Küçüklüğümüzden beri büyüklerimizden duyduğumuz bir söz vardır:
Yalnızlık ALLAHa mahsustur. Bu hakikate vurgu yapılırken amaç; insan insana muhtaçtır. gerçeğine dikkat çekmektir.
İnsan sosyal bir varlıktır, kendini toplumdan soyutlayamaz. Çünkü toplumu terk etmek, sorumluluktan kaçmaktır& İnsan sosyal ilişkiler ağı içinde ancak yükümlülüklerini hafifletebilir& Biliyoruz ki; ALLAH önce Ademi yarattı. Sonra ondan da eşi Havvayı yarattı. Adem Havvaya, Havva Ademe muhtaçtı. Hayatın hayrı ve huzuru iştirakten geçiyordu. Evet, ilk günden itibaren hayat müşterekti& Fıtrat ve hılkat buna müsaitti. Zaten insan kelimesinin sözlük anlamında ünsiyet geçmiyor muydu? İnsan insan olma hassasını korudukça ülfet ve ünsiyet devam edecekti& İnsanlıktan koptukça nefret ve husumet galebe çıkacaktı& İşte kardeşlikten nefret üreten Kabil& İnsan Halık ile barışık olmayınca hayatla, halkla, herkesle hatta kendisi ile de kavgalı olacaktır& Bu durumda insanın ilk yapacağı iş; ALLAHı dost edinmek ve ALLAHa dost olmaktır& O taktirde Veli olanın, Vekil olanın, Kefil olanın himayesinde ademoğlu gücüne güç katabilecektir&
Haberiniz olsun; ALLAHın dostları, onlar için korku yoktur, mahzunda olmayacaklardır. (Yunus-62)
Tabii ki; Ona dost olmanın bir bedeli vardır& Elbette tek taraflı dostluk olmaz, karşılıklıdır&
İnsanlık tarihinin en güzel ve en özel dostu, Halilullah, az mı bedel ödedi? Canından da çok sevdiği İsmailini bıçaklara yatırdıktan sonradır ki, halil olma pâyesine hak kazanıyor& En güzel Vekile tevekkül ve teslimiyetini en üst düzeyde arzettikten sonradır ki, ateş selama duruyor& Demek ki halil olmanın yolu ateşin üstüne yürümekten ve bıçaklara yatmaktan geçiyor&
Halilullah için böylede Habibullah için farklı mı? Habib liğe yürürken tüm sevdalar bir sevdaya kurban edilmeli mi? Sevrden Seniyyetül-Vedaya uzanan sefer habib olmanın şifresini vermiyor mu bizlere?
Bu günde İbrahimi bir duruş bizi halil kılacaktır& Muhammedi bir çıkış bizi habib edecektir&
ALLAHa dost olmanın güvencesi ile yola çıkanlar bu defa kendi araların da dostluklar kuracaklardır& Çünkü Ona dost olmak, Onun dostlarına da dost olmayı zorunlu kılıyor& Başka türlü kulluk yürüyüşü nasıl sürdürülebilir?
Kollektif bir ruhla yürekler buluşmadan şeytanın dostlarını altetmek mümkün değil&
Dekyanusa karşı kıyama duran yedilinin direniş ruhunun hangi dostluk ve kardeşlik zemininde yeşerdiğini Kuran bize haber vermiyor mu? Artık o yedi güzel dosta yedi düvel bile bir şey yapamazdı&
Meryemi yarınlara taşıyan müşfik ve münib yürek Zekeriya değil miydi?
Hak kelimeyi Firavuna taşırken Musanın Harun gibi bir dosta ihtiyacı vardı&
Hirada gök sofraları Muhammede sunulurken meleklerden bir dost, Ruhul Kudüs devredeydi, Hiradan Mekkeye indiği zaman insanlardan bir melek onu karşılıyordu ismi, Hatice idi&
Risaletin bidayetinde ilk olarak dostluk mektebi açıldı; burası Darul-Erkamdı& Bu kapıdan giren herkes dost olarak çıkıyordu& Bundan böyle İSLÂMın tüm çilesini bu yürekler taşıyacaktı&
Akabede dostluk sözleşmesine imza koyanlar, ölüme ve çağlara meydan okuyorlardı&
Hicret gecesi yatağa uzanan Alide hiçbir tereddüt ve tedirginlik yoktu& Dostluğun yüce hatırı vardı& Çünkü onlar gerçekten gözü kara dostlardı&
Sıddıkın dostluğuna melekler bile gıpta ediyordu&
Havari olmak, ensari olmak, rabbani olmak nedir? Bunun Türkçe karşılığı özetle, dost olmaktır&
İnsanlığın en soylu damarı; dostluk ve vefadır&
Tabii ki; kavli değil kavi dostluklar& Afaki değil, kalbi& Hesabi değil, hasbi olanını kast ediyoruz&
Adlin, emnin, sıdkın adresi olacak dostluklar&
Bizim muhtaç ve mecbur olduğumuz dostluk; bizi ukbaya hazırlayacak, davaya bağlayacak, takvaya taşıyacak dostluktur&
ALLAHın arşının gölgesinde gölgelenmek ancak bu yolla mümkündür&
Birbirimizi sevmedikçe iman etmiş sayılmayacağımıza göre dostluk bir akide meselesidir& İman olayıdır&
Kulluğumuzu sosyalleştirmek için önce dostluk ve kardeşlik diyeceğiz& Fesadın kökünü kurutmak, fitnenin önünü almak velayet ve uhuvvet bağlarını pekiştirmekle mümkündür&
Kafirler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız(birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk olur. (Enfal-73)
Yeryüzünün salahı, beşeriyetin felahı için böylesi bir dostluk iklimine ihtiyaç vardır&
Arzın ıslahını zulmün izalesini, hakkın ikamesini, üstlenen o aziz dostları ALLAH destekliyor:
& Onlar öyle kimselerdir ki, (ALLAH) kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir& (Mücadele-22)
Çürüyen toplumlara yeni bir ruh aşılayacak olanlar, dostluğun gereğini yapabilenlerdir&
Gayet tabii ki, bu dostluğun muhkem ve meşru olması gerekiyor& Sürece, çıkara, kurallara bağlı olmayan kalıcı ve köklü dostluklar inşa etmeliyiz& Ruhumuza sinmiş korku, evham, endişe ve tasaları başka nasıl üstümüzden atabiliriz& Fırtınalı süreçlerde hangi limana sığınacağımız önemlidir& Hangi yüreğe demir atacağımızı şimdiden bilmek durumundayız&
Bu gün bize ekmek gibi, su gibi dost lazım&
Günahtan günaha sürüklendiğimizde bize dur diyecek, dostlar& Elleriyle, dilleriyle, kalpleriyle münkerle aramızda siper olacak olanlardır&
Rotayı şaşırdığımızda pusulamız olacak, kol-kanat gerecek, ruhunun penceresini bize açık tutacak dostluklara muhtacız& İnşirah bulacağımız, itminan olacağımız, teselli ve teskin mercii olan yürekler& Öyle ki onların yokluğunu en büyük yoksulluk bilmeliyiz&
İnsan sıkıntıya düştüğünde alo diyecek bir ses bekler& Kulaklar kapının zilindedir bir dokunan olmayacak mı?
İhtiyaç halinde umutlar depreşir, acaba vefalı bir dost hızır olup yetişmez mi?
Şefkat elini elimizde göreceğimiz& Güvenli kolları ile bizi kucaklayacak& Yaslandığımızda yıkılmayacak, gölgesine sığınabileceğimiz, serinleyebileceğimiz çınar gibi dostlar& En mahrem sırlarımızı vermekte tereddüt yaşamayacağımız& En derin dertlerimizi döküp ferahlayacağımız ortamların özlemi içindeyiz&
Her şeyden önce kesin bir güven olacak, övse de, sövse de bu güven zedelenmeyecek& Bizi yanlış anlamayacak& Zanla hareket etmeyecek& Herkes bizi iterken onlar sinelerini bize açacak& Başkaları bizi yuhalarken, onlar gel dostum diyerek bize doğru koşacak&
Issızlığın, yalnızlığın en ürkütücü anında, gecenin en koyu saatinde ışığımız olacak, nefeslerinin sıcaklığını yüreklerimizde hissedeceğimi güzel dostluklar&
Bizi anlayan, anlamamıza anlam katan& Bize katlanan, bizi taşıyan vefa ve cefa abideleri&
Onlar ne bizi, ne de başkasını satmayanlardır, sömürmeyenlerdir& Hep sahiplenenlerdir&
Biz ağlarken onlar kıskıs gülmezler&
Onlar, gerçekten sırdaştır, gardaştır, yoldaştır&
Fakat, biz dostluğun gereklerini hep başkasından bekleyenlerden olamayız ki! Kendimiz beklentilere ne zaman cevap vereceğiz?
Bize düşen görev; dostluk temennisinde bulunmak değil, dostluk dersi vermekte değildir& İmanımız bize müminlerle dost olmamızı emrediyor& Bizden beklenen örnek dostluklar sunmaktır&
Pazarlıksız, ön yargısız, kuralsız, sınırsız gerçek dostluklar&
Ah nerede eski dostluklar diyerek hayıflanmak yerine, dostluğa hazırlanmak bize düşer&
Ortamlarımızda, kurumlarımızda dostluk meltemleri yürekleri okşamalıdır& Resmiyet, bürokrasi, formalite, protokol dostluklarımızı zedelememeli& Biz her şeyden önce kardeşiz! Bunu nasıl unuturuz? Sınıflaşma, kamplaşma, itişme, didişme& El insaf! Bu ne hâl!
Dostluğu tıkayan kıdem, kariyer, makam, ünvan, statü, sınıf farkını biz aşamaz isek kim aşacak?
Dünyamızın, ufkumuzun, yüreğimizin genişliği dostluk çemberimizin çapından bellidir&
Bizi çokça meşgul eden: Ticari ortaklıklarımız, mesai birlikteliklerimiz, sosyal etkinliklerimiz, kültürel faaliyetlerimiz, müşterek organizasyonlarımız, ekonomik teşebbüslerimiz dost ve kardeşçe mi? Yoksa seküler bir algının, popüler bir kültürün kural ve kabuller mi bizi sürüklüyor?
Şayet bu çalışmalar kardeşlik zemininde hayat bulursa ibadi bir sorumluluk olarak belirecek, uhrevi bir kazanımın hak edişini şimdiden yakalamış olacağız&
Dostlukla damıtılmamış ilişkiler hamdır& Kardeşlikle yoğrulmamış yapılar yavandır&
Yarınlarda keşkenin fayda vermeyeceği dostluklara prim veremeyiz&
Vah yazıklar olsun bana, keşke filanı dost edinmeseydim.
Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden(Kurandan) saptırmış oldu. Şeytanda insanı yapayalnız ve yardımcısız bırakandır. (Furkan-28-29)
Rasulullah (sav) de buyurmuyor mu? Kişi dostunun dini üzeredir.
Defolu dostluklar& Dumura uğramış duyarlılıklar& Kardeşler! Bize dalkavuk değil, dost lazım.
Sırtımıza basıp yükselme hesapları yapan sahte dostlarla, bizi bağrına basacak sahici dostları ayrıştırabilmeliyiz&
Aslında biz dostlarımızı tanırız&
Kim ki, tek kıbleli ise ve bu kıble de Kabe ise o bizim dostumuzdur& Onları alınlarındaki secde izinden tanırız& Kuşandıkları takva örtüsünden biliriz& Üzerlerinde taşıdıkları ALLAHın boyasından seçeriz&
Görüldüklerinde ALLAHın hatırlandığı hayırlı kullardır, onlar&
Onların başları dik, alınları ak, elleri açıktır& İsar sahibidirler& Kendileri ihtiyaç sahibi olsalar da dostlarını kendi nefislerine tercih ederler& Kişisel çıkar ve ihtiraslar karşısında eğilip küçülmezler&
Küfre karşı onurlu, kardeşlerine karşı mütevazidirler&
Bizim dostluklarımızda kriter: İrsiyet, cinsiyet, milliyet, hamiyet, asabiyet, kavmiyet değildir& Eksende menfaat, maslahat hesapları da yoktur& Dostluğun olmazsa olmazı, imandır&
ALLAH rızası aradan kayıp gittiğinde her şey tersyüz oluyor& Bu gün dostluklar neden kalıcı değil? İnsanlar kalabalıklar içerisinde yalnız, çaresiz, kimsesiz& Sesler içinde sağır& Renkler içinde kör& Kendisi ile görebileceği, duyabileceği, hissedebileceği yürekler arıyor& Bu kaygan seküler zeminde dost bulmak, dost kalmak günbe gün zorlaşıyor& Çünkü toplumsal virüsler bünyeyi sardı. İnsanlar bireyselleşiyor, bencilleşiyor, dünyevileşiyor, cimrileşiyor& Liberal rüzgarlar kişilikleri parçalıyor& İlkesiz, ölçüsüz özgürlük alanları toplumsal dokuyu bozuyor& Artık dostluklar birer fantezi& Yüzler maskeli& Güzensiz, doyumsuz, dayanıksız ruhlar dağınık& Bu insanların önce Rableri ile barışmaları lazım& Fıtratları ile buluşmaları gerekiyor& Yalansız bir dünya, riyasız bir yaşam insanlığın ortak ihtiyacı&
Bu gün toplumsal hayat sosyal bir mezarlığa dönmüş durumda& Yorgun-argın işten eve kendilerini atan yığınlar televizyonların karşısında yığılıp kalıyorlar& İnsani temastan, sıcak dostluktan, duyarlılık ve duygudan uzaklaştıkça uzaklaşıyorlar&
Modernizm, teknoloji belki bize çok şey kazandırdı fakat bir o kadarda aldıkları var& Dostlarımızı çaldı& Dünya öncelendikçe, dostluk ucuzladı&
Rekabet dünyası, rant kavgası, riya virüsü ruhları kemiriyor& İnsanlar birbirini rakip görme marazından kurtulup refik olamıyorlar&
Toplum politize oldukça, popülizme kaydıkça dostluk yitimi ivme kazanıyor&
Bu toplumsal tabloyu acı ve hüzünle izleyen her insaf ehli, şunun altını çiziyor:
Şimdi dostlukları ayağa kaldırma vaktidir&
Bizim için, hayat dost kazanma sanatıdır&
Dostsuzluk, insanın en hazin gurbetidir&
Dostluk öldü mü? diye soranlara& Hayır demeliyiz&
Çünkü; biz varız ya!
Ramazan KAYAN