Cenab-i Hak buyuruyor...
"Onlar Allah'in, kalblerindekini bildigi kimselerdir; onlara aldirma, kendilerine ögüt ver ve onlara, kendileri hakkinda tesirli söz söyle." (Nisa, 63)
Rasulullah (sav) buyurdular...
"Kalb, bombos bir arazide rüzgarlarin oraya buraya savurdugu bir kus tüyüne benzer." (Ibn-i Mace, Mukaddime, 10. Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 408 )
Ebu Said Nisaburi Hazretleri bir gün talebelerine...
"– Binitleri hazirlayin, kasabaya gidiyoruz." dedi.
Hazirliklar yapildi ve Hazret-i Pir, bir grup talebeyi de beraberine alarak yola koyuldu... Nisabur'da bir köye vardiklarinda sordu...
"– Bu köyün adi nedir?"
Cevaben...
"– Der-i dost, yani dostun kapisidir..." dediler...
Bunun üzerine Ebu Said (ks) orada konaklamaya karar verdi... Bir günlük misafirlikten sonra bazi talebeleri...
"– Efendim, hani kasabaya gidecektik, yolumuza devam etmeyecek miyiz?" dediler...
Gönlü manevi sirlarla dolu Ebu Said Hazretleri de onlara...
"– Asigin, dost kapisina ulasabilmesi icin cok yollar katetmesi gerekir... Biz madem ki buraya, yani bu "dost kapisi"na ulastik, artik nereye gidelim?" buyurdu...
Kirk gün orada kaldi... Bircok manevi haller yasandi ve köy halkindan pek cok kimse Ebu Said (ks)’un mübarek ve feyizli sohbetleriyle tevbeye nail olup, onun sadik talebeleri oldular... Iste Hazret-i Pir'in "dost kapisi" olarak kasdettigi asil mana bu idi, yani gönüller fethetmek… Zira dostun riza sarayinin kapisinin acilmasi, ancak oraya kazanilmis bir gönül götürebilmekle mümkündü...
Osman Nuri Topbas, Imandan Ihsana Tasavvuf...
"Onlar Allah'in, kalblerindekini bildigi kimselerdir; onlara aldirma, kendilerine ögüt ver ve onlara, kendileri hakkinda tesirli söz söyle." (Nisa, 63)
Rasulullah (sav) buyurdular...
"Kalb, bombos bir arazide rüzgarlarin oraya buraya savurdugu bir kus tüyüne benzer." (Ibn-i Mace, Mukaddime, 10. Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 408 )
Ebu Said Nisaburi Hazretleri bir gün talebelerine...
"– Binitleri hazirlayin, kasabaya gidiyoruz." dedi.
Hazirliklar yapildi ve Hazret-i Pir, bir grup talebeyi de beraberine alarak yola koyuldu... Nisabur'da bir köye vardiklarinda sordu...
"– Bu köyün adi nedir?"
Cevaben...
"– Der-i dost, yani dostun kapisidir..." dediler...
Bunun üzerine Ebu Said (ks) orada konaklamaya karar verdi... Bir günlük misafirlikten sonra bazi talebeleri...
"– Efendim, hani kasabaya gidecektik, yolumuza devam etmeyecek miyiz?" dediler...
Gönlü manevi sirlarla dolu Ebu Said Hazretleri de onlara...
"– Asigin, dost kapisina ulasabilmesi icin cok yollar katetmesi gerekir... Biz madem ki buraya, yani bu "dost kapisi"na ulastik, artik nereye gidelim?" buyurdu...
Kirk gün orada kaldi... Bircok manevi haller yasandi ve köy halkindan pek cok kimse Ebu Said (ks)’un mübarek ve feyizli sohbetleriyle tevbeye nail olup, onun sadik talebeleri oldular... Iste Hazret-i Pir'in "dost kapisi" olarak kasdettigi asil mana bu idi, yani gönüller fethetmek… Zira dostun riza sarayinin kapisinin acilmasi, ancak oraya kazanilmis bir gönül götürebilmekle mümkündü...
Osman Nuri Topbas, Imandan Ihsana Tasavvuf...
Son düzenleme: