Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

nehar

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
26 Kas 2008
Mesajlar
625
Aldığı Beğeniler
7
Takım
Galatasaray
Dostça bir soruydu…

Sorun yoktu, masum başladı, fakat biraz düşününce etkisi derinleşerek sürdü ve huzur kaçmaya başladı:

Bu akıl, bu idrak, bu tecrübe ve bu imkanlarla şimdi 18'inde olsaydın ne yapardın?

Yani sen kendinden memnun musun sorusu…

Kaç kişi bu soruya evet diyebilir ki…

“Hayır” ama hayır demenin de dereceleri var…

40'tan geriye doğru bakınca manzara oldukça ürkütücü…

Sorular, sorular, sorular…

Hepsi can sıkıcı…

Canlı, rengarenk, ışıl ışıl, güzelim bahar mevsiminden çıkıp kara kışın ortasında dağ başında tipiden göz gözü görmez ıssız bir yerde mahzur kalmış gibiyim.

Derin bir hüzün…

Büyük pişmanlıklar…

Müflis tüccar gibi, elde avuçta bir şey yok…

Her şey böyle mi olmalıydı?

İnsan birden yabancılaşıyor kendi hayatına, sanki başkası yaşamış gibi, orada gördüklerinin çoğunu reddediyor, sahiplenmek istemiyor…

Fakat mazi ne kadar da gerçek ve ne kadar da bize ait. İstikbal ise bir hayal, bir ümit, bir ihtimal…

İşte tam da benim halimi anlatan bir cümle;

“Bir yerde küçük adamların gölgeleri büyümüşse orada güneş batmak üzeredir.”

Birden ruhumun yorulduğunu hissettim. Fikrim alabora oldu.

Eyvah ki aldanmışım…

Vaktiyle neleri umursamayıp ihmal ettim de şimdi bütün bu ihmallerin sonucunda eksik, kusurlu, arızalı haldeyim…

Bu “ben” kimin hatası?

Daha iyi, daha dolu, daha aşklı, daha merhametli, daha irfanlı, daha bilgili, daha bilinçli, daha düşünceli, daha imanlı, daha duyarlı, daha gönüllü, daha cesur, daha dengeli, daha anlayışlı, daha dertli, daha yüklü, daha samimi, daha sorumlu, daha net, daha gayretli, daha dikkatli, daha affedici, daha beklentisiz, daha mahcup, daha utangaç, daha mütevazi, daha dualı, daha uhrevi…

Olamaz mıydım?

Olabilirdim… Fakat bu aldanmış hal, ihmallerin, sorumsuzluğun, keyfiliğin sonucudur…

İnsan, iyilikleri Allah'tan, kötülükleri de nefsinden bilince her durum sorgulanabilir… Bu sorgulama elbette edeplice, kadere taş atılmadan yapılmalı.

Bende hasar tespiti büyük…

Ne yazık ki vardığım ya da düştüğüm noktadan hoşnut değilim…

Kendimi yeterince tanıyamadığımı ya da tanıdığım “ben”le sorularla yüzleşince ondan ne kadar da rahatsızlık duyduğumu fark ettim.

Hayatın çoğu israfla geçmiş…

Koca bir ömrü heder etmiş olmanın ağır ızdırabının kuşatması altındayım…

Fakat zaman geriye işlemiyor…

Geçmişi değiştirmek mümkün olmasa da geleceğe biraz daha toparlanmış olarak gitmek mümkün.

Bunun için ilk adım, nefsimi hasım bilerek geçmişi, yani eylemlerimi, yani kendimi sorgulamak…

Mümkün olduğu kadar geleceğe tesir etmek…

18'imde olsaydım ne yapardım?

İstikamet arayışımı o yaşta tamamlar ve sonraki yıllarımı istikamet üzere geçirme gayretine hasrederdim.

Duyguları tanımlar ve zenginleştirirdim.

Öfkeye kapılmadan karar verirdim.

Sevdiklerimi dengeli sever, kızdıklarıma da dengeli kızardır. Sevginin de düşmanlıkların da gün gelip yer değiştirebileceğini ve insanın bu iki duyguyla da imtihan alabileceğini düşünür ve daha dengeli yaşardım.

Eşya değil insan biriktirirdim.

Kırılmayı tercih eder ama asla kalp kırmazdım.

Şimdi, insanın hem baktığı yerin hem de bakış açısının etkisinde olduğunu biliyorum. Bunun için eşyaya, mekana, insana, olaylara terbiye tezgahından geçmiş bir nazar ve niyetle bakardım…

İnsan hem hayallerinin, tasavvur dünyasının hem de realitenin sonucudur. Hayatı ciddiye alır ama teslim olmaz, hayal kurar ve bunu bir büyük ideale taşırdım. Beni aşan bir ideale meftun olmak isterdim.

Kendimi gençlik çağının ve dönemin savrulmalarına teslim etmeden, bir büyük insanlık davasına açılırdım…

Okumalarımı daha tutarlı ve sistematik yapardım, dinler ve düşünürdüm, tefekkür ufkunu yakalamaya gayret ederdim.

Biliyorum, bildim, oldum, iyiyim hissine ve bunu ifade eden kelimelere hayatımda bu kadar yer asla vermezdim…

Arayışım, aradığımı bulduğumu düşündüğümde de artarak devam ederdi.

Beyhude insana hükmetme gayretlerimi ziyadesiyle nefsime yöneltirdim.

İhtiyaçlarımı değil, sorumluluklarımı önemserdim.

18'imde olsaydım…

Önümde uzun bir hayatın olduğunu düşünmez, bilemediğim kadar kısa bir zamanımın kaldığına inanır ve yapmam gereken hiçbir iyiliği ertelemezdim, pişmanlıklarımı, hatalarımı ve günahları da hemen itiraf eder ve kurtulmanın yollarına bakardım.

Büyük düşünürdüm.

Daha öze dönük yaşardım.

Daha çok paylaşırdım.

İnsanlara takılıp hesap soracağıma, hesap vermeye ayarlı bir hayat yaşardım.

Musiki ile, sanatla, estetikle de bir miktar meşgul olur, ruhumu dinlerdim.

Daha çok seyahat ederdim.

Eşyayı kullanma bilgisiyle yetinmezdim.

Varlığın mana ve mahiyetine dikkat kesilirdim.

Çok düşünür, hüzünlenir ve az gülerdim.

Zenginliği, huzur, edep ve haya sahibi olmakta arardım.

Huzuru da Allah'la derin münasebete ve o münasebetin atmosferi içinde yüklendiğim mana ve sorumluluğu bütün varlığımla duymakta arardım…

İnsanlık kalitesi için de dertlenirdim.

Alışkanlıklara esir düşüp de olayların kontrolüne girmekten kaçar, farkına vararak olayları kontrol ederdim.

Doğruya yürümek ve doğru yürümek gibi belirgin bir derdim olurdu.

Vazgeçilmezlerimi kesin hatlarla belirler, vazgeçilecekleri bilir ve fani ve faydasız o tür şeylere gönül bağlamazdım.

Gazeteci olur muydum, yazar olmak ister miydim? Buna evet ya da hayır diyemiyorum, ben mesleğimden, çevremden, dostlarımdan şikayetçi değilim, benim şekvam kendimedir, kendimdendir.

Utancım da kendimdendir. Utancım, Allah'ın sayısız nimetleri karşısında az şükrediyor olmamdandır.

18'imde olsaydım…

Bencilleşmemeye karar verirdim.

Dünya hayatının başlangıçtan itibaren bir imtihan olduğunu düşünür, kendimi ona hazırlardım.

Ne kaybettiklerime çok üzülür, ne de kazandıklarıma çok sevinirdim.

Her durumda bir şükür kapısı arardım.

Acılara duyarlı olmaya ant içerdim.

Mümince bakışı sürekli tazelerdim.

Allah'ı bilme, duyma ve her an hissetme gayretini varlığımın merkezine yerleştirirdim…

Ölümü vuslat bilip ona muhabbet duyardım.

Hayatı da, ölüme giden yol bilinciyle severdim.

Ne istiyorsam O'ndan ister, sonra da sebeplere riayete yönelirdim…

Geçici dünya hayatına bu kadar aldanmazdım.

Hayatı bir bakıma nöbette geçirirdim, akıl nöbetinde, ruh nöbetinde, insanlık nöbetinde, kulluk nöbetinde…

18'imde olsaydım…

Kendini bilen, haddini bilen, hakkını bilen, sorumluluğunu bilen, varlık gayesine uyanmış ve bununla birlikte eksik ve muhtaç olduğuna inanmış biri olarak yola çıkmak isterdim…

O idrak olsaydı, şimdi 40'a geldiğimde;

İyi bir insan, iyi bir mümin, iyi bir dost, iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir evlat, iyi bir fani olabilirdim…

40 yıllık yaralı maziden gelip hale demirlediğimde ve oradan bütün mahcubiyetimle istikbale doğru baktığımda “Allah'tan ümit kesilmez” demekten başka söz gelmiyor lisanıma…

Pişmanım, hüzünlüyüm, mahçupum ve muhtacım…

Yine de pes etmek, “yaşamaya üşenmek” yok.

Hiç değilse 40'tan sonrası basiretle, sevgiyle, aşkla, imanla, idrakle, irfanla, büyük dertle geçse…

Neden olmasın…

O Allah ki, vermeyi dilemeseydi istemeyi de vermezdi…

Şimdi gayretle hakikate talip olmaktan başka ne gelir elden.

Yine şair'in dediği gibi; madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür…
 

menzil_gülü

Ne Mutlu Müslüman olana..
 
Üyelik Tarihi
24 Mar 2008
Mesajlar
2,584
Aldığı Beğeniler
20
Takım
Fenerbahçe
Rabbim .cc razi olsun...
 

semerkand

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Tem 2008
Mesajlar
4,468
Aldığı Beğeniler
40
Konum
Başakşehir-istanbul
Takım
Diğer
18'imde olsaydım…

Kendini bilen, haddini bilen, hakkını bilen, sorumluluğunu bilen, varlık gayesine uyanmış ve bununla birlikte eksik ve muhtaç olduğuna inanmış biri olarak yola çıkmak isterdim…

O idrak olsaydı, şimdi 40'a geldiğimde;

İyi bir insan, iyi bir mümin, iyi bir dost, iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir evlat, iyi bir fani olabilirdim…

40 yıllık yaralı maziden gelip hale demirlediğimde ve oradan bütün mahcubiyetimle istikbale doğru baktığımda “Allah'tan ümit kesilmez” demekten başka söz gelmiyor lisanıma…

Pişmanım, hüzünlüyüm, mahçupum ve muhtacım…

Yine de pes etmek, “yaşamaya üşenmek” yok.

Paylaşan yüerine sağlık ..Nehar kardeşim.. güzeldi Rabbim razı olsun..
 
Üst Alt