Dükkan Yandı Ama; Risale-i Nur Yanmamıştı!!!
Nur hizmetinin Bursa'da yerleşmesinde ve gelişmesinde üstün hizmetleri olan Ali Çakmak ağabey, 1925 Kütahya Tavşanlı doğumludur.
Tavşanlı'da leblebi üreticiliği yapan Ali ağabey Bursaya geldiği 1952 yılından sonrada kuruyemişçi olarak esnaflık yaptı.
Mesleğinden dolayı Leblebici Ali diye anılan Nur hizmetkarı ağabeyimiz, ileri yaşına rağmen halen Risale-i Nur hizmetlerini sürdürmekte ve Bursa ve civarında sık sık değişik yerlerde sohbetler yapmaktadır...
Bursa Kapalıçarşıda küçük bir kuruyemişçi dükkanı bulunan Ali çakmak ağabey'in dükkanı adeta Nur merkezi idi.
İstanbul'dan gönderilen Risale-i Nurlar önce buraya gelir sonra gerekli yerlere gönderilirdi. Daha sonra ise çıkan umumi yangında kapalıçarşıdaki tüm dükkanlarla birlikte Ali ağabeyin dükkanıda yanmıştı.
Ancak bu hadise Risale-i Nur'un bir kerametini de ortaya çıkarmıştı.
Yangın hadisesini Ali Ağabeyden dinliyoruz;
" Kapalıçarşıda kuruyemişçi dükkanım vardı. Risaleler önce buraya gelir buradan gerekli yerlere dağıtımı yapılırdı.
Ancak emniyetin baskısı çok artmıştı. Gün boyu dükkanımız önünde bir sivil polis bulunurdu. Dükkana gelen gidenleri takip ederdi. Bu durum hizmetlerde aksamaya sebep oldu.
Daha sonra ise kitapları kuruyemiş çuvalları ile getirip götürmeye başladık. Böylece bizi takip eden polis kitap çuvallarını kuruyemiş çuvalı zannediyordu. Böylece hizmete devam ediyorduk.
Yine bir gün bir çuval yeni baskı risale gelmişti.
Bende herzamanki gibi kuruyemiş çuvallarının arasına koymuştum. Anlaşılmasın diye. Ancak kapalıçarşıda büyük bir yangın çıktı ve hepimiz kaçtık.
Çünkü hertaraf ahşaptı ve hemen yangın yayılmıştı. Kısa sürede bütün çarşı yandı. Yangından sonra yağmalama olayları olunca çarşıyı polis kordonu altına aldılar.
Bende polislerin arasından geçip yanan dükkanıma bakmaya geldim. Herşey yanmıştı. Yine de işe yarar bir şey olurmu diye baktım. Bu sırada kuruyemiş çuvallarının olduğu bölümde yanan çuvalların içinde birisinin çok düzgün durması dikkatimi çekti.
Çuvalın üzerinden külleri temizleyip açtığımda içinde sapasağlam risaleleri gördüm. Yanmamışlardı. Bir an çok heyecanlandım. Bu Risale-i Nurun bir kerametiydi. O an anladımki bizim bu hizmetimiz inayeti ilahiye altındadır. Dikkati çekmesin diye çuvalla birlikte birkaç yanmış eşya alıp polislerin arasından geçip eve götürdüm."
"Yine bir gün açık olarak Üstad hazretlerinin kerameti ile karşılaştım.
Bursa'nın Arabayatağı köyünde birisine daktilo ile teksir edilmiş küçük bir risale vermişler. Adam okuyunca içine bir ateş düşmüş. Vereni tanımıyor.
Araştırıyor.Hiçbir malumat elde edemiyor. İştiyakı iyice artıyor. bu eserleri temin edip okumak arzusuyla yanıp tutuşurken bir gece rüyasında Üstad hazretlerini görüyor.
Üstad ona Tomruk Hanına git kuruyemişçi Ali'den Sözleri al diyor. Sabah namazından sonra heyecandan arabaların çalışmasını beklemeden yolu yaya olarak yürüyerek yanıma geldi. Sürür içinde ağlayarak Sözler mecmuasını aldı gitti. Sözler mecmuası da matbaadan daha yeni gelmişti."
Şerafettin SAĞLAMSOY
