Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

alperen98

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
253
Aldığı Beğeniler
1
DÜNYADA BERZAH: YALNIZLIK

Evde tek başına... Nefsim ve Rabbimden başka kimsenin varlı ını hissetmiyorum. Ne sokakları panayıra çeviren çocuk sesi, ne de a aç dallarını piyanonun tuşların gibi kullanan rüzgar ve kuşlar... Sanki geceyi ,güneşin geçici ayrılı ı de il de yalnızlı ın kapkara kasveti karartmış.

Yüzlerce tv kanalı, binlerde internet sitesi ve ço u geyik muhabbetinde onlarca chatçi de bu yalnızlı ı gidermede işe yaramıyor. Telefonun öbür ucundan gelen mekanik bir sesin de merakları gidermekten öte gördü ü bir işlev yok. Dünyanın her yerine parmaklarımın altındaki tuşlarla ulaşabilirim ama bu, bahsetti im yalnızlıktan kurtulmaya yetmiyor.

Sanırım öldükten sonra kabirde de aynı duyguları hissedece iz. Ölümden sonra yeniden dirilece imiz haşre dek geçecek sürenin adı olan berzah aleminde e er bilincimiz açık olacaksa dünyadaki yalnızlıkla benzeşen önemli iki yönü olacak: Paylaşamamak ve fark edilememek. Anı,imkanı, duygu ve düşüncelerini paylaşabilece in üçüncü bir kişi yok ve kimse seni fark etmiyor. Yalnızsın hem de yapayalnız. Küçük çocuklar,yalnızlı ın ölüme benzeyen yönünü içlerinde hissettiklerinden midir nedir yalnızlıktan çok korkarlar ve birkaç dakikalık yalnızlı a bile dayanamayıp a larlar.

Yalnızlık ölümden bir parça ise e er yalnız geçen günleri yaşanmamış saymak gerek. Çünkü yalnızken ölü gibisin, sanki yüzyıllar önce ölmüş biri gibi sen onların farkında olsan bile dünya senin farkında de il. Bir avantajımız ve farkımız var ölüden: Bu yalnızlı a son verme imkanı: Ne var ki zaten mevcut imkanların yalnızlı ı do urmuş olmasıdır trajedinin başlıca sebebi.

Beni sosyal bir varlık olarak yaratan Rab, sosyal çevrede yaşamımı sürdürebilece im bir kabiliyette yaratmış. Yalnızlı ı da yaratmış ama sadece kendisi için. Allaha ait şeyleri paylaşmaya çalışmak dince şirk sayılan bir eylem de ilse e er büyük bir yüktür. Tıpkı yalnızlık gibi.

Yapayalnız bir evde, kabirden farklı olarak su,yiyecek, ışık,kapı ve pencere olmasına ra men kabire benzeyen bir yön bulunabiliyorsa bu insanın hayatımızdaki vazgeçilmez yerinin bıraktı ı boşlu un vahametini gösterir. Kapı var ama açan yok. Pencereden umut ışıkları çok cılız giriyor. Başkasının talip olmadı ı ve kullanmadı ı ev eşyaları sanki senin de de il. Ve orada sadece sen varsın tıpkı mezardaki ölü gibi: Bir de hissedebiliyorsan bütün bunları yaratan Rabbin.

Yanımızdayken yok saydı ımız de erlerimizi, yokken hayalimizde yaşatmak pek de dürüst bir tutum gibi gelmiyor bana. Hemen yanımızdakinden esirgedi imiz bir güler yüz, bir çift tatlı sözle aslında kendimizi ademe mahkum ederiz. Kalbini kırarak,onurunu zedeleyerek ve umudunu tüketerek yok etti imiz insanlarla birlikte biz de yok olur gideriz. Hemen yanındakini fark etmeyeni uzaktakiler hiç fark etmez. Fark edilmeyenin de de eri her ne olursa olsun hiç yoktan ne farkı vardır ki?

Bir arada yaşayıp da bir birini fark edemeyenler ve paylaşamayanlar kalabalık içinde yalnızlı ı hatta mecazi ölümü yaşıyorlar. Kimine kızgın, kimine dargın. Kimini ise hiç gözü tutmamış. Bazılarını hiç sevmiyor. Ço unu da zaten tanımıyor. Tanıdı ve sevdi i birkaç kişi ise orada yoklar. İşte yalnızlı ın bir ölüm gibi çepe çevre kuşattı ı an. Hakiki yalnızlıkta ise hayatı ölümden, kalbin düzenli atışı ve bu atışla birlikte çıkan fakat kulak verildi inde duyulabilen kalbin sesi ayırıyor.

İyi bir yaşantı sonucu iyi bir ölümle dünyamızı de iştirebilmişsek,kolayca verece imiz bir hesaptan sonra elde edece imiz büyük mükafatı sabırsızlıkla bekleyebiliriz. Ahirette durumumuzun ne olaca ı aşa ı yukarı belli olacak çünkü. Sorun yok,sorumluluk yok, bitmez tükenmez ihtiyaçlarımız ve isteklerimiz yok. Belki cennet özleminden dünyadaki sevdiklerimizi de fazlaca özlemeyece iz. Özlesek de bir an evvel ölerek bize katılmalarını dileyece iz.

Yaşantımız ve ölümümüz kötü olduysa e er hiç bitmesini istemeyece imiz korku ve endişelerle baş başa kalaca ız. Geriye dönemiyoruz. İleriye de gitmeyi biz istemiyoruz. Kapandaki av gibi aciz ve çaresiz.

-Ya Rabbi! Ne olur bir şans daha,

-Geçti o günler, sen hakkını kullandın,

-Ey dostlar! Benim durumum iyi de il,ben ettim bari siz etmeyin.

-Boşuna ba ırıyorsun. Onlar seni duymadıklarından durumunun da iyi oldu unu sanıyorlar.

Bu durumu beterin beteri deyimi de yeterince izah edemez sanırım. Başlı başına bir işkence. Mehkeme-i kübrada hesap görülmeden önce ceza olur mu? diye soruyor bazıları. Bence de haklı bir soru fakat kabirde bilinç varsa e er olmadı ını ispat eden yok/kabirde de ilse bile berzah aleminin yaşandı ı yerde- kötünün hissettikleri azap de ilse nedir?

Öyle yada böyle şu anda hayatta olan bizler, kaçınılmaz sona do ru ister istemez ilerken, hayatımızın saati gibi çalışan kalbimiz belli aralıklarla sorumluluklarımızın alarmını veriyor da bir ço umuz duymuyoruz. Yerine getirilmeyen ve ya ertelenen sorumluluklar katmerleşmiş sorunlar olarak yolumuzu kesiyor bazen. İhtiyaçlarımızın telaşı ve isteklerimizin ihtirası bizi bize unutturuyor. Yalnızlık, isteklerimiz u runa terk etti imiz dostlukların bir cezası olarak müptela oluyor başımıza.

Şu anda içine düştü üm yalnızlık duygusunun bana bunları düşündürmesi sebebiyle ben bunları yazıyorum. 10.12.2002 Salı 21.31 itibarı ile sa oldu umu biliyorum ve yaşadı ımın farkındayım. Bir de beni gerçekten sevenlerin beni fark etti ini zannediyorum. Hayat ile ölüm arasındaki o ince çizginin şimdilik benden yana olan kısmındayım. Kişisel takvimimin son yapra ı da düştü ünde ben bana ait olan yerde olaca ım. Naçiz bedenim toprakta, ruhum berzah denilen yerde hak etti i manzaranın seyri ile meşgul olacak. Bu güne kadar hiç birimiz, öbür alemden haber alamadı ımızdan yaptı ımız benzetmemeler,karşılaştırmalar tek taraflı bir tahminden öte gidemeyecek. Kesin olan şu ki hayatımız, dönüşü olmayan tek yönlü bir güzergahta seyrini sürdürüyor ve öbür aleme kıyasla burası bir rüya gibi.

Hayatın ölümden yüzlerce de işik farkına ra men, farkında olunmama ve paylaşamama gibi iki önemli hayati ortak payda, ölmeden önce ölmüş hissini yaşatıyor insana. Bunun sonucu olarak da paylaşmanın ve farkında olmanın( bilinç) hayati ve insani de erini idrak ediyoruz. Kiminle her neyi paylaşmamız mümkünse o şeyi paylaştı ımızda hayatımızın da bir de er kazandı ını anlıyor ve seviniyoruz.

O halde anı,mekanı ve ilahi nimetleri paylaşarak farkındalı ımızı gönüllerin işbirli ine dönüştürerek hayatımıza can ve renk katalım.

Ölmeden ölenleri severek ve paylaşarak diriltelim

Nice canlılar var ki varlıkları ile yoklukları bir de er ifade etmiyor.

Nice ölüler var ki fikir ve eserleriyle yıllarca hayatımıza hükmediyor.

Asır denilen yüz yıllık bir zaman bilimi bir ço u için başlamış ve çoktan bitmiş bir süreyi gösterirken, etkisi bin yıla yayılmış düşünce,olay ve kişiler insanlı ın ve tarihin kaderini yönlendirme istidadı gösteriyor. Bin yıl sonra esamem okunmayacaksa, şu anki yaşamımın beşeri bir de erinden söz edilemez. Yani ha olmuşum ha olmamışım. Bin yıl sonra esamem okunacaksa o zaman da ölmemin tıbbi bir hükümden öte bir önemi yok. Ha ölmüşüm ha ölmemişim.

Allah açısından mevcudiyetimizin sa lı ı ile bitkisel ölümü arasında ontolojik açıdan bir farkı yoktur. Sa olmak ve yaşamak elbette bizim ve bizi sevenler için önemlidir. Varlı ımızdan salih amel nevinden yeni varlıklar neşet etmişse e er hayatımız hem insanlar arasında hem de Rab nezdinde ölümsüzlük kazanacaktır. Öte yandan sıradan birinin etinin topra a karışmasının, de erlendirilmeyen bir otun topra a karışmasından ne farkı olabilir?

Paylaşmak ve farkında olunmak. İşte hayat iksiri. Ne var ki elimizde paylaşılmaya de er eserlerimizin, kalbimizde paylaşıldıkça ço alan sevgimizin ve beynimizde paylaşılabilen düşüncelerimizin de olması gerekir. Haddi zatında ölmeden ölenler, yalnızlı ı berzaha girmiş bir ölü gibi yaşayanlar, elinde paylaşılmaya de er hiçbir şey bulunmayanlardır. Fark etmeye fark etmeye, fark edilemeyenlerden olmuşsanız kimseyi suçlamaya hakkınızın olmadı ını da bilmeniz gerekir. Farkındalı ı insanlara ceza gibi gelenler de kendilerini unutturarak insanlı a bir kez olsun bir iyilik yapabilirler.

Ölümle bu kadar benzeşen ve onunla birlikte anılan bir olgu olan yalnızlı a karşı bireyler ölmez tedbirler olmak zorundadırlar. Zira yalnızlı ın öldürücü bir etkisi vardır. Onun bizi yok etmesine fırsat vermeden bizim onu yok etmemiz gerekiyor.

Elveda yalnızlık, merhaba hayatın vazgeçilmez iksiri.
 
H

hayrunisa

Guest
Hemen yanımızdakinden esirgedi imiz bir güler yüz, bir çift tatlı sözle aslında kendimizi ademe mahkum ederiz. Kalbini kırarak,onurunu zedeleyerek ve umudunu tüketerek yok etti imiz insanlarla birlikte biz de yok olur gideriz. Hemen yanındakini fark etmeyeni uzaktakiler hiç fark etmez. Fark edilmeyenin de de eri her ne olursa olsun hiç yoktan ne farkı vardır ki?
 
Üst Alt