- Üyelik Tarihi
- 20 Ağu 2006
- Mesajlar
- 3,305
- Aldığı Beğeniler
- 26
- Takım
- Diğer
Sırat-ı Müstakim, ismiyle müsemma bir yoldur. Ucu cennete çıkan bir yol.
Bizler bu geniş arz üzerine başıboş salıverilmiş, cennet önünüzde, nasıl giderseniz gidin denilmiş varlıklar değiliz. Yol var, yolun haritası, yolculuğun pusulası.
Bu yola iletildiğimiz andan, Kelime-i Şahadet'i en son kelâmımız olarak söyleyeceğimiz ana kadar, bu yol üzereyiz.
Yolların hiç bir devirde olmadığı kadar çoğaldığı bu zamanda dosdoğru yol üzere bulunmak, ne olursa olsun yoldan çıkmamak, yürümek, yürüyebilmek ne büyük nimet!
Yollar nefeslerin adedi kadar çok. Ama kim, hangi yolun sahibi şu müjdeyi veriyor:
Rabbim Allah'tır deyip, sonra da dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vaadolunan cennetle sevinin.' derler. (Fussilet, 30)
Müminler olarak her namazda Cenab-ı Hakk'ın huzuruna her durduğumuzda Yüce Kitabımız'ın bize öğrettiği bir duayı tekrar ederiz: İhdina's-sırate'l-müstakîm : Bizi Sırat-ı Müstakim'e ilet.
İstikamet üzere olmak, hayatın her anına hakkını vermektir.
Hayatımızın her saniyesini kısacık bir çizgi ve ömrü bu çizgilerin uç uca eklenmesinden oluşan bir hat olarak düşünürsek, bir anlık gafletin oluşturduğu sapma, bu hat üzerinde bir kırılma meydana getirecektir. Bu hat üzerindeki sapmaların sayısı ne kadar çoksa, kırılma ve aşınma noktalarımız o kadar fazla olacaktır.
Hayatımızı oluşturan anları bir teyakkuz, muhasebe ve murakabe şuuruyla disipline ettiğimizde ise, uç uca eklenen o kısacık çizgiler uzun ve dosdoğru bir seyir oluşturacaktır. İşte muhtaç ve muhatap bulunduğumuz istikamet budur.
Bizler bu geniş arz üzerine başıboş salıverilmiş, cennet önünüzde, nasıl giderseniz gidin denilmiş varlıklar değiliz. Yol var, yolun haritası, yolculuğun pusulası.
Bu yola iletildiğimiz andan, Kelime-i Şahadet'i en son kelâmımız olarak söyleyeceğimiz ana kadar, bu yol üzereyiz.
Yolların hiç bir devirde olmadığı kadar çoğaldığı bu zamanda dosdoğru yol üzere bulunmak, ne olursa olsun yoldan çıkmamak, yürümek, yürüyebilmek ne büyük nimet!
Yollar nefeslerin adedi kadar çok. Ama kim, hangi yolun sahibi şu müjdeyi veriyor:
Rabbim Allah'tır deyip, sonra da dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vaadolunan cennetle sevinin.' derler. (Fussilet, 30)
Müminler olarak her namazda Cenab-ı Hakk'ın huzuruna her durduğumuzda Yüce Kitabımız'ın bize öğrettiği bir duayı tekrar ederiz: İhdina's-sırate'l-müstakîm : Bizi Sırat-ı Müstakim'e ilet.
İstikamet üzere olmak, hayatın her anına hakkını vermektir.
Hayatımızın her saniyesini kısacık bir çizgi ve ömrü bu çizgilerin uç uca eklenmesinden oluşan bir hat olarak düşünürsek, bir anlık gafletin oluşturduğu sapma, bu hat üzerinde bir kırılma meydana getirecektir. Bu hat üzerindeki sapmaların sayısı ne kadar çoksa, kırılma ve aşınma noktalarımız o kadar fazla olacaktır.
Hayatımızı oluşturan anları bir teyakkuz, muhasebe ve murakabe şuuruyla disipline ettiğimizde ise, uç uca eklenen o kısacık çizgiler uzun ve dosdoğru bir seyir oluşturacaktır. İşte muhtaç ve muhatap bulunduğumuz istikamet budur.