S. Abdulkadir-i Geylanî’den Âb-ı Hayat Kâtreleri
Allah verdirmezse kimse veremez!
Bu dünya bir pazardır; bir saat sonra dağılır; kimse kalmaz. Azıcık karanlık basınca herkes evine döner.
Çalışkan olunuz. Bu çarşıda işe yaramayan şeyleri almayınız. Kimseye yararı dokunmayacak şeyleri satmayınız. Yalnız bugünü değil, yarını da düşününüz. Belki bugün iyi gözükür. Ama yarın ne olur; biraz da onu düşününüz. Asıl ahiret pazarında geçen şeyleri arayınız.
Ey evlat! Aklını başına al. Aceleci olma. Acele ile eline fazla bir şey geçmez. İvedi hareketle sabahı getirmen kolay olmaz. Sabahı beklerken acele etme. Başka şeyle uğraş. İbadet et. O kendiliğinden gelir. Gündüzleri kendine meşgale bul; akşam kendiliğinden gelir; arzu ettiğini bulursun. İzan (anlama yeteneği) sahibi ol. Kullarla iyi geçin. Kullara zulüm etme. Hakkın olmayan şeyi, ellerinden almaya kalkışma. Onlar birer vekildir. Sahipleri onlara; “Ver!” derse onlar verirler.
Emir vaki oluncaya kadar bekle; vermek nasıl olurmuş görürsün. Zorla bir kimsenin malını almanın cezası ağırdır. O cezaya dayanmak kolay değildir.
Vermek elinde iken ver. Verebiliyorsan, vakıaya uygun olarak vermiş olursun. Yani, mevcut emre. Zira emir almadan kimse zerre veremez. Sana da bir şey vermezler. Kimseden bir şey alman kabil olmaz. Ne zerreyi, ne de denizi, deryayı, hiç bir şeyi, ama hiç bir şeyi, alman kolay değildir. Ancak Allah’ın izni ile...
Allah, kalplere ilham verir. O ilham sayesinde gönüllere rikkat (acıma, yumuşaklık) gelir. Sana gerekeni verirler. Akıl bu hikmetleri anlamaktadır. Aklın varsa bunları anla... Yerinde dur. Sağa sola kıpırdama. Yiyecek ve giyecek vakitleri bölünmüş olup Hak Teâlâ’nın katında ve kuvvet elindedir.
Allah’a dayan, Allah’a güven!
Yazık sana, yarın hangi yüzle Allah’ın huzuruna varacaksın? Bu âlemde O’nunla çekişme yoluna gitmektesin. Daima ondan kaçmaktasın. Kullara gitmektesin. Şirk etmektesin. İhtiyaçlarını, senin gibilere arz etmek zilletine düşüyorsun. Darda kalınca, kullara dayanıyorsun. Halka ihtiyaç arz etmek bir belâdır. Allah’a dayan ve çalış. Sen de onlar gibi insansın. Dilencilerin çoğu, yaptığı hata yüzünden o hâle düştüler. Onlardan pek azı dilenmek zorundadır. Dilencilerin az kısmı hatadan salim olarak dilenir. Elin, ayağın, aklın var oldukça dilenmek sana yakışmaz; yaparsan rezil olursun. Gittiğin kapıdan kovarlar.
Bütün varlığını Allah’a teslim et!
Ey evlat! Perişan hâline en uygun şey, bendedir ki söyleyeyim: Hiç kimseden bir şey alma. Kimsenin vergisini bekleme. Anlayamadığını kimse anlatamaz. Göremediğini gösteren yiğit çıkmaz. Bir şeyler vermeğe güçlü olduğunda, hiç kimsenin verdiğini alamazsın. Gücün varsa kendine hizmet ettirme. Kendin yap. İşlerini elinle görmeye bak. Allah yolcuları onunla çalışırlar. Yaratan, onlara acayip işleri her dem gösterir. Lutfunu onlara esirgemeden verir. Onları her kötülükten korur.
Ey evlat! İslâm dinine girmediysen iman sahibi değilsin. İmanı olmayanın ikanı (sağlam bilgisi) yoktur. İkan sahibi olmadan, hak ilimlere ıttılâ (vukufiyet) kazanamazsın. Marifet ehli olamazsın. Bunlar, derece derecedir. Biri bitmeyince öbürü olmaz. Basamağın birincisi olmayınca, ikinciye çıkmak kabil değildir.
İslâm dininin emirlerine boyun eğmeyen, emrin esas sahiplerine teslim olamaz. İslâm ol. Bütün varlığını Allah’a teslim et, şeriatın emirlerini yerine getir. O’nun emirlerine uy. Sen ve başkaları için Hakk’a teslim olmalısın.
Nefsine zulmetme. Başkalarına da zulmetme. Zulüm, dünya ve ahirette insanı bataklığa atar. Zulüm kalbi karartır. Yüzü siyaha çevirir. Amel defterinin beyazlığını giderir. Zulüm yolunu bırak. Zalime yardım etme.
Zalimleri ve yardakçılarını cehenneme atınız!
Bu hususta Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in şöyle bir hadis-i şerifi vardır: “Kıyamet günü olduğunda şu ses işitilir: ‘Nerede zalimler? Onların yardımcılarına ne oldu? Onlara yataklık edenler nasıl? Az da olsa onlara hoş bakanlar hani? Hepsini toplayınız, bir tabut içinde cehenneme atınız!”
Halkı bırak. Zalim ve mazlum olmamaya gayret et. Dayanabilirsen mazlum ol. Sakın zalim olma. Kimsenin hakkı sende kalmasın. Kalırsa seninki kalsın. Kimseye kahretme; sana yapılsın, korkma, Allah mazlumlara yardım eder. Hele kullardan yardım eden çıkmazsa!
Sabır, yardımı çağırır; insanı yükseltir. İnsanı aziz kılar.
Hakk’la aranıza duran vasıtaları atınız. Vasıtalara dalmak bir hevestir. Şahı, sultanı, zenginliği ve azizliği bırakınız. Bu sıfatların hepsi Hakk’a aittir.
Allah’ım. Seninle sabır istiyoruz. Bize, takva ver. Yeterlik ihsan eyle. Her şeyi atıp Seninle olmayı nasip eyle. Aramızdaki perdeyi kaldır. (Âmin)
GÜLİSTAN
Allah verdirmezse kimse veremez!
Bu dünya bir pazardır; bir saat sonra dağılır; kimse kalmaz. Azıcık karanlık basınca herkes evine döner.
Çalışkan olunuz. Bu çarşıda işe yaramayan şeyleri almayınız. Kimseye yararı dokunmayacak şeyleri satmayınız. Yalnız bugünü değil, yarını da düşününüz. Belki bugün iyi gözükür. Ama yarın ne olur; biraz da onu düşününüz. Asıl ahiret pazarında geçen şeyleri arayınız.
Ey evlat! Aklını başına al. Aceleci olma. Acele ile eline fazla bir şey geçmez. İvedi hareketle sabahı getirmen kolay olmaz. Sabahı beklerken acele etme. Başka şeyle uğraş. İbadet et. O kendiliğinden gelir. Gündüzleri kendine meşgale bul; akşam kendiliğinden gelir; arzu ettiğini bulursun. İzan (anlama yeteneği) sahibi ol. Kullarla iyi geçin. Kullara zulüm etme. Hakkın olmayan şeyi, ellerinden almaya kalkışma. Onlar birer vekildir. Sahipleri onlara; “Ver!” derse onlar verirler.
Emir vaki oluncaya kadar bekle; vermek nasıl olurmuş görürsün. Zorla bir kimsenin malını almanın cezası ağırdır. O cezaya dayanmak kolay değildir.
Vermek elinde iken ver. Verebiliyorsan, vakıaya uygun olarak vermiş olursun. Yani, mevcut emre. Zira emir almadan kimse zerre veremez. Sana da bir şey vermezler. Kimseden bir şey alman kabil olmaz. Ne zerreyi, ne de denizi, deryayı, hiç bir şeyi, ama hiç bir şeyi, alman kolay değildir. Ancak Allah’ın izni ile...
Allah, kalplere ilham verir. O ilham sayesinde gönüllere rikkat (acıma, yumuşaklık) gelir. Sana gerekeni verirler. Akıl bu hikmetleri anlamaktadır. Aklın varsa bunları anla... Yerinde dur. Sağa sola kıpırdama. Yiyecek ve giyecek vakitleri bölünmüş olup Hak Teâlâ’nın katında ve kuvvet elindedir.
Allah’a dayan, Allah’a güven!
Yazık sana, yarın hangi yüzle Allah’ın huzuruna varacaksın? Bu âlemde O’nunla çekişme yoluna gitmektesin. Daima ondan kaçmaktasın. Kullara gitmektesin. Şirk etmektesin. İhtiyaçlarını, senin gibilere arz etmek zilletine düşüyorsun. Darda kalınca, kullara dayanıyorsun. Halka ihtiyaç arz etmek bir belâdır. Allah’a dayan ve çalış. Sen de onlar gibi insansın. Dilencilerin çoğu, yaptığı hata yüzünden o hâle düştüler. Onlardan pek azı dilenmek zorundadır. Dilencilerin az kısmı hatadan salim olarak dilenir. Elin, ayağın, aklın var oldukça dilenmek sana yakışmaz; yaparsan rezil olursun. Gittiğin kapıdan kovarlar.
Bütün varlığını Allah’a teslim et!
Ey evlat! Perişan hâline en uygun şey, bendedir ki söyleyeyim: Hiç kimseden bir şey alma. Kimsenin vergisini bekleme. Anlayamadığını kimse anlatamaz. Göremediğini gösteren yiğit çıkmaz. Bir şeyler vermeğe güçlü olduğunda, hiç kimsenin verdiğini alamazsın. Gücün varsa kendine hizmet ettirme. Kendin yap. İşlerini elinle görmeye bak. Allah yolcuları onunla çalışırlar. Yaratan, onlara acayip işleri her dem gösterir. Lutfunu onlara esirgemeden verir. Onları her kötülükten korur.
Ey evlat! İslâm dinine girmediysen iman sahibi değilsin. İmanı olmayanın ikanı (sağlam bilgisi) yoktur. İkan sahibi olmadan, hak ilimlere ıttılâ (vukufiyet) kazanamazsın. Marifet ehli olamazsın. Bunlar, derece derecedir. Biri bitmeyince öbürü olmaz. Basamağın birincisi olmayınca, ikinciye çıkmak kabil değildir.
İslâm dininin emirlerine boyun eğmeyen, emrin esas sahiplerine teslim olamaz. İslâm ol. Bütün varlığını Allah’a teslim et, şeriatın emirlerini yerine getir. O’nun emirlerine uy. Sen ve başkaları için Hakk’a teslim olmalısın.
Nefsine zulmetme. Başkalarına da zulmetme. Zulüm, dünya ve ahirette insanı bataklığa atar. Zulüm kalbi karartır. Yüzü siyaha çevirir. Amel defterinin beyazlığını giderir. Zulüm yolunu bırak. Zalime yardım etme.
Zalimleri ve yardakçılarını cehenneme atınız!
Bu hususta Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’in şöyle bir hadis-i şerifi vardır: “Kıyamet günü olduğunda şu ses işitilir: ‘Nerede zalimler? Onların yardımcılarına ne oldu? Onlara yataklık edenler nasıl? Az da olsa onlara hoş bakanlar hani? Hepsini toplayınız, bir tabut içinde cehenneme atınız!”
Halkı bırak. Zalim ve mazlum olmamaya gayret et. Dayanabilirsen mazlum ol. Sakın zalim olma. Kimsenin hakkı sende kalmasın. Kalırsa seninki kalsın. Kimseye kahretme; sana yapılsın, korkma, Allah mazlumlara yardım eder. Hele kullardan yardım eden çıkmazsa!
Sabır, yardımı çağırır; insanı yükseltir. İnsanı aziz kılar.
Hakk’la aranıza duran vasıtaları atınız. Vasıtalara dalmak bir hevestir. Şahı, sultanı, zenginliği ve azizliği bırakınız. Bu sıfatların hepsi Hakk’a aittir.
Allah’ım. Seninle sabır istiyoruz. Bize, takva ver. Yeterlik ihsan eyle. Her şeyi atıp Seninle olmayı nasip eyle. Aramızdaki perdeyi kaldır. (Âmin)
GÜLİSTAN
Son düzenleme: