İşte bu olumsuz gelişmeleri önlemek amacıyla ilahi dinler, insan şuurunda dini inanç ve duygunun mümkün olduğu kadar canlı, etkili bir halde bulunmasını sağlamanın bazı çarelerini insan için görev haline getirilmiştir. Bu görevler, ibadetlerdir. Özellikle de ibadetlerin özü ve beyni olan duâdır. Bunun yanında bilhassa refah ve rahat ortamlarda insanın Allahı hatırlamasın öngörülmüştür. Böylece, bu inancın kontrolü altında bencil isteklerine kapılmamasını sağlamak hedeflenmiştir.
Duâ ve ibadet, görünüşte, yaratılışı gereği insanın Allaha doğru olan bir yöneliştir. Böyle olmakla birlikte, bir başka boyutu da, Allah ile kul arasındaki, Allahın rahmet ve şefkatinin gereği olan bir ilişkidir. Ve bu ilişkide kesinlikle Allah ile kul arasında bir vasıta söz konusu değildir. O nedenler duâ kulluğun en ileri mertebesi ve ibadetlerin en önemlisidir. Ve kul duâsıyla değer kazanır. İbadet ve duâ kulda Allah bilincini canlı ve sürekli kılar. Bu bilinç sayesinde kul, boyun eğer. Bu küçülme ve saygı, Allahın rahmet ve merhametini, bereketini çeker. Bu nedenle duâ, ibadetin beyni kabul edilmiştir.
Mümin suresi âyet 60:
Rabbiniz buyurmuştur ki: Duâ edin bana, cevap vereyim size. Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.
Furkan suresi âyet 77:
De ki: Duânız yoksa, Rabbim sizi ne yapsın! Yalanladınız; bu yüzden azap kaçınılmaz olacaktır.
Allah kuluna cevap vermek için onun her ne vesilesiyle olursa olsun kendisine başvurmasını istemektedir. Bu vesileler, hayranlık, hamd, şükür olabileceği gibi, ihtiyaç, korkulandan kurtulma ve yapılan hataların bağışlanması isteği de olabilir.
Bakara suresi âyet 152:
Anın beni ki anayım sizi. Şükredin bana, sakın nankörlük etmeyin.
Hud suresi âyet 90:
Rabbinizden af dileyip Ona yönelin. Rabbim Rahîmdir, rahmeti sınırsızdır; Vedûddur, çok sevgilidir.
Zümer suresi âyet 53:
De ki: Ey kendi aleyhine sınırı aşan/aşırı giden kullarım! Allahın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak Gafûr, mutlak Rahîmdir.
Şu kesinlikle bilinmelidir ki, duânın kabulu için ilk adım mutlaka kul tarafından atılmalıdır. Allah ile kul arasındaki ilişki konusunda Peygamber efendimize sorular yöneltilmiştir. Ve bu sorulan sorulara cevap olarak cenabı hak şu âyeti indirmiştir.
Bakara suresi âyet 186:
Kullarım sana benden sorarlarsa ben gerçekten çok yakınım. Duâ edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm. Hadi onlar da bana karşılık versinler, bana inansınlar ki doğruyu ve iyiyi bulabilsinler.
Duâ yalnızca Allaha yapılır:
Kurânı Kerimde duânın sadece Allaha yapılması vurgulanır. Allahtan başkalarına, putlara veya kendilerine kutsallık izafe edilmiş kişi ve meleklere duâ kesinlikle yasaklanır.
Şuara suresi âyet 213:
O halde Allahın yanında bir başka ilaha daha yalvarma. Yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
Kasas suresi âyet 88:
Allahın yanında diğer bir tanrıya daha kulluk etme. İlah yok Ondan başka. Onun yüzü dışında herşey helak olacaktır. Hüküm yalnız Onundur ve Ona döndürüleceksiniz.
Ayrıca Allahtan başkasına duâ edenler kınanmış ve uyarılmışlardır.
Rad suresi âyet 14:
Gerçek duâ yalnız Ona yapılır. Onun dışında yalvarıp davet ettikleri ise onlara hiçbir şekilde cevap veremezler. Onlar, ağzına ulaşsın diye iki avucunu suya doğru açan ama suya ulaşamayan birinden başkasına benzemezler. Küfre sapanların duâ ve davetleri şaşkınlığa dalmaktan başka bir işe yaramaz.
Araf suresi âyet 194, 195:
Allah dışındaki yakardıklarınız sizin gibi kullardır. Eğer iddianızda haklıysanız, hadi çağırın onları da size cevap versinler.
Ayakları mı var onların ki, onlarla yürüsünler; ellerim mi var onların ki onlarla tutsunlar; gözleri mi var onların ki, onlarla görsünler; kulakları mı var onların ki, onlarla işitsinler. De ki: Ortaklarınızı çağırıp bana tuzak kurun. Hadi, göz açtırmayın bana!
Nahl suresi âyet 20:
Allah dışında yakardıklarınız hiçbir şey yaratamazlar; onların kendileri yaratılmaktadır.
Nisa suresi âyet 117:
Allahın dışındakilere duâ edenler sadece dişilere duâ ederler. Ve Onlar inatçı bir şeytandan başkasına çağırıp yakarmıyorlar.
Hacc suresi âyet 12, 13:
Allahı bırakır da kendisine zarar veremeyecek, yarar sağlamayacak şeylere kulluk eder. Dönüşü olmayan sapıklığın ta kendisidir bu.
Zararı, yararından daha yakın olan kişiye yalvarır. Ne kötü bir destekçidir o, ne kötü bir efendidir!
Duânın âdabı:
Duâ yapılırken takınılacak tavır ile ilgili bir çok davranış listesi yazılıp çizilmiştir. Biz burada onları aktarmıyoruz. Biz bu konuda Yüce rabbimizin bize bildirdiklerini ve bunun ilk müslüman ve ilk uygulayıcısı olan Rasülüllah efendimizin uygulayışını aktaracağız.
Nisa suresi âyet 32:
Allahın, bir kısmınıza bir kısmınızdan farklı olarak lütfettiği şeyleri isteyip durmayın. Erkeklere kendi kazandıklarından bir nasip var; kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay var. Allahtan, onun lütfunu isteyin. Allah, her şeyi iyice bilmektedir.
Nisa suresi âyet 134:
Dünya nimeti ve bereketi isteyen bilsin ki, dünya nimeti de ahiret mutluluğu da Allah katındadır. Allah, çok iyi işitir, çok iyi görür.
Araf suresi âyet 29:
Şunu da söyle: Rabbim bana adaleti emretti. Her mescitte yüzlerinizi Ona doğrultun. Dini yalnız Ona özgüleyerek, Ona yalvarın. Tıpkı sizi ilk yarattığı gibi Ona döneceksiniz.
Araf suresi âyet 55, 56:
Rabbinize boyun bükerek, gizlice/ürpererek yakarın. O, haddi aşanları/azmışları sevmez.
Yeryüzünde, orası barışa kavuştuktan sonra bozgun çıkarmayın. Ürpererek ve ümit ederek duâ edin Ona. Hiç kuşkusuz, allahın rahmeti güzel düşünüp güzel iş yapanlara çok yakındır.
Araf suresi âyet 180:
En güzel isimler Allahındır; Ona onlarla duâ edin. Onun isimlerinde ters bir tutum izleyenleri bırakın. Yapıp ettiklerinin cezasını çekeceklerdir.
Araf suresi âyet 205:
Rabbini, kendi içinden yalvarıp ürpererek, bağırtılı olmayan bir sesle sabah-akşam zikret. Sakın gafillerden olma.
Bakara suresi âyet 186:
Kullarım sana benden sorarlarsa ben gerçekten çok yakınım. Duâ edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm. Hadi onlar da bana karşılık versinler, bana inansınlar ki doğruyu ve iyiyi bulabilsinler.
Yusuf suresi âyet 86, 87:
Dedi ki: Ben, içimi doldurup taşan özlemimi, kederimi Allaha arz ederim. Ve Allahın yardımıyla sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim.
Ey oğullarım! Gidin, artık Yusufu ve kardeşini bulmak için dikkat kesilin. Allahın rahmetinden de ümit kesmeyin. Çünkü, Allahın rahmetinden, küfre sapanlar topluluğundan başkası ümit kesmez.
Mümin suresi âyet 60:
Rabbiniz buyurmuştur ki: Duâ edin bana, cevap vereyim size. Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.
Enbiya suresi âyet 90:
Kendisine hemen cevap vermiş, Yahyayı ona hediye etmiş, karısını kendisi için doğurmaya elverişli hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışırlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı. Onlar, bize ürpererek saygı gösterirlerdi.
Sahih Buhari, Kitab-üt Davat, 50. Bab 77 No.lu Hadis:
..... Ebu Musa el-Eşarî RA. Şöyle demiştir:
Bizler Peygamber AS. İle birlikte bir seferde bulunduk. Vadiden yüksek bir yere çıktıkça, yüksek sesle tekbir getiriyorduk. Peygamber:
Ey insanlar! Nefislerinize yumuşak davranın (sesinizi yükseltmeyin)! Çünkü sizler sağırı ve gâibi (uzakta, sizden haberi olmayan birisini) çağırmıyorsunuz. Lakin sizler Semi ve Basîr Allaha duâ ediyorsunuz! buyurdu. ........
Sahih Buharî, Kitab-üt Davât 19. Bab, 33 No.lu Hadis:
...... İbn-i Abbas şöyle demiştir:
..... Duâdan da secili nevini bırak, böylesinden sakın. Çünkü ben Rasülüllahtan ve sahabilerinden secili, kafiyeli duâ ile meşgul olmadıklarını bilmişimdir. Yani onlar bunu değil de ancak secili ve kafiyeli sözlerden çekinmeyi yapıyorlardı.
Görmekteyiz ki, Yüce Rabbimizin âyetleri, ve bu âyetler ile terbiye edilmiş olan Peygamberimizin uygulamaları göz önüne alınınca duânın olması gereken âdâbı şunlar olmaktadır:
Dikkatin dağılmaması, Hudû ve Huşûlu bir niyaz yapılması için gece, seher vakti, ve topluca duâ edilen zaman ve ortamlar dikkate alınmalıdır.
Namaz bahsinde göreceğiniz gibi, duâyı sadece dil ile değil, gönül ve tüm beden dilleriyle de yapmak gerekmektedir.
Duâ yaparken edebiyat yapılmamalıdır. Yapmacık, kafiyeli, secili ifadelerden ve tavırlardan kaçınılmalıdır.
Duâlar, Hudû ve Huşû (mahiyetleri ileride namaz bölümünde açıklandı) ile, umarak, korkarak ve ürpererek yapılmalıdır.
Yapılan duânın kabul edileceğine kesinlikle inanılmalıdır.
Duâ yaparken önce Allahı anıp, hamdedilmeli, sonra da kişisel istekler istenmelidir. (Fatiha örneğinde olduğu gibi.)
Haksız ve yersiz isteklerde bulunulmamalıdır. Kimsenin zararı istenmemelidir. Duâlar, Kurânda yer almış, Allahü Teâlânın tasvip ettiği türden; günahların affı, kötülüklerin defi, ve örtülmesi, canın iman ile ve iyilerle beraber alınması, kıyamet gününde rezil ve rüsvay olmamak, hidâyet, tevbenin kabulü, hayırlı bir nesile sahip olmak, iyi, güzel işler yapabilmek, cehennem azabından korunmak, ilim ve sağlık istemek için olmalıdır.İşin aslını görünce, ısmarlama sözde duâların duâ olmadığını, ve Allaha emirler yağdırırcasına tv. Ve radyolarda, camilerde, değişik merasimlerde yapılan artistik gösterilerin, düzmecelerin de duâ olmadığını anlıyoruz.
Kurân-ı Kerimdeki duâ mahiyetindeki âyetler ön ve arkalarıyla pasaj içerisinde dikkate alındığında geçmiş peygamberler gibi o duâları edenler kendi bulundukları koşullar ve ortama göre niyazda bulunduklarını göreceğiz. O nedenle ısmarlama, basma kalıp, şablon bir çoğu uyduruk, yalan-yanlış duâlar (Ramazan Duâsı, Kenz-ül Arş Duâsı, İsm-i Azam Duâsı, Hacet Duâsı, Karınca Duâsı, Bereket Duâsı, İstihare Duâsı, Nazar Duâsı, Ağrı, sancı vs. duâları gibi) okuyacağımıza, biz de kendi şartlarımıza ve ortamımıza göre, kendimiz niyazda bulunmalıyız. Kesinlikle şablon duâlar okumayalım, kendimiz, kendimizce duâ edelim, yalvaralım.
Bazı sure ve âyetler örnek duâ metinleri mahiyetindedir. Mesela, Fatiha suresi Allahı veciz bir şekilde niteledikten sonra Ona kulluk ve duâdaki ihlası ve insanlığın en çok muhtaç olduğu hidâyeti (doğru yola ulaşma) içten dilemeyi eşsiz bir üslupla ifade eden sözleriyle bütün müslümanların en çok okudukları duâ metni haline gelmiştir. Bakara suresinin 201. âyetinde geçen, Ey Rabbimiz! Bize dünyada da güzellik ver, ahirette de güzellik ver; bizi cehennem azabından koru mealindeki sözler de Fatihadan sonra en çok okunan duâ olmuştur. Kurân-ı Kerimde duâ ile ilgili 200 civarında âyet mevcuttur. Duâ konusu hadislerde de önemli bir yer tutar. Duâ ile ilgili bir çok hadis kitapları oluşturulmuştur. Ayrıca Mesur Duâlar adıyla bir çok örnekler belirlenmiş bunun çokları da kitaplaşmıştır.
Duâ ve ibadet, görünüşte, yaratılışı gereği insanın Allaha doğru olan bir yöneliştir. Böyle olmakla birlikte, bir başka boyutu da, Allah ile kul arasındaki, Allahın rahmet ve şefkatinin gereği olan bir ilişkidir. Ve bu ilişkide kesinlikle Allah ile kul arasında bir vasıta söz konusu değildir. O nedenler duâ kulluğun en ileri mertebesi ve ibadetlerin en önemlisidir. Ve kul duâsıyla değer kazanır. İbadet ve duâ kulda Allah bilincini canlı ve sürekli kılar. Bu bilinç sayesinde kul, boyun eğer. Bu küçülme ve saygı, Allahın rahmet ve merhametini, bereketini çeker. Bu nedenle duâ, ibadetin beyni kabul edilmiştir.
Mümin suresi âyet 60:
Rabbiniz buyurmuştur ki: Duâ edin bana, cevap vereyim size. Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.
Furkan suresi âyet 77:
De ki: Duânız yoksa, Rabbim sizi ne yapsın! Yalanladınız; bu yüzden azap kaçınılmaz olacaktır.
Allah kuluna cevap vermek için onun her ne vesilesiyle olursa olsun kendisine başvurmasını istemektedir. Bu vesileler, hayranlık, hamd, şükür olabileceği gibi, ihtiyaç, korkulandan kurtulma ve yapılan hataların bağışlanması isteği de olabilir.
Bakara suresi âyet 152:
Anın beni ki anayım sizi. Şükredin bana, sakın nankörlük etmeyin.
Hud suresi âyet 90:
Rabbinizden af dileyip Ona yönelin. Rabbim Rahîmdir, rahmeti sınırsızdır; Vedûddur, çok sevgilidir.
Zümer suresi âyet 53:
De ki: Ey kendi aleyhine sınırı aşan/aşırı giden kullarım! Allahın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak Gafûr, mutlak Rahîmdir.
Şu kesinlikle bilinmelidir ki, duânın kabulu için ilk adım mutlaka kul tarafından atılmalıdır. Allah ile kul arasındaki ilişki konusunda Peygamber efendimize sorular yöneltilmiştir. Ve bu sorulan sorulara cevap olarak cenabı hak şu âyeti indirmiştir.
Bakara suresi âyet 186:
Kullarım sana benden sorarlarsa ben gerçekten çok yakınım. Duâ edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm. Hadi onlar da bana karşılık versinler, bana inansınlar ki doğruyu ve iyiyi bulabilsinler.
Duâ yalnızca Allaha yapılır:
Kurânı Kerimde duânın sadece Allaha yapılması vurgulanır. Allahtan başkalarına, putlara veya kendilerine kutsallık izafe edilmiş kişi ve meleklere duâ kesinlikle yasaklanır.
Şuara suresi âyet 213:
O halde Allahın yanında bir başka ilaha daha yalvarma. Yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
Kasas suresi âyet 88:
Allahın yanında diğer bir tanrıya daha kulluk etme. İlah yok Ondan başka. Onun yüzü dışında herşey helak olacaktır. Hüküm yalnız Onundur ve Ona döndürüleceksiniz.
Ayrıca Allahtan başkasına duâ edenler kınanmış ve uyarılmışlardır.
Rad suresi âyet 14:
Gerçek duâ yalnız Ona yapılır. Onun dışında yalvarıp davet ettikleri ise onlara hiçbir şekilde cevap veremezler. Onlar, ağzına ulaşsın diye iki avucunu suya doğru açan ama suya ulaşamayan birinden başkasına benzemezler. Küfre sapanların duâ ve davetleri şaşkınlığa dalmaktan başka bir işe yaramaz.
Araf suresi âyet 194, 195:
Allah dışındaki yakardıklarınız sizin gibi kullardır. Eğer iddianızda haklıysanız, hadi çağırın onları da size cevap versinler.
Ayakları mı var onların ki, onlarla yürüsünler; ellerim mi var onların ki onlarla tutsunlar; gözleri mi var onların ki, onlarla görsünler; kulakları mı var onların ki, onlarla işitsinler. De ki: Ortaklarınızı çağırıp bana tuzak kurun. Hadi, göz açtırmayın bana!
Nahl suresi âyet 20:
Allah dışında yakardıklarınız hiçbir şey yaratamazlar; onların kendileri yaratılmaktadır.
Nisa suresi âyet 117:
Allahın dışındakilere duâ edenler sadece dişilere duâ ederler. Ve Onlar inatçı bir şeytandan başkasına çağırıp yakarmıyorlar.
Hacc suresi âyet 12, 13:
Allahı bırakır da kendisine zarar veremeyecek, yarar sağlamayacak şeylere kulluk eder. Dönüşü olmayan sapıklığın ta kendisidir bu.
Zararı, yararından daha yakın olan kişiye yalvarır. Ne kötü bir destekçidir o, ne kötü bir efendidir!
Duânın âdabı:
Duâ yapılırken takınılacak tavır ile ilgili bir çok davranış listesi yazılıp çizilmiştir. Biz burada onları aktarmıyoruz. Biz bu konuda Yüce rabbimizin bize bildirdiklerini ve bunun ilk müslüman ve ilk uygulayıcısı olan Rasülüllah efendimizin uygulayışını aktaracağız.
Nisa suresi âyet 32:
Allahın, bir kısmınıza bir kısmınızdan farklı olarak lütfettiği şeyleri isteyip durmayın. Erkeklere kendi kazandıklarından bir nasip var; kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay var. Allahtan, onun lütfunu isteyin. Allah, her şeyi iyice bilmektedir.
Nisa suresi âyet 134:
Dünya nimeti ve bereketi isteyen bilsin ki, dünya nimeti de ahiret mutluluğu da Allah katındadır. Allah, çok iyi işitir, çok iyi görür.
Araf suresi âyet 29:
Şunu da söyle: Rabbim bana adaleti emretti. Her mescitte yüzlerinizi Ona doğrultun. Dini yalnız Ona özgüleyerek, Ona yalvarın. Tıpkı sizi ilk yarattığı gibi Ona döneceksiniz.
Araf suresi âyet 55, 56:
Rabbinize boyun bükerek, gizlice/ürpererek yakarın. O, haddi aşanları/azmışları sevmez.
Yeryüzünde, orası barışa kavuştuktan sonra bozgun çıkarmayın. Ürpererek ve ümit ederek duâ edin Ona. Hiç kuşkusuz, allahın rahmeti güzel düşünüp güzel iş yapanlara çok yakındır.
Araf suresi âyet 180:
En güzel isimler Allahındır; Ona onlarla duâ edin. Onun isimlerinde ters bir tutum izleyenleri bırakın. Yapıp ettiklerinin cezasını çekeceklerdir.
Araf suresi âyet 205:
Rabbini, kendi içinden yalvarıp ürpererek, bağırtılı olmayan bir sesle sabah-akşam zikret. Sakın gafillerden olma.
Bakara suresi âyet 186:
Kullarım sana benden sorarlarsa ben gerçekten çok yakınım. Duâ edenin çağrısına, bana çağırıp yakardığı anda cevap veririm. Hadi onlar da bana karşılık versinler, bana inansınlar ki doğruyu ve iyiyi bulabilsinler.
Yusuf suresi âyet 86, 87:
Dedi ki: Ben, içimi doldurup taşan özlemimi, kederimi Allaha arz ederim. Ve Allahın yardımıyla sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim.
Ey oğullarım! Gidin, artık Yusufu ve kardeşini bulmak için dikkat kesilin. Allahın rahmetinden de ümit kesmeyin. Çünkü, Allahın rahmetinden, küfre sapanlar topluluğundan başkası ümit kesmez.
Mümin suresi âyet 60:
Rabbiniz buyurmuştur ki: Duâ edin bana, cevap vereyim size. Kibre saparak bana ibadetten uzaklaşanlar, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.
Enbiya suresi âyet 90:
Kendisine hemen cevap vermiş, Yahyayı ona hediye etmiş, karısını kendisi için doğurmaya elverişli hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışırlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı. Onlar, bize ürpererek saygı gösterirlerdi.
Sahih Buhari, Kitab-üt Davat, 50. Bab 77 No.lu Hadis:
..... Ebu Musa el-Eşarî RA. Şöyle demiştir:
Bizler Peygamber AS. İle birlikte bir seferde bulunduk. Vadiden yüksek bir yere çıktıkça, yüksek sesle tekbir getiriyorduk. Peygamber:
Ey insanlar! Nefislerinize yumuşak davranın (sesinizi yükseltmeyin)! Çünkü sizler sağırı ve gâibi (uzakta, sizden haberi olmayan birisini) çağırmıyorsunuz. Lakin sizler Semi ve Basîr Allaha duâ ediyorsunuz! buyurdu. ........
Sahih Buharî, Kitab-üt Davât 19. Bab, 33 No.lu Hadis:
...... İbn-i Abbas şöyle demiştir:
..... Duâdan da secili nevini bırak, böylesinden sakın. Çünkü ben Rasülüllahtan ve sahabilerinden secili, kafiyeli duâ ile meşgul olmadıklarını bilmişimdir. Yani onlar bunu değil de ancak secili ve kafiyeli sözlerden çekinmeyi yapıyorlardı.
Görmekteyiz ki, Yüce Rabbimizin âyetleri, ve bu âyetler ile terbiye edilmiş olan Peygamberimizin uygulamaları göz önüne alınınca duânın olması gereken âdâbı şunlar olmaktadır:
Dikkatin dağılmaması, Hudû ve Huşûlu bir niyaz yapılması için gece, seher vakti, ve topluca duâ edilen zaman ve ortamlar dikkate alınmalıdır.
Namaz bahsinde göreceğiniz gibi, duâyı sadece dil ile değil, gönül ve tüm beden dilleriyle de yapmak gerekmektedir.
Duâ yaparken edebiyat yapılmamalıdır. Yapmacık, kafiyeli, secili ifadelerden ve tavırlardan kaçınılmalıdır.
Duâlar, Hudû ve Huşû (mahiyetleri ileride namaz bölümünde açıklandı) ile, umarak, korkarak ve ürpererek yapılmalıdır.
Yapılan duânın kabul edileceğine kesinlikle inanılmalıdır.
Duâ yaparken önce Allahı anıp, hamdedilmeli, sonra da kişisel istekler istenmelidir. (Fatiha örneğinde olduğu gibi.)
Haksız ve yersiz isteklerde bulunulmamalıdır. Kimsenin zararı istenmemelidir. Duâlar, Kurânda yer almış, Allahü Teâlânın tasvip ettiği türden; günahların affı, kötülüklerin defi, ve örtülmesi, canın iman ile ve iyilerle beraber alınması, kıyamet gününde rezil ve rüsvay olmamak, hidâyet, tevbenin kabulü, hayırlı bir nesile sahip olmak, iyi, güzel işler yapabilmek, cehennem azabından korunmak, ilim ve sağlık istemek için olmalıdır.İşin aslını görünce, ısmarlama sözde duâların duâ olmadığını, ve Allaha emirler yağdırırcasına tv. Ve radyolarda, camilerde, değişik merasimlerde yapılan artistik gösterilerin, düzmecelerin de duâ olmadığını anlıyoruz.
Kurân-ı Kerimdeki duâ mahiyetindeki âyetler ön ve arkalarıyla pasaj içerisinde dikkate alındığında geçmiş peygamberler gibi o duâları edenler kendi bulundukları koşullar ve ortama göre niyazda bulunduklarını göreceğiz. O nedenle ısmarlama, basma kalıp, şablon bir çoğu uyduruk, yalan-yanlış duâlar (Ramazan Duâsı, Kenz-ül Arş Duâsı, İsm-i Azam Duâsı, Hacet Duâsı, Karınca Duâsı, Bereket Duâsı, İstihare Duâsı, Nazar Duâsı, Ağrı, sancı vs. duâları gibi) okuyacağımıza, biz de kendi şartlarımıza ve ortamımıza göre, kendimiz niyazda bulunmalıyız. Kesinlikle şablon duâlar okumayalım, kendimiz, kendimizce duâ edelim, yalvaralım.
Bazı sure ve âyetler örnek duâ metinleri mahiyetindedir. Mesela, Fatiha suresi Allahı veciz bir şekilde niteledikten sonra Ona kulluk ve duâdaki ihlası ve insanlığın en çok muhtaç olduğu hidâyeti (doğru yola ulaşma) içten dilemeyi eşsiz bir üslupla ifade eden sözleriyle bütün müslümanların en çok okudukları duâ metni haline gelmiştir. Bakara suresinin 201. âyetinde geçen, Ey Rabbimiz! Bize dünyada da güzellik ver, ahirette de güzellik ver; bizi cehennem azabından koru mealindeki sözler de Fatihadan sonra en çok okunan duâ olmuştur. Kurân-ı Kerimde duâ ile ilgili 200 civarında âyet mevcuttur. Duâ konusu hadislerde de önemli bir yer tutar. Duâ ile ilgili bir çok hadis kitapları oluşturulmuştur. Ayrıca Mesur Duâlar adıyla bir çok örnekler belirlenmiş bunun çokları da kitaplaşmıştır.