Mü’min şuurlu olmalıdır. Kalbi dünyaya meylettiği zaman, bunu hissetmeli ve bu hastalığını tedavi edebilmenin çarelerine sarılmalıdır.
Ebu’d Derda (radıyallahu anh)’dan rivayetle Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Elinizden geldikçe kendinizi dünya işlerine fazla kaptırmayınız. Biraz da ibadet için vakit ayırınız. Zira kimin gailesi sırf dünya olursa, Allah işlerini dağıtır. Fakirliği iki gözünün arasına getirir. Hep fakir olduğunu sanır. Kimin de gailesi daha çok ahiret olursa, Allah işlerini toparlar, huzurunu arttırır. Zenginliği kalbine yerleştirir. Gönül zenginliğinde huzur bulur.” (Taberani, Beyhaki)
Diğer bir rivayette ise Enes bin Malik (radıyallahu anh)’dan rivayetle Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Kimin arzu ve gailesi ahiret olursa, Allah zenginlik duygusunu kalbine yerleştirir. İşlerini toparlar. Onu huzura kavuşturur, istemese de ümit etmediği yerlerden dünya servetine kavuşur. Kim de hep dünya için çalışırsa Allah fakirliği gözlerinin önüne getirir. Fakirlik duygusundan kurtulamaz, işlerini dağıtır. Dünyadan da ancak hakkında takdir olunanı elde eder.” (Taberani)
Hasan-ı Basri (kuddise sirruhu) diyor ki: “Ben bazı evliyaları gördüm ki, onlar dünya kendilerine ikbal ettiği (geldiği) zaman sevinmiyorlardı. Dünya kendilerine sırt çevirdiği zaman ise üzülmüyorlardı. Dünyanın altın ve gümüşü onlara göre toprak gibiydi.”
Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede, dünyanın ve dünyadan yüz çevirenlerin halini şöyle beyan eder; “Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşlere, besili atlara, hayvanlara ve ekinlere karşı duyulan aşırı istek, insanlara süslü gösterildi. Oysa bunlar sadece dünya hayatının geçici malıdır. Varılacak güzel yer ise Allah’ın katındadır. De ki: ‘Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’tan korkanlar için Rableri katında, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını çok iyi görür.” (Âl-i İmran; 14-15)
Onun için kalbi dünyaya meyleden insan: “Bu dünya çöplüktür. Bu çöplük için Allah-u Zülcelâl’in rızasını ve cenneti nasıl terk edebilirim?” diye kendi kendine hitapta bulunarak, azarlayarak, kalbindeki dünya muhabbetini söküp atmalıdır.
Vakkasoğlu Said (radıyallahu anh)’dan rivayetle Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Zikrin hayırlısı hafi (gizli) olanıdır. Rızkın ve malın da hayırlısı yeteri kadar olanıdır.” (İbn Hıbban, Beyhaki)
Ebu’d Derda (radıyallahu anh)’dan rivayetle Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Elinizden geldikçe kendinizi dünya işlerine fazla kaptırmayınız. Biraz da ibadet için vakit ayırınız. Zira kimin gailesi sırf dünya olursa, Allah işlerini dağıtır. Fakirliği iki gözünün arasına getirir. Hep fakir olduğunu sanır. Kimin de gailesi daha çok ahiret olursa, Allah işlerini toparlar, huzurunu arttırır. Zenginliği kalbine yerleştirir. Gönül zenginliğinde huzur bulur.” (Taberani, Beyhaki)
Diğer bir rivayette ise Enes bin Malik (radıyallahu anh)’dan rivayetle Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Kimin arzu ve gailesi ahiret olursa, Allah zenginlik duygusunu kalbine yerleştirir. İşlerini toparlar. Onu huzura kavuşturur, istemese de ümit etmediği yerlerden dünya servetine kavuşur. Kim de hep dünya için çalışırsa Allah fakirliği gözlerinin önüne getirir. Fakirlik duygusundan kurtulamaz, işlerini dağıtır. Dünyadan da ancak hakkında takdir olunanı elde eder.” (Taberani)
Hasan-ı Basri (kuddise sirruhu) diyor ki: “Ben bazı evliyaları gördüm ki, onlar dünya kendilerine ikbal ettiği (geldiği) zaman sevinmiyorlardı. Dünya kendilerine sırt çevirdiği zaman ise üzülmüyorlardı. Dünyanın altın ve gümüşü onlara göre toprak gibiydi.”
Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede, dünyanın ve dünyadan yüz çevirenlerin halini şöyle beyan eder; “Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşlere, besili atlara, hayvanlara ve ekinlere karşı duyulan aşırı istek, insanlara süslü gösterildi. Oysa bunlar sadece dünya hayatının geçici malıdır. Varılacak güzel yer ise Allah’ın katındadır. De ki: ‘Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’tan korkanlar için Rableri katında, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını çok iyi görür.” (Âl-i İmran; 14-15)
Onun için kalbi dünyaya meyleden insan: “Bu dünya çöplüktür. Bu çöplük için Allah-u Zülcelâl’in rızasını ve cenneti nasıl terk edebilirim?” diye kendi kendine hitapta bulunarak, azarlayarak, kalbindeki dünya muhabbetini söküp atmalıdır.
Vakkasoğlu Said (radıyallahu anh)’dan rivayetle Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Zikrin hayırlısı hafi (gizli) olanıdır. Rızkın ve malın da hayırlısı yeteri kadar olanıdır.” (İbn Hıbban, Beyhaki)
Son düzenleme: