesleri kesildi. Sonra yine Resulullah onları alıp Ömerin eline verdi. Yine önceki gibi tesbih sesleri işitildi. O da yere koyunca sesleri kesildi. Taşları Osmanın eline verdi. Yine tesbih sesleri duyuldu. O da yere koyunca sesleri kesildi. Onları Alinin eline verince yine tesbihe başladılar. (Şevahid-ün nübüvve)
Dört halifenin fazileti hakkında bazı hadis-i şerifler:
(On kişi Cennettedir: Ebu Bekir ve Ömer ve Osman ve Talha ve Zübeyr ve Abdurrahman bin Avf ve Ali bin Ebi Talib ve Sad bin Ebi Vakkas ve Ebu Ubeyde bin Cerrah ve Said bin Zeyd.) [Tirmizi, İbni Mace, Taberani, ibni Asakir, Beyheki, Dare Kutni, Hakim, Ebu Nuaym, ibni Sad]
(Bir kimseyi, Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Aliden üstün gören beni yalanlamış olur.) [Rafi'i]
(Cebrail dedi ki: Allah buyuruyor ki "Her ümmet kıyamette susuzluk görecek, yalnız Ebu Bekir Ömer, Osman ve Aliyi sevenler müstesna.) [İ. Rafi'i]
(Şu dört kişinin sevgisi bir münafı ın kalbinde toplanmaz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali.) [İbni Asakir]
(Sünnetime ve hulefa-i raşidinin yoluna sımsıkı sarılın!) [Buhari]
(Ümmetimin en merhametlisi Ebu Bekir, dinde en sa lam olanı Ömer, en hayalısı Osman, en iyi hüküm vereni ise Alidir.) [İbni Asakir, Ebu Yala]
(Her şeyin bir kanadı vardır, bu ümmetin kolu kanadı da Ebu Bekir ve Ömerdir. Her şeyin bir kalkanı vardır, bu ümmetin kalkanı da Alidir.) [Hatib]
(Ebu Bekir dinin dire idir. Ömer fitnenin kilididir. Ömer hayatta oldukça fitne olmaz. Osman münafıkların belaya düşürdükleri kimsedir. Onun katilleri tarafında olanlar, münafık olup, Cehennemin aşa ılarında olsalar gerektir. Ali bendendir ve ben Alidenim. Onun oldu u yerde ben olurum. Benim oldu um yerde Ali olur.)
(Ebu Bekir, İslamın tacıdır. Ömer, İslamın hullesidir [elbisesidir]. Osman, İslamın cevahiri ile süslü imamesidir. Ali, İslamın güzel kokusudur.)
(Ya Rabbi! Ümmetimden eshabıma verdi in bereketi geri tutma. Eshabımdan Ebu Bekire verdi in bereketi ondan geri tutma. Eshabımı Ebu Bekir etrafında topla. Onun işlerini da ınık etme. Ebu Bekir daima senin işini kendi işleri ve meşguliyetleri üzerine tercih etmiştir. Allahım! Sen Ömer bin Hattabı aziz kıl. Osmanı sabır ve tahammül üzerine kıl. Aliye tevfiki refik kıl.)
(Ebu Bekirin sevgisi gufranı vacib kılar. Ömerin sevgisi isyanı mahv eder. Osmanın sevgisi imanı kuvvetlendirir. Alinin sevgisi, Cehennem ateşini söndürür.)
(Her gökte ikiyüzbin melek daima, Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Alinin dostlarına isti far ederler. Onların düşmanlarına da lanet ederler.)