- Üyelik Tarihi
- 24 Eki 2005
- Mesajlar
- 2,864
- Aldığı Beğeniler
- 20
Sen, Kelime-i Şehâdet nasıl bölüşülür bilir misin?...
Dinle;
Ayrılık vaktinde, ikiden biri, Lailaheillallah der,
Diğeri, Muhammedün Resûlullah...
Bölüşürler o şehâdeti ki, vuslat olsun ayrılıkları...
Ki, birleşsin gönülleri tevhide, hiç ayrılmasın...
Çünkü bilirsin, o iki kelime hiç ayrılmazlar...
Lailaheillallah sende, Muhammedün Resûlullah onda.
Bir yüzü sen ayrılığın, öte yüzü; vuslat içre vuslat..
İşte anla: Bu, tevhid diliyle meydan okumaktır ayrılığa...
Sen hiç dost yüreğiyle kuşanıp, acılara meydan okudun mu?...
Bir gülüşü, bir gözyaşını paylaştığın oldu mu?...
Bir şiiri, bir ezgiyi tam ortadan bölüştün mü hiç biriyle?...
Sesini katıp ta sesine, sen hiç türkü söyledin mi çağa karşı?...
Gözyaşlarını ruhunla sildin mi hiç?...
Dualarını düşürdün mü dost peşine?...
Yüreğini çıkarıpta yollara, kupkuru öylece bekledin mi sen hiç?...
Ne çok söylenir bu kelime: dostluk, dost ...
Var mı sahi gerçek bir dost?... Kaldı mı?...
Var mı böyle bir dostu olan?...
Yokluğuna yaslayıp ta yüreğini, varolduğun?...
Ah! Hep yitirdik güzellikleri...
Hiç sızlamadan yüreklerimiz, bir bir tükettik dostlarımızı umarsızca...
Ne yazık...
Nedir ki dost?...
Herkes kendine mi bakar aynalarda acep dost denince?...
Belkide hep ulaşılmak istenen anlatılır...
Kimbilir...
Oysa Dost!...
Aynalarını yüreğine tutandır senin...
Ve, Yüreğine aynalarını tuttuğun...
Seni farklı kılanın bilincinde, yüreğini yüreğine katandır dost...
Seni alır da onca kalabalık arasından, yüreğine asar...
İşte dost!...
Ve dostluk; hedeflenen şey değil, gönül gönüle hedefe yürüten şeydir...
Bir ucu sana, bir ucu ona bağlı bir zincirdir dostluk...
Hiç açılmasa da, tükenmeyen umutlarla, dost kapısında özlemekten
yorulmaktır...
Hiç arayıp sormasa da peşine düşmektir, VEFA dır dostluk...
Ve dost!...
Meyli sana değil, sendeki O'na (C.C) olandır...
Evet dost, sendeki O'nun talipçisidir...
Gerçek dost olabilmek ve edinebilmek temennisiyle...
Dinle;
Ayrılık vaktinde, ikiden biri, Lailaheillallah der,
Diğeri, Muhammedün Resûlullah...
Bölüşürler o şehâdeti ki, vuslat olsun ayrılıkları...
Ki, birleşsin gönülleri tevhide, hiç ayrılmasın...
Çünkü bilirsin, o iki kelime hiç ayrılmazlar...
Lailaheillallah sende, Muhammedün Resûlullah onda.
Bir yüzü sen ayrılığın, öte yüzü; vuslat içre vuslat..
İşte anla: Bu, tevhid diliyle meydan okumaktır ayrılığa...
Sen hiç dost yüreğiyle kuşanıp, acılara meydan okudun mu?...
Bir gülüşü, bir gözyaşını paylaştığın oldu mu?...
Bir şiiri, bir ezgiyi tam ortadan bölüştün mü hiç biriyle?...
Sesini katıp ta sesine, sen hiç türkü söyledin mi çağa karşı?...
Gözyaşlarını ruhunla sildin mi hiç?...
Dualarını düşürdün mü dost peşine?...
Yüreğini çıkarıpta yollara, kupkuru öylece bekledin mi sen hiç?...
Ne çok söylenir bu kelime: dostluk, dost ...
Var mı sahi gerçek bir dost?... Kaldı mı?...
Var mı böyle bir dostu olan?...
Yokluğuna yaslayıp ta yüreğini, varolduğun?...
Ah! Hep yitirdik güzellikleri...
Hiç sızlamadan yüreklerimiz, bir bir tükettik dostlarımızı umarsızca...
Ne yazık...
Nedir ki dost?...
Herkes kendine mi bakar aynalarda acep dost denince?...
Belkide hep ulaşılmak istenen anlatılır...
Kimbilir...
Oysa Dost!...
Aynalarını yüreğine tutandır senin...
Ve, Yüreğine aynalarını tuttuğun...
Seni farklı kılanın bilincinde, yüreğini yüreğine katandır dost...
Seni alır da onca kalabalık arasından, yüreğine asar...
İşte dost!...
Ve dostluk; hedeflenen şey değil, gönül gönüle hedefe yürüten şeydir...
Bir ucu sana, bir ucu ona bağlı bir zincirdir dostluk...
Hiç açılmasa da, tükenmeyen umutlarla, dost kapısında özlemekten
yorulmaktır...
Hiç arayıp sormasa da peşine düşmektir, VEFA dır dostluk...
Ve dost!...
Meyli sana değil, sendeki O'na (C.C) olandır...
Evet dost, sendeki O'nun talipçisidir...
Gerçek dost olabilmek ve edinebilmek temennisiyle...