Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
DUÂLARIN SONUNDA NİÇİN FÂTİHA?


Duâların sonunda Salevât-ı şerîfe ile berâber niçin Fâtiha-i şerîfe okunuyor, acabâ imam Fatiha dediğinde, Fâtiha okumak vâcip midir?

Böyle sualler ile günlük hayatta çok sıkça karşılaşırız.

Duâların ve aşırların sonunda Fâtiha denildiğinde bu, bir tavsiyeden ibârettir. Çünkü böyle yerlerde Fâtiha-i şerîfe okumak aslen vâcip olmayıp müstehaptır. Mükellef üzerine vâcip (farz) olmayan bir husûs hangi ifâde ile söylenilirse söylenilsin vücûp ifâde edici olmaz.

Cenâb-ı Hak Yûnus Sûresi 10. âyetinde meâlen, cennet ehlinin duâlarından haber veriyor.

Doğrusu îmân edip güzel ameller işleyenlere gelince, Rableri onları kendilerini îmânları sebebiyle hidâyete erdirir, naîm cennetlerinde altlarından ırmaklar akar. Orada duâları Sübhânekellâhümme sağlıkları Selâm duâlarının sonu da hakîkat Elhamdülillâhi rabbil-âlemîn dir.( Sure-i Yunus, 9-10)

Dikkat edilirse Cennet ehlinin duâsında üç şey mevcuttur. Birincisi tesbih, ikincisi selâm sonuncusu ise hamd.

Bu âyet-i celîleyi tefsir eden İmâm-ı Kurtubî hazretleri: Duâ eden kimse, duâsını cennet ehlinin yapmış olduğu duâ gibi bitirmesi müstehaptır. Bu sebeple duânın sonunda Saffât sûresinin son üç âyetini, peygamberler üzerine salâtü selâmı ve Fâtiha-i şerîfeyi okumak güzel görülmüştür. (Tefsir-i Kurtubî 8/314)

BEYİT:

Bir kapı bend eder ise bin kapı eyler küşad

Hazret-i Allahdır a efendi Fâtihul-ebvâb

Bend: Bağlama, Küşad: Açmak, Fâtihul-ebvab: Kapıları açan
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
1  FÂTİHA SÛRESİ

Mekkede, risaletin başlangıcında nâzil olmuş olup 7 âyettir. Tam olarak nâzil olan ilk sûredir. Kurân-ı Kerîmin başlangıcı olduğundan bir yeri veya bir şeyi açan, başlatan anlamına Fâtiha adı verilmiştir. Ayrıca yirmi kadar güzel vasfını bildiren başka isimleri de vardır. Mesela: Namazda okunması vacip olduğundan Sûretus-salât, Allah Teâlanın arşının altındaki hazineden indirilip ulvî mânaların hazinesi olduğundan Kenz; başlı başına yeterli olduğundan Vâfiye, Kâfiye; bütün sûrelerin aslı, kökü, tohumu durumunda olduğundan Ümmul-Kitab, el-Esas onun isimleri arasındadır. Bu kutlu ve özlü sûre gerçekten Kurân-ı Kerîmin feyizli ve bereketli bir hülasası ve İslâm ibadetinin esasıdır. Kurân-ı Kerîmin ana gayeleri şunlardır.

1. Tevhid, yani Allahın birliği

2. Nübüvvet

3. Âhiret

4. İbadet ve adaleti de kapsayarak istikamet.

Fâtiha sûresi bu esaslara açıkça delâlet eder.

Bismillâhirrahmânirrahîm

1  Rahmân ve rahîm olan Allahın adıyla [59,22-24]

2  Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allâhadır.

3  O rahmândır, rahîmdir.

4  Din gününün, hesap gününün tek hâkimidir. [24,25; 37,53]

Rabbül-âlemin sıfatı Kurân mesajının evrenselliğini, rahmân ve rahîm sıfatları, Allahın kâinatı şenlendiren geniş rahmetini ilan eder.

Sûrenin başında Bütün övgüler Allahındır şeklinde kapsamlı bir hüküm verildiğinden, âdeta Niçin? diye soran aklı tatmin için, zımnen gerekçe teşkil eden bazı ilahî sıfatlar hatırlatılmaktadır. Övgüler Onundur: Çünkü Rabbül-âlemîndir bütün varlıkları yaratıp büyüten, varlıkta devam ettirendir. Çünkü rahmândır, rahîmdir: Bu mükemmel kâinatı merhametiyle şenlendiren, güneşleri, ayları, topyekün kâinatı bitkilere ve hayvanlara hizmet ettiren, cansızı ve canlısı ile bütün varlıkları da insana hizmet ettiren Odur ve çünkü, hayat sadece dünya hayatından ibaret değildir. Burada ağır bir emanet yüklenerek, Allahın halifesi, vekîli olarak geçici bir süre için görevlendirilen insanın, asıl hayatı ebedî âhiret hayatındadır. İşte Allah âhiretin de tek hükümdarıdır.

5  (Haydi öyleyse deyiniz): Yalnız Sana ibadet eder, yalnız senden medet umarız. [73,9; 6,1; 3,64]

Evreni dikkatle inceleyen her akıl sahibi, böylece aklî delille Rabbine ulaşacağından, sûrenin başından 4. âyete kadar Allahtan O diye bahsederken, bu tefekkürü sonucunda artık âdeta Onu görüyor hale gelip Sen diye hitap etme makamına yükselir:  İbadetim, kulluğum, sevgim yalnız Sanadır Rabbim! der. Diğer taraftan, Allah müminleri toplum halinde, daha doğrusu topluluk halinde huzurunda görmek istediğinden, dünyadaki bütün müminlerle birlikte ibadetini Ona takdim eder, onlardan güç, kuvvet, dua ve mutluluk alır.

Tarih ve coğrafyasıyla bütün bir insanlığı, hatta bütün âlemleri, dünya ve âhireti, ezelden ebede varlığın tamamını kucaklayan bu kutlu Fâtiha, bu sûreyi yücelerden indiren Zatın, bütün âlemleri her tarafıyla aynı anda gören Rabbül-âlemin olduğunun önemli bir delilidir. 5. âyet ile kul, Rabbi ile bir akit yapmaktadır. Allaha ibadet ve teslimiyet gösteren insana O, dünyada yardım ve hidâyeti, âhirette cenneti vermeyi uhdesine alır.

6  Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. [4,69]

7  Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.

Son âyet doğru yolun somut, gerçekleşmiş şeklini gösterir, mümini geniş düz caddede ilerleyen peygamberlerin nuranî kafilesinin peşine yerleştirir. Örnek ihtiyacını tatmin eder. Fâtiha sûresinin okunması tamamlanınca öyle olsun, kabul eyle! mânasına gelen âmin denilmesi sünnettir.

Prof. Dr. Suat Yildirim
 

muzdelife

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
12 Eyl 2005
Mesajlar
387
Aldığı Beğeniler
0
Allah razı olsun paylaşımınız için..ben hiç düşünmemiştim...öğrenmiş oldum..
 
Üst Alt