Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
"(Dua)Bü*tün halimiz ve bütün varlığımızla Sonsuz Kudret’e sükûn ve sürür içinde teslim olmamızdır.” Bu yaptığımız tahlillere göre, yüksek sesle, ciğerleri yırtarcasına bangır bangır bağırarak, tumturaklı ve seci’li parlak cümleler halinde yapılan duaların, cemaatı dolandıran bir esnaf zümresinin berbat sanatı olduğunu anlamak güç olmaya*caktır. İstediği kadar saf insanların gözünden yaşlar getirsin, bu sihirbaz hüneri hem de Allah’a karşı bir terbiyesizlik, hatta haya*sızlıktır.

Her hırsı, her emeli Allah’tan istemek şeklinde gösteren bu kurnazca alış veriş tarzı, iç yüzünde zenginin bütün varını kendi eline geçirmek isteyen ve bunun için dilenci kılığına bürünen sah*tekâr harisin kullandığı maharettir. Kendi bağırma ve konuşma hünerini kullanarak zengini yola getirmeye çalışan, kendisinin ses ve söz kabiliyetlerine değindirerek onlarla Allah’a çevrilip halimizi bilmeyen bir ağaya dil döker gibi kendisine acındırmaya çalışan ve zaman zaman tehdit edasını kullanarak zafere doğru gittiğini uman bu bayağı dua tekniğinin hiçbir zaman Allah’a ulaştıramıyacağını ve bu duaların asla kabul olunmayacağını bilelim.

Böylesine bağı*ranlar Allah’ın lutfuna ve hidâyetine kavuşsa, iniltiden öte sesi çıkmayan hastaların ve kendi nefesine sözü geçmeyen gariplerin ve bütün samimi ruhların Allah’tan yardım görmeyeceklerini, yalnız parlak cümleler yapmasını bilen gür sesli sahtekârların İlâhî lutfa uğrayacaklarını kabul etmek lâzım gelir ki, bunu da bir an olsun düşünmek, Allah’ı hiç tanımamakla beraberdir. Hakikatte ise hava*yı parçalamasına boşluğa haykıran kalabalıklardan uzakta, Allah yalnızlarla beraberdir. Aşkın olduğu gibi, duanın da sözü bırakıp kalbe sığınmada bulunduğunu Yahya Kemal ne güzel anlatmış: “Kalbi olanın dili yok, dili olanın kalbi yok.” Samimi ve gerçek dua dudaklarda başlar, kalbe iner, orada Allah’a ulaşır.
...
Duanın belli bir merasim olmadığını söyledik. Tekrarlandıkça o, içsel bir davranış olarak insanın ruh yapısına girer, şahsiyetine karışır, karakterinin bir özelliği olur. Birçoklarının parlak nutuk*lar halinde yaptığı dualarda gerçek duadan eser bulunmadığı gibi, duayı ruhlarına karıştırmış olanlarda o, sürekli bir yaşayış, adeta alışkanlık halini alır. Böyleleri devamlı dua halinde bulunurlar. Onların sözleriyle hareketleri ve bakışları bile dua olur, rahmet ve ümitle dolar. Büyük ruhlar, kendilerinde devamlı dua halini yaşatanlardır. İnsanın en güzel eserleri duanın eserleridir. Kur’an, yeryüzünde duanın en büyük eseridir. Onda bizi Allah’a teslim eden füsun saklıdır.
...
Duaya açılan kalbden daha büyük kapı yoktur. Dua, Allah’la konuşmaktır. Büyük Sonsuz’dan gelecek cevabı bekleyenler, bu kapının eşiğinde bir Ömür beklemekten usanmazlar. Görmeye doyulmayan o, Sevgili’nin sesi, bazen ağaçların seher rüzgârıyla aldığı nefeslerde, bazen bir îshak kuşunun hıçkırıklarında duyulur. Bir akşam havasının sessizliğinde dinlenir. Onun sonsuz bakışını, ıssız gecelerin derinlerinde akıp giden yıldızların ibadetinde tanı*mak kabildir. Allah’a açılan eller halinde gökyüzünü arayan mina*reler, sürekli ibadet ve dua halinde bulunan yıldızlara sanki hayran*dırlar.

Ağaçların bu dua kâinatına doğru atılışları da varlıklarından coşan sevdanın ifadesidir. Onlar da duaya açılacak kapı arıyorlar, onlar da Allah’a yalvarıyorlar. Hepimiz yaşamak için yalvarmaya mecburuz. Bizdeki ümitler yalvarmak istiyorlar. Musset, “Beni teselli et ki, bu akşam ümitlerden ölüyorum. Sabaha kadar yaşamak için yalvarmaya muhtacım.’’ diyordu. Yunus’un şiirleri, miracda yapılan dualardan başka bir şey olmadığı gibi,

“Çıktım semâvâta hâk berser,

İndim semâvât ile beraber.”

diye Makber’den haykıran Hâmit, dua halindeki miracını anlat*maktadır. Bütün sesi ve edâsı dua olan Fuzulî’nin “Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlâre sû” diye haykırışında aynı kalp kapısın*dan sonsuza seslenişler duyuyoruz.

Dua, sözlerin en güzelidir. Nûrdan, sudan ve sevdadan yapıl*mıştır. Her varlığa nüfuz eder, her ümitsiz davranışı değiştirir, her kalbi kurtarır.
...
Dua, bizde bizden öte bir haldir, insanda insanüstü bir dildir. O, en güzel ruhların dilidir./Nurettin Topçu-Var Olmak
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
"(Dua)Bü*tün halimiz ve bütün varlığımızla Sonsuz Kudret’e sükûn ve sürür içinde teslim olmamızdır.” Bu yaptığımız tahlillere göre, yüksek sesle, ciğerleri yırtarcasına bangır bangır bağırarak, tumturaklı ve seci’li parlak cümleler halinde yapılan duaların, cemaatı dolandıran bir esnaf zümresinin berbat sanatı olduğunu anlamak güç olmaya*caktır. İstediği kadar saf insanların gözünden yaşlar getirsin, bu sihirbaz hüneri hem de Allah’a karşı bir terbiyesizlik, hatta haya*sızlıktır.

Her hırsı, her emeli Allah’tan istemek şeklinde gösteren bu kurnazca alış veriş tarzı, iç yüzünde zenginin bütün varını kendi eline geçirmek isteyen ve bunun için dilenci kılığına bürünen sah*tekâr harisin kullandığı maharettir. Kendi bağırma ve konuşma hünerini kullanarak zengini yola getirmeye çalışan, kendisinin ses ve söz kabiliyetlerine değindirerek onlarla Allah’a çevrilip halimizi bilmeyen bir ağaya dil döker gibi kendisine acındırmaya çalışan ve zaman zaman tehdit edasını kullanarak zafere doğru gittiğini uman bu bayağı dua tekniğinin hiçbir zaman Allah’a ulaştıramıyacağını ve bu duaların asla kabul olunmayacağını bilelim.

Böylesine bağı*ranlar Allah’ın lutfuna ve hidâyetine kavuşsa, iniltiden öte sesi çıkmayan hastaların ve kendi nefesine sözü geçmeyen gariplerin ve bütün samimi ruhların Allah’tan yardım görmeyeceklerini, yalnız parlak cümleler yapmasını bilen gür sesli sahtekârların İlâhî lutfa uğrayacaklarını kabul etmek lâzım gelir ki, bunu da bir an olsun düşünmek, Allah’ı hiç tanımamakla beraberdir. Hakikatte ise hava*yı parçalamasına boşluğa haykıran kalabalıklardan uzakta, Allah yalnızlarla beraberdir. Aşkın olduğu gibi, duanın da sözü bırakıp kalbe sığınmada bulunduğunu Yahya Kemal ne güzel anlatmış: “Kalbi olanın dili yok, dili olanın kalbi yok.” Samimi ve gerçek dua dudaklarda başlar, kalbe iner, orada Allah’a ulaşır.
...
Duanın belli bir merasim olmadığını söyledik. Tekrarlandıkça o, içsel bir davranış olarak insanın ruh yapısına girer, şahsiyetine karışır, karakterinin bir özelliği olur. Birçoklarının parlak nutuk*lar halinde yaptığı dualarda gerçek duadan eser bulunmadığı gibi, duayı ruhlarına karıştırmış olanlarda o, sürekli bir yaşayış, adeta alışkanlık halini alır. Böyleleri devamlı dua halinde bulunurlar. Onların sözleriyle hareketleri ve bakışları bile dua olur, rahmet ve ümitle dolar. Büyük ruhlar, kendilerinde devamlı dua halini yaşatanlardır. İnsanın en güzel eserleri duanın eserleridir. Kur’an, yeryüzünde duanın en büyük eseridir. Onda bizi Allah’a teslim eden füsun saklıdır.
...
Duaya açılan kalbden daha büyük kapı yoktur. Dua, Allah’la konuşmaktır. Büyük Sonsuz’dan gelecek cevabı bekleyenler, bu kapının eşiğinde bir Ömür beklemekten usanmazlar. Görmeye doyulmayan o, Sevgili’nin sesi, bazen ağaçların seher rüzgârıyla aldığı nefeslerde, bazen bir îshak kuşunun hıçkırıklarında duyulur. Bir akşam havasının sessizliğinde dinlenir. Onun sonsuz bakışını, ıssız gecelerin derinlerinde akıp giden yıldızların ibadetinde tanı*mak kabildir. Allah’a açılan eller halinde gökyüzünü arayan mina*reler, sürekli ibadet ve dua halinde bulunan yıldızlara sanki hayran*dırlar.

Ağaçların bu dua kâinatına doğru atılışları da varlıklarından coşan sevdanın ifadesidir. Onlar da duaya açılacak kapı arıyorlar, onlar da Allah’a yalvarıyorlar. Hepimiz yaşamak için yalvarmaya mecburuz. Bizdeki ümitler yalvarmak istiyorlar. Musset, “Beni teselli et ki, bu akşam ümitlerden ölüyorum. Sabaha kadar yaşamak için yalvarmaya muhtacım.’’ diyordu. Yunus’un şiirleri, miracda yapılan dualardan başka bir şey olmadığı gibi,

“Çıktım semâvâta hâk berser,

İndim semâvât ile beraber.”

diye Makber’den haykıran Hâmit, dua halindeki miracını anlat*maktadır. Bütün sesi ve edâsı dua olan Fuzulî’nin “Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlâre sû” diye haykırışında aynı kalp kapısın*dan sonsuza seslenişler duyuyoruz.

Dua, sözlerin en güzelidir. Nûrdan, sudan ve sevdadan yapıl*mıştır. Her varlığa nüfuz eder, her ümitsiz davranışı değiştirir, her kalbi kurtarır.
...
Dua, bizde bizden öte bir haldir, insanda insanüstü bir dildir. O, en güzel ruhların dilidir./Nurettin Topçu-Var Olmak
:gul:
 
Üst Alt